Bugün 17 Eylül 2019 Salı
  • Antalya27 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    275,462
    %-0.20
  • Dolar
    5,6965
    %-0.35
  • Euro
    6,2970
    %0.08

Tuğçe Öztürk Almaç / Avukat

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tuğçe Öztürk Almaç / Avukat

Kadınları Etkili Koruma Yolu: İstanbul Sözleşmesi

02 Eylül 2019 Pazartesi 06:18

  Türkiye’nin gündeminde yine yürek yakan bir kadın cinayeti vardı. Emine Bulut. Bu hikâye yasal olarak boşanmış fakat gerçekten boşanamamış çiftin çocuklarının gözü önünde annenin ölümü ile sonuçlandı. Elbette yasa koyucu adaletin gerçekleşmesi için gerekeni yapacaktır ama boşanıp yollarını ayırmış iki insanın aslında hala kopamamış olması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine yönelik yasal mevzuat olmasına rağmen cinayetlerin devam etmesi karşısında nasıl farklı tedbirler almak gerekir!

            6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, kadına ve aile kurumuna yönelik her türlü fiziksel, psikolojik, cinsel şiddetin önlenmesi, gerekli tedbirlerin alınması ve şiddetin gerçekleşmesi halinde etkili yasal sürecin işletilmesi amacıyla çıkarılmıştır. Bununla birlikte 1 Ağustos 2014’de yürürlüğe giren Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi yani İstanbul Sözleşmesi var. İstanbul Sözleşmesini onaylayan ve imzalayan ilk ülke Türkiye fakat imzacı olmanın dışında aktif uygulamaya dökülmesi gereken birçok konu var.

            İstanbul sözleşmesi temelde 4 önemli unsura dayanıyor. İstanbul Sözleşmesine göre ilk temel önleyici tedbirlerin alınması gerekliliğidir. Önleyici tedbirler şiddetin azaltılması hatta ortadan kaldırılmasına yönelik olmalıdır.

İkinci esas şiddeti ortadan kaldırmak her zaman mümkün ve kolay olmadığından kadınların aktif olarak korunması gerektiğidir. Toplumsal kalıpların şiddete neden olan unsurların bir anda sona ermesi mümkün olamayabilir. Bu açıdan işe yarar politikaların çalıştırılması gerekir. Bizim açımızdan 6284 sayılı kanunun aktif olarak kullanılması zorunludur. En ufak şiddet şüphesi dahi olsa ilgili kurumların devreye girmesi, kadının ve çocuğun mevcut ortamdan uzaklaştırılması ve maddi yardım sağlanması gerekir. İstanbul sözleşmesi 18 yaşından küçük kız çocuklarının da kapsama alınması açısından elverişli. Bu nedenle iç kanunlarda değişiklik yoluna gidilmesi sırasında çocuğun istismarı konusunun da kapsama alınması gerekir.

            Üçüncü temel diğer iki temel hususun işler hale getirilemediği hallerde (önlem alınamamış ya da alınıp etkili olmamış ve kadın korunamamışsa) yargılamanın etkin ceza sistemine uygun şekilde yapılması gerektiğine işaret ediyor. Bu durumda şiddet şüphelisi olan kişinin ifadesini alınıp ardından bırakılması halinde kadını öldürebileceği ya da yaralayabileceği gerçeğini bu kapsamda gözden kaçırılmamalıdır.

Son olarak İstanbul sözleşmesine göre kadınların genel anlamda geleceğe etkili olacak şekilde erkekler ile eşit şartlara tabi tutulması, toplumsal cinsiyet konularına özen gösterilmesi gerektiği ve fiziksel zayıflıkların kamusal politikalar ile ortadan kaldırılması gerektiğini ifade ediyor.

Türkiye olarak bizim bu noktada ciddi adımlar atmamız gerekir. Her ne kadar anaysa ve kanunlarımızda kadın ve erkeğin her türlü koşul ve ortama eşit olacağına dair düzenlemeler yer almaktaysa da uygulama kısmı zayıf kalmaktadır.

Sözleşmenin işler hale getirilmesi, kadının yaşam hakkını sürdürebilmesi, güçlenmesi, kendini daha rahat ifade edebilmesi, şiddete karşı koyması ve susmaması açısından önleyici tedbir olarak uzman psikolog ya da pedagoglar vasıtasıyla ailelere evlendikleri günden itibaren belirli periyotlarla şiddetin azaltılması ya da ortadan kaldırılması amacıyla ücretsiz terapi hizmetinin sunulması yerinde olacaktır.

Kadının aktif olarak korunmasına yönelik olarak mahalle ya da ilçe bazında kadın koruma ve gözetme gruplarının oluşturulması bu gruplara yasal nitelik kazandırılması, bu gruplarda toplumsal cinsiyete yönelik eğitimlerin verilmesi, bu gruplara şiddete yönelik başvurunun olması halinde 6284 sayılı Kanun’un aktif işletilmesi için gerekli işlemlerin yapılması ve takibi sağlanabilir.

Kadının güçlendirilmesi ve toplumsal cinsiyetin işler hale getirilmesi amacıyla, toplumsal cinsiyete yönelik çalışan sivil toplum kuruluşlarından konuya yönelik bilgi ve görüş alınması ile kamu ve özel sektörde kadın istihdam oranının artırılması gerekir.

Son olarak gerek boşanma öncesi ve sırasında gerekse boşanma sonrasında aile arabuluculuğunun etkin şekilde işler hale gelmesi şiddete varan davranışların azaltılması ve hatta önlenmesi açısından oldukça önemlidir. Şiddet önlemi alınamayan davranışların en son halidir. Vaktinde atılacak her adım en az bir kadının daha yaşam hakkının etkili korunmasını sağlayacaktır.

Bu yazı toplam 1703 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim