Bugün 25 Eylül 2017 Pazartesi
  • Antalya27 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    149,236
    %2.24
  • Dolar
    3,5485
    %1.65
  • Euro
    4,2033
    %0.79

Deniz Karataş

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Deniz Karataş

Kurumsallaştıramadıklarımızdan mısınız?

14 Ağustos 2017 Pazartesi 01:30

 Ülkemizde inşaat sektörünün ne zaman gelişmeye başladığına baktığımız zaman bu tarih 1945 yılına kadar uzanıyor. Özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında gelişmelerde artış olduğunu söyleyebiliriz. Tabii bu zaman zarfında konut inşasında değişiklikler de oldu. Özellikle gelişen teknoloji bu değişikliklerin en büyük destekçisi olmuştur. Artan nüfusa yönelik büyük şehirlerde sürekli yeni yapıların yapıldığını görüyoruz. Buna orantılı olarak diğer şehirlerde de eski yapıların değiştirildiğini, yeni binalar ve siteler yapıldığını görebiliyoruz. Bunların dışında inşaat sektörünü sadece konutlaşmadan ibaret olarak göremeyiz. Alt yapı ve üst yapı yenilemeleri aynı zamanda parklar, kültür merkezleri veya alışveriş merkezleri de bu gelişimin bir parçasıdır.

Bu yazımda, sektörümüzün günümüz şartlarında en önemli ancak bir o kadar da yeteri derecede önemsenmeyen konularından biri olan “İnşaat Sektöründe Kurumsallaşma” konusunu değerlendirmek suretiyle ele alacağım.

Sanıldığının aksine, inşaat sektörü teknolojiyi yoğun kullanan ve içerisinde kimya, mekanik ve elektrik sistemler de dâhil olmak üzere birçok disiplini ve teknolojiyi barındıran bir endüstridir. Malzeme teknolojileri kimya bilimi ile iç içe iken, otomasyon ve güvenlik sistemleri, enerji verimliliği; elektrik-elektronik bilimi ile mekanik cihazlar, ısıtma soğutma sistemi, vinç ve asansör gibi düşey ve yatay taşıma ekipmanları mekanik bilimi ile ayrılmaz bir bütünlük teşkil ediyor. Bu sebeple inşaat sektörü aslında son derece teknolojik bir sektör olup yenilenen her sistemi kendi bünyesinde barındırmaktadır.

Teknolojiyi bünyesinde bu derece yoğun içeren inşaat sektöründe dünyada Çin’den sonra ikinci sırada yer alan Türkiye, özellikle yurt dışı müteahhitlik hizmetleri sayesinde ülkemize ciddi bir bilgi akışı sağlamış olup;  artık Türk müteahhitliği ve inşaat mühendisliği; gerek üniversitelerimizin verdiği eğitimle teoride,  gerekse başarıyla tamamlanan uluslararası projeleri ile pratikte ciddi bir bilgi birikimine ve tecrübeye sahiptir.

Müteahhitlik sektöründen elde edilen gelirlerle, iç piyasada diğer sektörlerin de gayrimenkul yatırımlarına yönelmesiyle özellikle son 15 yılda büyüyen gayrimenkul sektörü ve bu sektöre yatırım yapmak isteyen iç ve dış yatırımcılar ülkeye ciddi bir sermaye aktarmıştır. Bu sayede sektör iç piyasada da hızla büyümeye ve gelişmeye başlamıştır.

Yukarıda sayılan temel hususlar; sektörün gelişmesini sağlamakla birlikte, bu gelişim ve başarının sürdürülebilir olması firmaların kurumsallaşmalarını bir zorunluluk haline getirmiştir. Ülkemizin kalkınmasında en önemli yapı taşlarından biri olan inşaat ve gayrimenkul sektörü kurumsallaşma açısından oldukça başarısız bir geçmişe sahiptir. Hiçbiri 4. nesle geçememiştir. Bizim ülkemizde kurumsallaşmanın inşaat ve gayrimenkul sektöründe varması gereken noktaya henüz ulaşamamasının sebebi;  birçok firma sahibi veya üst düzey yöneticisi tarafından “şüpheyle yaklaşılan bir kavram” olmasıdır. Bunun altında yatan temel sebep de bana göre “yetkilerin paylaşılmama” isteğidir.  Kurumsallaşma yolunda il atılması gereken adım alışılagelmiş düzenin bozulması korkusunu atmak gerekmektedir. Ülkedeki ekonomik krizler, aile büyüklerinin basiretsizliği, yeni neslin işi sevmemesi ve işin başına geçmemesi, geleceği yönetememek, finansın yönetilememesi vb. sebeplerle başarısız olup, devamlılığını sağlayamayan firmaların aslında ülkenin ekonomik başarısıyla aynı paralelde olan inşaat sektörüne negatif etkisi büyüktür.

Peki “Kurumsallaşmanın” içeriğinde neler var  ?  

Kurumsallaşma, kuruluşların devamlılığı sağlanarak geleceği yönetmektir. Kurumsal yapılarda en önemli unsur insandır ve insana yapılan her yatırım aslında kurumun geleceğine yapılır. İster küçük yapılar olsun ister dev organizasyonlar olsun, her kurumda çalışanlara bir kariyer planı çizilmesi önemlidir. Bu, çalışan motivasyonu açısından olduğu kadar firma verimliliği ve gelecek projeksiyonu için de önem arz eder.  Kurumsal yapılarda karar verme mekanizması, patron şirketlerinin aksine tek bir kişinin inisiyatifinde olmamakta, takım bireylerinin müşterek kararlarıyla ilgili tüm birim ve kişilere yetki ve sorumluluk paylaştırılmaktadır.

Sektörümüz bünyesinde birçok teknik ve idari personeli barındırmaktadır. Proje müdüründen şantiye şefine, mekanik ve elektrik kısım şeflerinden ince iç mimarlarına, planlama mühendislerinden satın alma mühendislerine, muhasebeciden kamp amirine, personel sorumlusuna, şantiye doktoruna kadar hemen her meslek grubundan çalışan barındıran inşaat sektöründe, insan kaynakları sistematik bir işe alım ve işe uyum sürecini uygulamaktan yoksundur.

 Sonuç olarak; Türk inşaat sektörünün, gerek kurumsallaşma seviyesiyle gerekse insan kaynakları süreçlerinin uygulanması ve başarılı sonuçlarını alması açısından önünde hala kat etmesi gereken uzun bir yol bulunmaktadır. Bu yol da ancak sektöre ve çalışanlara yönelik geleneksel algının ve perspektifin değişmesiyle kısalacaktır.

Hızlı gelişen ve değişen global dünyanın kurumsallaşmaya da doğru orantılı yansımasının farkında olarak; firmalarımızın gelişimini ve evrimleşmesinin sürdürülebilirliğini sağlamalıyız.

Bakarsan bağ, bakmazsanız dağ olur!

Saygılarımla,

Deniz KARATAŞ

İnşaat Mühendisi

Tüm İnşaat Müteahhitleri Federasyonu Genel Başkan Vekili

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Meclis Üyesi

Antalya İnşaat Müteahhitleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

 

Bu yazı toplam 197 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
VİDEO HABERLER
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim