Bugün 16 Temmuz 2018 Pazartesi
  • Antalya28 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    193,587
    %-0.17
  • Dolar
    4,8448
    %0.23
  • Euro
    5,6556
    %0.16

Bekir Bülent Özsoy

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bekir Bülent Özsoy

Küstah general(2)

12 Nisan 2018 Perşembe 11:08

 Bu günlerde ‘deizm’ diye bir şey milletin diline takıldı.

Neden…

 Din adına işlenen cinayetler, işlenen suçlar o denli iğrenç boyutlara ulaştı ki çocuklar artık önlerine konan her şeyi sorgular oldu. Bir tarihte büyüklerimiz  şaka yollu takılırlardı; ‘ lan oğlum siz adamı dinden edersiniz!’ diye .. vallahi biz etmedik din adına siyaset yapan şarlatanlar milleti dininden edecek..

AESOB başkanı hakkında ilgili bakanlığın bir soruşturma başlatması lazım…

Olacak şey mi?

Bakanlık bir inceleme yapıyor; köfte lokantalarında bazı aksaklıkları tespit ve sonuçları, sorumluluk duygusu ile ilan ediyor. Kısaca bazı köfteciler okka altında… sorun hayati mi?

 Hayır! Tedbir alacaklar bir daha ki denetlemede aklanacaklar… Böyle bir durumda sorumlu bir oda başkanı ve kankası siyasetçiye düşen  görev nedir? Gidersiniz o bölgeye toplarsınız ilgili esnafı sıkı bir diskur çekersiniz. Biner arabanıza dönersiniz asli görevinize….

Hadi siyasetçi dolduruşa geldi, etrafında akıl verecek ‘ak saçlı’ kalmadı, AESOB başkanına ne oluyor...onun asıl görevi esnafın resmi kurumların belirlediği rutin düzene uymalarını sağlamak ve o doğrultuda esnafın hak –sorumluluk v e  mutlaka görevlerini hatırlatmak.. Bakanlık ‘ köfteler hatalı’ diyor..

 tüm mesele bu..

AESOB başkanı ne diyor? Bakanlık ‘yalan mı söylüyor!’ Açıklasın da bilelim.

Neyse ne diyorduk ha Küstah generalin ikinci bölümüne sıra gelmişti…

General Charles Vere Ferrers Townshend…. Ve ünlü ‘Kut’ seferi…

İlk başlarda denk geldikleri karman-çorman ikinci sınıf Osmanlı birlikleri Anadolu’dan gelen yeni askerler ile takviye ediliyordu. Nurettin(önce) ve Halil paşalar(sonra) sıkı askerlerdi, genel komutanlık görevini üstlenen yaşlı ama parlak bir asker olan Von Golz paşa(Colmar von der Golzt) da cepheye intikal etmişti.

Dünyanın tüm ordularında rast gelinen ‘keyfine düşkün’, ‘terfi heveslisi’, ‘çapsız’ subaylarında olan arızaların tümü Townshend de vardı..

Hala günün belli saatinde üniformasını ve ipek iç çamaşırlarını değiştiriyor, kendini tazeliyordu.

Niye tazelenmesin ki..

 Bağdat yürüyüşü hala devam ediyordu. Ama Türk direnişi her geçen gün daha organize oluyordu, Townshend gibi kibirli bir subay bile anılarında ve mektuplarında ‘denk geldiğim en iyi savaşçılar! Tüm Avrupa ordularında böyle bir asker yok’ demek zorunda kalmıştı. O zorlu günlerde bölgenin mutat hastalığı olan kanlı ishale yakalanmış ve kısa süreli Bombay da tedaviye yollanmıştı. ( o gittiğinde bir üstü olan süzme salak Nixon paşa fırsat bu fırsat deyip Bağdat seferini hızlandırmıştı,  şehri ilk fetih eden o olacaktı. Emeksiz yemek kadar güzel bir şey var mıydı?)

Var sayalım ki Bağdat şehrine girdi, 500 millik çöl üstünden nasıl ikmal alacaktı ki…. Ama o gün için böyle ‘bozguncu’ düşüncelere yer yoktu… Dile getireni fena halde haşlıyordu, o kadar asabi olmuştu ki köpeği Spot, emir eriyle (Boggis) aynı yatağı paylaşınca hayvanı ‘ihanet’ ile suçlamış ve sabaha kadar dövmüştü.

Şimdi cephede bir başka yaman Türk generali daha vardı Halil paşa önemli bir takviye ile Nurettin paşanın yardımına gelmişti. İngiliz ordusu her geçen gün artan kayıplara katlanmak zorundaydı. Sağlık hizmetleri tamamen felç olmuştu. Verilen kayıpların büyük bir oranı bu yüzdendi.

Golç paşa ve iki yetenekli Türk paşası İngiliz’i geri dönemeyeceği kadar çölün içine çekmişlerdi.  Charles Vere Ferrers Townshend’in Bağdat yürüyüşü Napolyon’un Moskova seferinden beter bir hale gelmişti. Artık ileri gitmesi mümkün değildi, geri çekilebilirse kendini şanslı saymalıydı.  Ama adamımız kafayı yemiş gibiydi, geri çekilmeyecekti Kuta mevkiine kadar gerileyecek orada kalacak şanlı bir kuşatmaya dayanacaktı. İkinci bir General Gordon efsanesine bir adım kalmıştı. Tüm İngiliz basını onu ve  yalnız onu anlatacak, yazacaklardı Londra sosyetesi ondan söz edecek, kim bilir kral ona nişan üstüne nişan takacaktı. Askerlerinin karşı karşıya kalacağı zorluklar ve yokluklar… e, zorluk ve yokluk sıradan erat içindi.. o şanlı bir generaldi. Kut kasabasında ki en iyi evi şimdiden hazırlatmıştı. Nixon salağı bile kaçınılmaz sonu görmüş ve Basra’ya kadar gerilemişti aynı şeyi astına da tavsiye edecekti.

Charles paşa, Kut kasabasında 147 gün süren kuşatmadan sonra teslim bayrağını çekecekti.

Bu arada ünlü  T.E.Lawrence ‘ben bunların cemaziyülevvelini bilirim’ ayaklarıyla bizimkilere bir milyon altın sterlin rüşvet teklif edecekti. Aldığı tek cevap okkalı bir ‘s..ttir’ olmuştu. (Ha bu arada o gün o parayla İstanbul’un yarısını satın alabilirdiniz.. ama o adamlar o günün adamlarıydı…. Yani dünün.. yani bugünün değil..)

İstanbul, Büyükada da misafir gibi ağırlanmıştı, özel bir protokol ile köpeği Spot’u İngiltere’ye yollamıştı. (Peki askerleri ne oldu diye sormayın..)

Osmanlı ateş kes isterken bu küstah generalden arabuluculuk rica edecekti.. aslında çok da bir işe yaramayacaktı ama rolünü iyi oynamıştı. İngiltere de ki malikanesine dönen Charles Vere Ferrers Townshend 1924 senesinin 18 Mayıs günü ölmüştü. (Spot’dan iki yıl sonra..)

 

Bu yazı toplam 3723 defa okunmuştur.
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim