Bugün 04 Nisan 2020 Cumartesi
  • Antalya9 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    350,018
    %2.02
  • Dolar
    6,7005
    %1.25
  • Euro
    7,2349
    %0.84

Ergün Efe

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ergün Efe

Batılılaşmamak için Araplaşmak

20 Mart 2020 Cuma 04:00

İnsanların etnisitesine, kültürüne, inancına ve - ayrımcılık yapmadığı müddet - düşüncesine olabildiğince 

saygı göstermeye çalışan biriyim. Ancak nasıl “farklılık” bir insan özelliği ise, o farklılığı benimsemek veya reddetmekte bir insan hakkı olduğunu unutmamalıyız.

 

Bugün ki konu “Türkler ve Araplaşma” olduğundan zorunlu olarak mesele etnisite meselelerini de içerecek, ancak konu tamamen ülkemizin sosyolojik gerçekliği ile ilgilidir.

———

“Batılılaşmaktansa Araplaşırım” anlayışına sahip olmak için, herhalde ya çok özel bir yetenek ile donatılmış, ya da dahiyane bir akla sahip olmak gerekir. İşte tam da bu yüzden böyle bir anlayışı benim aklım almıyor. Gerçi aklımın böyle bir şeyi anlamasını da istemiyorum.

 

Hayatınızda tek bir tane Arap kökenli insanın gönüllü olarak Türkleşmek istediğine rastgeldiniz mi? Ben hiç rastgelmedim, ama maalesef kimi insanımız Arap kültürü edinme ile İslam’a tabi olmayı herhalde aynı şey sanmış olmalı, aksi taktirde bir insan öz kültüründen koparak, adeta başkalaşarak Hak’ın gerçeğine nasıl mail olabilir ki?

 

En gerçekçi çözüm ne Batılılaşmak ne de Araplaşmaktır. Dünya tarihinde hiç bir millet görülmemiştir ki, kendi öz kültüründen, örfünden, adetlerinden, folkloründen, ananelerinden koparak muasır medeniyet seviyesine ulaşmış olsun. Milli olunmadan bir milletin evrensel değerlere sahip olup muasır medeniyet seviyesine eriştiğini de tarih yazmış değildir. Hele hele kendi öz kültürüne yabancılaşarak, kendi kültüründen çok daha geri bir kültüre özenerek yüksek bir medeniyete erişebildiğini yıldızlar dahi yazmamıştır. Öyle bir milletin bilincini kaybetmiş, yani mankurt edilmiş bir köleden farkı var mıdır? Hele ki, bir de mankurtlaştırılmaya karşı direnmiyor, başkaldırmıyor, kendisine reva görülmüş başkalaştırılmaya sessiz kalıyorsa öyle bir milletin uzun süre ayakta durması mümkün müdür?

 

Emperyalizmin Türkler’in üzerinde oynadığı iki büyük oyunu var. Birinci oyun görünürde ki bilindik emperyalizmdir, ikincisi ise (sözde) İslam adı altında Türkleri Araplaştırmaya çalışmak. Buna “Arap Kültür Emperyalizmi” diyoruz.

 

ABD’nin Suudi Arabistan’ı CİA üssüne çevirmesi sadece Petrol ile sınırlı değil, aynı zamanda Suudi’leri finanse ederek onların aracılığı ile ülkemize Arap kültürü ihraç ettirmektedirler. Tabi ki bunun bir amacı var. Hedef, Atatürk Türkiye’sinin gelişme sürecini durdurmak hatta becerebilirlerse geriletmek, değilde frenlemek. Böylece “Demokrasi ile İslam birlikte işlemez” görüntüsü verdirerek Türkiye’de ki kimi mutaassıpları cesaretlendirmiş olacaklar hem de diğer İslam ülkelerin insanlarını sekülarizme, demokratik rejime özenmelerini engellemiş olacaklar. (Batı’ın ülkemizde ki tarikatlar ile bu denli içli dışlı olmasının nedeni bu!)

 

Din maneviyatta bir inanç birliğidir kültür birliği değil. Hele ki, İslam coğrafyasının nerdeyse her karışında CİA cirit atarken ümmet kavramına da siyasi emmelerine alet etmeyeceğini düşünmek fazlaca saflık olmaz mı?

 

Tüm engellere rağmen ülkemizin yarınları ışık dolu olması için en başta bizlerin ümmet  ile SİYASAL ümmetin, İslam ile SİYASAL İslam’ın aynı kavramlar olmadığını artık daha net anlamamız gerekir.

 

Batılı devletler hem dini hem kültürel sürecini tamamlamasına rağmen kimse ulusundan, ulus bilincinden, öz kültüründen vazgeçmeyi akılının ucundan dahi geçirmezken, bizde ki bazı mutaassıp çevrelerin kendi kültürünü bırakarak başkalaşma arayışlarını aklen anlamak mümkün müdür?

 

İsveçlisi de, Finlandiyalısı da, Almanı da, İspanyol’u da Hristiyan, ama bu milletlerin hiç biri sırf Hz. İsa Yahudi diye ne İbranice’ye merak salırlar, ne İbranice’yi kutsal sayarlar, ne de Yahudi kültürü edinmek için can atarlar. Batılılar bunun farkında değil de bir tek bizde ki mutaassıp çevre mi  farkında? Türkiye bölgesinde süper güç kalmak istiyorsa bizlerin olaylara bakışı benzer olmalı. Evet, Türkler’in çoğu Müslümandır, ancak Hz. Muhammed Arap kökenli diye Arap alfabesini kutsal saymak, öz kültürü yerine Arap kültürü edinmek doğru mudur? 

 

Müslümanlar iyi bilmeli ki, İslam Dini sadece Araplara inmediğini Kuran’ın bizatihi kendisi bildiriyor: 

 

“Ey Muhammed, seni ancak ALEMLERE rahmet olarak gönderdik." (Enbiyâ, 107)

 

“Ey Muhammed, de ki: Ey insanlar, doğrusu ben Allah’ın HEPİNİZ İÇİN gönderdiği peygamberiyim." (A’raf 158)

 

“Ey Muhammed, biz seni BÜTÜN İNSANLARA ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndermişizdir.” (Sebe, 28)

 

Peşin hükümlü ve önyargılı olmayanlar bu ayetlerden gayet net anlayabilir ki, İslam Dini insanların manevi dünyasını zenginleştiren bir Tevhid birliğine çağrıdır, bir din kültürü de içerir, ama bir kültür birliği değildir. 

 

ergunefe@live.de

Bu yazı toplam 1153 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim