Bugün 14 Ekim 2019 Pazartesi
  • Antalya24 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    282,629
    %0.33
  • Dolar
    5,9024
    %0.49
  • Euro
    6,5098
    %0.41

Ergün Efe

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ergün Efe

Laiklik üzerine...

19 Temmuz 2019 Cuma 07:13
Bugün siz değerli okurlarıma laiklikle ilgili düşüncelerimi aktarmak istiyorum. “Din konusunda, Avrupa’nın en tutucu ülkesi Polonya’nın yanısıra Fransa olduğunu biliyor muydunuz? Peki, o halde nasıl olmuşta laiklik nispeten daha liberal bir toplumsal yapıya sahip olan İngiltere veya Hollanda gibi ülkelerde değil de koyu katolik bir topluluk olan Fransa’dan çıkmış? Hatta, o da kesmemiş, laiklik ilkesinin sadece toplumsal yansıması ile yetinmeyip ekstradan anayasalarına da ekleme ihtiyacı duymuşlar!? Fransa’nın eski Milli Eğitim Bakanı Pellion “Laiklik bizim kültürümüzde, başkalarına saygı gösterirken insanların kendi özgürlüğünü inşa etmesine izin verilmesi anlamına geliyor” demiştir.
 
Fransa’da, tüm okullara asılı olan 15 maddelik “Laiklik Şartı” vardır. Hiçbir öğrencinin dini nedenlerle dersi protesto edemeyeceğini ve dini sembollerle okula gelemeyeceğine dair esasları içerir bu yazı metni. Diğer Batılı ülkelerde sekülerdirler, ama laikliği ekstradan anayasaya işlememişlerdir. Ancak, laikliğe anayasalarında doğrudan vurgu olmasa da, laikliğe aykırı yasalar onlarda da çıkmaz. Batı ülkelerinde Din üzerinden siyaset hoş karşılanmadığı gibi, seçmenleri de itibar etmez. Din üzerinden siyasete meyilli olanlar “Hiç yok” demek yanlış olur, ancak, gerçekten “Yok” denilecek kadar marjinal gruplar düzeyindeler. Konu Fransa ve laiklik olduğundan...
 
Malumunuz, bizde ki dindarlar değil, ama radikal Dinci gruplar, olayı detaylı ve nötr irdelenmek yerine maalesef sadece nakilci bir mantıkla, çevrelerinden veya şeyhlerinden duyduklarına itibar ederek “Laiklik = Dinsizlik” sloganını tutturmuşlar. Hatta, “Temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp sürekli toplumun önünü sürerler” desek, yanlış dememiş oluruz. Ancak bu yazıda biz “O dedi”, “Bu dedi” değilde, işin özüne inerek meseleyi tarihi gerçeği ile irdeleyelim... Sahi, ne olmuşta Fransızlar gibi koyu katolik bir topluluktan ‘laiklik prensibi’ çıkabilmiş?
 
Neden bizdeki radikaller gibi “Laiklik = Dinsizliktir” saplantısında çakılı kalmamışlar? Çünkü, gerçek anlamı ile ele aldığımızda ‘Laiklik’ ne dinsizlik ne de dinliliktir! Laik bir devlette devlet, dinliler veya dinsizler karşısında nötrdür, tamamen tarafsızdır yani. Laik bir devletin dini yoktur, o devlete mensup olan vatandaşların dinlisi veya dinsizi vardır.  Ayrıca ‘laiklik’ sadece din ve devlet işlerinin ayrışması için değil, aynı zamanda Din ile bilimin sürtüşmemesi içinde bir gerekliliktir, onun sigortasıdır. Fransızlar süreç içinde laiklik ilkesini tamamen içlerine sindirdiklerinden Dinlerini siyasetten tamamen ayırdılar.
 
Dinlerini kötü niyetli olanların elinden aldıkları için de (Dinleri aynı Din olmasına rağmen) Dinleri güzelleşti. Rahatlıkla “Laiklik prensibini benimsedikleri için en büyük iyiliği ilk önce kendi Dinlerine yapmış oldular” diyebiliriz. Kutsal saydıkları Dinlerini hurafeden, Din tüccarlarından, çıkar ilişkilerinden arındırdıkları için Dinleri tekrar asli görevine geri dönebildi. Tevhidde birlik, maneviyat, aile, ahlak, kardeşlik, sosyal yaşam ve sosyal dayanışma gibi. Laiklik prensibi vesilesi ile Dinleri zahiriden tekrar batına geri dönebildi. 
 
Artık onların sadece Katolik veya Protestan Kiliseleri yok, Katolik veya Protestan Hastaneleri, Çocuk Kreşleri, Kadın Barınma Evleri, Aş Evleri, İlkokul, Ortaokul, Liseleri ve zeki ama ihtiyacı olan çocuklara sayısız burs veren kurumları var! Yaşım idrak’a erdikten 8 - 10 yıl sonra ideolojileştirilmiş bir Dinin, Din olmaktan çok Din takkeyesi ile maskelenmiş bir ‘çıkar ilişkisi’, Demokrasi, pozitif hukuk, laiklik gibi müspet ilme dayalı kavramlar ise istenilecek değil, erişilecek bir düzey olduğunu farketmiştim.
 
Anladım ki, bu saydığım kavramlar sadece bir ‘isteme işi” değil, aynı zamanda bir “sindirme” işi; Ve bu kavramlar müspet ilme dayandığı için de lokal değil evrensel. Yani, bu kavramalar “Kültürüme göre demokrasi”, “Dinime uygun pozitif hukuk”, “Meşrebimle çelişmeyen laiklik” gibi bir anlayış barındırmaz. Laikliği ‘bazı yurttaşlarımız ve siyasilerimiz’ değil, tüm yurttaşlarımız ve tüm siyasilerimiz içselleştirdiği andan itibaren dinimiz daha da güzelleşecek, demokrasi anlayışımız daha da gelişecek ve böylece daha da güzel bir ülke olacağımızdan zerre kadar şüphem yok.
Bu yazı toplam 2607 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim