Bugün 22 Ocak 2018 Pazartesi
  • Antalya15 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    162,888
    %-0.14
  • Dolar
    3,7967
    %-0.24
  • Euro
    4,6520
    %-0.06

Sevim H. Tolunay

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sevim H. Tolunay

Ne Dediğin Değil Nasıl Dediğin Olay

02 Ocak 2018 Salı 03:00

 ‘’Ne yaparsan yap aşk ile yap’’ diye başlar şarkı. ‘’Ne dediğin değil nasıl dediğin olay’’ şeklinde devam eder. Hakikaten ne dediğimizden ziyade, nasıl dediğimiz daha önemlidir. Farkı yaratan da budur.

Öyle rutin ve hızlı bir şekilde yaşıyoruz ki. Çoğu zaman karşımızdakine gereken özeni göstermiyoruz. Ne düşünüp ne hissedeceği aklımıza bile gelmiyor. Özellikle eşimiz veya partnerimizle olan ilişkimizde. Suçluyoruz, eleştiriyoruz veya görmezden geliyoruz.. Bazen farkında bile olmuyoruz yapıp ettiğimizin. Bir şey söylüyor, yapılmasını bekliyoruz. Fakat çoğu zaman söylemek yeterli olmuyor, daha fazlası gerekiyor…

Beden dili ve ses tonu kelimelerden daha etkili!
Konuşurken takındığın tutum, dikkatinin nerede olduğu, yüz ifaden, elini veya bedeninin diğer kısımlarını nereye koyduğun veya nasıl kullandığın beden dilin ile ilgili. Ve emin ol beden dilin ile söylediğin, kelimelerinden daha etkili. Terapiye gelen çiftler sık sık eş veya partnerinin kendisini dinlemediği veya dikkate almadığından yakınıyor. Özellikle de kadınlar.. Çünkü ağzımız başka, bedenimiz başka şey söylüyor bazen. Örneğin, eşlerden biri diğeri için, ‘’Ne zaman konuşmak istesem elinde telefonu var’’, ‘’Bana değer vermediğini ve beni sevmediğini düşünüyorum’’ diyor. Şikayet edilen eş ise, şaşkın bir yüz ifadesi ile ‘’Hayır ben onu dinliyorum, söylüyorum da bunu’’ diye devam ediyor…Fakat, dil başka beden başka şey söyleyince işler karışıyor

Konuşurken ses tonun da oldukça önemli. Aynı kelimeyi iki farklı şekilde söylediğinde kelimenin anlamı tamamen değişebilir. Örneğin, canım kelimesini ele alalım. İlkinde, ca hecesini daha kısa ve kelimeyi daha hızlı ve sert bir tonda söyle. Bu, partnerinde olumsuz bir hissiyat yaratacak; eğer ki yakın bir zamanda sıkıntı da yaşamışsanız ‘’Canın çıksın’’ şeklinde yorumlanacaktır. İkincisinde, ca hecesini daha uzun ve kelimeyi daha yavaş ve sakin bir ses tonunda söyle. Partnerinin bundan çıkaracağı anlamın, ‘’Sevgilim seni seviyorum’’, ‘’Sana ihtiyacım var’’ şeklinde olması daha muhtemeldir. Hoş bazı erkeklerin böyle bir ses tonuyla hitabetin ardında, ‘’Bana bir şey aldıracak kesin’’ diye düşündüğünü de unutmamak gerekir.

Nasıl söylediğin ile ilgili burada aktaramadığım birçok farklı hata daha var..
İletişim kurarken farkında olmadan yaptığımız birçok hata var. Yalnızca partnerimiz ve eşimiz ile sınırlı değil, çevremizdeki tüm insanlarla (çocuğumuz, arkadaşımız, dostumuz, akrabamız, anne veya babamız..) benzer hataları tekrarlıyoruz. Bu da şu demek oluyor aslında: Bir şeyleri öğrenir ve değiştirebilirsek, tüm yaşantımızı değiştirebilir ve huzuru yakalayabiliriz. Burada çok sık yapıldığını gördüğüm bazı iletişim hatalarını başlıklar halinde yazıyorum: Yargılama ve suçlama, genellemeler yapma, öğüt ve nasihat verme, akıl okuma ve yıkıcı niyet getirme, karşılaştırma ve kıyaslama yapma, geçmişi getirme ve başkalarını katma…Çünkü, detaylı bir şekilde yazmam sayfalar sürebilir. Belki başka bir yazımda belki de bir sohbet ortamında paylaşabilirim seninle Kim bilir!?

Özenle, sorumluluğu alarak ve çabalamayı bırakmadan: AŞK ile…
Yaşamında önemli bir yeri olan partnerinle olan ilişkinde biraz daha dikkatli olman ve çabalamayı bırakmaman gerektiğini düşünüyorum. Aslında her işte olması gerektiği kadar özenden bahsediyorum. Çünkü böyle olmadığında ufak gibi görünen sorunlar dahi büyüyor; süregiden iletişim problemleri ve ciddi çatışmalar ortaya çıkıyor. Ya eşler yıllar içinde birbirlerine karşı duyarlılıklarını yitiriyorlar ya da yapılanların işe yaramayacağını düşünerek bir şey yapmaktan, diğer bir ifadeyle ilişkiden vazgeçiyorlar. Sende durum nasıl??

Tüm bunlardan sonra, partnerine daha ilgili ve gülen bir ifade ile yaklaşman, onunla sık sık göz teması kurmaya çalışman ve çevrendeki tüm dikkat dağıtıcıları (telefon, tablet, televizyon vb.) ortadan kaldırarak içten bir ses tonuyla, akşam yemeği teklifinde bulunman iyi bir başlangıç olabilir…

Son olarak; ELİNDEKİ SİHİRLİ ANAHTARIN, karşındakine dinlenildiği ve anlaşıldığı hissiyatını verebilmen ve o’nu olduğu gibi kabul ettiğini gösterebilmen olduğunu hatırlatmak isterim.

Bu da etkili iletişim becerilerini öğrenmen ile mümkün olabilir. Emin ol, eğer farklı bir durum söz konusu değilse çabaların netice verecek ve işler yolunda gidecektir. Unutmaman gereken nokta, karşındaki kişinin seni seçtiği ve senin tarafından anlaşılmayı bekliyor olduğudur.

Hepinize huzur dolu, çabayı ve özveriyi bırakmadığınız bir 2018 diliyorum…

Uzman Doktor Psikiyatrist & Psikoterapist Sevim H. TOLUNAY

Bu yazı toplam 6534 defa okunmuştur.
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim