Bugün 02 Nisan 2020 Perşembe
  • Antalya12 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    340,187
    %-0.79
  • Dolar
    6,6899
    %1.32
  • Euro
    7,3114
    %0.93

Ergün Efe

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ergün Efe

“Din devleti” dinin hayrına değil!..

27 Mart 2020 Cuma 01:53
Saygı değer okurlarım,
 
insanların inançlarının tartışılmasını hiç bir zaman doğru bulmadım.
 
İnsanlar özgür iradesi ile seçmediği bir gerçeğin içinde doğarlar, buna inançları da dahil. O yüzden toplumların kendilerine münhasır kültürleri, inançları, dinleri veya mezhepleri vardır. İş bu halde dokunulmaz, değiştirilemez olan dinin tartışılması kime ne fayda sağlayacak, anlamış değilim. 
 
Bir inancı, bir dini veya mezhebi v.s. merak etmek, o hususta bilgilenmek başkadır, kendi gibi inanmıyor veya algılamıyor diye başkasını yanlış veya aykırı olarak görmek, oradan mukabil haddini aşarak kendince bir mühendisliğe soyunmak, başkadır.
 
İnançlar ortak bir özellik taşır. Zaten inanç söz konusu olduğunda kimse “biliyorum” demez, “inanıyorum” der. Mensup olduğu inanç her ne ise, onunla hayatını, hayatı, varlığı anlamlandırır. Bu çok anlaşılır ve zararsız (normalinde) içsel bir yürüyüştür, ruhani bir haldir. 
 
Herkes bir insana teslim olmak ile Allah’a teslim olmanın arasındaki farkı iyi bilmelidir. Allah’a teslim olmakta zerre kadar zarar yoktur, peki ya kişi kula teslim olursa? 
 
Hiç kimsenin, bir diğerinin inancına karışma hadsizliğine kapılmaması için, başta ailelerin sonra da çocuklarımızın okul hayatlarında doğru eğitilmesi bir zorunluluktur.
 
Farklı anlayışların kendini daha rahat hissettiği sosyolojinin seküler olmuş bir toplum düzeni olmuş olması rastlantısal değildir. Kendinleştirme dürtüsünden uzak, kimsenin inancına karışma hadsizliğini kendine vazife etmediği, karşılıklı saygı çerçevesinde makul bir düzen içinde herkese yaşama şansı sunduğu içindir. 
 
Marjinal bir kaç kesim hariç, ülke insanımız da başkalarının inancına, yaşam biçimine saygılıdır. “Zaten öyle de olmalı” desekte, nüfus çoğunluğu Müslüman olan toplumlarda bu saygı, karşılıklı anlayış hiçte bizdeki kadar doğal bir şey değil. Malumunuz, İslam coğrafyasında mezhep kavgaları, tarikatlar arası sürtüşmeler hala sürmekte ve kimi bölgelerde ağalık düzeni de hala hüküm sürmektedir.
 
İnsan yaratılış olarak düşünen bir canlı varlık olduğundan farklılık kaçınılmazdır. Hangi toplum bu gerçeği bilince çıkarabilmiş ise, o toplum o kadar rahat etmiştir.
Ülkem için daha güzelini arzuluyorum, yoksa İslam ülkeleri içinde ülkemiz zaten tartışmasız bir güneştir.
 
Tehlikeli olan din değil, tehlikeli olan siyasallaşmasına müsade edilen SİYASAL Din’dir. Gelişmiş demokratik hukuk sistemlerinde dini inançların ideolojileştirilmesine müsade edilmediği için inananların da böylece kendi dini hükümlere de çok daha uygun yaşadığını düşünüyorum.
 
Bu geniş coğrafyada maalesef akla ve aklın nasıl düşünmesi gerektiğine dair mühendislik yapılmıştır, hala da yapılmaktadır. Üzülerek ifade etmeliyim ki, (bizim ülkemizde daha az olmakla birlikte) İslam coğrafyasında bencil ve kendinleştirme dürtüsünden hala kurtulamamış gerici ama egemen güçler özünde güzel düşüncelere sahip olan gençlerin aklını kendi geri kalmış zihniyetleriyle adeta kelepçelemişler.
 
Oysa, akıl özgür bırakılmış olsa hiç şüphem yok ki hem kültürümüz hem de inancımız daha da kaliteleşecek. İşte asıl o vakit hem dünya ile rekabet edebilir hale geleceğiz hem de muhasır medeniyet seviyesine ulaşmış olacağız.
 
Anayasasında “demokratik, sosyal hukuk devleti” ibaresi bulunan bir ülkede, siyaset, dini terminoloji ile yürütülemez, çünkü din bir siyaset yapma biçimine dönüştüğünde bir müddet sonra kaçınılmaz olarak - sanki o anlayış, (niyet öyle olmasa bile) mevcut düzene alternatif olmak istiyormuş gibi - durur.
 
Neden rejim olarak “Din devleti” olmamalı? 
 
Çünkü yığınların sürekli cefa çekmesi, seçkinlerin ise hep sefa sürmesi ancak Din devleti rejiminde mümkün. Bu yüzden ülke meselelerinde insanların referans noktası akıl olmalı, biat değil. Biat etme teslimiyet gerektirir, o da ancak Allah’a olur, çünkü sadece Allah yanlış yapmaz. Onun için Allah’a biat etmekte hiç bir sıkıntı yoktur, ama kula biat ederse, (ki dinen şirktir), işte o vakit büyük sıkıntı var demektir.
 
Şimdiye kadar bulunmuş en iyi idare biçimi şüphesiz pozitif hukuka dayalı demokratik rejimdir. 
 
Bu yazı toplam 1833 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim