Bugün 29 Eylül 2020 Salı
  • Antalya35 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    474,576
    %0.52
  • Dolar
    7,8077
    %0.55
  • Euro
    9,1541
    %1.13
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“Antalya depreme hazır değil!”
27 Ocak 2020 Pazartesi 17:05

“Antalya depreme hazır değil!”

Elazığ’ın Sivrice ilçesinde meydana gelen ve can kayıplarına yol açan deprem, Türkiye’nin deprem gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi. Antalya’nın deprem durumunu sorduğumuz uzmanlar, kentimizin depreme hazır olmadığının altını çizdi.

Elazığ’ın Sivrice ilçesinde Cuma günü akşam saat 20.55’te meydana gelen ve 22 saniye süren 6.8 büyüklüğündeki deprem, Türkiye’nin deprem gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi. Binaların yıkıldığı ve can kayıplarının yaşandığı deprem, Antalya’nın da olası bir depreme hazır olup olmadığını akıllara getirdi. Konuyu sorduğumuz uzmanlar, kentimizin depreme hazır olmadığını kaydetti. Antalya’nın hem yapı stoku hem de eğitim anlamında depreme hazır olmadığını belirten İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Antalya Şube Başkanı Mustafa Balcı, binaların mühendislik hizmetiyle inşa edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Antalya Şube Başkanı Bayram Ali Çeltik ise, “Antalya’nın depreme hazırlıklı olmadığını net olarak söyleyebiliriz” dedi. Zemin-bina ilişkisine dikkat çekerek belediye başkanlarına çağrıda bulunan Çeltik, jeoloji mühendisi istihdam edilmesini ve yerinde kontrolün sağlamasını istedi.

 

“ÖNEMLİ OLAN MÜHENDİSLİK HİZMETİ VE İNSANLARIN EĞİTİMİ”

Antalya’nın depreme hazır olmadığını eskiden beridir dile getirdiklerini hatırlatan İMO Antalya Şube Başkanı Mustafa Balcı, “Hem yapı stoku bakımından hem de insanların eğitimi anlamında depreme hazır değiliz” dedi. “Deprem mutlaka olacaktır. Önemli olan depreme hazırlıklı olmak ve depremle yaşamayı öğrenmek. Mühendislik hizmeti alıyorsa, yapıyı fay hattının üzerine de yapabilirsiniz. Önemli olan mühendislik hizmeti almak ve insanımızın eğitimli olması” diyen Balcı, hem depreme hazır hale gelmek için hem de deprem anında yapılması gerekenlerle ilgili bilgi verdi.

 

“DEPREM MASTER PLANI VEYA KENTSEL DÖNÜŞÜM MASTER PLANI HAZIRLANMALI”

Antalya’nın yapı stoku ile ilgili elde herhangi bir bilgi olmadığının altını çizen Balcı, “Yapıların dayanıklı olup olmadığıyla ilgili elimizde herhangi bir bilgi yok. Binalarla ilgili envantere ulaşabilmemiz için Deprem Master Planı ya da Kentsel Dönüşüm Master Planı hazırlamalıyız. Önceliğimiz bu olmalı. Bu planları hazırlarsak hangi binaların riskli olduğunu, hangilerini yıkacağımızı, hangisini güçlendireceğimizi rahatlıkla ortaya çıkarabiliriz” diye konuştu.

mustafa-balci-imo-ant.-sb.-bsk.-aralik-2019-001.jpg

“KAPSAMLI ÇALIŞMA YAPMALIYIZ”

“Zamanının fenni şartlarına, ruhsat şartlarına, imar yönetmeliklerine göre mühendislik hizmeti almış, denetimlerden geçmiş ve ruhsatlandırılmış binalara çürüktür diyemeyiz ama hepsinin birden ele alındığı Deprem Master Planı’nı yapmamız gerekiyor” diyen Balcı, şunları dile getirdi:

“Kentsel dönüşümün amacı, belli bir tarihten önce daha önceki yönetmeliklere göre yapılan binaların elden geçirilmesidir. Balkondaki sıvaların dökülmesi, sıva çatlaklarının olması o binanın çürük olduğu anlamına gelmez. Gözle bakarak bu bina çürüktür veya sağlamdır diyemeyiz. Bu o kadar basit bir iş değil. Bir binanın sağlamlığını veya çürüklüğünü tespit etmek için çeşitli çalışmaların yapılması, performans analizlerinin, karot deneylerinin yapılması gerekiyor. Yani kapsamlı bir çalışma yapılmalı. Bu çalışma da Deprem Master Planı ya da Kentsel Dönüşüm Master Planı adı altında yapılabilir.”

 

“İMAR BARIŞI BAŞVURUSU YAPILAN YAPILARI İNCELEMELİYİZ”

İmar Barışı adı altında yapı kayıt belgesi alabilmek için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne başvuruların yapıldığına, mühendislik hizmeti görmeyen plansız ve kayıtsız yapılara belge alındığına dikkat çeken Balcı, “Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne müracaat edilen dosyaları incelediğimiz zaman mühendislik hizmeti almamış yapıları tespit edebiliriz. Mühendislik hizmeti almayan, iskansız, kaçak yapıları oradan tespit etme şansımız var. Bu bize Deprem Master Planı veya Kentsel Dönüşüm Master Planı yaparken ki süreçte zaman kazandırır. Bu yapıları depremin yıkmasını beklemeden  yıkmamız veya imkan varsa güçlendirip depreme karşı dayanıklı hale getirmemiz lazım. Yıkıp depreme dayanıklı halde yeniden yapmak maliyetliyse, güçlendirme imkanı da varsa güçlendirerek depreme dayanıklı hale getirmek bizim çözüm yollarımızdan birisi” dedi.

 

“DEPREMLE YAŞAMAYI ÖĞRENMELİYİZ”

Depremin ne zaman olacağının bilinemediğini belirterek Türkiye ve Antalya’nın deprem bölgesi olduğuna dikkat çeken Balcı, “5-10-50 veya 100 yılda bir olabilen deprem çeşitleri var. Türkiye bir deprem ülkesi olduğuna göre bizim deprem ne zaman olur, kaç şiddetinde olur gibi şeylere takılmamamız lazım. Eğer biz deprem bölgesiysek depremle yaşamayı öğrenmeliyiz. Deprem anında ne yapacağımızın, nasıl organize olacağımızın eğitimleri verilmeli. Afet toplanma alanlarımız yeterli mi? Buraları insanlarımızın ne kadarı biliyor? Toplumumuzu deprem konusunda bilinçlendirmemiz gerekiyor. Bir saat sonra, yarın deprem olacakmış gibi hazırlıklı olmalıyız” ifadelerini kullandı.

 

“BİLİNÇLİ YARDIM MEKANİZMALARINI KURMALIYIZ”

Deprem anındaki organizasyonun önemine de dikkat çeken Balcı, “Bizim afet anında nasıl organize olabileceğimize dair uzmanlara ihtiyacımız var. Kargaşanın önlenmesi adına arama kurtarma faaliyetleri veya yardımların tek elden nasıl yapılacağını organize etmeliyiz. Hatırlarsanız 1999 Marmara depreminden sonra depremzedelere dağıtılmayan ve depolarda çürüyen malzemeler çıkmıştı. Onun için hem arama kurtarma hem de depremzedelerin hayatlarını kolaylaştırmak anlamında bilinçsizce değil, tek elden bilinçli bir şekilde ve yeteri kadar yardım yapılmasını sağlayacak mekanizmaları kurmalıyız” açıklamasında bulundu.

 

“YETERLİ ÇALIŞMA YOK”

Çevresinde fay hatları bulunan Antalya’nın depreme karşı hazırlıklı olmadığını belirten JMO Antalya Şube Başkanı Bayram Ali Çeltik ise, jeoloji mühendisliğinin deprem konusundaki önemine dikkat çekti. “Ülkenin yaklaşık yüzde 91’i deprem tehdidi altında. Bu yerlerden birisi de Antalya” diyen Çeltik, “Geçmişte yaşanan depremlere baktığımızda oralardaki insanların depreme hazır olmadıklarını görebiliyoruz. Bu Antalya için de geçerli. Kentimiz, faylar ve deprem konusunda çalışılmamış bir bölge. Kentimizi etkileyen fay sistemleri var ama henüz tespiti yapılmamış, ortaya çıkarılmamış faylarda bulunabilir. Çünkü, bu konuda yeterli çalışma yok” ifadelerini kullandı.

bayram-ali-celtik-jeoloji-muhendisleri-odasi-ant.-sb.-bsk.-ekim-2019-2.jpg

“KENT MERKEZİ SIKINTILI DEĞİL”

 Aksu fay hattının uzun zamandır hareket etmediğine dikkat çeken Çeltik, “Bölgemizi etkileyen Fethiye-Burdur, Döşemealtı-Kemer ve Aksu fay sistemleri var. Aksu fay hattı uzun zamandır hareket etmemiş vaziyette. Zaman içinde bu fay hareket edebilir. Deprem bölgesiyiz ama kent merkezi çok da sıkıntılı değil. Çünkü, doğrudan tespit edilmiş bir fay yok ve traverten platosu üzerinde” dedi.

 

“KENTİN BATISI DAHA ŞANSSIZ”

Özellikle kotu düşük olan Kundu, Hurma ve Kemer taraflarının bina-zemin ilişkisinden dolayı sıkıntılı olduğunu dile getiren Çeltik, bölgeyi etkileyen fay sistemleri nedeniyle Antalya’nın Batısının Doğusuna göre çok daha şanssız olduğunu belirtti.

 

“ZEMİN-BİNA İLİŞKİSİ ÖNEMLİ, KAZI KONTROLÜ OLMAZSA OLMAZ”

“Deprem değil, bina öldürür” sözünü hatırlatan Çeltik, jeoloji bilimine yeterince önem verilmediği için bina-zemin ilişkisinin düşünülmediğini söyledi. Bu konuda belediyelere büyük görevler düştüğünün altını çizen Çeltik, “Her ne kadar zemin sağlam olsa, bina sağlam yapılsa da bina temelleri homojen bir birime oturmadığı için sıkıntılar olabilir. Mesela, Muratpaşa Belediyesi’nde kazı-kontrol olayı yok. İlçede traverten üzerinde yatan bina var. Aynı şekilde Konyaaltı’nda da yatan bina var. Muratpaşa sağlam bir zemine, Konyaaltı kötü bir zemine sahip olmasına rağmen ikisi de yatıyorsa bu denetim eksikliği olduğunu gösterir. Binalardaki yatmalar jeoloji bilimine yeterince önem verilmediği, kazı kontrolü yapılmadığı için oluyor. Kazı kontrolü olmazsa olmaz. Yıkılmalarda bina kalitesi önemli olduğu gibi binanın hangi zemine nasıl oturtulduğu da önemli” şeklinde konuştu. Çeltik, Döşemealtı ve Korkuteli gibi ilçelerde de kontrol yapılmadığını sözlerine ekledi.

 

 

“BELEDİYELER JEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİNİ ÖNEMSEMELİ”

Zemin etüttü raporlarının da yerinde kontrol edilmediğini ileri süren Çeltik, şunları dile getirdi:

“Sondaj bile yapılmadan yüksek katlı binalar yapılabiliyor. Bazı belediyelerde jeoloji mühendisi yok. Antalya’daki 19 ilçenin yaklaşık 15’nde jeoloji mühendisi yok. Kemer Belediyesi’nde, Demre Belediyesi’nde, Serik Belediyesi’nde, Manavgat Belediyesi’nde jeoloji mühendisi yok. Zemin şartları çok kötü olmasına rağmen Konyaaltı’nda bile sondajları kontrol eden jeoloji mühendisi yok. Sadece orada yetkin olmayan birisi var. Nüfus yoğunluğu, yeraltı suyu, binaların oturduğu zemin bakımından Konyaaltı çok önemli. Belediyeler jeoloji mühendisliğini hiç önemsemiyor ama taşımayacak zemine bina yapıldığı zaman bırakın depremi depremsiz yatıyor. O nedenle belediyelere zemin jeoloji mühendisi alınmalı ve yerinde kontrol yapılmalı.”

 

BELEDİYE BAŞKANLARINA ÇAĞRI

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde Deprem Araştırma Müdürlüğü aktive edilerek daire başkanlığı kurulması gerektiğini de belirten Çeltik, bütün belediye başkanlarına çağrıda bulunarak, “Eğer kent adına, insanlık adına bir şey yapacaksanız en az bir tane jeoloji mühendisi istihdam edin. Sondajları yerinde kontrol edin. Kazı kontrolünü yapın” şeklinde konuştu.

 

“FAY GEÇEN YERLER İMARA AÇILMAMALI”

Günümüzde ekonomik kâr elde etme amacıyla kentsel dönüşüm yapıldığına da işaret ederek uyarılarda bulunan Çeltik, “Biz maalesef kentsel dönüşümde fay hatlarını dikkate almıyoruz. Öncelikli olarak fay hattı üzerinden veya faya yakın olan yerlerden kentsel dönüşüme başlamak gerekiyor. Fayın geçtiği yerler imara açılmamalı. Planlama aşamasında alüvyonlardan ziyade daha çok yamaçlar ve kayalık ortamlar dikkate alınmalı ki deprem etkisi daha az olsun. Sadece bunu yapmakla da iş bitmiyor. Kontrol edilmez, bilinçsiz insanlar tarafından bina dolguya oturtulursa bina yine yatar. Denetiminin de yapılması lazım. Onun için jeoloji mühendisliği olmazsa olmaz” açıklamasında bulundu.

 

TÜRKİYE’NİN DEPREM GERÇEĞİ

Türkiye, tarihinde birçok büyük depremde can ve mal kayıpları yaşamış bir ülke. Son 20 yıllık süreç içerisinde üst üste meydana gelen depremler de bu gerçeği gözler önüne seriyor. 17 Ağustos 1999'da Kocaeli'nin Gölcük ilçesinde  meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki depremde 17 bin 408 kişi öldü, 20 binden fazla kişi yaralandı ve yüzlerce kişi de sakat kaldı. Çok geniş bir alanda hissedilen ve 45 saniye süren depremde binlerce yapı da yerle bir oldu. Yine aynı yıl 12 Kasım’da Düzce'de meydana gelen 7.2 büyüklüğündeki 30 saniye süren depremde ise 845 kişi hayatını kaybetti, 2 bine yakın kişi de yaralandı. 2011 yılında Ekim ve Kasım aylarında Van'da meydana gelen depremlerde de 600’den fazla kişi yaşamını yitirirken, binlerce kişi yaralandı ve çok sayıda yapı yıkıldı. En son 24 Ocak 2020 tarihinde Elazığ’da meydana gelen depremde ise şuana kadar 41 kişi hayatını kaybederken, bin 607 kişi de yaralandı. HABER: YUSUF KATRAĞ

Bu haber toplam 1521 defa okunmuştur
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim