Bugün 18 Aralık 2017 Pazartesi
  • Antalya18 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    155,689
    %-0.13
  • Dolar
    3,8262
    %-0.97
  • Euro
    4,5259
    %-0.53

Deniz Karataş

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Deniz Karataş

Şelalelerimiz alarm veriyor!

24 Temmuz 2017 Pazartesi 17:30

 Şimdi nasıl “Antalya” denince; deniz, kum, güneş devasa turizm yatırımlarının yapıldığı oteller, tatil köyleri, clublar şehri olduğu akla geliyorsa; bizlerin çocukluğumuzda da “Antalya” denince ilk akla “Şelaler Şehri” olduğu gelirdi…

Kimilerine inanması zor gelecek, belki ne diyor bu adam diyenler de olacak ama inanmıyorsanız, o ellerinizdeki akıllı telefonlarınızdan, arama motorlarına “Antalya Şelaleri” diye yazdığınızda birçok seyahat rehberi sitelerde, Antalya’mızın şelaleleri ile ilgili mutlaka, gezip görülmesi geren yerlerine dair açıklamalar bulacaksınız. Görsellere tıkladığınızda da; o muhteşem doğaya hayran kalacak ve özellikle bu sıcak yaz günlerinde orada olmayı bile hayal edeceksiniz. Ama maalesef üzülerek belirtmeliyim ki; şu anda biz Antalyalılar için de şu anda durum farklı değil. Yani içinde yaşadığımız halde, bizler için de bu durum hayalden öte değil ve korkarım ki; böyle devam ederse; çocuklarımıza bu anlamda bırakacak bir doğa kültürü mirasımız kalmayacak, onlar hayalini bile kuramayacaklar…

Antalyalılar ve Antalya sevdalıları bilir; 1965 yıllarına değin Antalya kentinin içinden geçen sular kıyıdaki 40- 50 metre yükseklikteki falezlerde 30 kadar şelale oluştururdu. Eşen Çayı, Aksu, Köprüçayı ve Manavgat Irmağı gibi nehri andıran büyük akarsuların, Toroslar’ın yaylalarından ve binlerce yıllık yalayışları ile dağlarda açtıkları vadilerden köpüre köpüre akarak birçok yerde oluşturduğu şelaleler; şehir merkezinde çam, söğüt, portakal veya zakkum gibi ağaçların arasından kıvrıla kıvrıla akar, yüksek bir falez üzerinden düşer veya yumuşak bir kumsal yatağında denize karışırlardı. Bunların sayısı, zamanla akarsuların akış yönlerinin değiştirilmesi sonucu birkaç taneye inmişti. Bugün ise üzülerek belirtmek zorundayım ki; kalan bu birkaç şelalenin suyu tarımsal sulamada kullanılmakta, şelaleyi besleyen su kaynakları üzerinde kaçak sondajlar kurulmakta ve kurumalarına yol açılmaktadır. Hatta her gün yerli, yabancı binlerce turistin ziyaret ettiği ve Antalya Büyükşehir Belediyesinin ANSET şirketi tarafından işletilen kent merkezine 8 km olan Düden Şelalesi’nin girişine ziyaretçileri bilgilendirmek amacıyla "Tarım alanlarının sulanması nedeniyle Düden Şelalesi’nde su akışı yoktur" yazısının asıldığını, geçenlerde şehir dışından tatile gelen, bizi de ziyaret eden bir ahbabımızdan duydum. 7 kuşak bir Antalyalı olarak ne kadar kahrolduğumu anlatmama gerek yok sanırım.

Çocukluğumuzda bahçelerden, cadde ve sokaklardan akan, falezlerden çağlayan sularımız Antalyamız’ın 2000 yılının sonlarına kadar kentimizin yaşayan önemli bir özelliğiydi.  Bu özelliğin en önemli kaynağı da, kentimizin hemen yakınındaki Kırkgözler- Düden adlı zengin bir yeraltı ve yerüstü su sistemi idi. Ayrıca yeri gelmişken; çok eski bir su sistemi olan Yediarıklar’ı da hatırlatmak isterim. Her biri ilgili oldukları kişi, yöre ya da kuruma bağlı olarak adlandırılmış;  Büyükyıldırım, Kızılarık, Kanlıçay, Kanlıöğüt, Elektrik, Kasaboğlu, Sinan, Cihadiye Şelaleri de bir zamanlar falezlerden dökülen, fakat bugün yok olan şelalelerdir…

Antalya kent yaşamı ve kültüründe derin izler bırakan bu akarsu ve çağlayanlar özellikle son 20 yılın kentleşme ve yapılaşma politikaları sonucu hızlı bir yıkım ve yok oluş sürecindedir.

Zaman zaman hem köşe yazılarımızda hem de basın açıklamalarımızda “Antalya ve Kentsel Dizayn” konusunu işleyerek; Antalya kentinin gelecekteki gelişim alanlarının çevreci ilkeler doğrultusunda belirlenmesi ve doğal kaynakların korunarak kullanımının sağlanmasının, çocuklarımızın geleceği için çok önemli olduğuna dair vurgular yaparak siz değerli okuyucularımıza, yetkililere, ilgililere ulaşmaya çalıştık. Bununla da kalmadık, konuyla ilgili raporlar hazırlayarak; gerekli devlet kuruluşlarına, büyükşehir belediyemize sunduk.

Yine de her zaman, hiçbir şey için geç değildir. “Zararın neresinden dönülse o kardır” der akıllı atalarımız. Yeniden ele alınabilirler. Akıllı atalarımız demişken; bir de “Bal tutan, parmağını yalar” gibi sözleri söyleyen akılsız atalarımız olduğunu da düşünmüşümdür zaman zaman…

Sonuç olarak; bu kaynaklarımız geçmiş kültürleri de kucaklayan çağdaş bir anlayışla yeniden ele alınıp, eski arık ve yapılardan kimileri canlandırılıp yaşatılarak; yeni çay, arık, gölcük ve çağlayanlar oluşturulmalıdır. Böylece Antalya’da dünyaya örnek bir su kenti yaratılabilir. Bu sayede Antalya’ya sağlanacak yararların yanı sıra, doğal kaynakların korunması, ülkemizde kökeni çok eski çağlara dayanan zengin su uygarlık ve geleneklerinin tüm dünyaya tanıtılması açısından önemli bir adım atılmış olacaktır.

Saygılarımla,

Deniz KARATAŞ

İnşaat Mühendisi

Tüm İnşaat Müteahhitleri Federasyonu Genel Başkan Vekili

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Meclis Üyesi

Antalya İnşaat Müteahhitleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

 

 

Bu yazı toplam 204 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim