Bugün 19 Ocak 2020 Pazar
  • Antalya12 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    294,762
    %0.74
  • Dolar
    5,8926
    %0.63
  • Euro
    6,5369
    %0.30

Ergün Efe

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ergün Efe

Devlet

10 Ocak 2020 Cuma 01:19
İnsan olarak hayatı algılayışımızda, akla, mantığa ihtiyaç duyduğumuz kadar, vicdan, acıma hissi v.s. gibi kavramlara da ihtiyaç duyarız.
Peki ya devlet?
 
Devlet idaresinde akla mantığa yer vardır, duygusallığa asla yer yoktur, olursa devlet büyük zarar görür, tıpkı FETÖ’de yaşadığımız gibi! Ayrıca zannedilenin aksine bir devleti ayakta tutan ne din ne de diyanettir. Bir devleti ayakta tutan ahlâk ve adalettir. (Gerçi ahlak ve adalet olmadan zaten din olmaz, o da ayrı) 
 
Demokrasi ve pozitif hukuk ile yönetilen ülkelerde devlet- yurttaş ilişkisinin daha sağlıklı yürümesi milli irade yolu ile tecelli etmiş olan anayasaya çeşitli devlet kurumlarında görev yapanların o anayasadan türeyen yaslara harfiyen uymalarından ve böylece örnek yurttaş olmalarından kaynaklı.
 
Bir devletin yürürlükte olan sistemi, anayasası, tarihten gelen birikimi, ondan zuhur eden tecrübesinin bütününe “devlet aklı” derler; Bekası tehlikeye girdiğinde işte o devlet aklı devreye girer. Hiç bir devlet kendi sisteminin çarkları ile pin pon topu gibi oynanmasına müsade etmez. 
 
Size bu konuda Almanya üzerinden bir örnek vereyim. Alman anayasası ile çelişen, özelikle de insanları sisteme karşı mobilize edebilecek bir kişi veya bir örgüt ortaya çıktığında, tereddütsüz ya BKA (Federal Kriminal Bürosu) veya BfV (Anayasayı Koruma Dairesi) denetimine girer. Gerekli görüldüğünde de müdahale edilir.
 
Köln’de, zamanında adı Cemalettin Kaplan diye biri vardı. (Metin Kaplan’nın babası) Mahkeme heyetine “Beni niye tutuklayamazsınız. Ben şeriatı Almanya için değil, Türkiye için istiyorum” demişti. Yargıcın cevabı manidardı, “Farketmez, öyle de olsa bile bu dediklerinizi Almanya’da diyemezsiniz, ifade özgürlüğü kapsamına da girmez, çünkü burası şeri hukuk ile idare edilen bir ülke değil, pozitif hukuk ile idare edilen bir ülke. Anayasal düzenimizi bozmaya yönelik her türlü girişimler yaşlarımıza göre suçtur” diye cevaplamıştı.
 
Peki bizler Batı ile aynı sistem, hatta neredeyse aynı yasalara sahip olmamıza rağmen neden sistem onlarda ki gibi iyi işletemiyor? En başta sosyal ve tarihsel doku farklılıkları, ekonomik verilerinde mutlaka büyük etkileri var, ancak bundan da daha önemli bir şey var: 
 
Bazı insanımız içinde yaşadığı bu demokratik sistemi ve onun işleyişini hala yeterince anlamadığından ulus devlet için gerekli olan “yurttaşlık refleksi” oluşturamamaktadır. Böyle olunca da ceryan eden hadiseler karşınızda gösterdiği reflekslerin kalite parametresi maalesef Batıya nazaran daha düşük oluyor. Kimileri de var sistemi tanıyor, ama olabildiğince ona uymamak için direniyor, çünkü sistem ile barışık değil, hatta sisteme düşman. Bu tür milli iradeye dayalı idarelerde insanların ezici çoğunluğu sistemi içselleştirmediği müddet sistemin sağlıklı yürümesi imkansız.
 
Öfkemiz aklımızı yenmemeli, çünkü eğer öfkemize yenik düşersek ülkemiz asla kalkınamaz, kazanamayız. Kiminle mücadele ettiğimizi iyi etüt etmeliyiz. 
 
 
Biz 100 metreleri kazanıyoruz, ama Dünya ile yarış bir 100 metre koşusu değil, maratondur! Bana göre, bizim en büyük yanlışımız  her defasında önce kahramanlığa soyunmamız sonra akla başvurmamız, oysa nihayi çözüm ancak önce akla başvurmak sonra (gerekirse) kahramanlığa soyunmak ile  mümkündür, tıpkı M. K. Atatürk’ün yaptığı gibi.
 
Tarihin gerçeklerini görmemezlikten gelemeyiz, bu coğrafyada var olmak istiyorsak, herkesten daha çok akıllı, herkesten daha çok stratejik hamlelerimiz olmak zorunda. 
 
Devlet duygu ile yönetilemez. İlla akıl, illa akıl.
Bu yazı toplam 973 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim