Bugün 19 Haziran 2019 Çarşamba
  • Antalya22 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    254,479
    %0.86
  • Dolar
    5,8343
    %-0.59
  • Euro
    6,5347
    %-0.86

Eyüp Koçak / YENİ POSTA

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Eyüp Koçak / YENİ POSTA

Bakın burası çok önemli…

24 Mayıs 2019 Cuma 00:10

Biz İstanbul seçimlerine kilitlenmişken, dünyada çok önemli teknolojik gelişmeler oluyor. Biz sandıkları,  Yüksek Seçim Kurulu’nun aldığı kararı değerlendirirken;  yüksek katma değerli ürün üretmenin, yazılım ve kodlamada ilerlemenin ne kadar önemli olduğunu, son yaşanan gelişmelerden bir kez daha öğreniyoruz.

Amerikan hükümeti bildiğiniz üzere bir süredir Çin’e ticari bir baskı uyguluyor.  Bu kararını önceki gün biraz daha ileriye götürdü. Amerikan Başkanı Donald Trump, Çin’in gözde telefon markası Huawei’ye kısıtlama getirilmesini öngören karara imza attı.  Amerikan hükümetin aldığı karardan sonra, dünyanın önde gelen Amerikalı teknoloji ve yazılım şirketleri,  Huawei ile lisans anlaşmalarını bir bir iptal etmeye başladı.    Önce Google, ardından çip üreticisi Intel ve Qualcomm firmaları Çinli şirket ile olan işbirliğini kesti.

Elbette Amerika’nın bu kararı tüm dünyada bomba etkisi yarattı.  Samsung ve Apple gibi markalardan daha fazla telefon satarak müthiş bir çıkış yakalayan Çinli şirket,  kullanıcılarını rahatlatmaya çalışsa da, karar onlara ciddi zarar verecek.  Huawei hakkındaki casusluk iddiaları da henüz ortadan kalkmış değil. Zira bu son alınan kararların arkasında da casusluk iddiaları var.

Dünyada iki türlü savaşın örneğine tanık oluyoruz. Bir tanesi 3’ncü dünya ülkelerine silah satışı yapılması için çıkarılan savaş, bir diğeri de gelişmiş ülkelerin teknoloji, bilim savaşı… 

Amerika ve Çin arasında yaşanan örtülü bu güç savaşı, ülkemiz için de oldukça önem taşıyor.

Ülkemiz teknoloji konusunda çok kötü bir sınav veriyor. Adeta yabancı ülkelerin işgaline uğramış durumdayız. Bugün Türkiye’de kullanılan akıllı telefonların, bakın burası çok önemli,  tamamı yabancı menşeili ve yurt dışından ithal ediliyor.  Dolayısıyla Türkiye’nin bu telefonları kontrol altına alacak bir mekanizması hala yok!  Üstelik bu telefonlardaki yazılımlar, her açıdan ulusal güvenliğimizi tehdit eder boyutta! İstedikleri yerde, istedikleri şekilde her halimizden haberdar olabilirler.  F35 savaş uçağı ve S400 füzelerinin alımı konusunda neler yaşadıklarımız ortada! Ne Rusya’dan vazgeçebiliyoruz ne de Amerika’ya derdimizi anlatabiliyoruz. İki ülkeye kendimizi ifade etme çaresizliğimizi sona erdirecek hangi çalışmaları yapıyoruz?

Bakın burası çok önemli. 1990’lı yılların sonunda Türkiye yazılım konusunda inanılmaz bir aşama kaydetmişti. O zamanlar Windows’a rakip olarak gösterilen Pardus işletim sistemi muhteşem bir gelecek vaat ediyordu.  Açık kaynak kodlu işletim sisteminin kod üreticileri, tüm dünyaya İMECE kavramının muhteşemliğini adeta haykırıyordu. Bu işletim sistemine herkes bir özellik ekliyor, ücretsiz kullanımını sağlanıyordu. Bugün bu işletim sisteminin kurgulayıcıları nerede belli değil.  Bütün ekip dağıtıldı. Bundan kim karlı çıktı, elbette Windows. Pardus ekibi devlet tarafından desteklense, içerik üreticileri heyecanlandırılsaydı, kim bilir bugün hepimiz akıllı telefonlarımızda Google değil, Türk yazılımını kullanıyor olurduk.

Türkiye gelecekte var olmak istiyorsa, gelişmiş ülkelerle aynı sınıfta yer almak istiyorsa istemese de eğitime, bilime yatırım yapmak zorunda.  Aynı bu ülkenin kuruluşunda olduğu gibi, Türkiye’nin en parlak gençlerini yurt dışında eğitime göndermeli, akabinde bu öğrencilerden maksimum ölçüde yararlanmalı.  Peki, bu tek başına yeterli mi? Hayır, bunun yanında bu ülke gençliğinin yaratıcılığını ön plana çıkaracak adımlar atmak zorundayız. Bir insan yaratıcılığını öne çıkaracağı tek şey sanattır. Bu sanat bir müzik dalında, bir heykel dalında ya da bir tiyatro dalında olabilir.  Oysa bugün baktığımızda, Türkiye’de müzik derslerinin büyük bir çoğunluğu boş ve gereksiz görülüyor. Tiyatro, sinema gibi mucize dalları sınıflarda ders olarak görebilmemiz imkânsızın da ötesinde!

Geçtiğimiz günlerde Milli Eğitim Bakanı Türkiye’nin eğitim temelinin tamamen değişeceğini söyledi. Saygı değer bakanın yaptığı basın toplantısında anlattıkları heyecan verici olsa da bana göre yeterli değil. Bu yapılan değişiklik, eğitimin üzerindeki kaba tozu alır, tozun kaynağını ortadan kaldırmaz.

Mesela, 9’ncu sınıftan ibaret başlayacak değişiklikte en dikkatimi çeken husus kariyer ofisi…  Kariyer ofisi kulağa hoş gelen bir cümle olsa da, ofisin çalışma şekli henüz bilinmezliğini koruyor.  Ders sayılarının azaltılması, öğrenciler üzerindeki baskıyı bir nebze olsa azaltacak evet ama bu azaltılan derslerin yerini hangi uygulamalı dersler alacak, bu da belli değil.  Milli Eğitim Bakanlığı,  lise 12’nci sınıfta bilgi kuramı diye bir dersi zorunlu hale getiriyor.  Bilgi kuramı derslerinde nelerin anlatılacağı, bunu anlatan öğretmenlerin bilgiyi nasıl kurgulayacağı çok bilinmezli denklemliğini koruyor. Bilgi kuramını anlatacak öğretmenlerin bilgi düzeyleri ise üç aşağı, beş yukarı derecede.   Sanat, müzik gibi bizi biz yapan temel değerlerin hala ortaokul ve liselere girememesi, bu sistem değişikliğinin en büyük hayal kırıklığı olsa gerek.

Facebook, Amazon, Intel, Apple gibi şirketlerin temelinde sanat, yaratıcılık var.  Yaratıcılığın olmadığı, zihinlerin çalıştırılmadığı her sistem bir yerde tıkanmaya mahkûm.

Bu yazı toplam 533 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim