Bugün 22 Mayıs 2019 Çarşamba
  • Antalya26 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    248,454
    %0.15
  • Dolar
    6,0616
    %0.25
  • Euro
    6,7587
    %0.16
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“Restorasyon denince ürküyorum”
16 Mayıs 2019 Perşembe 17:34

“Restorasyon denince ürküyorum”

ANSİAD’a konuk olan Hürriyet Gazetesi Yazarı Ömer Erbil’e Kesik Minare restorasyonu hatırlatıldı. Konuya çok hakim olmadığını belirten Erbil, “Restorasyon dendiği zaman ben çok ürküyor ve korkuyorum. Maalesef Türkiye’de restorasyonlarda ciddi problemler v

ANSİAD’a konuk olan Hürriyet Gazetesi Yazarı Ömer Erbil’e Kesik Minare restorasyonu hatırlatıldı. Konuya çok hakim olmadığını belirten Erbil, “Restorasyon dendiği zaman ben çok ürküyor ve korkuyorum. Maalesef Türkiye’de restorasyonlarda ciddi problemler var. Oturup restorasyon kriterlerimizi belirlemeliyiz” dedi.

 

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (ANSİAD), 2019 yılı 8’nci olağan toplantısı şehir merkezindeki bir otelde gerçekleştirildi. İş insanlarının konuşmacı konuğu Hürriyet Gazetesi Yazarı Ömer Erbil oldu. ‘Kültür varlıklarını yeterince koruyor muyuz?’ konulu bir sunum gerçekleştiren Erbil, yaptığı haberlerden örnekler vererek yeterince korunamadığını anlattı.

akin-akinci.jpg

“ANSİAD VİZYONUNA YAKIŞIR ÇABALAR İÇERİSİNDE OLACAĞIZ”

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Cumartesi günü gerçekleştirdikleri genel kurulda kendisi ve Yönetim Kurulu üyelerine verilen güven oyundan dolayı bütün üyelere teşekkür etti. Önlerinde 1 buçuk yıllık bir süreç olduğunu bildirerek ANSİAD vizyonuna yakışır çabalar içerisinde olacaklarını söyleyen Akıncı, “Tamamen gönüllülük esasına dayanılarak biraraya gelmiş olduğumuz derneğimizde ANSİAD’a daha fazla nasıl katkı koyabiliriz? Kentimiz için neler yapabiliriz? düşüncesiyle hareket edilecek. İş dünyamız adına çalışmalarımızı kesintisiz olarak sürdürmek ana hedefimiz olacak” dedi.  

 

“2006 YILINDAKİ HABER MİLAT OLDU”

Meslek hayatı boyunca kültür varlıkları, SİT alanları ve müzeleri korumaya çalıştığını belirten Hürriyet Gazetesi Yazarı Ömer Erbil ise, koruma bilincinin gelişmesinde medyanın önemli bir araç olduğuna inandığını ve bunu birebir gözlemlediğini söyledi. 2006 yılında yaptığı Uşak Müzesi’nden çalınan kanatlı denizatı broşu haberinin büyük yankı uyandırdığını hatırlatan Erbil, bu haberle dünyada 32 gazete ve televizyona röportaj verdiğini kaydetti. Bu haberin hem medya hem de müzeler açısından bir milat olduğunu söyleyen Erbil, dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç’un önemli hizmetlere imza attığının altını çizdi. Bütün müzelerdeki eserlerin eski Bakan Koç’un talimatıyla dijital ortama geçirildiğini açıklayan Erbil, güvenliğin artırıldığına dikkat çekti.   

omer-erbil.jpg

TOPKAPI SARAYI’NA BİLETSİZ GİRİŞ

2005 – 2006 yılları civarında Topkapı Sarayı’na hiç bilet almadan gizlice Has Bahçe kısmından girdiğini bildiren Erbil, geçtiği yerleri fotoğraflayarak bütün ziyaretçilerin çıktığı yerden çıktığını söyledi. Fotoğraflarda kendisi olmadığı için haberi yapamadığını anlatan Erbil, bir kez de aynı şekilde foto muhabiriyle birlikte girdiklerini belirterek yaptığı haberden sonra güvenlik tedbirlerinin artırıldığını ve aynı şekilde girmenin imkansız hale getirildiğini kaydetti.

 

YALANLANMASINA RAĞMEN DOĞRU ÇIKAN TOPKAPI SARAYI HABERLERİ

“Topkapı Sarayı kayıyor” haberinin önce yalanlanmasına rağmen zemindeki hareketlilik nedeniyle 32 milyon ihale belediyle Sarayburnu kısmının fore kazık ve zemin çivileriyle tutulmaya çalışıldığını belirten Erbil, böylece haberinin yalanlanmamış olduğunu söyledi. “Topkapı Sarayı Has Bahçe’yi imara açıyorlar” diye haber yaptığını da hatırlatan Erbil, 2 ay peşinde koştuğu bu haberin de önce yalanlandığını belirtti. Koruma Kurulu tarafından alanın 1. derece arkeolojik SİT alanından 3. derece arkeolojik SİT alanına çevrilmesine inanamadığını söyleyen Erbil, haberin yalanlanmasına rağmen Kurul Kararı üzerine bir şey söylenemediğini ifade etti. Kararın ihya için alındığının belirtildiğine işaret eden Erbil, Cumhurbaşkanı’nın müdahalesiyle kurul kararından vazgeçildiğini ve Topkapı Sarayı’nın 1. Derece arkeolojik SİT alanına döndürülerek imara açılma riskinden kurtulduğunu kaydetti.  

sam_7865.jpg

“KORUMA KURULLARI ÖZERK OLMALI”

Kültür Varlıkları Koruma Kurullarına da değinen Erbil, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Topkapı Sarayı örneğinde olduğu gibi son dönemde öyle kurul kararları çıkıyor ki maalesef rant, siyasi baskı, yerel yöneticilerin baskısı koruma kurullarına tamamen korumama kararları aldırıyor. Yüzlerce koruma kurulu örneği gösterebilirim ki sizlere içinde maalesef arkeoloğun da imzasının bulunduğu. Bir gecede 3 tane kurula atanıyorsun. Koruma kurulu üyeleri siyasetin elinde bir oyuncak olmuş. Artık koruma kurullarında doçent, profesör kalmadı. Tamamen mimar, yüksek mimar, mühendis, avukat. Dünyanın gözbebeği tarihi Yarımada’daki Koruma Kurulu Başkanı avukat. Koruma kurullarının bu yapısıyla bizim kültür varlıklarını koruma şansımız yok. Buraların tamamen özerk olması ve üniversitelere, bilim dünyasına, bilim insanına teslim edilmesi lazım ki kültür varlıklarını bilimsel olarak koruyabilelim. Gelecek kuşaklara da emanet edelim.”

 

GAZETECİLİK ÖZELEŞTİRİSİ

Gazetecilik üzerine özeleştiride de bulunan Erbil, şunları dile getirdi:

“Medyanın iyi yolda kullanıldığı takdirde inanılmaz bir gücü var. Müzelerde değişim medyanın sayesinde oldu ama biz gazeteciler, meslektaşlarım zaman zaman bu işi başka boyutlara taşıyoruz. Toplumu değiştirmeye, toplumun algılarıyla oynamaya ve siyasetçilerle fazla kol kola olmaya başlıyoruz. O zaman gazetecilik bitiyor. Haber kaynakları o kadar hassastır ki bıçak sırtıdır. Çok uzaklaşırsanız soğur ama çok yaklaşırsanız da yakar. Meslek hayatımı evrensel gazetecilik bakış açısına önem vererek yaşamaya çalıştım.”

 

“KİRADA OTURUYORUM, EĞER KABUL ETSEYDİM 50’DEN FAZLA DAİREM OLURDU”

Mesleğini yaparken karşılaştığı zorluklara da dikkat çeken Erbil, zaman zaman tehditlerle karşılaştığını da belirtti. Bir gazeteci olarak imar rantıyla uğraşmanın çok büyük bedelleri olduğunu söyleyen Erbil, “İnadım inattır. Çok şükür korkmadım. Vereceğimiz bir canımız var. Tehditlerin yanı sıra başka türlü şeylerde oldu ama her zaman ben akşam başımı yastığı koyduğumda hemen uyuyorum. Hâlâ kirada oturuyorum. Eğer kabul etseydim herhalde 50’den fazla dairem olurdu İstanbul’da ama o zaman yastığa kafamızı çok rahat koyamazdık” dedi.

 

YAPILMASI GEREKENLER

Kültür varlıklarını korumak ve sahip çıkılması için yapılması gerekenleri de anlatan Erbil, şöyle konuştu:

“Eğitim şart ama hepimizin yapması gerekenler var. Kültür varlıklarını korumak için müzelere, kazılara destek olmak, çocukları eğitmek gerekiyor. Gençlere yönelik ödül mekanizmaları çalıştırılabilir. Televizyonlardaki kadın programlarında gizli reklam dediğimiz kültür varlığını sevdirecek şeyler olabilir. Müzeleri, kültür varlıklarını anlatan gizli reklamlar yapılabilir. Bir kalkınma duygusu içerisinde biz kültüre, sanata, arkeolojiye önem verdikçe daha bilinçli, daha güzel toplumlar yetişecek. Kültürel ve sanatsal etkinliklere dahil olarak çevremizdekileri onlara adapte etmeye çalışmalıyız. Mutlaka ilkokul döneminde öğrencileri müzeye taşıyıp, ‘Ben müzeye gittim’ duygusunu yapmamak lazım. Biz anaokulundayken götürmeye başlıyoruz ve sonra ‘Ben 5 yaşındayken gitmiştim’ deyip bir daha müzeye uğramıyor. Müzecilerimiz çocuklara tatlı tatlı anlatarak, müzelerdeki çocuklara ait özel bölümlerle eğitim seferberliği yapmak lazım. Çok şey yapmak lazım ama medyaya, siyasetçilere, STK’lara, hepimize büyük görevler düşüyor.”   

 

“RESTORASYON DENİNCE ÜRKÜYORUM”

Salonda bulunanların sorularını da yanıtlayan Erbil’e, Kaleiçi’ndeki Kesik minarenin üzerine oturtulan külah hatırlatıldı. Konuya çok hakim olmadığını belirten Erbil, “Toplantı öncesinde biraz bilgilendim ama restorasyon dendiği zaman ben çok ürküyor ve korkuyorum. Koruma Kurulu’nun kararıyla olmuştur herhalde. Maalesef Türkiye’de restorasyonlarda ciddi problemler var. Restorasyon kriterlerimiz yok. Oturup restorasyon kriterlerimizi belirlememiz gerekiyor. Dünyanın belirlediği kriterler var. Zaman zaman bunun güncellenmesi gerekiyor. Bizim ülkemize uymayan kriterler var. Bizim kendi kriterlerimizi belirleyip artık tek ele almalıyız. Vakıflar, belediyeler, bakanlık, özel şirketler restorasyon yapıyor ve herkes kendi bilgisi dahilinde yapıyor. Ciddi anlamda restorasyon mu? Yenileme mi? diyoruz birçok yerde. Belki kanuna, yasaya bağlamak gerekiyor” ifadelerini kullandı. HABER: YUSUF KATRAĞ

Bu haber toplam 1383 defa okunmuştur
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim