Bugün 21 Kasım 2017 Salı
  • Antalya13 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    162,714
    %0.94
  • Dolar
    3,9518
    %0.73
  • Euro
    4,6376
    %0.68

Bekir Bülent Özsoy

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bekir Bülent Özsoy

Ekim ayı (3)

13 Kasım 2017 Pazartesi 07:41

 

Jack Kennedy, abisinin terine savaş çıktığı zaman Deniz Kuvvetlerine katılmıştı. Pasifik de göreve yapacaktı. Amerikan donanması henüz tam kapasitesiyle Pasifik sularında boy gösteremiyordu. Almanya öncelikli hedefti. Ancak Pasifik de öylesine bırakılamazdı. Tahtadan bir sürü küçük torpil botu imal edilmişti. İki tane ölümcül torpil taşıyorlardı Pasifik adalarını kıyıları girintili çıkıntılıydı, suların sığ olduğu yerlere Japon ağır savaş gemileri giremezdi. Bu botlar gerilla gibi savaşacaklardı vur-kaç taktiği ile akın yapacaklar ve özellikle de nakliye gemilerini hedef alacaklardı. İşte bizim zampik Kennedy, PT-109 olan bir bota komutan tayin edilmişti. (meraklısı için; PT=Patrol Torpido tekneleriydi,10 metre boyunda 4 metre genişliğinde toplam 56 ton çeken ve 14 kişilik mürettebatı vardı) Pasifik okyanus savaşlarının pek merhameti yoktu. Japonlar zaten sıkı düşmandı, genelde esir falan almazlardı, suya düşen için ölümün her türlüsü vardı köpekbalıkları, boğulma, delirme,..

İşte böyle bir kapışmada John Kennedy, hayatının sınavını vermek üzereydi. Bir gece yarısı aniden pruvalarında bir Japon savaş gemisi görünmüştü, gemi ateş açamayacak kadar yakındı.. düşman PT-109 u kremalı pasta gibi ikiye bölmüş ve uzaklaşmıştı. Kennedy ve adamları suyun içinde öylece kalmışlardı, 11i sağ kalmıştı, üçü ağır yaralıydı.. okyanusun ortasında 6 km yaralı arkadaşını dişleri ile çekerek yüzen Kennedy ve tayfası yakında bir adacığa sığınacaklardı. En kolay görünen, sıkça devriye gezen Japon teknelerinden birine teslim olmaktı. Adacıkta ne bir damla su vardı , ne de Hindistan cevizinden başka yiyecek…

Bir hafta böyle geçmiş ve bir hindistancevizi üstüne çakıyla kazıdığı ‘imdat’ mesajı yetkililere bir şans eseri ulaşana kadar beklemişlerdi. Kennedy ve tayfası tamamen bir tesadüf eseri kurtulmuşlardı, JFK, her gün saatlerce yüzerek yakın adalardan su ve yiyecek temin etmiş arkadaşlarını ayakta tutmuştu. Olay açıklanınca bu gencecik adam tüm kredinin kendi hanesine yazılmasına itiraz edecekti.

Kruçev’in hesaba katmadığı işte bu ruh halinin ABD Başkanında vücut bulmuş olmasıydı. Kennedy, ne savaş çığlıkları atan kendi askerlerine ne de Sovyet siyasetçiye teslim olma niyetinde değildi.

Önce içi boş olmayan bir uyarıda bulunacaktı. ‘Eğer Küba da ki bu füzeler Batı yarım kürede herhangi bir hedefe atılırsa, -herhangi-, ABD kendini Sovyetler ile savaş halinde sayacaktı!’ Bu Kruçev’in istediği bir şey değildi, o, dünya kamuoyu önünde ABD yi biraz aşağılamak istemişti… Çözüm aramak için her iki tarafta çaba göstermeye başlayacaktı. Rus şahinleri ile Amerikan şahinleri ‘kapışalım da ne olacaksa olsun !’ derdindeydiler. Ama Kennedy ve Rus lider savaşı görmüş yaşamış insanlardı.

İzin vermeyeceklerdi..

Sonunda Türkiye de ki eski Jupiter füzelerinin sökülmesi karşılığında Ruslar da Küba füzelerini sökme kararı alacaklardı.

(ha , eğer soracak olursanız ki Türkiye’nin olup bitenden ne kadar haberi vardı; o ayrı bir yazı konusu.)

Bu yazı toplam 1429 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim