Bugün 29 Eylül 2020 Salı
  • Antalya35 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    474,378
    %0.48
  • Dolar
    7,8264
    %0.79
  • Euro
    9,1400
    %0.97

Ergün Efe

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ergün Efe

Yaşamayan anlamaz mı gerçekten?

30 Haziran 2020 Salı 09:34

Çocuk eğitimi üzerine;

Bizim coğrafyada maalesef çoğu aileler çocuk eğitimini terbiye verme ile sınırlı sanmaktadır, oysa bu sadece kriterlerden bir tanesidir, asıl mesele ise çocuğu hayata hazırlamaktır.

Şu dünya’yı tarafsız bir analiz ediniz. Her şeyi en acı şekilde yaşayarak öğrendikleri için mi 13 bin km’de birileri dünya’nın gidişini tayin ederken bir diğeri Mercedes üretebiliyor? 

 

“Yaşanmadan öğrenilmez” söylemi tam bir Ortadoğu sendromudur. Yaşamadan öğrenilir kardeşim, sadece yaşayan acısını daha çok hisseder. Meramım şudur, “Çocuklarımız, bizim bilgisizlikten çektiğimiz bir çok acıyı doğru bilgi edinerek önleyebilir, minimize edebilir.”

 

Hayatta geçerli olan önce teoride doğru analizler yapmak ve sonra o öğrenileni pratiğe döküp, tecrübe edinmektir. Normalinde bu %70/ % 30 orantılıdır. Bizde ise bu oran tam tersi. Bizim hayatı algılama yöntemimiz %30 teoriye %70 pratiğe dayandığından bu kadar çile çekiyoruz. Ah, bir anlasaydık...

 

Edinilen (nesnel) bilgiler teoride edinmeden, sadece pratikte düşe kalka, sınaya sınaya tecrübe edinilirse, bedelleri çok ağır olacağı gibi, psikolojik sorunlara da yol açmaktadır. Hem de o kadar ki, bir çoğunun dahi psikolojik rahatsızlığının farkında olmayacağı kadar mazallah.

 

Çoçuklarımız da bizim gibi hayatın gerçeklerini ancak ya çok geç ya da iş işten geçtikten sonra farketmelerine mahkum olmalarını istemiyorsak, yapacakları hataların en azından asgariye inmesi için, kendi edindiğimiz bir bilgi sağlam değilse, velilik sendromuna takılı kalıp onu çoçuklara aktarmamalıyız. Derme çatma bilgilerin hiç aktarılmaması çocuğun geleceği için çok daha hayırlıdır, en azından kendi doğru bildiği yoldan ilerlerler.

 

Örnek: İki insan düşünün, biri ekonomi okumuş diğeri okumamış, ama her ikisi de de Borsa işine atılmış. Sizce hangisinin iflas etmesi çok daha olağan? (Hayat istisnalardan yola çıkılarak örneklenemez)

 

Olanaklarınız elveriyorsa, (bizlerin aksine) çocuklarınızı “öngörü yeteneğini geliştirici” şekilde yetiştiriniz. O minvalde de eğitim almalarına çabalayın. Çocuğa “oku” demek yerine onun neden okuması gerektiğini anlatınız. Bir müddet sonra “Oku” dememize gerek kalmayacaktır. Tabii ki bu bir proses, bugünden yarına olacak değil, ciddi emek ister.

 

Velilerin kendilerine münhasır ideoloji, Din ve Kültür v.s. anlayışlarını çocuklarına  aktarmaya çalışması doğaldır, ancak bunda da abartıya kaçmamak gerekir. Unutmamalıyız ki, velilerde bilgi kalitesi düştükçe genel doğrular esnek değil, daha katı aktarılmaktadır. 

 

Yer gök, dere tepe, kuşlar böcekler, koyun kuzu, sandalye masa, kısacası hayatın sadece İdeolojiden ibaret olmadığını, dünya’da farkı renklerin olması kadar doğal birşey olamayacağını, kendimiz gibi düşünmeyenler otomatikman potansiyel bir düşman olduğu anlamına gelmediğini çocuğa mutlaka kavratınız.

 

Hangi dine, mezhebe, ideolojiye, kültür dokusuna mensup olursanız olun, bildiklerinizin sadece ‘genel doğrularını’ aktarması en hayırlısı. Aksi taktirde, çocuğun “özgür düşünme yetisi” sınırlanacağını dikkate alınız.

 

İki çocuğum var, ikisi de Hukuk okuyor. Biri seneye bitirecek inşallah. 

 

Bir konu hakkında bilgi sahibi değilseniz, veli olma sendromuna girmeye gerek duymayınız. “Bilmiyorum” diyebilmek enginliktir. Böylece sayenizde çocuğunuz da sizin gibi bilmediği bir konu olunca rahatlıkla “bilmiyorum” deme erdemliğine erişir. Herhalde bilinmeyen bir meseleyi de illa ki bilen vardır. Ona danışılır...

 

Ne demişti Sokrates? “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir.” O  bile diyebilmiş ise...

 

ergunefe@live.de

Bu yazı toplam 9306 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim