Bugün 22 Ekim 2018 Pazartesi
  • Antalya18 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    223,162
    %0.49
  • Dolar
    5,6626
    %0.67
  • Euro
    6,5275
    %1.16

Sevim H. Tolunay

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sevim H. Tolunay

Yetişkin ama çocuk bireyler…

17 Nisan 2018 Salı 00:48

İnsanların çoğu özgürlüğü gerçekten istemezler; çünkü özgürlük sorumluluk gerektirir ve insanların çoğu da bundan korkar. Sigmund Freud

Gerçek özgürlük ise aile içinde kazanılır. Sevim H. Tolunay

Özgürlük, özgür olma hali çoğu insanın yaşayamadığı hatta farkında dahi olmadığı bir durum.

Çünkü bir şeyi fark edebilmek için önceden onu yaşamış ve biliyor olmak gerekir. Sonrası ise sana kalmış; ya oyuncağı elinden alınmış bir çocuk gibi ömrünü geçirirsin ya da tüm cesaretini toplayıp kaygı ve korkuna rağmen harekete geçersin..

Fakat ne yazık ki insanların çoğu sıkıntılı durumlardan kaçmayı seçer. Çareyi yer değiştirmek, başka şeylerle meşgul olmak veya uzaklaşmak da arar. Uzaklaştıkça da sorunlar azalacağına giderek artar. Kaygı, panik atak, depresyon gibi psikiyatrik rahatsızlıklar veya baş ağrısı, mide-bağırsak problemleri, nefes darlığı, çarpıntı gibi fiziksel belirtiler eklenebilir. İlişkiler hiç olmadığı kadar sıkıntılı ve güvensiz bir hale gelir.

Son dönemde gördüğüm örnekler tam da böyle. İlişkide ne olup bittiği partnerlerden biri tarafından anlaşılmıyor veya anlaşılmak istenmiyor.

İlki; duygularını ifade etmekte zorlanan ve karısını anlayamadığı için “Her istediğini yaptım neden böyle davranıyor” diyen bir adam ve mutsuz, çaresiz, “Beni görsün, duygularımı anlasın..” diye çabalayan bir kadın. Kadın çok daha önce ilişkideki sorunu fark etmiş; çözmeye çalışmış. Fakat yardım çığlıkları eşi tarafından duyulmamış veya anlamsız ve abartılı bulunmuş. Sonuç; kadın artık bir karar vermesi gerektiğini düşünüyor (boşanmak niyetinde); adam mutsuz ve çaresiz, fakat boşanmak istemiyor.

İkincisi; çocuk yapma telaşında olan ve ilişkide mutlu olduğunu söyleyen bir kadın, boşanma düşünceleri ile ikilemde olduğunu söyleyen bir erkek. Uzunca bir süre nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı gibi belirtilerle seyreden panik ataklar ve başka herhangi bir tıbbi sebep bulunamayan fiziksel belirtiler yaşamış.. 7 yıllık evliliklerinin son iki yılı ise çocuk istemi ile gidilen doktor hikayeleri ile dolu.. Sonuç; olgunlaşmamış bir ilişki, sorunu göremeyen veya görmemek için direnen, “Zaten her çift benzer sorunlar yaşıyordur” şeklinde savunmaları olan bir kadın ve ilişkiyi çoktan bitirmiş, sırf eşini üzmemek için konuşmayı erteleyen bir adam.

Muhtemelen İLK ÖRNEKTE ERKEĞİN, İKİNCİ ÖRNEKTE KADININ aile içerisinde özgürce konuşmasına izin verilmedi. Konuştuğunda baskı ve kurallar ile karşılaştı. Belki de duygu ve düşüncelerin ifadesi bu tür aile ortamlarında anne ve/veya baba için ciddi tehditti. Kurallar korunmalıydı. Her konuştuğunda “Sen sus çocuklar fikrini söylemez” veya “Hadi konuş..” diyerek istendiği zaman ve istendiği şekilde çocuğun konuşması ve fikrini söylemesi istendi. Diğer taraftan sorunların çözülmeden kalması gerektiği aile ortamlarıydı bunlar. Çünkü uğraşmak var olan problemi daha da büyütürdü. Ağzımızın tadı bozulmasındı.. Sorunu görmezden gelmek, yok saymak veya kaçmak öğretildi farkında olunmadan. Ve yine farkında olmadan anne veya baba kendi kaygı ve eksiklerini çocuğu üzerinden gidermeye çalıştı...

Sonuç; hissettiklerini içinde saklayan, hatta hissettiklerinin farkında dahi olmayan, düşüncelerini özgürce ifade edemeyen, sıkıntının veya sıkıntılı durumların ‘halı altına süpürülmesi ya da görmezden gelinmesi’ gereken durumlar olduğunu öğrenmiş mutsuz,

huzursuz, bir şey yapmaya cesareti olmayan ‘özgürlükleri ellerinden alınmış’ YETİŞKİN AMA ÇOCUK bireyler…

Uzm. Dr. Psikiyatr Sevim H. TOLUNAY

Bu yazı toplam 3920 defa okunmuştur.
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim