Bugün 24 Haziran 2018 Pazar
  • Antalya24 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    190,976
    %-0.70
  • Dolar
    4,6622
    %-1.32
  • Euro
    5,4311
    %-0.95

Bekir Bülent Özsoy

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bekir Bülent Özsoy

Hal ve gidiş (3)

06 Haziran 2018 Çarşamba 13:19


Bu gün ‘tek adam’ idaresi dünyanın sonu mu diye bir başlıkla çıkacaktık. ‘Hal ve gidiş’ bilenleriniz , bilir, eskiden okul karnelerinde etkisiz eleman ders notlarından biriydi, o günlerde de pek bir değeri yoktu, matematik, tarih, coğrafya , kimya, fizik  ve ille de tabancı dil notları önemsenir ama bu hal ve gidiş notuna pek takılmazdık. Oysa mantığında hal ve gidiş belki de en önemli ders durumundaydı. Dünya matematik dâhisi, tarih kurdu, coğrafya delisi, fizik alimi, bir sürü suçluyla dolu olabilirdi ama diğerlerinin hakkına saygılı, sorunları kabadayılık ile değil tartışma ile çözmeyi bilen anlayan insan olmak o günlerde kimsenin umurunda değildi.
Neyse,  bakın size bir Alman paşasından söz edeyim;  dönem 30’lu yıllar, yer Almanya.. iktidarda Adolf, biraz hırlı daha çok  da hırslı.. Alman burjuvası ürküyor, adamın sağı solu belli değil.. Güvendikleri en önemli kurum Alman ordusu.. Prusya gelenekleri ile yetişmiş subaylar ola ki Hitler eğer bir aşırılığa yol verirse vaziyete vaziyet edecekler…Alman halkı da saf-saf bunlara inanıyor. O zaman Alman hükümetinde ‘Savaş Bakanlığı’ diye bir makam var, Adolf yetkileri gereği doğrudan atama yapabiliyor, koltukta Büyük Savaş sonrası 100 binlik orduda kalmayı başarmış dişli bir general var Werner von Blomberg…Aristokratın Allah’ı… havasından geçilmiyor, kokteyle partilerde falan Hitler’den fazla ilgi görüyor.. Yabancı diplomatlar buna hayran… Nazilerin hoşuna gitmiyor ama adamı ısırmak zor…Arkadaşın Hitler ile olan ilişkisi ise mükemmel ötesi, Adolf adamımızın nikah şahidi falan… üstelik Nazi Almanya’sının ilk Mareşali bu terfi özellikle Hitler tarafından ayarlanmış. E, nezaketen karşılıksız bırakmamak lazım… koca mareşal yüzyıllık bir askeri geleneği bir jest uğruna çıra gibi yakmaya karar veriyor..
Alman ordusu subayları görevlerine başlarken ‘Ana vatan’ için bağlılık yemini ederlermiş… bizim Blomberg paşa bu yemini biricik lideri Adolf Hitler’e adıyor ve Alman subayları sadakat yeminlerinde ana vatanı çıkarıp yerine Adolf Hitler diyor… yani bundan böyle Adolf’e sadığız…
Paşanın akıbetini merak edenlere bir ara onu da anlatırım… ama zaten şu ana kadar meramımızı belli ettik.
Gelelim ‘tek adam’ meselesine.. şimdi, tarih boyunca bazı ülkelerde  geçerli olan rejimler-idare tarzları halkın ihtiyaçlarını karşılayamaz, dahası onların farkına varmaz, ve beteri de bunları inkar eder.. işte o zaman o rejimlerin sonu gelir..
20. asırda ki tüm dünya liderleri ‘tek adam’ olmak istediklerinde ne kadar inkar etseler de , ne kadar ‘ne alakası var’ deseler de  hayallerinde bir Napolyon, bir Bismarck, ve bir Hitler idolü vardır.
Aksini iddia edenle tartışmaya hazırım…
Parlamenter sistem yönetim şekilleri içinde en iyi olan değildir, en az kötü olandır. Ve gereğinde ondan da vaz geçilir. Ama ne zaman?
Tarihi dikkatlice okursanız şunu görürsünüz; meclise dayalı demokrasilerde bile halkın içinde bulunduğu vaziyet o kadar perişan bir vaziyet alır ki.. insanlar, ’ gelsin -bir adam- düzeltsin bu gidişatı!!’ demeye başlar. Daha da açalım.. ülke yokluk içindedir, gelir adaletsizliği tavan yapmış, işsizlik sokaklarda asayişi öldürmüş, basın facia içinde, adalet mekanizması kilitlenmiş, üretim durmuş, tarlalar boşalmış… millet olağanüstü bir ahlak çöküntüsü içinde..
Ve  görünürde ‘umut’ yok…
İşte böyle bir vaziyette halk bir ‘tek adam’ özlemi içine girer.. peki o tek adam yalnızca sıkı bir demagog mu olmalıdır…
Hayır,
Aynı zamanda dediğini yapacak, yaptığını saklamayacak, çalmayacak- çırpmayacak, milletin önünde dedikleri ile değil yaptıkları ile örnek olacak, sağ duyulu, gerektiğinde efelenen, gerektiğinde tartışan emir verirken bile astlarını ikna eden (satın almayan-kiralamayan-korkutmayan) bir lider ahalinin yarasına merhem olmayı bir süre için becerebilir.
Hani Ay’a dört şeritli yollar falan deniyor da.. inanırız falan da deniyor…  bir düşünün bakalım….
Haftaya tartışalım…

 

Bu yazı toplam 5395 defa okunmuştur.
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim