Bugün 29 Ocak 2020 Çarşamba
  • Antalya12 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    301,332
    %0.52
  • Dolar
    5,9546
    %0.25
  • Euro
    6,5546
    %0.28

Ergün Efe

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ergün Efe

Ulus devlet mi imparatorluk mu?

06 Aralık 2019 Cuma 07:18

Milli İrade’ye dayalı ulus devlet modelinin yurttaşlarına kazandırdığı haklar ve günümüzün baş döndürücü teknolojik gelişmelerini de göz önünde bulundurduğumuzda, İmparatorluk veya tek adam rejimine geri dönüş ülkemiz için felaket demektir.

 

Çünkü, İmparatorluğun aksine ulus devletin temeli Padişah’a kulluk etmek veya teba olmak üzerine değil, milli iradeye dayalı demokrasi, sosyal devlet, sekülarizm (laiklik) ve pozitif hukuk üzerine inşa edilmiş bir sistemdir. Bunlar kazanımlar bedava elde edinilmediğinden, bu kazanılmış hakları “gönüllü” iade etmek çılgınlık olur.

 

Onun içindir ki, tek adam eksenli ülke yönetme girişimi ulus devlet modeli ile çelişir, karşılık bulmaz. Aksine zorlamaların ülkeyi ancak zor duruma düşürür, çünkü bu sistem teokratik bir idare biçimine müsait değil. Ulus devlet yerine ‘ulusçuluk oynayan’ devletler işte bu yüzden kalkınamıyorlar. Demokratik ulus devlet modelinde devlet ne dinli ne dinsizdir, devlet nötürdür, tüm inançlara karşı aynı mesafede ve tarafsızdır, yurttaşlar ise dininde veya dinsizliğinde özgürdür.

 

Normalinde, bu sistemde seçmen seçeceği kişiyi kişinin tecrübesine, bilgi birikimine, akli seviyesine, öngörü kuvvetine göre seçmesi gerekirken, bizde bir çoğu öncelikli olarak seçeceği kişiyi hala kökenine, dinine, mezhebine veya tarikat mensubiyetine göre seçer.

 

Oysa, ne kadar gereksiz bir endişe!Çünkü, demokratik bir hukuk sisteminde yurttaşların temel hak ve özgürlükleri hiçbir liderin insafına bırakılmamış, doğrudan temel bir hak olarak anayasa güvencesi altına alınmıştır. İzdüşüm; ya yurttaşların bir kısmı içinde yaşadığı sistemin işleyiş biçimini yeterince tanımamaktadır, ya da bu sistemi bilinçli bir şekilde reddetmekte, yerine farkı bir devlet sistemi istemektedir. Üçüncü şık yoktur! Kimi Parti Başkanlarının demokrasi, hukuk gibi kavramlara kavramların öz anlamı yerine keyfi tanımlar yapmaktan çekinmemeleri de bu sebepten olsa gerek.

 

Kanımca, liderler seçmenlerin çoğu gerçekler yerine düşledikleri hayalleri, besledikleri umutları onlardan duymak istediklerini iyi anlamışlar. Ulus devlet modelinde, yasama, yürütme ve yargı kendi içinde birbiri ile koordineli ama aynı zamanda bağımsız ve karşılıklı denetleyici kurumlardır. Dünyada her şeyin bir kuralı nizamı vardır. Nasıl eski imparatorlukların olmasa olmazları vardı ise ulus devlet modelinin de kendine has ilkeleri, vazgeçilmezleri vardır.

 

Batı’da ‘Din’ manevi bir aidiyet belirtir, ideoloji ise sadece formel ve alt katmanlar için hala bir değer teşkil etmektedir. Batı’ya inanmak yetinmiyor, Batı artık inandığına bile inanmak için, önce onu tanımlamak, tanımak ve bilmek, sonra inanmak istiyor.

 

Batı’ya yurttaşının refahını sağlamak için demokrasi, pozitif hukuk, ekonomi ve o çarkı döndüren bilim yetiyor. Hitler onların son ideolojik denemesi idi. Bizde ise “ideoloji” veya “politize edilmiş din” hala, hatta hiç olmadık kadar revaçta.

 

Putin’in güzel bir sözü ile bitirelim: “Rus İmparatorluğu’na ilgi duymayan bir Rus’u anlayamam, ama “O tarihe geri dönelim” diyen bir Rus da bunamıştır!” Bize uyarlarsak “Osmalı İmparatorluğu’na ilgi duymayan bir Türk’ü anlayamam, ama “O tarihe geri dönelim” diyen bir Türk de bunamıştır!”

 

Bu yazı toplam 636 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim