Bugün 10 Aralık 2019 Salı
  • Antalya13 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    272,964
    %0.03
  • Dolar
    5,7924
    %-0.27
  • Euro
    6,4184
    %-0.14

Ergün Efe

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ergün Efe

Kalkınabilmemiz partiler üstü düşünebilmemize bağlı

08 Kasım 2019 Cuma 22:28
Öncelikle belirtmek isterim ki, düşüncelerim sadece beni bağlar.
Ülkemizin gerçek manada kalkınabilirliği herbirimizin öncül olan ülke meselelerinde ne ölçüde partilerüstü düşünebildiğine bağlı olduğu kanısındayım. Cereyan eden hadiselerde mezhep, meşrep veya ideolojiler üstü düşünebilme yetisi bu coğrafyada çok daha gelişmesi gerekirken aksine gerilemekte, köktenciliğe kaymaktadır.
 
Kalkınmamızın önünde ki “Baş engelleyici” olarak ilan edilen Batı ile ancak bilim ile, fen ile, evrensel hukukun harfiyen uygulanması ile yarışabilir hale gelmek mümkün olabilecekken, bu anlayışla nasıl onlarla yarışır hale geleceğiz? Üstelik, yarışabilir hale gelmek için onların ürettiğinin de üstünde bir “artı değer” üretmemiz gerekirken?! İnsanların herhangi bir partiye teveccüh gösterip onu iktidara taşıması demokrasinin gereğidir.
 
Anayasamız ülke yönetme yetkisini (buna cebir ve şiddet kullanma dahil) sadece hükümet edenlerin tasarrufuna vermiştir. İş bu halde -belediyeler hariç- ülke yönetiminde ki idari hatalar hükümetin değil de muhalefetin sorumluluk alanı içindeymiş gibi sanmak, doğru değil, Milli İrade’ye dayalı bir devlet anlayışı ile de örtüşmez zaten. Milli İrade’ye dayalı bir sistemde millet olarak seçtikleriniz yanlış yaptığında onları eleştirmiyor, vahim hatalar yapıldığında sorgulamıyor, o olmuyorsa muhalefete yönelmiyor, o da olmuyorsa farklı alternatifl er üretmiyor iseniz, sürekli muhalefete atıf yaparak, onu sürekli kötülerin sebebi göstererek ülke kalkınabilir mi?
 
Cumhuriyet rejimi milletin iradesinin ülke yönetiminde tecelli etmesi demektir. Peki, insanlar Cumhuriyet rejiminin tüm evrensel prensiplerini sırf kendi ideoloji, mezhebi veya meşrebi anlayışının iktidarda kalması için, demokrasinin ve hukukun en temel prensiplerinin ötelenmesine göz yumar, tahrip edilmesinde sorun görmez ise, ülke kalkınabilir mi? Hangi parti olursa olsun, fazlaca veya vahim hata yapanlar en azından bir müddet seçilmemeliler ki, oturup hatalarını muhasebe etsinler. Halk hiçbir partiyi “Nasıl olmasa yine seçiliriz” havasına sokmamalı.
 
Demokratik rejimlerde halk eleştirebilirliğini, gerekirse de sorgulayıcılığını asla yitirmemeli, yitirirse demokrasi ve hukuk zarar görür. Tarih bunu böyle yazmıştır.
 
Peki, anayasamız sistemimizi “Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti” diye tanımlamasına rağmen neden hakkaniyeti ile işlemez?
 
1. İçinde yaşanılan sisteme yabancılaşmış olmak.
2. Devletin, yurttaşına yeterli ve anlaşılır biçimde sistemi anlatamamış olması.
3. Devletin çabasına rağmen, kimilerinin lokal kültürel veya lokal dini anlayışlarından ötürü bu evrensel sistemi anlamamakta ısrarcı olmaları.
4.Reddedilmemesi ancak demokrasinin ve hukukun içselleştirmemiş olması.
5. Tek bir ilkenin bile ötelenmesi durumunda diğer tüm ilkelerin de anlamsızlaşacağının farkına varılamaması durumu.
6. Alenen rejim düşmanı olmak. İngiliz eski Başbakanı Margaret Th atcher’in güzel bir tespiti ile bitirelim, der ki: “Gerçekten özgür olmak için, ülkelerin (yurttaşların) derin bir özgürlük sevdasına sahip olmaları ve hukukun üstünlüğüne kalıcı bir saygı duymaları gerekir.” Meselenin özü bu zaten.
Bu yazı toplam 1795 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim