Bugün 22 Şubat 2020 Cumartesi
  • Antalya9 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    322,062
    %1.38
  • Dolar
    6,0825
    %-0.33
  • Euro
    6,6031
    %0.27

Ergün Efe

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ergün Efe

Demokratik hukuk sistemini beğenmeyenlerin alternatifi nedir?

14 Şubat 2020 Cuma 06:36

Pozitif hukuka dayalı demokratik düzenini beğenmeyenlerin, bizi medeni dünyadan koparmayacak, yarışır kılacak, ülkemizi maceraya sürüklemenin dışında idari manada alternatifleri nedir, bilen var mi?
Demokratik, laik sosyal bir hukuk devleti düzenini beğenmeyenler hangi gerçekçi alternatifle dünya ile yarışacaklar mesela, merak ediyorum. Şeriata dayalı bir devlet sistemi ile mi?
Dindar insanlarımızın aklını ikna etmekten ziyade onların aklını çelen, sadece ruhlarını okşayan sloganik, dışı dolu fakat içi boş söylemlerin ötesine geçebilen mantıklı, anlaşılır hukuki alternatifleri nedir? Şeri hukuk mu?
“Atatürk Türkiye’sini istemiyorum, ama milli iradeye dayalı demokratik, sosyal bir hukuk devlet anlayışı ile de yönetilmek istiyorum”, diyenler, dünya ile yarışabileceğimiz alternatif düzenleri nedir? Teokratik bir düzen mi?
Şayet “Hayır, biz Türkiye’nin değil, Atatürk Türkiye’sinin düşmanıyız. Bunun haricinde biz de demokratik, sosyal devlet düzeni istiyoruz” diyorlarsa, o zaman bilmeliler ki, Türkiye Cumhuriyetinde de bu mesele tarihi olarak kaçınılmaz olarak Atatürk’e çıkar! Nitekim, bu devlet sisteminin öncü kurucusu Atatürk.
Tarih, “kin”, “nefret” denen duygusal tepkilerle anlaşılamaz. Demokratik, laik, (seküler) sosyal bir hukuk devleti taraftarı olmadan dünya ile asla yarışır hala gelinemeyeceği herkesçe anlaşılması gerekir. 
İnsan beşer yanılabilir ve konar göçer’ bir varlık. Onun için şu fani dünya’da sırf ganimet çarkı dönsün diye doğru bildiklerimizi çıkarlarımıza değişmemeliyiz. Bunun aksi zaten ülkesini sevmemek ile eşdeğer olmaz mi? Erdem içeren gerçeği kabul insanı küçültmez, aksine daha değerli kılar.
Sonuçta sistemsiz bir devlet de devlet değildir. Evet ezici çoğunluğunun dini olabilir, ancak dinini yaşanmasında bir bu sistemde engel de yok!
63 müslüman ülkenin GSMH’da bir Fransa GSMH’sı etmiyorsa, kaldı ki bu verilerin içinde petrol ihracatı da var, o vakit bu tesadüf olabilir mi? Din devleti anlayışı ile yönetilen ülkelerin neredeyse tümü ABD üssü. Bunu görmeyen ve gereğini yapmaya hazır olmamak çağcıl olmamak demektir.
Bıkmadan, usanmadan tekrar edeceğim: “Tehlikeli olan din değil, tehlikeli olan kendisini çağa göre konumlamayan, geliştirmeyen ama bu cehaletin adına da “Dinimin gereğini yapıyorum” sanan insanlar veya toplumlardır.
Eskiden niyet kavramları belirliyordu, şimdi kavramlar niyeti belirliyor. Bu devasal bir farktır. 19. yy’dan beri nesnel gerçekliği fark etmişlerin, hala nesnel gerçeklik dışılıkta (metafizik) diretenler üzerinde egemen olmasına kimse “tesadüf” demesin.
Lütfen, ükemizde din hizmetinde ne eksik? Diyanet işlerinin yıllık bütçesi (toplamda) on bakanlıktan fazla. Camiler, ilahiyat fakülteleri, Kuran kursları v.s. ; isteyen istediği dini hizmeti alabiliyor. Şeriat ile yönetilen ülkelerde bile dine bu kadar hizmet yok. Mesela bizim nüfusumuz İran ile neredeyse aynı. Bizde 100.000 cami varken, şeriat ile yönetilen İran’da kaç cami var, bilen var mı? Kimilerinin ülkemizde ki demokratik, laik, sosyal hukuk devleti sistemi ile ne alıp veremediği var, inanın ben anlayamıyorum.
“Hilafet makamı yokmuş, bak onların Vatikan’ı dim dik ayakta?” imiş diyor kimileri. İyi de, Vatikan bilim dünyasına söz geçirebilir mi? Hilafet geri gelse Vatikan gibi mi olacak, hilafet makamı her şeye karışır, en başta Bilim dünyası’na. Kaldı ki, bu İşte ciddi bir hayalperestlik var. Olmayacak, ama bir an için varsayalım ki Türkiye hilafet ilan etti, iyi de Müslüman ülkeler “En büyük Türkiye, biz senin hilafetine dünden razıydık zaten” mi diyecek?
Bu coğrafyada henüz hiç bir ülke belirli bir ekonomik güç bariyerini aşmış değil. Bu gerçekleşmeden hangi ülke kendi sınırlarını ve çıkarlarını korumanın dışında rehavete kapılır, çevre ülkeleri de düşünerek siyaset belirlerse, o ülke zor duruma düşer, çünkü bu coğrafyaya henüz “ortak akıl” tezahür etmiş değil. Etrafa bakınız, bizim haricimizde tümüne yakını adeta ABD’nin CİA üssü gibi.
Günümüz de ki Vatikan ile eski Vatikan aynı değil. 
Hilafet ile Vatikan kurumunu aynı sananlar var, oysa o çok eskide kaldı. Vatikan hala güçlü ve hala ruhani bir üst temsiliyet, ama artık siyasi bir karar mercii değil. İnsanların hayat tarzlarına veya bilim dünyasına  karışmaz, karıştırmazlarda, oysa Hilafet geri gelişmiş olsa hayatın her alanına karışacağı herkesçe malum, fark bu!
Hayatı da dini de doğru anlamak için önce akıl özgür olmalı. SİYASAL İslam ve “Tarikatlar Holdingleri” (Tarikat başka) görünürde düşman, ama gerçekte Batı’nın 1 numaralı kankaları. 
Müslümanların gerçek aydınları yok, en büyük eksik bu! Öncü görünenlerin %95’i “o dedi”, “bu dedi” nakilcileri. Oysa, İmam’ı Azam, Taberi, Buhari v.s öyle mi idi? Şimdikilerin bir çoğu sadece nakilci, akılcı değiller.
Tüm döndürülen fırıldaklara rağmen, İslam Coğrafyasında güneş gibi parlayan tek ülke Türkiye’dir! Bunu görmek yerine, hala demokratik, sosyal hukuk devleti olan Cumhuriyet rejiminin kalkınmamızın önünde engel olduğunu sanancak kadar aklen kör olanlar var. Hala eski alışkanlıklar ile dünya’yı tanımlamakta ısrarcı olduklarından!...

“Toprak büyüklüğü” tek referans noktası olarak gören insanlarımız var hala, düşünün! Lüksemburg, İsviçre, Avusturya, Hollanda’nın toprağının toplamı bile bir Türkiye kadar değil oysa! Ve artık zenginliğin insanların ürettiği ile belirlendiğinin bile farkında değiller! Ayrıca devletin değil, yurttaşların ne kadar zengin olduğu kriter!

Sadece FETÖ değil, kendini dini cemaat/ tarikat diye tanımlayan, ama işi din yerine siyaset ve ticaret olan bu türden yapılanmaların merkezi komutası GB veya ABD olduğunu iyi biliriz! 

Ben kimileri gibi 15 Temmuz sonrası gözlerim açılmadı. Yıllar evvel bir sohbette “O peşine düştüğünüz ve kurtuluş sandığımız Hoca kılıklı herifin tasması CİA’nin elinde” dediğim için Restaurant sahipleri beni dükkanlarından kovmuşlardı! Şimdi kendileri çok daha ağır hakaretler ediyorlardır! 

Demek ki, onlarında anlamaları için aradan 15 yıl geçmesi gerekiyormuş!

Bu yazı toplam 2088 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim