Bugün 22 Şubat 2020 Cumartesi
  • Antalya10 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    322,014
    %1.36
  • Dolar
    6,0825
    %-0.33
  • Euro
    6,6031
    %0.27
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Prof. Dr. Karakaş: "Uyuz salgını yok"
14 Ocak 2020 Salı 16:18

Prof. Dr. Karakaş: "Uyuz salgını yok"

Son günlerde kamuoyunda salgın olduğu yönündeki iddialara ilişkin Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim...

Son günlerde kamuoyunda salgın olduğu yönündeki iddialara ilişkin Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Akman Karakaş, konunun yanlış tanı konulabilen parazitlerin neden olduğu kaşıntı ile karakterize bir hastalık olduğunu söyledi. Karakaş, "Sonuç olarak elimizdeki mevcut bilgi ve verilere göre bir salgın olduğunu söylememiz mümkün değildir. Artış düzeyiyle ilgili halk sağlığı ve bulaşıcı hastalıklar birimlerinin değerlendirmesi daha anlamlı olacaktır" ifadelerini kullandı.

Antalya Tabipler Odası tarafından son günlerde kamuoyunda salgın olduğuna yönelik iddialara ilişkin bir toplantı düzenlendi. Toplantıda konuya ilişkin açıklama yapan Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Akman Karakaş, salgın olarak nitelendirilen durumun, akarlar grubundan bir mite olan Sarcoptes scabiei'nin (halk dilinde uyuz) neden olduğu, yaygın ve şiddetli kaşıntı ile karakterize bir hastalık olduğunu belirtti. Karakaş, "Yanlış tanı ile çok sık atlanabilen hastalık, hangi yaşta olursa olsun özellikle geceleri artan şiddetli ve inatçı kaşıntısı olan her hastada akla gelmelidir. Tüm yaşam siklusu insanda geçen parazitin, dişisi 0,3-0,4 mm uzunluğundadır. Tek bir parazit yaklaşık 4-6 haftalık yaşam süresi içinde ortalama 1 santimlik tünel kazar. Erişkin bir insanda ortalama parazit sayısı genellikle 10'u geçmez, çocuklarda ise 20 kadar sarkopt bulunur. Diğer yönlerden sağlıklı kişilerde gelişen şiddetli kaşıntı parazitlerin elimine edilmesine ve doğal olarak da sayılarının sınırlandırılmasına yol açar. Kaşınamayan bazı hastalarda durumlarda binlerce ve hatta milyonlarca parazitin bulunduğu bir şekli de vardır. Bulaşma genellikle yakın deri teması ile olur. Ancak, parazitin deriden uzaklaşmasından sonra 2-3 gün yaşamını giysilerde sürdürmesi nedeniyle endirekt olarak bu yolla bulaşma olabilir. Cinsel ilişki erişkinlerde sık karşılaşılan bulaşma yoludur. Aynı yatağı paylaşma, ortak çamaşır kullanımı yine bulaşmada rol oynar. Hastalık çocuklar arasında ve aile içerisinde kolayca yayılır. Gece kaşıntısı ile karakterize enfestasyonun inkubasyon süresi 3-6 hafta kadardır. Ancak etkenle daha önce karşılaşanlarda kaşıntı 24 saat içerisinde başlayabilir" diye konuştu.

"Uyuzun simetrik yerleşim göstermesi"

Hastalığın kolayca tanınabilmesi için 5 belirti olduğunu aktaran Karakaş, belirtileri ve etkilerine ilişkin şunları kaydetti:

"Gece kaşıntısı; parazitin sıcak ortamda hareket etmesine bağlı olarak, hastalarda gece kaşıntısı görülür. Parazitin kendisine, yumurtalarına, dışkılarına ya da salgıladığı maddelere karşı gelişen duyarlılık sonucu, değişen şiddetlerde kaşıntı olmaktadır. Sillonların (tünel) görülmesi; parazitin stratum korneum (derinin en üst tabakası) içinde açtığı yaklaşık 1 santim uzunluğunda, deriden hafif kabarık, zikzaklar gösteren ince hatlardan ibaret tünellerin dıştan görünümüdür. Sillon'un sonunda genellikle içinde sarcopt bulunan küçük sıvı dolu kabarıklık vardır. Polimorfizm görülmesi; kaşıntı, parazitin uyardığı reaksiyonlar ve ikincil enfeksiyonlar sonucu polimorfik elemanter lezyonlar oluşur. Bunlar, kızarıklık, kabarıklık, kaşıntıya ait deri bulguları, minik sıvı dolu kabarıklıklar, iltihabi bulgular, deride kabalaşma gibi belirtilerdir. Simetrizm göstermesi; uyuzun simetrik yerleşim göstermesi, tanı açısından çok önemlidir. Enfestasyona ait lezyonlar tipik olarak; el parmak araları ve bileği, dirsek, koltuk altı ön duvarı, karında kuşak tarzında ve gluteal bölgede lokalizasyon gösterir. Kadınlarda meme başı ve çevresi yerleşimi, erkeklerde genital bölge oldukça sık görülen ve tanı koydurucu olan lokalizasyonlardır. Çocuklarda daha yaygın bir tutulum vardır ve saçlı deri, yüz, boyun, el içi ve ayak tabanı'da hastalığa katılabilir. Aile öyküsü; bulaşıcı özelliğinden dolayı bu enfestasyon hastanın yakın ilişkide olduğu bireylerde ve doğal olarak ailenin diğer üyelerinde de gözlenir. Şiddetli kaşıntılara bağlı sekonder enfeksiyonlar ve pyodermiler bozuk hijyen koşulları sonucu gelişmektedir. Bu pyodermilerin yol açtığı glomerulonefritler, nadir olmayan ve ciddi komplikasyondur" dedi.

Tedavi yöntemi

Yakınmaları olsun olmasın ailedeki tüm bireylerin tedaviye alınması gerektiğini vurgulayan Karakaş, "İlaçlar doktorunuzun önerdiği şekilde, süre ve tekrarda uygulanmalıdır. İkincil enfeksiyon ve egzama gelişmişse tedavi edilmelidir. Yıkanamayacak özellikteki giysi ve eşyaların 3 günden daha uzun süre herhangi bir yerde tutulması parazitin eliminasyonu için yeterlidir. Tedavi sonrasında, kullanılan ilacın irritasyonuna veya ölü parazitin kalıntılarına bağlı olarak, kaşıntı bir süre daha devam etmektedir. Sonuç olarak elimizdeki mevcut bilgi ve verilere göre bir salgın olduğunu söylememiz mümkün değildir. Artış düzeyiyle ilgili halk sağlığı ve bulaşıcı hastalıklar birimlerinin değerlendirmesi daha anlamlı olacaktır" ifadelerine yer verdi.

Antalya Son Haber

Bu haber toplam 1362 defa okunmuştur
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim