Bugün 20 Ocak 2019 Pazar
  • Antalya9 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    219,530
    %-0.96
  • Dolar
    5,3279
    %-0.70
  • Euro
    6,0542
    %-0.85

Bekir Bülent Özsoy

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bekir Bülent Özsoy

Şaşırdık kaldık….

04 Ocak 2018 Perşembe 03:25

 

Sayın bakan hesaplamış, 43 asgari ücreti ‘yemeden- içmeden’ biriktirirseniz ‘sıfır’ model bir araba alabilirsiniz ‘miş’.

Bir tarihte ‘Cumhuriyet aristokratı’, büyükelçi hazretleri şöyle buyurmuştu: ‘ayol, gönderiyorsunuz cahil ameleyi, dışarda itibarımız bozuluyor!’

Şimdi devletin tepesi ‘ameleyi’ ‘beyefendi’ yaptı…ve dedi ki ;

‘1603 tl asgari ücreti beğenmiyor beyefendi!’

Şehrimiz de bir belediye başkanı hızını alamamış olmalı ki ‘bizi taklit ediyorlar’ buyurmuş…

Neyse bunlar bu günlerin gazete başlıklarıydı, asıl konumuza geri dönelim.

Alman milislerine….ve 1919 senesine… 

Ne demişler; ‘bugünü bilen dünü yazar, dünü bilen yarını yazar’

Ernst Roehm, Büyük savaşın madalyalı askerlerinden biriydi, üç kere yaralanmış ve bir kurşun burnundan bir kısmını ödünç almıştı. Cesurdu falan da, iki ayrı lakabı vardı ‘kız Ernst’ ve ‘G…ü Ernst’

 Anladınız, adam dönemin en iyi tanınan ‘gay’ i idi. Aşırı sağ görüşlere yakınlık duyardı. Büyük savaştan sonra kurulan Milislere katılmıştı. Cesaretinin nedeni burada ortaya çıkacaktı; adam düpedüz sadistti, çaresiz olanlara zulüm yapmakta üstüne yoktu.  Adolf Hitler’i tanıdığı günden beri hayrandı. Onun başarısız ‘Birahane darbesinde’ yer almış, tutuklanmış ve hapis yatmıştı. Ne var ki Adolf bu adamı itina ile belli bir mesafede tutuyordu. Çakmıştı vaziyeti… Ernst Roehm, Alman ordusu tarafından süratle kontrol altına alınan milisleri ‘Strum Abteilung’ kısaca  SA diye bilinen bir siyasi şemsiye altında toplamayı önermişti. Hitler bu fikri benimseyecekti, o günler de Almanya da siyaset sokakta yapılıyordu. Aslan sosyal demokratların aklı fikri iki bacakları arasındaydı, monarşi yanlıları hala ‘kayzeri’ özlüyorlardı. Amma şu komünistler yok mu  sokaklar ve meydanlar onların kontrolündeydi, son derecede disiplinli bir o kadar da sıkı savaşçılardı, kendilerine has üniformaları vardı, kollarına kırmızı pazubent takıyorlar, kızıl bayrakları ile meydanlar da kasırga gibi esiyorlardı. Üstelik siyasi ayakları da sağlam yere basıyordu. Tek sorunları kenefe gitmek için bile Moskova’dan emir beklemeleriydi. Adolf hem bu zaafa karşı bir tedbir geliştirecek, hem de sokakların hakimi olacaktı. SA işte bu iş için biçilmiş kaftandı. Adamlara yepyeni –kahve rengi- üniformalar rütbe işaretleri falan tasarlanmıştı. İlk gelenler kanlı iç savaşın deneyimli eski askerleriydi. Güvenilirlerdi. Onlar da yaman savaşçılardı vurdukları yerden ses gelirdi, kendileri de gözlerini kırpmadan yaralanabilir hatta ölebilirlerdi. Komünistler dışında ki diğer siyasi güçler SA lar ‘höt’ dedi mi al sana bir gazeteci daha diyen tiplerdi… Monarşistler zaten bir grup 70 lık asiller ve onları kimden peydahladıklarını bile hatırlamadıkları gençlerden oluşuyordu .

Ne var ki bir ülke sokaktan yönetilemezdi, hele Almanya , asla…SA da ki hukuk üstü gücü fark eden ne kadar it kopuk varsa kahverengi gömlek giymeye başlamıştı. Disiplin hala korunuyordu ama adamlar birer suç makinesi haline gelmişlerdi. Almanlar sevmezdi böyle güruhları… adamlar kendilerini yasaların üstünde görüyorlar ve polis de ordu da onlara müdahale etmiyordu. Açıktan silahlanıyorlar, askeri eğitim alıyorlardı. 1930lara gelindiğinde sayıları 3 milyona yaklaşmıştı Alman ordusu artık yeter demek üzereydi. Hitler her ne kadar tırlak gibiyse de, o günlerde aklı başında bir adamdı. Ernst Roehm yok edilirse, ki politik olarak devre dışı kalması mümkün değildi o ve sadık yardımcıları bir kere de yok edilmeliydi, o zaman Alman silahlı kuvvetleri ‘minnettar’ kalacaktı.

Resmi ve düzenli ordu mu yoksa bu ahlak düşkünü sapık SA mı sorusunun cevabı çoktan verilmişti.

Bu yazı toplam 3097 defa okunmuştur.
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim