Bugün 14 Aralık 2018 Cuma
  • Antalya8 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    213,677
    %0.19
  • Dolar
    5,3390
    %-0.26
  • Euro
    6,0627
    %-0.30
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Alevilerin sorunları Antalya’da konuşuldu
15 Kasım 2018 Perşembe 13:31

Alevilerin sorunları Antalya’da konuşuldu

Alevilerin genel sorunları, Antalya’da düzenlenen bölge toplantılarında ele alındı.

 Kızılarık Cem Evi’nde gerçekleştirilen toplantıya, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Hacı Bektaşi Veli Kültür Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir, Pir Sultan Abdal Dernekleri Genel Başkanı Gani Kaplan katıldı.

“BİZİM ÖZÜMÜZ BİRLİKTİR”

Alevi canların da yoğun katılım gösterdiği toplantıda, ilk sözü Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül aldı.  Alevilerin gerçek temsileri ve Alevi kurumlarının genel başkanlarıyla birlikte,  Türkiye’nin birçok farklı illerinde toplantılar yaptıklarını söyleyen Güzelgül, Alevileri bölmeye çalıştıklarını, sahte alevi dernekleri kurdurularak; bu derneklerin Diyanet, hoca ve mollalara hizmet ettiğini öne sürdü. Alevi cemaati içerisinde de nefsine yenilen kişilerin olduğuna vurgu yapan Güzelgül, “Her ağacın kurdu, kendi özünden olur der; Erenler… Bunlar da bizim kurtlarımız. Bizim bugün sizin cemalinizdeki oluş amacımız, ne kadar çürüğümüz var ise de olsun; öz sağlam bir özdür. Özümüz, birliktir! Hak yoludur, taliplerin yoludur, pirlerin, erenlerin yoludur.  Burada yer alan genel başkanlarımızın muradı, bu yolda birliği güçlendirmeye hizmet etmektir. Küskünlükleri, dargınlıkları bir yana bırakıp, döküleni doldurmaya, kırılanı onarmaya, gönülleri hoş etmeye yola çıktık.  Bu tek bizlerin niyeti ile olmuyor.  Bu yola talip olan canların, bu hizmet hak etmesi, bilmesi gerekiyor” diye konuştu.

sam_0326.jpg

“ÇOK KIRILDIK, ÇOK DÖKÜLDÜK”

Alevilerin 1990’lı yıllardan itibaren yavaş yavaş bir araya gelmeye başladığını söyleyen ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül;  2 Temmuz 1993 Madımak katliamı sonrasında Alevilerin bir araya gelmelerinin, bu acıyı birlikte yaşamalarının çok önemli olduğunu savundu.  Tarihin her safhasında Alevilerin yaşamlarının çok zor geçtiğini, özellikle son 30-40 yıllık sürecin de bu zor süreçten nasibini aldığını anlattı.  Kurulan alevi dernek ve cem evlerinin bin bir zorlukla kurulduğunu sözlerine ekleyen, bu konuda bir de öz eleştiri getirdi. “Bizler kimi zaman inanılmaz birlikteler oluşturduk, yan yana geldik. Güzellikler ve başarılar yaşadık. Ama diğer yandan akla, vicdana sığmayacak kötülükleri birbirimize yaptık, bir birimizin önüne engeller koyduk.  Alevi hareketi, özellikle son 5-6 yılda yaladığı kırılmalar ile birbirine düştü.  Ve bugün baktığımızda, olduğumuz yerde teker boşa dönüyor, ilerleyemiyoruz. Canlar, son 5-6 yılımızda çok kırıldık, çok döküldük. Artık kırılanı onarmak, döküleni doldurmak hepimizin görevi olmuştur. Bugün artık hepimiz alevi mücadelesine önce buradan bakmak zorundayız.  Çok kırıldık, çok yorulduk, çok küstürdük.  İlk başta yapmamız gereken, birbirimizin yaralarını sarmak, dilimizi, gönlümüzü temizlemek, küstürdüğümüzün gönlünü almak, kendini beğenmişliğimizin önüne geçmek, nefsimizi biraz durultmak ve biraz muhabbet etmektir. Bizim ibadetlerimizin en önemli ritüeli, muhabbet etmektir. Bazen Hak’la muhabbet ederiz, bazen Pir’le, mürşitle, bazen can cana muhabbet ederiz.  Muhabbetlerimiz insanlığa, güzelliğe, dostluğa, aşka barışa, kardeşliğe, yoldaşlığa dair olur.  Şimdi bu muhabbetleri yeniden kurmalıyız”  dedi.

huseyin-guzelgul.jpg

 

BİR OLMAZSAK, İKİNCİ SINIF VATANDAŞ OLURUZ”

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Alevilerin eşit hak ve talepleri, kazanımları konusunda da önemli değerlendirmelerde bulundu.  Alevilerin yıllardır beklediği eşit hak ve talepleri ancak bir olursa elde edebileceğine dikkat çeken Güzelgül, bunu yapmamaları durumunda asimile olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacakları uyarısında bulundu.  Güzelgül, değerlendirmelerine şu cümlelerle devam etti: “Eğer bir olmazsak, çocuklarımızı imam hatiplere göndermek zorunda kalırız. Eğer bir olmazsak, alevi gençlerin hakim, savcı, yönetici, doktor ve benzeri meslekleri elde etmeleri imkansız olur. Eğer bir olmazsak, Alevileri O’cu, bucu diye parça parça böler atarlar. Eğer bir olmazsak, kendi dergahlarımızda kiracı olarak yaşamaya devam ederiz. Eğer bir olmazsak, biz bu ülkede ikinci sınıf vatandaş olarak yaşamaya devam ederiz.  Gıybeti, kini içimizden atıp; dostlukla, yoldaşlık hukuku ile yan yana gelmek zorundayız”

“CESUR KARARLAR ALMAK ZORUNDAYIZ”

Alevilerin asimile edilmesine katkı koyan davranışların 1977 yılına dayandıran ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, “1977 yılında İran’ın Kum kentinde yapılan İslam Konferansa Türkiye’den Süleyman Ateş katılmıştı.  Medarı, Süleyman Ateş’e, ‘Sizdeki aleviler ateistleşiyor. Ya siz Sünnileştirin, ya da bırakın biz Şiileştirelim’ demiştir. Bu kurultayın ardından hemen İstanbul başta olmak üzere pek çok kentte Pirlerimizin ve ulularımızın adıyla yüzlerce cami açıldı.  Şimdiler de Pirlerimizin ve ulularımızın adıyla kurultaylar yapıyorlar. Bakıyorsunuz Diyanet İşleri Başkanı, Dersim gibi Alevilerinin kökleri olduğu yere gidiyor, Cem Evi Dedesi bize Kuran gönderin diyor,  Diyanet İşleri Başkanı İmam gönderelim diyor. İbadethanelerimizi kabul etmedikleri yetmedi, Mollalara, işbirlikçilerine rağmen biz Cem Evlerimizi yapmaya, yaşatmaya devam ediyoruz. Cem Evlerini minaresi camiye dönüştürmeye çalışıyorlar.  Buna asla izin vermeyeceğiz. Bu nedenle Alevi kimliği ve Alevi inancı konusunda çok net olmalıyız.  Alevilik, Aleviliktir!  Bizim ibadetimiz Cem’dir.  Cemimizde dara dururuz, deyiş okuruz, semah döneriz, ikrar veririz. Bunları sağa sola çekmeye çalışanlara asla izin vermemeliyiz.  Bugün çocuklarımızın kafası da karışık! Babadan, dededen gördükleri Alevilikle, okulda sokakta, medyada anlatılan Alevilik farklı!  Buna fırsat vermemeliyiz.  Cesur kararlar almak zorundayız. Aleviliği, başka inançların boyunduruğu altından kurtarmalıyız. İşte bunlar yaptığımızda, devlete söz söyleme hakkımızda olur, sözümüzün hükmü de olur” diye konuştu.

sam_0327.jpg

“ZORUNLU DİN DERSİ İSTEĞE BAĞLI OLMALI”

Yüz yıllardır alevi inancının çeşitli yöntemlerle yok edilmeye çalışıldığını aktaran ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, zorunlu din dersine karşı oluşlarının nedenlerini sıraladı. Zorunlu din dersinin, bir asimile yöntemi olduğunu vurgulayan Güzelgül, “Zorun din dersi iddia edildiği gibi Din, inanç ve kültür mezheplerinin tanıtıldığı, öğretildiği bir ders değildir. Aksine, bu derse giren her çocuğa inanç ne olursa olsun zorunlu olarak Sünni, Hanefi inancının eğitimi ve bu inanç ve yolun tek doğru bir yol olduğu anlatılmaktadır. Türkiye’deki eğitim kurumlarında Alevilik yok sayılmakta, Alevilerin bu konuda hak ve mücadeleleri sonuçsuz kalmaktadır.  AİHM’nin aldığı kararlar, yapıyormuş gibi gösterilerek, sanki Alevilik ve Bektaşilik folklorik bir dinsel unsur gibi müfredatta yer bulmaktadır. Çocuklarımız inançları nedeniyle aşağılanmaktadır. Alevilik, kendine özgü Batini görüşleri olan, müstakil bir inançtır.  Alevilikte inanç biçimi diğer inançlardan farklıdır. Bizim ibadetimiz Cem’dir, İbadethanemiz Cem Evi’dir. Bağlama, Alevilikte kutsal bir sazdır. Deyiş ve nefesler, Hak kelamıdır. Hak için semah döneriz. Devlet, dinlere, inançlara karşı tarafsızlığını korumalı, AİHM kararları uygulanmalıdır. Din dersi zorunlu değil, isteğe bağlı olarak uygulanmalıdır”  ifadelerini kullandı.

ercan-gecmez.jpg

“LAİKLİK VE HUKUK VURGUSU”

Kızılarık Cem Evi’nde gerçekleştirilen toplantıda, Hacı Bektaşi Veli Kültür Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez de söz aldı.  Konuşmasında daha çok hükümetin sosyal, kültürel ve ekonomik uygulamalarını değerlendiren Geçmez, bu konuda iktidara eleştiriler yöneltti.  Türkiye’nin ekonomik, eğitim alanında geri kaldığını vurgulayan Geçmez, din alanında da son yıllarda sahte din âlimlerinin türediğine vurgu yaptı. Ortadoğu ülkelerinin bugün geldiği noktaya gelmemek için, laiklik ve hukuk üzerinde yoğunlaşılması gerektiğinin altını çizen Geçmez, “Türkiye’nin eğitim sistemi de çok kötü.  Türkçe okuma yazmada dünyanın en geri ülkelerinden biriyiz.  Biz Irak Suriye İran olmamız için, demokrasi laiklik ve hukuk üzerine yoğunlaşmamız gerekiyor. Biz bu mücadeleyi bu hatlara çekemezsek; ben Hacıbektaşi Veli Kültür Merkezi’ne üye oldum, beni sildiler. Alevi Kültür Derneği’ndeydim beni kovdular şeklinde köy kavgalarına devam edersek bilincimizi kaybederiz.  Dünyanın her tarafında yoksullaştırılan ve farklılaştırılan insanlar var.  Türkiye hızla demokrasiden uzaklaşıyor. Her konuşmasında eleştiriyi kendilerine hakaret kabul eden topluluklardan olduk. Oysa eleştiri ciddi bir kültürdür. Eleştiri kültüründen uzaklaştığımız için eğitilemiyoruz. Eğitimimiz, insani değerlerimiz çöktüğü için üretemiyoruz.  Daha önce üniversitelerimiz dünyaca ünlü üniversiteler sınıfına girebiliyorken bugün giremiyoruz.  Peki, üniversitelerin bugün geldiği noktada görevi ne?  İslami İlimler Akademisi açmak. O da yetmiyor,  İmam Hatip Liseleri açmak.  O da yetmiyor Kuran kursları açmak.  Antalya’da tarikat bilinci o kadar yüksek ki Çocuklarınıza sahip çıkın. Sahip çıkmazsanız durumunuz vahim. Çocuklarınızın hangi eğitimden geçtiğini bilmeye çalışın.  Ders kitaplarında zorunlu din dersinde, Hz. Ali’nin atına katır demişlerdir. Hacıbektaş Veli’nin Hacca gidip geldiği, namaz kıldığı için büyük bir Türk ve Müslüman olduğu söyleniyor. Bütün bunların alevi kaynaklarında bir yeri yok.  Bir kin, bir nefret var.  Herkes başkalarının inançları üzerinden kendilerini var etmeye değil, başkalarının inançlarına kıymet ve saygı göstererek kendisini var etmeli” diye konuştu.

REKLAM: İCRADAN SATILIK DAİRE

45681750_6106106111266_7399624301864812544_n.png.jpg

“KİMSE SİZE ALEVİLİĞİ ÖĞRETMESİN”

Hacı Bektaşi Veli Kültür Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, ibadetlerini namazla gerçekleştiren Alevilere konuşmasında sert çıktı. Alevilikte namaza yer olmadığını öne süren Geçmez’in, “Kimse size Alevilik öğretmesin. Ben de size öğretmeyeyim. Hepiniz Aleviliği bal gibi biliyorsunuz. Hepiniz şehre girerken özel sorunlarınız var! Karar vermemiz lazım. Ya Ali’ce kalacağız ya da bırakın yapanlar yapsınlar. Hangimiz Ramazan’da Bayram Namazı’nı kılıyordunuz? Ben alevi kökenli yurttaşlara söylüyorum.  Sünni kardeşlerimize hiçbir sözüm yok! Ramazan Bayramı gelince bu Cem Evi’nin kapısına dayanıyorlar, açın biz Bayram Namazı kılacağız. Utanmıyor musunuz? Ondan sonra yok diyanet bizi asimile ediyor. Asıl asimileydi siz yapıyorsunuz. Kurban Bayramı geldiği zaman Cem Evleri’nin kapılarına dayanıyorsunuz. Kurban Namazı, Kurban Cemi tutmak istiyoruz!  Utanmıyor musunuz? Alevilikte Kurban cemi diye bir şey var mı?  Derdini farklı. Komşunuz camiye gidiyor siz de ona yaranmaya çalışıyorsunuz. Alevilerin kendi değerlerine dönmesi lazım! Alevilikte namazın olmadığını hepimiz biliyorsunuz. Özümüze dönerek bu işi başarabiliriz” sözüne bir Alevi vatandaş tepki gösterdi.

gani-kaplan.jpg

“BİRBİRİMİZİN AYAĞINI ÇEKMEKTEN VAZGEÇELİM”

Sultan Abdal Dernekleri Genel Başkanı Gani Kaplan da yaptığı konuşmasında birlik ve beraberliğe vurgu yaptı. Alevilerin siyasette olmasının önemine dikkat çeken Kaplan, bu konuda çok çarpıcı özeleştirilerde bulundu. Kaplan, “Bölge toplantılarının sonunu Antalya’da gerçekleştiriyoruz. Amasya’dan başladık, Antalya’da bitiriyoruz. Amasya’da toplantılara başladığımızda aynı saatte aynı tarihte devletin de bir toplantısı vardı. Bu toplantı bölgede bulunan alevi kurumlarının hepsi davet edilmişti. Bölgede bulunan tüm alevi kurumları bizim yaptığımız toplantıya katıldılar.  Ordu’dan, Amasya ve Çorum’a kadar tüm bölge alevi kuruluşları bizim toplantımıza katıldılar. O toplantıya giden belediyelerin memurları oldu. Belediyenin memurlarının katıldığı toplantıda, Alevilik tartışıldı. Bunu yapan da bir Alevi! Son zamanlarda kürsüye çıktığımızda hepimiz; ezildik, bizi astılar, kestiler diyoruz. Bizi asimile etmiyor. Biz kendi kendimizi asimile ediyoruz. Aleviler devletçidir. Devleti bugün yönetenler, AKP’dir. Devlet kimdir, AKP! Cumhuriyetin nitelikleri ortadan kaldırılmış. Oraya Alevilerin müdahale etmesi mümkün mü?  Oradan çıkan kararlara müdahil olabiliyor muyuz, devlet bu hale gelirken ne yaptık? Hiç! Yerelde iktidar olmadan ne ikinci çemberi ele geçirirsiniz, ne de üçüncü çemberi. Yerelde iktidar olmak durumundayız.  Yerelde iktidar dediğinde ne yapıyoruz,  20 tane aday, 15’i alevi. 25 tane muhtar adayı, 10’u aynı köyden. Yüzde 75 olan bir alevi ilçede kim iktidar oluyor, alevi olmayanlar. Biz artık birbirimizin ayağını çekmekten vazgeçeceğiz. Birbirimizi desteklemek gibi hükmümüz var” diye konuştu.

“YEREL SEÇİMLERDE 1 ADAYA ODAKLAŞACAĞIZ”

Alevilerin yerel seçimlerde mümkün olduğunca tek bir adaya odaklanması gerektiğini söyleyen Gani Kaplan,  “ Yerel seçimlere giderken Antalya’da çok fazla aday olduğunu biliyoruz.  Odaklaşacağız. Belediye başkan adayı mı olacak, 1 kişiye odaklanacağız. CHP yüzde 25 oy aldı, bunun yüzde 14’ü Alevilerin oyudur. Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde yüzde 60 aleviler var. CHP’nin yüzde 5’i ulusalcılar, geri kalanı sosyalistlerden oluşuyor. Bugün yüzde 5, partiyi yönetiyor.  Geri kalan sosyalist olan grup, ulusalcılarla hareket edip Alevileri yok etmeye çalışıyor. Biz ne yapmalıyız,  aleviler 1 olmak, iri olmak, diri olmaktan başka çaresi yoktur. Bizim rakip olmamıza imkân yok. ” diye konuştu.

dogan-demir.jpg

“TOPLANTILARIN HEDEFİ BİRLİK OLMAK”

Kızılarık Cem Evi’nde Alevilerin sorunlarıyla ilgili son sözü, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir aldı.  Toplantının amacının Alevilerin sorunlarının görüşülmesi olduğunu söyleyen Demir, “Bu toplantılarımızın asıl hedefi, birlikte yol almak.  Birlikte yol alırken de, birlikte mücadele etmek. Eksikleri, aksaklıklarımızı bulup tamir etmektir. 6 yıldır kurumun genel başkanlığını yapıyorum, 6 yıldır Alevi Bektaşi Federasyonu’nu bir türlü bir arada tutamadık. Diğer Alevi kurumlarında da bir takım sorunlar yaşandı.  Dolayısıyla çok kötü bir resim göstererek kendi toplumumuzun önüne çıkıyoruz.  Kendi toplumumuzun önüne çıkarken de güven vermiyoruz, yol alamıyoruz, dışarıdaki görüntümüz de çok kötü. 4 genel başkan,  bu kötü görünümünü değiştirmek için bir araya geldik. Alevi örgütleri şuan hiçbir şey yapmıyor gibi görünüyor ama çok şey yapıyoruz.  Halk, kavgalardan, gürültülerden bıktı. Olur, olmaz itham ve iftiralarla maalesef bu örgütleri pasifsize ettik.  Alevi kültür derneklerinde kongreler süreci başlamasına rağmen bu toplantıları önemsiyoruz.  Bu toplumun önce birliktelik resmine ihtiyacımız var. Kürsülere çıkıp kimsenin ahkâm kesmesine izin vermeyiz. Kimse kusura bakmayacak!  Eleştirebilirsiniz, bize olumsuzlukları söyleyeceksiniz ama sırf muhalefet olsun diye konuşmasına izin vermeyeceğiz. Eleştirirken, yapıcı, birlikteliği bozmamalıyız.  Sorunumuz, bizim dışımızda Alevi örgütleri de var.  9 Aralık’ta yapacağımız Alevi kurultayında herkesin yer alması lazım. Devleti yönetenler, bu bahane ile karşımıza çıkıyor.  Biz de o kadar çok kafa karışıklığı var ki, insanların karşısına çıktığımızda insanlara güven veremiyoruz” diye konuştu.

toplu.jpg

CAMİ – CEM EVİ PROJESİNE TEPKİ

Cami Cem Evi Projesinin hala devam ettiğini, bunun örneğinin İstanbul’da olduğunu söyleyen Demir; “ Cami Cem Evi Projesi devam ediyor. İmam Hatip Lisesi yapılıyor İstanbul’da. Yönetimde, Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Şandere var.  Biz, çocuklarımızın geleceğini ilgilendiren birçok çalışmalar yapıyor olsak post dedemiz İmam Hatip Lisesi’nin yöneticiliğini yapıyor. Biz bu halede nasıl yol alacağız?  Yol almamız için kavga etsek bile tabanda bir araya gelmemiz lazım.   Sürekli şikayet ederek bir yere varamayız. Bizim bu ülkenin ürettiği sistemde yer almamız lazım. Bizim bu ülkeyi yönetmemiz lazım. Bizim bunları bırakmamız lazım. Biz belediye başkanı, milletvekili, bakan olmuyoruz. Sümüklü Fethullah Gülen 40 yıl önce emek vere vere bu devleti ele geçirdi; biz çağdaş, demokrat, aydınlıktan ve laiklikten ödün vermeyen topum maalesef yönetmeye talip olamadık. CHP’de siyaset yapan arkadaşlarımız var, bakıyorsunuz herkes her telden çalıyor.  Genel merkezimiz CHP’nin genel merkezi gibi. Bizim böyle bir gücümüz yok. Biz ancak ortaklaştırırsak bir yol alabiliriz. Ekonomide, siyasette yoksak, Cem Evleri’nde Cem yaparak alevi olamayız arkadaşlar. Çocukların ve kadınların gelmediği Cem Evleri, boş evlerdir” dedi.  Yapılan toplantıların ardından, dört kurumun genel başkanları, toplantıya katılan Alevi canların taleplerini dinledi. Ardından, hep birlikte toplu fotoğraf çekildi. (Haber: Eyüp KOÇAK)

Bu haber toplam 5053 defa okunmuştur
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim