Bugün 23 Şubat 2019 Cumartesi
  • Antalya11 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    227,073
    %0.31
  • Dolar
    5,3171
    %-0.16
  • Euro
    6,0307
    %-0.12

Esat Esmeray

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Esat Esmeray

Seçimi değil, seçmeni kazanmak!

16 Ocak 2019 Çarşamba 03:52

Demokratik bir sisteme sahip olan ülkemizde seçimler, hem bireysel görüşlerin temsil makamlarına yansıması hem de kamu düzeninin sağlanması açısından önemlidir.

Demokratik haklarımızı kullanarak bizi yönetecek kadroları belirleyeceğimiz seçimler, özel ve önemli bir hassasiyet gerektirmektedir.

Nitekim, birçok aday arasında seçim yaparak en doğru kararı vermemiz önemli bir sorumluluktur diye düşünüyorum.

İşin aslına bakarsanız bireysel planda da hayat seçimlerden ibaret değildir midir?

Evet, hayat aslında seçimlerden ibarettir.

Doğarsınız, büyürsünüz ve yaşarsınız.

Karşınıza hep tercihler ve seçenekler çıkar.

Kendinizle ilgili seçimleriniz hayat standardınızı belirler, başkalarıyla ilgili seçimleriniz ise toplumun huzurunu.

Dolasıyla doğru tercih ve doğru seçimler yarar sağlar.

Peki ama doğruları seçmek nasıl mümkün olabilir?

Diğer bir yönüyle de seçildiğinizde, seçtiğinizde başarınızı nasıl daha akılcı hale getirebilirsiniz?

Seçme becerimizin öne çıktığı alanlardan birisi de yöneticilerin seçilmesiyle ilgili olarak ortaya çıkan seçme hakkımızdır.

Yönetim, toplum adına ve halk yararına hizmet etme işidir.

Bu hizmet alanı özel bir gayret ve fedakarlık gerektirir.

Çünkü, görev ve sorumluluğun temel gayesi, amacı halk yararına hizmet etmek, halkı huzur içinde yaşatmaktır.

Kırmak, karalamak, lekelemek, incitmek içinde kimse olmasın.

Bunlar çok hoş olmayan davranışlardır.

Millet aklını kullanır, seçimini, tercihini yapar ve kısmet, nasip kimin ise idareci olur.

İdareci olduğunuzda da, halk adına yönetici olarak ve vekalet üstlenerek sanıldığından daha zor bir sorumluluk aldığınızı bir kez daha düşünmelisiniz.

Bu işe gönül verenler, ateşten gömleği de giymiş olurlar. (Hak, adalet, vebal)

Görevini hakkıyla yerine getirenler, adaleti gözetenler, hakka ve emeğe dikkat edenler, savunduklarını sananlar bunların vebali büyüktür.

Gece, gündüz ülkesine, şehrine, beldesine, sokağına zamanını ayıran, bunları adam gibi yapanlara gönülden saygı, sevgimi sunuyorum.

Bu bağlamda, demokratik bir hak olarak seçimlerdeki tavır, tutum ve tercihlerimiz bizlere önemli bir görev ve sorumluluk yüklemektedir.

Seçim, yalnızca sandığa bir kağıt atmaktan ibaret değildir.

Nitekim verdiğimiz oy aynı zamanda düşüncemizde demektir.

Çünkü, oy sözcüğünün anlamı Türkçe'de düşüncedir.

Kısacası bizler sandığa düşüncelerimizi atacağımız için çok yönlü ve ayrıntılı düşünmemiz gerekiyor.

Bizleri yönetecek kişileri belirlerken çok iyi düşünmek, onlar hakkında araştırmalar yapmak ve belirli ölçütlerle karar vermek en önemli demokratik sorumluluğumuz ve vicdani yükümlülüğümüzdür.

Sizce de öyle değil mi?

Seçmenlerin tercihlerinin demokratik olarak sandığa yansıması ve milli iradenin tahakkuku açısından seçim sistemi de büyük önem arz etmekte.

Adaylar öncelikle topluma hizmet etmeyi, sorumluk aldığını ve bu yükün altından kalkabileceğini sevgi, saygı, hoşgörü içinde ekibiyle yapabileceğini göstermeli.

Seçimlerde hizmete talip olanların kararları gerçekten kutlanacak bir davranıştır.

O insanlar kendilerinden, ailelerinden, belki de sağlıklarından fedakarlıklar yapacaklardır.

Bu yönüyle ne kadar takdir edilseler azdır.

Adayların hayatlarındaki tercihleri ve insan ilişkilerindeki seçtikleri yollar, onların başarılarını da belirler.

Adaylar, gerçek başarı için büyük oranda gönülde yer almak istiyorsa önce dinlemesini bilmeli.

Anlasın, konuşmalara fırsat versin, seçmeni keklik görmesin.

Beden dili, diksiyon, motivasyon gibi iletişim becerilerine dikkat etmeliler.

Size, sizlere zaman ayıramıyorsa veya farklı dinliyormuş gibi göstermeye çalışıyorsa, aday arkadaşımıza doğru bir aday olmadığını aziz millet kendisine hatırlatır.

 

SEÇİMİ KAZANMADAN ÖNCE, SEÇMENLERİN GÖNÜLLERİNİ KAZANMAK, GERÇEK BAŞARIDIR

 

Sonuç budur.

Bilmem anlatabildim mi?

Yönetime talip olanların doğal olarak bazı üstün ve farklı nitelikleri taşıması gerektiğini küçük de olsa paylaştığımı düşünüyorum.

Liyakat, ehliyet ve marifet temel kriterler olmalı.

Öte yandan adaylar bilgili, erdemli, adil, ufku açık, iletişim becerisi sağlam, kişilik ve karakter sahibi, lider özellikli olmalı.

Zaman yönetimini bilen, sorun çözebilen, karar verme becerikli olmalı.

Parası, malı, mülkü, siyasi hatırı ile aday oluyorsa vay halimize.

Adaysan, kentleşme, çevre duyarlılığı, hijyen, bürokrasi ve protokol kurallarından, mevzuat, maliye, yatırım, inşaat vs. konularından azda olsa haberdar olmalısın.

Kısacası milletin vebali büyüktür.

Yukarıda sayılan niteliklere sahip adayların kendilerini tanıtmaları kendi becerileri olsun.

Bunlar varsa bir adayımızda, yeterli kendini vizyon sahibi eder, yani seçilmesini sağlar.

Önce insan.

Hayattaki en önemli hedef, şerefli ve haysiyetli bir ömür sürmek ve gönüllerde iz bırakmak adına çalışmaktır.

Seçimi kim kazanırsa kazansın o andan itibaren bütün halkın, köyün, mahallenin, şehrin, ülkenin yöneticisi ve temsilcisi olduğu gerçeğini asla unutmamalı.

Yönetimde halkla birlikte hareket etmek başarının ta kendisidir.

Unutmayınız ki insanların gönlünü kazanmak, seçim kazanmaktan çok daha değerlidir.

Bu yazı toplam 20411 defa okunmuştur.
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim