Bugün 24 Ekim 2018 Çarşamba
  • Antalya18 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    228,843
    %0.81
  • Dolar
    5,7332
    %0.93
  • Euro
    6,5830
    %1.04
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“1 Mayıs’ın anlamı çok büyük”
30 Nisan 2018 Pazartesi 18:08

“1 Mayıs’ın anlamı çok büyük”

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle bir açıklama yapan Türk Eğitim Sen Antalya 1 Nolu Şube Başkanı Oğuz Öztürk, “Çalışanın hakkını alması için verdiğimiz mücadelede, sesimizin daha gür çıkması, sorunlarımızın gündeme getirilmesi ve çözüm yollarının b

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle bir açıklama yapan Türk Eğitim Sen Antalya 1 Nolu Şube Başkanı Oğuz Öztürk, “Çalışanın hakkını alması için verdiğimiz mücadelede, sesimizin daha gür çıkması, sorunlarımızın gündeme getirilmesi ve çözüm yollarının bulunması konusunda 1 Mayıs’ın bizler için taşıdığı anlam ve değer son derece büyüktür” dedi.

 

Türk Eğitim Sen Antalya 1 Nolu Şube Başkanı Oğuz Öztürk, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle açıklama yaptı. 1 Mayıs’ın önemine dikkat çeken Öztürk, “1 Mayıs, haksızlıklara dur diyebilenlerin bir araya geldiği gün olması nedeniyle, mücadelemizi güçlendirmekte, bizlere umut aşılamaktadır” ifadelerini kullandı.

“ÇALIŞANLAR HAK ETTİĞİ SAYGIYI GÖRMELİ”

Çalışanların hak ettiği saygıyı görmesinin gerekliliğine inandıklarını vurgulayan Öztürk, “Türk Eğitim-Sen ailesi olarak bizler, hak aramanın, haksızlığa karşı mücadele etmenin, ekmek kavgasının kutsallığına inanırız. Helal kazanç sağlarken hayatını kaybedenlerin şehitlik mertebesinde değerlendirilmesi de emeğin mübarek bir değer olduğunu ortaya koyar. Bu nedenle, alın terini akıtıp, evine ekmek götürme telaşında olan çalışanlarımızın, hak ettiği saygıyı görmesi ve emeğinin karşılığını alması da bir gerekliliktir. Çalışanın hakkını alması için verdiğimiz mücadelede, sesimizin daha gür çıkması, sorunlarımızın gündeme getirilmesi ve çözüm yollarının bulunması konusunda 1 Mayıs’ın bizler için taşıdığı anlam ve değer son derece büyüktür” diye konuştu.

 “EMEĞİNDEN BAŞKA SERMAYESİ OLMAYAN ÇALIŞANIN SESİNİ YÜKSELTTİĞİ GÜN”

“1 Mayıs’ın emeğinden başka sermayesi olmayan çalışanın,  haksızlıklar karşısında seslerini yükselttiği ve güç birliği yaptığı gün olması gerektiğine inanıyoruz” diyen Öztürk, “Mal veya hizmet üretiminde ortaya çıkan toplam gelirden, herkesin adil miktarda pay alamaması, paylaşım sırasında belli grup ya da kişilerin kollanması, gelir dağılımının bozulmasına, haksızlığa ve yersiz zenginleşmeye neden olmaktadır. Haksız kazanç ve yersiz zenginleşmenin sonucunda; açlık ve yoksulluk tehlikesiyle baş başa kalan ve emeğinin karşılığında geçimini sağlamakta güçlük çeken bir toplum ortaya çıkar. Hiç birimiz çalıştığı, çabaladığı halde yoksul olmak istemeyiz. Kimsenin emeğinin sömürülmesine göz yumamayız. Bu noktada ortak çıkarlarımızı korumak için bir araya gelerek, güç birliği yapmamız zorunlu hale gelir. Biz; sendikacılığı maaş pazarlığından çok, haksızlığa karşı verilen mücadelenin bir aracı olarak görürüz. Bu nedenledir ki 1 Mayıs’ın; emeğinden başka sermayesi olmayan çalışan, işsiz, yoksul, esnaf ve ev hanımlarının bir araya gelerek, haksızlıklar karşısında seslerini yükselttiği ve güç birliği yaptığı gün olması gerektiğine inanırız” ifadelerini kullandı.

“SORUNLAR HER GEÇEN GÜN BÜYÜYOR”

Yoksul kesimlerin sorunlarının her geçen gün büyüdüğüne dikkat çeken Öztürk, şunları söyledi:

“Bilindiği gibi son yıllarda artan işsizlik ve gelir dağılımı adaletsizliği nedeniyle, vatandaşlarımız son derece güç şartlar altında yaşam mücadelesi veriyorlar. Özellikle 2001 yılından sonra ülkemizin ekonomik olarak son derece yüksek bir hızla büyüdüğü iddia edilse de; gelir dağılımda adalet sağlanamadığı için, ekonomik büyümenin kaymağını belli bir kesim yemekte, çalışan ve yoksul kesimin sorunları derinleşmektedir. Uygulanmakta olan sosyal ve ekonomik politikalar, işsizliği, güvencesiz, esnek ve kuralsız çalışmayı körüklemekte; taşeronlaşmayı yaygınlaştırmaktadır. İşsizlik nedeniyle çalışanlar da haklarını talep etmekten korkmakta, her iki çalışandan bir tanesi, sosyal güvenceden ve sosyal korumadan faydalanamadan, kayıt dışı olarak istihdam edilmektedir. Sendikal örgütlenmemizin önündeki yasal engeller kaldırılmamakta, memurların grev hakkı yok sayılmakta, Anayasada yer almasına rağmen toplu sözleşme ile ilgili yasal düzenlemeler yapılmamaktadır. İş kazaları ve meslek hastalıkları her geçen gün artmakta ancak; bu olumsuzlukların önlenmesi için hiçbir tedbir alınmamaktadır. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi bir de çıkarılan kanunlarla, torba yasalarla çalışanların hakları sürekli geriletilmek istenmektedir. Kısacası 21. yüzyıl, çalışanlar için bir kâbusa dönüşmüş durumdadır. Ülkemiz çalışanları, 1 Mayıs 2018’i, işte bu olumsuz şartlar altında karşılamaktadır. İçinde bulunduğumuz durum, dünyanın her yerinde, çalışanlara karşı topyekün bir saldırı içinde bulunulduğunu göstermektedir. Bu nedenle en azından yılda bir gün, tüm çalışan örgütleri, aralarındaki rekabeti, anlaşmazlıkları ve görüş ayrılıklarını bir kenara koyup, başka amaçlar peşinde koşmaktan vazgeçip, yalnızca çalışanların sesi olmalıdırlar.”

“SUSMUYORUZ, SUSMAYACAĞIZ”

1 Mayıs’ın mücadelelerini güçlendirdiğini ifade eden Öztürk, sözlerini şöyle noktaladı:

“Herkesin toplumun tüm bireylerinin insan onuruna yaraşır bir hayat sürmesi için çaba sarf etme, ülkemizde adaletin tesis edilmesi için yaşanan olumsuzluklara karşı koyma, daima daha iyiyi, daha güzeli arama zorunluluğu vardır. Bu davranış, bizim inancımızın da temel bir değeri olarak karşımıza çıkmaktadır. İşçisiyle, memuruyla, işsizi ve emeklisiyle hep birlikte büyümesine katkıda bulunduğumuz milli gelirin hakça paylaşılması, sosyal devlet ilkesinin hayata geçirilmesi, ancak adaletsizliğe ‘dur’ diyen bireyler ve kurumların çoğalmasıyla mümkün olacaktır. 1 Mayıs, haksızlıklara dur diyebilenlerin bir araya geldiği gün olması nedeniyle, mücadelemizi güçlendirmekte, bizlere umut aşılamaktadır. Türk Eğitim-Sen olarak, sendikacılığı, çalışma hayatı temelinde, kutsal bir görev olarak görüyoruz. Bizler, üyemiz olsun olmasın, kimse için ayrıcalık yapmıyor, tüm çalışanların ortak çıkarları için faaliyet yürütüyoruz. Gördüğümüz yanlış uygulamaları örtbas etmenin, haksızlık karşısında susmanın inançlarımızla örtüşen bir davranış olmadığını da biliyoruz. İşte bu nedenle kimseye karşı susmuyoruz, susmayacağız.” (HABER MERKEZİ)

Bu haber toplam 37320 defa okunmuştur
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim