Bugün 29 Eylül 2026 Salı
  • Antalya27 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6540.56
    %0.95
  • Dolar
    48.9995
    %0.04
  • Euro
    55.6217
    %-0.35

NİZAMETTİN ŞEN / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
NİZAMETTİN ŞEN / KONUK YAZAR

ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-7

29 Eylül 2026 Salı 13:27

 Sofya’da Grand Bulgaria ve Splendid 

“Atatürk’ün İzinde Oteller” yolculuğunda kronolojik olarak ilerlediğimizde Sofya’nın özel bir yeri vardır. Çünkü Mustafa Kemal’in Avrupa’da uzun süreli bir görev sırasında yaşadığı ilk kapsamlı otel ve şehir deneyimlerinden biri Bulgaristan’ın başkentinde gerçekleşti. Sofya’da geçirdiği günler yalnızca askerî ve diplomatik görevlerden ibaret değildi. Oteller, balolar, opera temsilleri, davetler ve dönemin diplomatik çevresi, genç kurmay subayın Avrupa’daki toplumsal yaşamı yakından gözlemlediği birer şehir sahnesiydi.

İkinci Balkan Savaşı’nın ardından Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında 29 Eylül 1913’te İstanbul Barış Antlaşması imzalandı. Ardından Ali Fethi Bey, daha sonra alacağı soyadıyla Fethi Okyar, Sofya elçiliğine; Kurmay Binbaşı Mustafa Kemal ise 27 Ekim 1913’te Sofya askerî ataşeliğine atandı. Mustafa Kemal 20 Kasım 1913’te Sofya’ya ulaştı ve 2 Şubat 1915’e kadar Bulgaristan’da görev yaptı. Gazeteci ve araştırmacı Nahide Deniz, bu iki tarih arasındaki süreyi temel alarak kitabına Atatürk’ün Bulgaristan’da 440 Günü adını verdi.

whatsapp-image-2026-09-29-at-13-30-01.jpeg
Mustafa Kemal’in Sofya’daki ilk konaklama adresi, dönemin seçkin yapılarından Grand Hotel Bulgaria oldu. Otel, Çek kökenli mimar Antonín Kolář tarafından 1880–1881 yıllarında inşa edilmişti. Kolář, bağımsızlığını yeni kazanan Bulgaristan’ın başkentini Avrupa görünümüne kavuşturan ilk şehir plancısı ve mimarlardan biriydi. Kraliyet Sarayı’nın yakınında bulunan Grand Hotel Bulgaria da bu değişimin simge yapılarındandı. Viyana üslubundaki mimarisi, konumu ve sunduğu hizmetlerle kısa sürede yabancı konukların, diplomatların ve Sofya’nın seçkin çevrelerinin buluşma noktası hâline gelmişti.

whatsapp-image-2026-09-29-at-13-30-23.jpeg
Mustafa Kemal burada yalnızca konaklamadı. Otelin pastanesi, kabul salonları ve çevresinde şekillenen sosyal yaşam, onun Sofya toplumuyla ilişki kurduğu alanlardan biri oldu. Kırcaali Haber’de aktarılan bir anlatıya göre Grand Hotel Bulgaria’nın pastanesinde karşılaştığı, kendisine hizmet vermek istemeyen garsona karşı onurunu savunan Bulgar köylüsü Mustafa Kemal’i derinden etkilemişti. Lord Kinross’un da aktardığı bu hikâye, onun daha sonra dile getireceği “Köylü milletin efendisidir” düşüncesiyle ilişkilendirilir. Ancak bu bağlantının tarihî bir belgeye değil, hatırat anlatısına dayandığını göz önünde bulundurmak gerekir.

Mustafa Kemal, Sofya’daki çevresi genişledikten sonra Grand Hotel Bulgaria’dan ayrılarak Splendid Palace’a taşındı ve burada yaklaşık yedi ay kaldı. Corinne Lütfü’ye gönderdiği bir mektubun kaynaklarda aktarılan Türkçe çevirisinde yeni adresini şöyle anlatır:

“Şimdi Splendid Palace Oteli’ne yerleştim. Yakın zamanda inşa edilmiş ve çok konforlu; banyo ve hizmetçiler var. Burada kumarhane de var. Burası tam yaşamak için.”

whatsapp-image-2026-09-29-at-13-30-56.jpeg
Bu birkaç cümle, dönemin konaklama anlayışı bakımından oldukça değerlidir. Mustafa Kemal’in özellikle banyo ve hizmetçilerden söz etmesi, yirminci yüzyılın başında bir otelin konfor düzeyini belirleyen unsurları gösterir. Her odada özel banyonun henüz yaygınlaşmadığı bir dönemde Splendid Palace’ın bu olanağı öne çıkarması, otelin çağdaş ve seçkin bir konaklama tesisi olarak görüldüğünü düşündürmektedir.

Kaynaklarda otelle bağlantılı olarak Ivan ya da Yves Kenda adı geçmektedir. Zemin katında Panayot Karagözov tarafından işletilen bir kumarhane bulunduğu, burada yabancı sanatçı ve dansçıların sahne aldığı da aktarılır. Böylece Splendid Palace yalnızca yatak ve yemek sunan bir işletme olmaktan çıkıyor; diplomatik çevrelerin, askerlerin, tüccarların ve Sofya’nın seçkinlerinin bir araya geldiği uluslararası bir sosyal merkeze dönüşüyordu.

Mustafa Kemal’in Sofya’daki kültürel hayatla karşılaşmasının en çarpıcı örneklerinden biri opera ziyaretidir. “Carmen” temsilini izlediğinde, Balkan Savaşları’nda karşı karşıya geldikleri Bulgarların kısa zamanda bir opera kurumu, sanatçılar, orkestra ve sahne düzeni oluşturabilmiş olmalarından etkilenir. Temsilin ardından Şakir Zümre tarafından Grand Hotel Bulgaria’da verilen kabulde de gecenin izlenimleri konuşulur. Hatıratlarda Mustafa Kemal’in, bir toplumun yalnızca askerî gücüyle değil, kültür ve sanat kurumlarıyla da geliştiğini vurguladığı aktarılır. Böylece Grand Hotel Bulgaria, bir konaklama mekânı olmanın ötesinde, onun ülkesinin geleceği üzerine düşündüğü yerlerden biri hâline gelir.

Sofya Askerî Kulübü’nde 11–12 Mayıs 1914 gecesi düzenlenen kostümlü balo da bu dönemin en bilinen olaylarından biridir. Mustafa Kemal baloya, İstanbul’dan getirttiği Yeniçeri Ağası kıyafetiyle katıldı. Büyük ilgi gören kıyafet gecenin en dikkat çekici kostümlerinden biri oldu. Bulgar Kralı Ferdinand’ın da kendisini tebrik ettiği anlatılır. Bu tercih yalnızca gösterişli bir balo kıyafeti değildi; genç Osmanlı subayı, Avrupa diplomasi çevresinde kendi tarihini ve kimliğini temsil eden güçlü bir görüntü oluşturmuştu.

whatsapp-image-2026-09-29-at-13-32-20.jpeg
Mustafa Kemal’in General Stiliyan Kovaçev’in kızı Dimitrina, aile içindeki adıyla Miti Kovaçeva’ya ilgi duyduğu da birçok biyografi ve hatıratta anlatılır. Birlikte dans ettikleri, davetlerde görüştükleri ve Mustafa Kemal’in Dimitrina’ya ciddi duygular beslediği belirtilir. Bununla birlikte aşk hikâyesinin ayrıntılarının büyük bölümü daha sonraki yıllarda aktarılan aile anlatılarına ve tanıklıklara dayanmaktadır. Bu nedenle Sofya yıllarının insani ve duygusal yönünü yansıtan bu hikâyeyi, belgelenmiş olaylarla sonradan oluşan hatıraları birbirinden ayırarak değerlendirmek gerekir.

whatsapp-image-2026-09-29-at-13-32-13.jpeg
Mustafa Kemal bir süre sonra otel yaşamından ayrıldı. Kırcaali Haber’de aktarıldığına göre yakın arkadaşı Şakir Zümre ile birlikte Çar Osvoboditel Bulvarı’ndaki iki katlı, geniş bahçeli Sırmacıyev Evi’ne geçti. Avusturyalı mimar Friedrich Grünanger tarafından 1903’te avukat ve diplomat Dr. Haralampi Sırmacıyev için yapılan ev, dönemin Sofya’sındaki gösterişli şehir konutlarının güzel örneklerinden biriydi.

Yapının vitraylı girişi, Fransız şömineli fuayesi, geniş ahşap merdiveni, kabul ve yemeklik salonları, kış bahçesi ve tarihî mobilyaları Kırcaali Haber’de ayrıntılı biçimde anlatılmaktadır. Bu bilgiler, Mustafa Kemal’in otel odasından daha düzenli bir konut ve çalışma ortamına geçişini göstermesi bakımından önemlidir. Ancak içeride bulunan her mobilyanın doğrudan Mustafa Kemal tarafından kullanıldığını kesin biçimde söyleyebilmek için ayrıca belgelere ihtiyaç vardır.

whatsapp-image-2026-09-29-at-13-32-08.jpeg
Sırmacıyev Evi 1916’da Osmanlı Devleti tarafından satın alındı. Yapı daha sonra Türkiye Cumhuriyeti’ne geçti; uzun yıllar diplomatik temsilcilik olarak kullanıldı ve 1977’den itibaren Türkiye’nin Sofya Büyükelçiliği rezidansı oldu. Mustafa Kemal’in kullandığı çalışma odası “Atatürk’ün Kabinesi” adıyla korundu. Oda, 2021’de başlatılan bir çalışmayla yeniden düzenlendi ve Mayıs 2022’de tamamlanan kalıcı sergide, Mustafa Kemal’in Sofya görevi sırasında hazırladığı yüzü aşkın rapor ve resmî yazışma arasından seçilen 20 belgenin kopyasına yer verildi. Burası düzenli ziyaret saatleri bulunan bağımsız ve halka açık bir müze değil; büyükelçilik rezidansı içindeki korunmuş bir Atatürk çalışma odası ve kalıcı sergidir.

Nahide Deniz’in araştırmaları Mustafa Kemal’in Bulgaristan’daki yaşamının Sofya’yla sınırlı olmadığını da gösteriyor. Mustafa Kemal, o dönemde Filibe olarak bilinen Plovdiv’in yanı sıra Plevne, Kazanlık, Veliko Tırnovo, Rusçuk ve Nikopol gibi kentleri ziyaret etti. Bir yandan Bulgar ordusunun faaliyetlerini ve manevralarını izlerken diğer yandan ülkede yaşayan Türklerle görüştü. Böylece Bulgaristan’ı yalnızca başkentin diplomatik salonlarından değil, kentleri, köyleri ve farklı toplumsal kesimleri üzerinden tanıdı.

Grand Hotel Bulgaria ve Splendid Palace hakkında başlangıçta karşılaştığımız “iki otel de yıkıldı ve günümüze ulaşmadı” bilgisi doğru değildir. Her iki yapı da ayaktadır; ancak zaman içinde otel işlevlerini kaybetmiştir. Grand Hotel Bulgaria’nın tarihî binası bugün, özgün cephesi korunarak yenilenmiş biçimde Bulgaristan Kalkınma Bankasının merkezi olarak kullanılmaktadır. Splendid Palace ise 1944 sonrasındaki millîleştirme döneminde önce Prespa, daha sonra Preslav adını aldı; ardından otel kimliğini kaybetti. Triaditsa Sokağı’ndaki tarihî yapı günümüze ulaşmıştır.

Bugün Sofya’da Mustafa Kemal’in izini sürmek isteyen bir ziyaretçi, artık bu otellerde konaklayamaz. Buna karşılık Grand Hotel Bulgaria’nın cephesini, eski Splendid Palace binasını, Askerî Kulübü, opera çevresini ve Sırmacıyev Evi’ni görebilir. Bu yapılar bir araya getirildiğinde Sofya’da güçlü bir “Atatürk Rotası” oluşturulabilir.

Turizmcinin Görüşü;

Tarihî bir otelin korunması, yalnızca binasının yıkılmaması değildir. Yapı başka bir işleve kavuşsa bile eski adı, konukları ve yaşanmışlıkları kent belleğinde görünür kılınmalıdır. Grand Hotel Bulgaria ile Splendid Palace ayaktadır; fakat kapılarında Mustafa Kemal’in burada kaldığını anlatan bir işaret bulunmadığında hikâyeleri sokaktan geçen ziyaretçi için sessiz kalır. Sofya’nın yapması gereken, bu sessiz yapıları ortak tarihimizin konuşan duraklarına dönüştürmektir. Çünkü bir bina ayakta kalabilir; fakat hikâyesi anlatılmıyorsa bellekte yine de kaybolabilir

Bu yazı toplam 109 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim