Bugün 18 Aralık 2017 Pazartesi
  • Antalya17 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    155,771
    %-0.08
  • Dolar
    3,8638
    %-0.70
  • Euro
    4,5501
    %-0.72

Sevim H. Tolunay

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sevim H. Tolunay

Ben Deli miyim?

15 Eylül 2017 Cuma 04:16

 Zaman zaman bu ve benzeri kelimeler dökülür ağızlardan.. ‘’Psikiyatriye git’’ denmesi çok büyük bir hakaret gibi algılanır ve iplerin daha da gerilmesine neden olur. Başka bir kişinin yardımcı olamayacağı, aynı bir arkadaşın yaptığı gibi yalnızca dinleyebileceği veya ilaç yazıp göndereceği gibi düşünceler ile sorunlarımızı kendi kendimize halletmeye çalışırız. O an için hallolur belki. Fakat kısa bir süre sonra benzer sıkıntılarla tekrar uğraşmaya başlar, bunalırız..

‘’Bir başkası nasıl yardımcı olabilir?’’

Bir sorununuz olduğunda ne yaparsınız? Kendi kendinize mi halletmeye çalışırsınız? ‘’Önce kendi kendime halletmeye çalışırım’’ dediğinizi duyar gibiyim. Peki ya sonra? Bir arkadaş, bir aile büyüğü, bir dost.. Ben şahsen insana ihtiyaç olduğunu savunanlardanım. Eskiden böyle miydim? HAYIR DEĞİLDİM. Daha mesleğe atılmadığım yıllarda, sorunları kimseyle konuşmadan, kendi kendime halletmenin daha uygun bir yol olduğunu düşünürdüm. Fakat sonraları durum değişti, belki de bu mesleğin bana kazandırdığı en önemli şeylerden biriydi bu. Güvendiğim, beni anlayacağını, yardım edebileceğini düşündüğüm kişilerle sorunlarımı paylaşmaya başladım. Bu beni rahatlattı, olaylara farklı açılardan da bakabilmemi sağladı. Zaman içinde ise psikiyatri ve terapiler konusunda uzmanlaşmam ile insana ihtiyaç olduğu yönünde ki düşüncem daha da pekişti.. Hayatımızın hangi evresinde yalnızız ki?? Şimdi ne mi yapıyorum sorun yaşadığımda? Uzun yıllar devam eden terapi eğitimlerim sonucunda öğrendiğim bilgi ve becerileri kullanıyorum.. Kendi kendimin terapisti oldum yani:)

Siz de deneyimlemişsinizdir; güvendiğiniz, sizi anlayabileceğini düşündüğünüz bir kişiye sorununuzu anlatmanın acı ve sıkıntınızı nasıl da azalttığını.. Fakat, sizi gönülden dinleyecek, ‘dinlemiş gibi’ yapmayacak birini bulmak oldukça zordur bazen. Hele ki, birinin diğerine ayıracak çok vakti olmadığı günümüzde. Diğer taraftan, yapılan dinleme ne kadar iyi niyetli olsa da ‘iyi bir dinleyici nasıl olunur, iyi iletişim nedir, sorun çözme, olaylara akılcı ve objektif yaklaşım yolları’ gibi konular bilinmediğinden, daha doğrusu uzmanlık gerektirdiğinden fayda sağlamanız azalabilir..

”Kime gitmek lazım? Herkes yardımcı olabilir mi?”

Her şeyin sonuna ‘terapi’ sözcüğünün eklendiği ve bu işle uzaktan yakından ilgisi olmayan kişilerin kendisine ‘Psikoterapist’ ünvanını yakıştırdığı bir devirde kime gidileceği ve kime güvenileceği sorusu akıllara geliyor. Bu noktada, GİDİLMESİ UYGUN OLAN KİŞİLER olarak tanımladığım psikiyatrist, psikolog ve psikoterapist kavramlarından kısaca bahsedeceğim.

‘Psikiyatri uzmanı, psikiyatrist, ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı’ ünvanları birbirinin aynıdır ve 6-7 yıl süren tıp fakültesi eğitimi, 4-5 yıl süren psikiyatri alanında uzmanlık eğitimi, 2-4 yıl süren zorunlu hizmet aşamalarından geçmiş olan kişiler için kullanılır. Psikiyatrist, aynı zamanda TIP DOKTORUdur. İlaç, psikoterapi, yatırarak tedavi, elektroşok tedavisi gibi psikiyatrik ve psikolojik tedavileri yapabilen ve yapma yetkisine sahip olan kişidir.

‘Psikiyatrist ve psikolog’ kelimeleri oldukça SIK KARIŞTIRILIR. ‘Psikolog’, 4 yıl süre ile üniversitelerin ‘psikoloji bölümünü’ bitirmiş olan kişidir.

 

‘Psikoterapist’, psikolojik bir tedavi yöntemi olan psikoterapiyi uygulayan kişidir. Psikiyatri eğitimi sırasında terapi ile ilgili bilgiler alınır, hasta ve danışan görülerek pekiştirilir ve çeşitli eğitimler (Bilişsel davranışçı terapi, psikanalitik terapi, cinsel terapi vb.) ile desteklenir. Bu eğitimler genellikle yıllar süren uzun soluklu eğitimlerdir ve başarıyla tamamlayanlara geçerliliği ve güvenilirliği olan bir sertifika verilir.

 

HERKES YARDIMCI OLABİLİR Mİ PEKİ? Bir kaza geçirdiğinizi farz edin. İlk yardım dersi almış bir kişiye (yani tıpla ilişkisi olmayan örneğin, bir şoför) mi  canınızı teslim etmek istersiniz yoksa işi bilen, tıp eğiminden geçmiş bir kişiye mi, hatta bir acil servis uzmanına mı? Yardımcı olunabilir belki, ama ne ölçüde olunur, orası tartışılır..

”Kime gidilmemesi gerektiği daha önemli bir soru aslında!!!”

Maalesef; ‘mucizeler yarattığını’, ‘şifa dağıttığını’, ‘hayatınızı yöneteceğini’, ‘bilinç altını temizlediğini’, ‘nefesi açtığını’ söyleyen ve kendini terapist olarak tanıtan kişilerin sayısı giderek artıyor. Bu kişiler gerçeklikten ve bilimsellikten uzak yöntemleri adeta bir malı pazarlıyor gibi sunuyorlar.

Bu durumun biraz da bizim mucize beklentilerimizden, ‘Ben bir şey yapmayayım, bir başkası benim yerime yapsın’ taleplerimizden kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Bu şekilde olan başvurular ise, maddi ve manevi kayıplarla veya şansınız varsa (ki bu sizin inancınız sayesinde olacak!) bir miktar düzelme ile sonuçlanıyor. Belki de, hayatınız boyunca bu düzelmeyi ‘’Ben yapmadım, o yaptı’’ şeklinde yorumlayacağınız bir düzelmeyle.. Siz inanmadıktan, istemedikten ve çaba göstermedikten sonra hiçbir şeyin olmayacağı gerçeğini aklınıza sürekli getirmelisiniz. Nice başarılar kazanmış, nice sıkıntı ve zorlukların üstesinden gelmiş  kişileri bir inceleyin çevrenizde.. Mucizevi bir şey mi olmuş yoksa bilinçli bir çaba ve emek ile mi gerçekleşmiş yapılanlar!?

 

Psikiyatri alanında gerekli ve yeterli eğitimi almış kişiler boş vaatler ve gereksiz ümitler vermezler. ‘’Ben harikalar yaratıyorum’’ demek yerine ‘’Sen ve ben birlikte bir ekip olursak başaracağız’’ demeyi tercih ederler. Karşılıklı bir işbirliği vardır ve siz bir şeyler öğrendiğinizi ve başardığınızı görerek mutlu olursunuz. ‘’Bunu terapistimin yardımıyla, ben başardım’’ dersiniz ve ileride benzer sorunlar ile karşılaştığınızda baş etmek için elinizde birtakım yöntemler olur. Mucize beklentilerinizden ve diğerlerini suçlama eğilimlerinizden vazgeçer; daha mutlu ve huzurlu hissedersiniz.

 

”Hangi durumlarda başvurmalıyım?”

 

Hayatınızda yolunda gitmeyen birtakım şeyler olduğunu fark ettiniz, huzursuz ve mutsuzsunuz, kafanız karışık, belki bir karar vermeniz gerekiyor, belki de cevabını bulamadığınız sorular var zihninizi karıştıran.. veya son dönemde sıkıntılı bir olay yaşadınız, bir anlam veremiyorsunuz.. Bu ve benzeri konularda konuşmak, yaşanılanlara ‘objektif bir şekilde bakabilecek bir  göz’ size destek olacaktır ve bu sizin en doğal hakkınızdır. Aksi takdir de siz, eskiden beri süregiden çözüm yöntemlerinizi uygulamaya devam ederek farklı sonuçlar bekleyecek ve çoğu sefer de hayal kırıklığına uğrayacaksınız. ‘’Aynı yöntemleri kullanarak farklı sonuçlar beklemek deliliktir’’ der Einstein..

 

EĞER Kİ;

 

Aile de depresyon, kaygı, şizofreni, duygu durum bozukluğu, bağımlılık gibi psikiyatrik bozukluklar varsa,

Çocukluğunuz çok zor geçmiş; ayrılık, göç, taciz, yeterli bakım ve sevgi görememe gibi sorunlar yaşamışsanız,

Hassas, duyarlı ve mükemmeliyetçi bir kişiliğe sahipseniz..

İŞİNİZ BİRAZ DAHA ZOR GİBİ! Yaşadığınız sorunların şiddetli ve süreğen olması, bulduğunuz çözümlerin işe yaramaması daha muhtemeldir. Çünkü, ailede görülen psikiyatrik hastalık sizde ki yatkınlığı arttırır, psikiyatrik belirtilerin daha kolay ve daha şiddetli bir şekilde ortaya çıkmasına neden olur. Zor bir çocukluk ve hassas kişilik yapısı da eklenirse olaylarla baş etmek daha da zorlaşabilir..

Aşağıdaki belirtilerden biri veya birkaçı sizde varsa DİKKAT!!!

-Mutsuzluk, huzursuzluk, panik hali, çaresizlik, öfke, sinirlilik, suçluluk, pişmanlık gibi duygular..

-Aşırı neşe, öfke patlaması, normalden fazla konuşma gibi olağan dışı durumlar..

-Kendine olan güvende azalma, ortamlara girmekten kaçınma..

-Çarpıntı, terleme, nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi, ciltte lezyonlar, ishal-kabızlık, yüz kızarması, baş ağrısı, unutkanlık, konsantre olamama gibi belirtiler..

-Değersizlik, yetersizlik, suçluluk, ölüm düşünceleri..

-Birileri tarafından takip edilme, zehirlenme, kötülük görme şeklinde düşünceler..

-Gece uykuların bölünmesi, sabah erken uyanma veya çok fazla uyuma,

-Herhangi bir diyet yapılamamasına rağmen iştahın belirgin şekilde  azalması veya çok fazla yemek yeme..

-Çevrenizdeki insanların sizde bir sorun olduğunu söylemeye başlaması..

-İş, sosyal ve özel yaşantınız da sorunlar yaşamaya başlamanız..

sürekli olarak sizi rahatsız ediyorsa, altta yatan herhangi bir tıbbi sebep bulunamıyorsa bir psikiyatri uzmanına danışmanızda yarar olacaktır.

 

Uzm. Dr. Sevim Hacıarifoğlu Tolunay

Bu yazı toplam 417 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim