Bugün 11 Aralık 2018 Salı
  • Antalya13 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    213,094
    %0.00
  • Dolar
    5,3320
    %0.85
  • Euro
    6,0605
    %0.63
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“EXPO alanı Antalya’ya mirastır”
31 Ocak 2018 Çarşamba 18:26

“EXPO alanı Antalya’ya mirastır”

Türkiye’nin ilk uluslararası A kategorisi bahçecilik sergisi olan EXPO 2016 alanının akıbeti belirsizliğini korurken, kent dinamiklerinden de çeşitli öneriler geliyor. Alanın Antalya’ya bir miras olduğunu vurgulayan ATB Başkanı Ali Çandır, Antalya ile büt

Türkiye’nin ilk uluslararası A kategorisi bahçecilik sergisi olan EXPO 2016 alanının akıbeti belirsizliğini korurken, kent dinamiklerinden de çeşitli öneriler geliyor. Alanın Antalya’ya bir miras olduğunu vurgulayan ATB Başkanı Ali Çandır, Antalya ile bütünleştirilerek tarımın geleceği bakımından öncü ve örnek olacak projelerle zenginleştirilmesini önerdi.

 

Antalya Ticaret Borsası’nın 2018 yılı ilk olağan meclis toplantısı dün sabah borsa toplantı salonunda gerçekleştirildi. Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye’nin Afrin’de yürüttüğü Zeytin Dalı Harekatına yönelik destekler dile getirildi. Ülkemizin Güney sınırlarının güvenliğini sağlamak için mücadele veren Türk Silahlı Kuvvetleri’ne başarı dileyen ATB meclisi, vatanımız uğruna canlarını feda eden şehitlere rahmet, gazilere şifa diledi. Harekata ilişkin duygularını meclis üyeleriyle paylaştıktan sonra tarım sektörünün sorunları ile güçlü ve zayıf olunan yönlere dikkat çeken ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, EXPO 2016 alanıyla ilgili de öneride bulundu.

 

“KÂR MARJLARI VE REEL KAZANÇLAR DÜŞTÜ”

Antalya ve tarım sektörü için zor bir yıl olan 2016 yılına göre 2017 yılında direnç kazanıldığını kaydeden ATB Başkanı Ali Çandır, “2017, yatırım iklimi bakımından uygun olmasa da özellikle hükümetimizin sağladığı uygun koşullu ve ilave finansman olanaklarıyla, istihdam ve vergi borçları konusundaki destekleriyle, üretimimizi ve ticaretimizi canlı tuttuğumuz bir yıl oldu” dedi. 2017 yılının nispi olarak canlı bir yıl olsa da kâr marjlarının ve reel kazançların düştüğünü belirten Çandır, maliyet düşürücü sıkıyönetim politikalarının önemli hale geldiğini söyledi.

 

“KGF KREDİLERİ DİRENÇ KAYNAĞI YARATTI”

Tarım sektöründe, 2017 yılı ve öncesiyle ilgili ekonomik açıdan güçlü ve zayıf olunan yönlere dikkat çeken Çandır, şunları dile getirdi:

“2017 yılı ilk 3 çeyreği boyunca ilan edilen büyüme, yaşadığımız ekonomik nispi canlılığın ve yeni uygulamaya konan büyüme yönteminin doğal sonucu oldu. Sektörümüzde 2016 yılı ilk 3 çeyreği küçülmesine rağmen, 2017 yılında daha hızlı bir büyüme beklerken genel ekonomin çok altında bir büyüme yaşadık. Tarım sektöründe faaliyet gösteren üretici ve ticaret erbabının, üretim ve yatırım motivasyonunu törpüleyen faktörler, 2017 yılında nispi olarak ağırlığını artırdı. Sektörümüz aleyhine işleyen enflasyonist baskı, bir taraftan satın alma ve üretme maliyetlerini artırırken, diğer taraftan bunu nihai tüketiciye yansıtamadı. Sektörümüzü doğrudan ilgilendiren kredi büyümelerini incelediğimizde, enflasyonist baskıya direnebilmek ve cari işlemleri yürütebilmek amaçlarıyla ülke ortalamasının üzerinde yüzde 22 düzeyinde bir kredi büyümesi yaşadık. Ticari kredi büyümesinde ise son altı yılda Türkiye ortalamasının iki kat üzerinde olan büyüme hızımız, 2017 yılında ülke ortalamasının altına düşmüş durumda. Dolayısıyla geçen yıl sağlanan Kredi Garanti Fonu (KGF) kredileri, özellikle teminat sıkıntısı yaşayan ticaret insanlarımız için gerçekten iyi bir direnç kaynağı yarattı.”

 

“EN İYİ YIL OLAN 2014’Ü YAKALAMAK İÇİN DESTEK BEKLİYORUZ”

2017 yılında ihracat konusunda yüzde 7’lik büyüme yaşansa da sektör bakımından en iyi yıl olarak tabir edilen 2014’e göre tarımda yüzde 11, yaş meyve sebzede ise yüzde 25’lik geride olunduğu gerçeğinin gözden kaçırılmaması gerektiğine işaret eden Çandır, 2018 yılında en iyi yıl olan 2014’ü yakalayabilmek amacıyla ihracat hamlelerini geliştirici destekler beklediklerini dile getirdi.

 

“STRATEJİK ÖNCELİKLİ SEKTÖR OLARAK TANIMLANMAK İSTİYORUZ”

Güçlü bütçe performansının 2018 yılı için güven verdiğini dile getiren Çandır, “Bu güvenle tarımsal faaliyetlerimizi geliştirmek, büyütmek ve rekabetçi yapabilmek açısından stratejik öncelikli sektör olarak tanımlanıp, bu tanımlamaya uygun finansman, istihdam, arazi ve lojistik yatırım destekleri beklemekteyiz” ifadelerini kullandı.

 

“YAPISAL SORUNLARDAN BİRİSİ ARAZİ VARLIĞININ GELİŞTİRİLEMEMESİ”

Sektörün yapısal sorunlarından birisinin de arazi varlığının geliştirilememesi olduğunu kaydeden Çandır, Bu sorun bir taraftan üretimde optimal maliyetlerle çalışmamızı engellerken, diğer taraftan istihdam yaratma gücümüzü de zayıflatmaktadır. Üstelik SGK mevzuatında büyümeyi engelleyici düzenlemeler de tarımda yeni yatırım yapma ve mevcut kapasiteyi büyütme iştahını törpülenmektedir” dedi.

 

“AĞBAL’IN AÇIKLAMALARI UMUT VERDİ”

KDV tahakkuk ve tahsilatlarındaki 2017 yılı gerçekleşmesinin dikkat çekici boyutta olduğunu söyleyen Çandır, uzun süredir dile getirdiği KDV mahsuplaşması süresini aylık yerine 3’er aylık ya da 6 aylık dönemlere taşıma ve alacaklı durumdaki işletmeler için nakdi ödeme yapılması önerileri konusunda Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın açıklamalarının kendilerine umut verdiğini ifade etti.
 

“TİCARİ KAYGI ODAKLI POST EXPO GİRİŞİMİ, ANTALYA’YA ZARAR VERİR”
Sözü EXPO 2016 Antalya Projesi’ne getiren Çandır, Türkiye’nin ilk uluslararası A kategori bahçecilik sergisinin yapıldığı alanın Antalya için bir miras özelliğinde olması gerektiğini vurguladı. EXPO 2016’nın Antalya’ya kazandırması hedeflenen katkıları tam olarak sağlayamasa da bu alanın kent mirası olarak korunması ve geliştirilmesine her türlü desteği vereceklerini kaydeden Çandır, sözlerine şöyle devam etti:

“EXPO 2016 fikrinin doğuşundan, Antalya’ya kazandırılmasına kadar olan bütün öncü ve belirleyici faaliyetlerde tüm varlığımızla bulunduk. Bundan muradımız hiçbir şekilde kişisel ya da sektörel bir beklentimiz olmamıştır. EXPO 2016 döneminde de Antalyamıza ve EXPO’muza herhangi bir halel gelmesin diye son derece duyarlı ve tahammüllü bir tavır içinde bulunduk. Çünkü eninde sonunda ortaya konulacak projenin bir Antalya mirası olması gerektiğini kabullendik. Bu düşüncelerimiz aynen geçerliliğini korumaktadır. Ancak bu kez post EXPO dönemi için daha proaktif ve Antalya mirasına yakışır bir yaklaşım içinde bulunma sorumluluğumuz var. Bizler Antalya’nın kaynaklarını kullanırken ya da tüketirken Antalya’ya kalıcı faydalar yaratma sorumluluğu taşıyan insanlarız. EXPO alanının sadece varlığını sürdürebilmesi ve ticari kaygı odaklı bir post EXPO girişiminin, Antalya’ya ciddi zararlar vereceğini düşünmekteyiz. Çünkü artık orası bir kuruma ya da bir projeye mal olmuş bir alan değildir. O alan artık tüm Antalya’ya bir mirastır. Bu temel noktayı gözden kaçırmamalıyız. Antalya’nın geleceği bakımından duyarlılık sahibi herkesin EXPO 2016 alanını; Antalya için mali ya da kurumsal bir yük olarak görmesi yerine, Antalya’nın geleceği için değerli bir miras olarak görmesi ve değerlendirmesi gerekmektedir. Bu düşünceyle öncelikle, EXPO 2016 Antalya alanında yeni bir üç aylık B EXPO hareketliliği kazandırarak Antalya ile alanı bütünleştirme çabasına girilmesini ve bu çabayla birlikte alanın Antalya’nın tarımsal geleceği bakımından öncü ve örnek olacak projelerle zenginleştirilmesini önermekteyiz.”

 

“1000’DEN FAZLA İSTİHDAM VE 40 MİLYON DOLAR İHRACAT SAĞLAYABİLİRİZ” 

Tıbbi ve aromatik bitki konusunda Antalya’nın çok ciddi bir potansiyeli olduğunu ve bu konuda yeni başarı hikayelerinin yazılabileceğini vurgulayan Çandır, süs bitkileri potansiyelinin de önemli olduğuna dikkat çekti. Bu iki sektör için hayati darboğaz niteliğinde bulunan arazi sorununun çözümü için Hazine’den kiralama düzenlemesinin yürürlüğe konduğunu hatırlatan Çandır, “Üyelerimizden topladığımız 10 bin dekarın üzerinde, 40 milyon TL’lik, 1000’nden fazla ilave istihdam yaratacak ve 40 milyon dolarlık ihracat hedeflenen yatırım taleplerimizin pratikte uygulanabilmesi için yerel ve merkezi yönetimler düzeyinde çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Biliyoruz ki sahip olduğumuz iklim, endemik türlerimiz, genç nüfusumuz, örtüaltı tarıma olan yatkınlığımız ve süs bitkileri tüketim pazarlarına olan yakınlığımız nedeniyle kısa sürede çok yol alabiliriz. Hatta turizm ve örtü altı tarımla yarattığımız başarı hikayelerine yenilerini ekleyebiliriz. Bu başarı hikâyesini yazabilmemiz için öncelikle yaklaşık 6000 dekar düzeyinde olan ekili alanımızı maksimum verim ve kalitede ürün alabileceğimiz; soğuk hava depolarının, paketleme tesislerinin ve lojistik merkezlerinin yer alacağı biçimde genişletmeliyiz. Böylece 100 milyon dolar seviyesine ulaşmış olan ihracatımızı tıbbi ve aromatik bitkilerle birlikte kısa sürede 500 milyon dolar seviyesine ulaştırabiliriz” diye konuştu. HABER: YUSUF KATRAĞ

Bu haber toplam 11703 defa okunmuştur
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 242 311 76 60 0 242 311 76 61 | Faks : 0 242 311 46 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim