Bugün 18 Haziran 2018 Pazartesi
  • Antalya28 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    194,964
    %0.18
  • Dolar
    4,7402
    %0.10
  • Euro
    5,4995
    %-0.03

Eyüp Koçak / YENİ POSTA

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Eyüp Koçak / YENİ POSTA

Allah yardımcımız olsun!

26 Mayıs 2018 Cumartesi 01:00

 Son yıllarda dövizdeki hızlı artış, tüm piyasaları tedirgin etmeye devam ediyor. İşadamları dövizdeki artışın seçimlerden sonra zam sağanağına dönüşeceğinden emin.  Bu yüzden bütün yatırım planlarını erteleyen de var,  süreci sağ salim atlatmak için çaba gösteren de…  


Önlenemeyen artışı siyasi perspektiften değerlendirmeyen işadamları, acil eylem planının hemen devre alınması gerektiğini düşünüyor. Tabi bu süreçte orta ve uzun vadeli üretime dönük yatırımlar yapmak önemli. 
Önümüzde bir seçim süreci var. Bu seçim sürecinde dolardaki artış,  Ak Parti’yi en zora sokacak konu.  Ak Parti seçmenlerinin büyük bir çoğunluğu artışı ve göstergelerin kötülüğünü kabul ediyor ama bu işi dış güçlere yoruyor.  Hükümetin,  ekonomi saldırısıyla e ortadan kaldırılmak istendiğine inanıyorlar. Bir de dolardaki artışla seçimlerde umutlanan bir kesim var ki, onların söyledikleri evlere şenlik.  Her dolar kurunun artışında siyasi umuda kapılanlar,  sosyal medyada sıraya girmiş durumda.
Bana göre her iki kesiminde öngöremediği bir şey var. Bu dolardaki artışın siyasi bir mesele olmadığını, bu meselenin ülkenin gelişmişlik ve kalkınmışlıkla alakalı olduğunu kafalarına sokmalılar.  Bu artışı dış güçlere yormak ne kadar saçma ise, her dolar kurunun artışında iktidar umuduna kapılmak o kadar saçma.  Çünkü işler öylesine ciddi bir boyuta geldi ki, 24 Haziran’da iktidara kim gelirse gelsin, işi çok zor.  24 Haziran’da kim iktidara gelirse gelsin, normalleşmek ve cari açığı kapatmak için ek vergilere sarılacak, milleti alım gücü her gün biraz daha zayıflayacak. Bu yüzden Ak Parti taraftarlarıyla karşıtları sidik yarışını bırakmalı, dış güç iş güç meselesinden kendisini soyutlayıp gelecek adına, kafayı seçimle bozmuş tüm siyasi iradeye durumun vahametini anlatmalılar…
Bu konuda hiç umuduz olmasa da, kafa yormayı bir kez denemek her şeye değer. 
Sonuçta alım gücünün düşmesi her iki kesimi de doğrudan etkileyecek değil mi?
 
Bir diğer taraftan…
 İş insanları, yıllardan bu yana bağırıyor ama seslerini bir türlü duyuramıyordu. Tüketim ekonomisine bağlı ekonomik göstergelerin bir gün dibe çakılacağını, acilen ülkenin üretime yatırım yapması gerektiğini, siyasi kavga ve ayrışmaların bırakılması gerektiğini söyleyip durdu ama onları dinleyen kimse olmadı.  Oysa bugüne gelinen nokta ile ilgili alarm sinyalleri 15 yıl önceden verilmişti. Üretimden çok tüketimin yanlış olduğunu, acilen bu konuda ARGE çalışmaları yapılması gerektiğini söyleyenlere bırakın teşekkür etmeyi hain yaftasını bile yapıştırdılar. 
Bugün gelinen nokta ortada… 
Üretmeden, dışarıdan ithal edilen ürünlerle,  sanal makro ekonomik dengelerle bu iş bu raddeye kadar geldi.  Oysa Türkiye bir Samsung gibi bir marka çıkarabilseydi, Apple gibi bir marka çıkarabilseydi, tarımda ve hayvancılıkta para kazanan ve ihracat yapabilen bir ülke olsaydı, belki de yaşanan bu durum daha az zararla ya da zararsız atlatılabilirdi. 
Ülkedeki karmaşık siyasi yapı ve OHAL, yatırımcıları bulundukları yere çivilemiş durumda. OHAL’in kaldırılıp,  normalleşme adımını atılmadıkça yabancı yatırımcı bu ülkeye gelmez. Bunu kimse anlamak istemediği gibi,  herkes bu süreci kendisine kar kapısı olarak görüyor. Bir ekonomik tsunami hepimizin üzerine süratle geliyor. Kimse geleceğin farkında değil. Herkes işi siyasete dökmüş dalgasını geçiyor.  Ne söylesen boş; biri dış güçler, diğer iç güçler deyip duruyor. 
 Allah yardımcımız olsun, ne diyeyim…
 

 

Bu yazı toplam 1432 defa okunmuştur.
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim