Bugün 23 Temmuz 2019 Salı
  • Antalya38 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    260,805
    %0.22
  • Dolar
    5,6870
    %0.03
  • Euro
    6,3520
    %-0.40

Ergün Efe

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ergün Efe

Çok konuşulan ama çok bilinmeyen laiklik

05 Temmuz 2019 Cuma 09:30

“Din konusunda Avrupa’nın en tutucu ülkesi Polonya’nın yanısıra Fransa’dır” desem, inanın abartmamış olurum..  Peki, iş bu halde sormak gerekmez mi “Neden İngiltere’de, Almanya’da değil de tutucu bir katolik topluluktan çıkmıştır bu ‘laiklik’ dedikleri kavram? Hatta çıkması ile de yetinilmemiş anayasaya işlenmiş?! Fransa’nın Milli Eğitim Bakanı Pellion laiklikten anladığını şöyle tarif eder “Laiklik, bizim kültürümüzde başkalarına saygı gösterirken, insanların kendi özgürlüğünü inşa etmesine izin verilmesi anlamına geliyor” der. Fransa’da tüm okullara asılı olan 15 maddelik “Laiklik Şartı” hiçbir öğrencinin dini nedenlerle dersi protesto edemeyeceğini ve dini sembollerle okula gelemeyeceği gibi esaslar içerir. Öğrencilere hatırlatır. Diğer batılı ülkeler de sekülerdirler, ama laikliği ekstradan anayasaya işlememişlerdir. Ancak, laikliği anayasaya işlenmemiş olsalar da, onlarda da laikliğe aykırı yasalar çıkmaz. Konu Fransa ve laiklik olduğundan... (Malumunuz, bizde ki radikal Dinci gruplar olayı detaylı ve nötr  irdelenmek yerine, yerine maalesef nakilci bir mantıkla sadece şeyhinden duyduklarını “Laiklik Dinsizliktir” derler, Temcit pilavı gibi olayı ısıtıp ısıtıp sürekli toplumun önünü sürerler) Peki, ne olmuşta Fransızlar gibi mütedeyyin bir topluluktan ‘laiklik prensibi’ çıkabilmiş, neden bizim Dinci radikaller gibi “Laiklik = Dinsizliktir” dememişler? Çünkü gerçekte ‘Laiklik’ ne dinsizlik, ne de dinliliktir de ondan. Devlet dinlilik veya dinsizlik karşısında nötrdür, yani tarafsızdır. Laiklik, ayrıca sadece din/devlet işlerinin ayrışması için değil, aynı zamanda Din ile bilimin sürtüşmemesi içinde bir sigortadır. Yani Fransızlar laiklik ilkesini kabullenerek Dinlerini siyasetten tamamen ayırdılar, böylece Dinleri arındı. Din kötü niyetli olanların elinden alındı, Din bir sömürü aracı olmaktan çıktığı için de - Dinleri yine aynı Din olmasına rağmen - güzelleşti; En büyük iyiliği de Dinlerine yapmış oldular. Kutsal saydıkları Dinlerini hurafeden, Din tüccarlarından, çıkar ilişkilerinden arındırdılar. Böylece Din tekrar özüne, asli görevine döndü. Tevhid birliği, maneviyat, kardeşlik gibi. “Dinleri zahiriden koparıp tekrar batini hale getirdiler” de diyebiliriz. “Din” denilenin yeri de zaten oradır, yani gönül. Yaşım idrak’a erdikten sonra ideolojileştirilmiş bir Dinin, aslında sağlıklı bir Din olmaktan çok maskelenmiş bir çıkar ilişkisi olduğunu fark etmiştim. Demokrasi, pozitif hukuk, laiklik gibi müspet ilme dayalı kavramlar sadece istenilecek bir şey değil, daha çok erişilecek bir düzeydir. Dolayısı ile bir “sindirme” işidir.  Ayrıca lokal değil, evrensel ve müspet ilme dayandığı için “Kültürüme göre demokrasi”, “Dinime uygun pozitif hukuk”, “Meşrebimle çelişmeyen laiklik” diye bir anlayışı içinde barındırmaz. Bu prensipleri ‘bazı siyasetçilerimiz’ değil, seçilen tüm siyasilerimiz içselleştirdiği andan itibaren daha da güzel bir ülke olacağımızdan, şahsen be

Bu yazı toplam 621 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim