Bugün 26 Nisan 2019 Cuma
  • Antalya20 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    245,538
    %0.87
  • Dolar
    5,9308
    %0.00
  • Euro
    6,6152
    %0.14

Bekir Bülent Özsoy

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bekir Bülent Özsoy

Devrimler….

16 Kasım 2017 Perşembe 05:15

 Önce iki güncel konu ile ilgili olarak; ‘Yavrum sizden Atatürkçü falan olmaz…’

Geçen gün sosyal medyada bir görüntü dolaşıyordu; malum 10 Kasım günü bir grup insan büyük bir olasılıkla saygı duruşu ardından İstiklal marşı okuyorlar, ellerinde Türk bayrakları var, önlerinden halıya sarılmış kütük gibi bir şıfrıntı yürüyor. İstiklal marşı okunmasına rağmen değil durup saygıda bulunma, süratini hiç kesmeden Amerikan ürünü spor ayakkabılarıyla bir hışım geçip gidiyor.

Bir gazete haberine göre ise uçakta balayı çifti var, gelin, damadın yanağına bir öpücük konduruyor.

 Ne var bunda diyeceksiniz, yanlarında oturan bir başka ailenin üstelik kadın olanı ‘nayır nolamaz!’ diye ortalığı inletiyor, uçak piste geri dönüyor.. neymiş çoluk-çocuğun önünde olur muymuş?

Altı üstü yanağa, kocasının yanağına, kondurulan masum bir öpücük….

Hangi zombi yukarda ki dangalakları yapabilir ki…

Bundan 500 yıl önce Avrupa da, bu gün Almanya diye bildiğimiz bir coğrafya da  anti-yobaz bir devriminin tohumları atılıyordu. Martin Luther adında ki papaz bu kilise denen ibadet evinin her türlü rezilliğe göz yumduğunu dahası bu rezillikleri bizzat organize ettiğini görmüştü. Şikayet etmek için Roma’ya gidecekti…

O da ne? Roma adeta bir dünya kerhanesi gibiydi. Üstelik işletmeciler de ruhban sınıfının önde gelen din adamlarıydı. Zavallı halkın elinde ki üç beş kuruş bu dinci aşağılıklar tarafından gaddarca alınıyor, yok cennetin tapusu, yok ölen yakının günahlarını yakacağız ayaklarıyla halk resmen soyuluyordu. Zengin ve Asil sınıfı sesini çıkarmıyordu, ama yavaş yavaş semiren orta sınıf bir şeylerin ters gittiğinin farkındaydı. Hiçbir şey yapamazlardı çünkü dinci şaklabanlar önemlice bir silahlı gücü ellerinin altında hazır tutuyorlardı.

Tüm dinci aşağılıkların ortak tavrı orada da vardı, bu şavalak sürüsü kendilerini yüce Tanrının yeryüzünde ki temsilcileri sayıyor onların gücendirilmesi halinde Tanrının da güceneceğini ve buna sebebiyet verenleri ateşler içinde yakarak cezalandıracağı palavrasını sıkıyorlardı. Martin Luther orta halli bir papazdı, aslında onlara uysa o da yolunu bulur giderdi.

Ama gerçek bir din adamıydı. Olup bitenleri kabul etmesi mümkün olmayacaktı. Bu dinci serseri takımını alt etmenin akıllı bir yolunu bulmak lazımdı, hem akıllı olmalıydı- hem de cesur….

Önce Tanrı tanımının bir ‘Korkutma’ değil bir ‘sevgi’ meselesi olduğunu ince-ince işleyecekti.

 Göklerin efendisi yüce Tanrı insanları, evlatlarını sever gibi seviyordu.. O halde bu korkutma işi niye durduk yerde kaşınıyordu ki..

Tanrı akıllı insanları severdi, diğerlerinin ise akıllı olmasını sabırla beklerdi. Akıllı insan cennetin tapusu olmadığını bilirdi, akıllı insan gülmekten ve güldürmekten korkmazdı…

Sefil dinciler ise bu söylemleri günahı kebir olarak görüyorlardı. Sonun da tarihin yazdığı o kanlı dönemler başlayacak ve sırf başka bir mimaride ki tapınağa gidiyor diye aynı Tanrıya tapmalarına rağmen  milyonlarca insan birbirlerini çoluk çocuk demeden gırtlaklayacaktı.

Yeryüzünde Tanrı adına bu kadar çok cinayet işlenmemişti.

Evet, bütün bunların hepsi bundan yalnızca 500 yıl önce olmuştu.

Sovyet devrimi için yerimiz şimdilik bitti, o da gelecek yazıya…

 

Bu yazı toplam 3576 defa okunmuştur.
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim