Bugün 10 Aralık 2018 Pazartesi
  • Antalya12 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    213,155
    %0.33
  • Dolar
    5,2873
    %-0.94
  • Euro
    6,0224
    %-0.79

Ergün Efe

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ergün Efe

Ulus kurmak/ Ulus olmak...

27 Kasım 2018 Salı 03:19

Batılılar, şairini, edebiyatçıyısını, romancısını sahiplenmesi için, onlarda ideolojik, dini veya mezhebi bir bağ gözetmezler.

Oysa bizler (genel manada diyorum bunu) tesadüfen okuyup beğendiğimiz bir makalenin yazarını bile, sırf ideolojisi kendimize yakın mı diye Google’a yazar, araştırız. Kendimizle aynı ideolojiye sahip değilse, yazdığını doğru bile bulsak, işi çok zor. :-)

Ulus kurmak ile ulus olmuş olmak arasında ince ayrıntılar vardır. Bu incelikleri farkeden milletler, ulus kurmayı da, uluslaşmayı da başarı ile sonuçlandırmış milletlerdir.

Bir ulus devletinin sağlıklı işlemesi için, yurttaşlarının en az % 75’inin Anayasa ile temel çelişkileri veya temel sorunları olmamalıdır. Çünkü, Ulus devlet modelinde Anayasa devlet ile yurttaş arasındaki bir sözleşmedir. Anayasa Milli iradenin temelidir. Milli İrade devletine “Sen beni bu Anayasa ile yöneteceksin, çıkaracağın hiç bir yasa mevcut Anayasaya aykırı olmayacak. İktidar bile olsan, Anayasanın tek bir maddesini dahi keyfi uygulayamazsın, yok sayamazsın. Anayasada belirtilen sayısal oran ile madde değiştirilmeyene dek, her madde geçerliliğini korur.” demektedir.

Bu Ulus devlet olmanın hukuki yönü idi, birde kültürel yönüne gözatalım;

Ulus devlet modelinde lokal kimlik ve kültürlerin korunması zenginliktir, olmalıdır da, ama aynı zaman da bir ulusu bir arada tutacak olan üst kimlik birliği ile üst kültür birliği de şarttır. Bunlar da tepeden mühendislik ile değil, toplumda kabül edilebilir bir mutabakat sağlayarak, olabildiğince demokratik olmalıdır. Hakça ve elbette herkesin sayısal temsiliyet gücüne göre rejim ve hukuk şekli hususunda mutabakata varılmalıdır, varıldıktan sonra da taviz verilmeden o şekilde yönetilmelidir. “Bana göre” devrinin kapanması, yerine “Anayasaya göre” devrinin geçerli kılınması için bu kaçınılmaz bir zorunluluktur.

Genel olarak kabül gören bir üst kimlik ve üst kültür oluşturulmadan, sadece lokal kültür anlayışlarla sağlıklı bir Ulus devleti meydana getiremezsiniz, oluşamaz.

Biz elbette ulusumuzu kurmuş bir milletiz, fakat fiilen de yeterince uluslaşa bildik mi? (Kültürel manada)

Mesela kendini “Sol” olarak tanımlayan kaç insanımız, Necip Fazılı Kısakürek’in şiirlerini merak eder, tanır, hatta bazılarını sever? Veya kendini “Sağ” olarak tanımlayan kaç insanımız Nazım Hikmet’in şiirlerine ilgi duyar? Veya sizce kendini “mütedeyyin” olarak tanımlayan kesimden kaç insanımız, Pir Sultan Abdal türkülerini gerçekten hissederek dinler?

Bir Egeli Doğu’nun uzun havasını, bir Doğulu’da bir Ege’nin Zeybeğini, bir Yörük Güneydoğu halayını, bir Güneydoğulu’da yörüğün sipsisini, bir Karadenizli İç Anadolu’nun bozlaklarını, bir İç Anadolulu da Trakya’nın göçmen türkülerini hissettiği ölçüde uluslaşmışızdır.

Halbuki, tam da bu ve benzeri değerlerin haşr olması ile üst kimlik oluşur ve fiilende sağlıklı işleyen bir ‘Ulus devlet’ meydana gelir.

Hangi ölçüde uluslaşabildiğimizi böyle yerlerde aramak gerekir, bilimden uzak, salt ideolojik tariflerle sağlıklı verilere ulaşılmaz.

Ne diyordu Yunus Emre’miz?

 

Gelin tanış olalım

İşin kolayın tutalım

Sevelim sevilelim

Dünya kimseye kalmaz

 

Bizde un da, şeker de fazlasıyla var, ama maalesef ondan helva yapabilecek elemanlar konusunda sanırım sıkıntılıyız.

 

ergunefe@live.de.

 

Bu yazı toplam 5835 defa okunmuştur.
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim