Bugün 20 Eylül 2018 Perşembe
  • Antalya26 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    242,827
    %0.34
  • Dolar
    6,2647
    %-0.06
  • Euro
    7,3221
    %-0.02

Bekir Bülent Özsoy

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bekir Bülent Özsoy

19'ncu asırda İtalya

07 Mart 2018 Çarşamba 00:01

‘İnsan bedenini ameliyat etmek için onu uyutmalısınız, ruhunu ameliyat etmek için ise uyandırmalısınız!’ Rus deyişi, Tolstoy’a mal ediliyor…

Ortam ‘fetih’ laflarından geçilmiyor…. Oysa tarihte bir gerçek var ki kimse ilk oturduğu toprağın sahibi değil…

Fetih falan gibi kavramlar insana gereksiz bir küstahlık kazandırır, asıl olan nedir diye soracak olursanız: Her fethin sonu unutulmasın ki ‘Kurtuluştur!’

Neyse siz, Siz olun asansöre falan bir kadınla binmeyin emi…. Erkek iseniz halvet vaziyetleri.. kadın iseniz günahı kebir…

Neyse bu gün ki konumuz İtalya; neden çünkü yeni bir seçimden çıktılar ve ortalık orada da karışık, ülke yolsuzluk batağı içinde , ilk sonuçlara göre hiçbir siyasi parti çoğunluğu, –hükümet kuracak- çoğunluğu sağlayamamış vaziyette…

Ama biz bugünün değil dünün İtalya’sına bir bakalım.

İtalya 19. Asrın son kırk yılında bu gün bildiğimiz İtalyan devleti haline gelmişti. Oysa daha asrın başlarında Kuzeyde Piyemonte krallığı, güneyde asi Sicilya ile ortada dinci Papalık devletleri arasında bölünmüş perişan bir vaziyetteydi. Crispi adında ki Sicilyalı (Arnavut kökenli) önceleri sıkı bir anarşist, sonraları pilav üstü az kuru sosyalist, biraz cumhuriyetçi, tadımlık monarşist, ve en son olarak da sıkı bir Katolik olacaktı.

İtalyan tarihinin en önemli üç siması ile önce ortak sonra rakip ve daha sonra da düşman olmuştu. (Garibaldi-Mazzini- kont Cavour) Ama hiçbir zaman zaten zor bela bir araya gelmiş İtalyan ahalisini kendinden olmayanlara ‘bunlar’ falan diyecek derecede zırvalamamıştı. Gerektiğinde en sert tedbirleri almış, doğduğu adayı bile 40 bin askerle kuşatmış, yargısız infazlarla anarşist blokun anasını ağlatmış ama hiçbir zaman ‘bölücü’ bir slogan benimsemişti. Çünkü okumuş-yazmış ve hakiki bir diploma ile sapına kadar avukat olmayı becermiş biriydi, 6 dili konuşabilir, birkaç başka dili de okuyup-yazabilirdi. Rejim tarafından amansız bir takibe uğramış, sürgün üstüne sürgün yemiş, her seferinde hayatını-defalarca- riske sokup bir şekilde ülkesine geri dönmeyi becermişti.

İtalya’nın Fransa ile olan geleneksel iş birliğini bitirmiş, İngiltere ve Prusya ile kanki olmuştu. Her ne kadar İngiltere demokratik kurumları ile ideal bir ortak idiyse de Prusya için aynı şeyi söylemek zordu.

Ama Crispi için bunların önemi yoktu, İngilizler ona Doğu Afrika da bir sömürge öneriyorlardı, Almanlar ise ses çıkarmayacaklardı, Fransa itiraz ediyordu ama onlar zaten İngiltere’nin içinde olduğu her şeye itiraz ederlerdi.

Bu coğrafya Doğu Afrika da bu gün Etopya diye bildiğimiz gariban halkı-çorak toprakları ile tanınan Habeşistan idi.

Ama asıl önemli olan konumuydu, ülke Süveyş kanalının devamında ki Kızıl denizin kildi gibiydi. Fransa bu topraklara gözünü dikmişti ama İngiltere ile kapışmak istemiyordu, ama aynı şeklide oraları İngilizlere de kaptırmak niyetinde değildi. İki devlet de ne yiyorlar, ne de yediriyorlardı.

Londra bu bölgeyi uygun bir ortağına kakalasa ne iyi olurdu. Bir banka skandalı ile ekonomik bir buhranın ortasında ki İtalya iyi bir adaydı….

Yolsuzluklar ayyuka çıkınca…

Halk hükümete hesap soruyordu, fiyatlar artmış, zamlar tavan yapmıştı. E, İtalyan ahali de ‘çalıyor ama çalışıyor!’ diyecek kadar safdil olamıyordu.

Devamı haftaya…

Bu yazı toplam 4419 defa okunmuştur.
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim