- IMKB
% - Altın
6532.07
%-0.15 - Dolar
49.1646
%-0.03 - Euro
55.1106
%-0.51
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 18:49 - ERDOĞAN: "AY UZAY ARACININ ÜRETİMİNİ TAMAMLADIK"
- 18:03 - MANAVGAT BELEDİYESİ’NDEN LYRBE ANTİK KENTİ’NDEKİ KAZI ÇALIŞMALARINA DESTEK
- 17:43 - CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: "SOMALİ’DE HAYATA GEÇİRECEĞİMİZ UZAY LİMANININ İNŞA ÇALIŞMALARINI BAŞLATTIK"
- 17:03 - MOTOSİKLETLER ÇARPIŞTI, SÜRÜCÜLERDEN BİRİ HAYATINI KAYBETTİ: KAZA ANI KAMERADA
- 16:33 - BURDUR’DA 3 BİN 97 KULLANIMLIK UYUŞTURUCUYLA YAKALANAN 2 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
- 16:33 - CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, "YAKLAŞIK 3,5 TON AĞIRLIĞINDAKİ AY UZAY ARACIMIZIN YÜZDE 80’ÜN ÜZERİNDE YERLİLİK ORANINA SAHİP OLMASI BİZİM İÇİN AYRICA BÜYÜK BİR GURUR KAYNAĞIDIR" DEDİ.
- 16:28 - ADANA’DA 8 KİLO 316 GRAM METAMFETAMİN ELE GEÇİRİLDİ: 12 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
- 16:08 - ANTALYA KİTAP FUARI’NA ÖĞRENCİLERDEN YOĞUN İLGİ
- 15:53 - KEPEZ’DE SEL KABUSU TARİH OLUYOR: AY DERESİ’NDE 2 KİLOMETRELİK GÜVENLİK HAREKATI
- 15:33 - KAHRAMAN FARELER, ENKAZ ALTINDA KALANLARI KURTARMAYA GİDEN EKİPLERİN ‘GÖZÜ’ OLACAK
- 15:28 - MERSİN’DE AMATÖR SPOR HAFTASI BAŞLADI
- 15:18 - ANTALYA’DA OTOMOBİL PALMİYEYE ÇARPTI: 2 YARALI
- 15:11 - HATİCE ÖZ'DEN KORKUTELİ'NE KÜLTÜR VE BİLİM MERKEZİ SÖZÜ
- 14:58 - YOLDAN GEÇEN ARAÇLARIN ÖNÜNE ATLADI, POLİS EKİPLERİNE ZOR ANLAR YAŞATTI
- 14:48 - TRAFİKTE TARTIŞAN İKİ SÜRÜCÜ, 180 BİN LİRALIK CEZAYI YEMEMEK İÇİN ARAÇLARINDAN İNMEDİ
NİNA ŞAHİN / KONUK YAZAR


KANGREN/VEYSEL ÇOLAK
Onca yıl anlattığım sizdiniz
bir türlü öğrenemediniz bir kadını sevmeyi
bir çocuktaki parka gitmeyi
öğrenemediniz
bir serçeyle saklambaç oynamayı
Uyuşturucu diye kullandığınız yalan
yüzünüzün o karanlık tarafı
gülüşünüzdeki kir
bir de ihanetle beslenen kalbiniz.
Onlarca yıl anlattığım sizdiniz
Güney Kutbuna gittiğim oldu sizin yüzünüzden
dağlara çekildim, kendime saklandım
bir mağarada ayılarla kışı geçirdim
otlarla konuştum, rüzgârları dinledim
dört bir yanımda çiçek taşıyan arılar
taş sofrada kaya balı, suda gökyüzü
kenti size bıraktım üstünüze yıkılacak birazdan.
Gitmediğim yer kalmadı dünyada
hep canımı yaktınız
nerede yatsam hep Türkiye’de uyandım.
Afrika’da bir çocuk daha öldü açlıktan
herkes bir hapishane, devrimciler tutuklu
bir genç kız birkaç kez öldürüldü
kan sızıyor yasalarınızdan.
Ayna olsun size bir kedinin ölüsü.
Dünya 2023
Belki Yaranız Anlar Beni, Hayal Yayınları, Şiir Dizisi, 1. baskı, Nisan 2025, s. 7-8.
Zamanında Müdahale Edilmeyen Vicdan
"Kangren" sözcüğü Yunanca kökenlidir ve tıpta, kan dolaşımı bozulan dokunun ölümünü anlatır. Tedavi edilemezse çürüme önce bir organı, sonra bedeni, nihayetinde yaşamı kuşatır. Veysel Çolak'ın şiirinde bu terim bir hastalık adı olmaktan çıkıp ruhsal ve toplumsal bir imgeye dönüşür, bireyin iç dünyasında açılan yaradan toplumun vicdanındaki çürümeye uzanan, geri dönüşü olmayan bir yayılma. Üstelik şair, başlıktaki sözcüğü şiir içinde bir kez bile kullanmaz. Gerek de yoktur zaten, çünkü şiirin kendisi bir muayene tutanağı gibi işler: önce belirti, sonra yayılma, en sonunda ölü doku. Altındaki "Dünya 2023" notu da bu havayı pekiştirir. Bu, bir duygu patlamasından çok, imzası ve tarihi atılmış bir rapordur.
Rapor bir suçlamayla açılır: "Onca yıl anlattığım sizdiniz." Ama bu "siz" kimdir? İktidar mı, toplum mu, yoksa şiiri okuyan mı? Şair bunu bilerek açık bırakır. Sayılan eksikler de bu belirsizliği besler: bir kadını sevmeyi, bir çocukla parka gitmeyi, bir serçeyle saklambaç oynamayı öğrenememek, bir rejimin değil, bir insanlık hâlinin kusurudur.
Bu dizeler, Gülten Akın'ın (1933–2015) "İlk Yaz" şiirindeki "Ah, kimselerin vakti yok / Durup ince şeyleri anlamaya" dizelerini çağrıştırır. Gülten Akın'ın "ince şeyler" dediği, kimsenin durup düşünmeye vakit ayırmadığı kırılgan güzelliklerdir. Fark tondadır: Akın bu kaybı şefkatli bir sitemle yaslar, Çolak ise kaybın sorumlularına dönüp hesap sorar. Yine de iki şiirin ortak noktası aynıdır: insanın incinen yanına, görmezden gelinen hakikatine ve yitip giden ince şeylere yönelmiş ısrarlı bir bakış.
"Uyuşturucu diye kullandığınız yalan." Şair burada yalanı uyuşturucuya benzetmiyor, doğrudan uyuşturucu diyor. Çünkü yalan acıyı geçirmez, yalnızca ertelenmesini sağlar. Hakikatle yüzleşmenin ağırlığı karşısında bir süre rahatlatır, sonra doz artar. Bu yalan bir yanılgı da değildir. "Kullandığınız" sözcüğü bir tercihi, bilerek uzanılan eli anlatır.
Sonra şair yüze dönüyor ve üç şey gösteriyor: karanlık bir taraf, gülüşte bir kir, ihanetle beslenen bir kalp. Gülüş bile temiz değil. Dışarıdan görünen ile içeride dönen birbirinden kopmuş. Bu bir portre değil, bir muayene: yüzden başlayıp kalbe iniyor, ve kalpte bulduğu şey ihanet. Damarlarda kan değil, inkâr ve çıkar dolaşıyor. Şair burada bir toplumu masaya yatırıp otopsisini yapıyor ve açılan bedenden çıkan şey insanı gerçekten ürpertiyor.
"Güney Kutbu'na gittiğim oldu sizin yüzünüzden," diyen şair önce insanlardan kaçıyor: dağlara, bir mağaraya, ayıların yanına. Otlarla konuşuyor, rüzgârı dinliyor. İnsanın bozduğu ne varsa, doğada sağlam buluyor. Ama bu kaçış kurtarmıyor: "Nerede yatsam hep Türkiye'de uyandım." Ne kadar yol giderse gitsin, bıraktığı yer onunla birlikte geliyor. Bedeni uzaklaşabiliyor, vicdanı uzaklaşamıyor.
"Kenti size bıraktım, üstünüze yıkılacak birazdan." Kent yalnızca taş ve beton değil. Yozlaşmış bir düzenin, tükenmiş ilişkilerin, bastırılmış çığlıkların toplamıdır. Şair burada bir teslimiyeti değil, bir hükmü yazıyor. Ve en korkutucu sözcük "birazdan"dir. Yıkım uzak bir kehanet değil, bir sonraki dakika. Üstelik enkaz altında kalanlar sadece binalar olmayacaktır.
''Afrika'da bir çocuk daha öldü açlıktan.'' Buradaki asıl sözcük "daha". Bir çocuk daha. Ölüm o kadar sıradanlaşmış ki sayılmaktan bile vazgeçilmiş.
''Herkes bir hapishane, devrimciler tutuklu.'' Önce herkes, sonra devrimciler. Tutuklananlar içeride, geri kalanlarımız dışarıda sanıyoruz kendimizi. Şair bunun bir yanılsama olabileceğini düşündürüyor.
"Bir genç kız birkaç kez öldürüldü." Bir kez yetmemiş. Defalarca. Vahşice. Önce bedeni, sonra sesi, sonra adı, sonra dosyası. Her seferinde toplum bir kez daha başını çevirmiş.
"Kan sızıyor yasalarınızdan." Adaletin güvencesi olması gereken şey, yarayı açan şeye dönüşmüş. Kanayan yalnızca bir beden değil, bir düzen. Şiirin asıl öfkesi kötülüğün kendisine değil, ona alışmamıza. Çolak'ı en çok yaralayan, yapılanlardan çok, görüp de geçtiklerimiz. "Bir çocuk daha" deyip sayfayı çevirdiğimiz ölümler, haberlerin arasında kaybolup giden tutuklamalar, birkaç kez öldürülüp unutulan genç kızlar. Kötülük tek başına bu kadar uzun yaşayamazdı. Biz sustuk, ona zaman verdik.
"Ayna olsun size bir kedinin ölüsü." Şiirin son dizesi. Ne bir umut, ne bir çıkış, ne bir veda. Yalnızca bir ayna ve bir ölü. Edebiyatta ayna yüzleştirir. Kimsenin bakmak istemediği şeyi gösterir, süsü, maskeyi, gülüşteki kiri. Şair bu aynayı tutarken şiir boyunca saydığı her şeyi, yalanı, ihaneti, susulan acıları, tek bir yüzeyde toplar. Ama aynanın içine koyduğu şey bir insan yüzü değil, bir kedinin ölüsüdür. Peki neden kedi? Çünkü kedi bu dünyanın en bağımsız, en çevik, en kendine yeten canlılarından biridir. Kimseye ihtiyaç duymaz görünür, düşse bile ayaklarının üstüne düşer. İşte o kedi artık kıpırdamıyor. Çevikliğin yerini hareketsizlik, bağımsızlığın yerini çaresizlik almış. Bir zamanlar var olan, şimdi yok. Üstelik bu ölü kimseye bir şey anlatmıyor, bağırmıyor, suçlamıyor. Sadece orada, öylece yerde duruyor.
Şiir büyük acılardan küçük bir bedene iniyor. Bu bir geri çekilme değil, bir sıkıştırma. Afrika'daki çocuğa, hapishanelere, yasalara "siyaset" diyerek bakabilirsiniz. Kedinin ölüsüne bakamazsınız. Bahane orada biter!


KANGREN/VEYSEL ÇOLAKNİNA ŞAHİN
İDEOLOJİK EĞİTİMİN KURBANI OLDULAR!GÖZDE DOLAYMAN
CUMHURİYET KALESİNDE SİYASET SINAVIAHMET DİKİCİ
BASİT BELEDİYECİLİK!..VEDAT GÜRHAN
BAŞARIYA KOŞANLAR: BAHAR AKSUNGURALYA ŞAHİN
OKULA DEĞİL, YENİ BİR HAYATA ALIŞMAKPINAR TEYİN
ÇORUM’DA BİR SÜRGÜN VE İHTİYAR GENÇLİKAHMET İLBARS
YERLİ OTA, YABANCI OTA... MARSLILAR İÇİN HANGİ KANUN?TUGAY TOYDEMİR
KADIN OLMAK VE GÖRÜNMEZ BARİKATLARI YIKMAKBAHAR AKSUNGUR
ADALET VAR MI?HASAN YAKUP CANGÜVEN
BENİM OYUM DÖNMELERE OLMAYACAK!TURGAY ALP
DEĞİŞTİRMEK DEĞİŞİM MİDİR?TARIK ÇELENK
EY HAYAT! SEN NELERE KADİRSİN..YUNUS YAŞAR
GELİŞİGÜZEL DEĞİL, İÇGÜDÜSEL BİR YAZI SERÜVENİIŞIK YARGIN
BİR ÜLKENİN SINIRLARI KADAR EKOSİSTEMİ DE KORUNMALIDIRCEM ARÜV
ZİNCİRİN TAMAMINI GÖRMEK!HASAN EKİN KURUCUK
KÜRESEL ELİTLERİN MEMURLARI!..PROF DR RAMAZAN DEMİR
BİR ANNE İÇİN EN GÜZEL DÖNÜM NOKTASIŞAFAK ÇELİK
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-7NİZAMETTİN ŞEN
MÜZİKAL DON KİHOTE VE HAYAL KIRIKLIĞIBİHTER GÖRDÜ
GÜNLERDEN KÜBAMERAL KILINÇ
SANAT KEPEZ'DE, MÜJDE GÖYNÜK İÇİNKAHRAMAN KÖKTÜRK
ŞAİRİN ÖLÜMÜ VE SONRASI: YAHYA KEMAL (1884-1958)GAZANFER ERYÜKSEL
ROUSSEAU VE ROMA'NIN ÇÖZÜLÜŞÜ=3MUHARREM YELLİCE
'UZAY VE HAVACILIK BİRİKİMİMİZİ DÜNYAYLA PAYLAŞACAĞIZ'
BERKAY BAHAR: “ŞEHRİN SORUNLARI İŞLETMELERİN MALİYETİDİR“
ÖĞRENCİLERİNE İLHAM VEREN 'RESSAM MÜDÜR'
MAVİ YENGEÇ, LEZZETİYLE SOFRALARIN GÖZDESİ
ASPENDOS'TA PERDE KAPANDI
BERKAY BAHAR: "KADIN VE GENÇ GİRİŞİMCİLER İÇİN DAHA GÜÇLÜ BİR ATSO KURACAĞIZ"
ÜRETİCİLERİN SERASI ARTIK TELEFONDA
'TARIM MALİYETİ TEMMUZ'DA REKOR DÜŞÜŞ GÖSTERDİ'
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





