Bugün 28 Temmuz 2026 Salı
  • Antalya26 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6199.65
    %-0.1
  • Dolar
    47.3441
    %0.03
  • Euro
    53.8418
    %0.05

AHMET İLBARS / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
AHMET İLBARS / KONUK YAZAR

BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU VE ÇORUM

28 Temmuz 2026 Salı 00:40

İnsan hafızası, bazen küçücük bir kıvılcımla, zamanın unutturduğunu sandığı anların tam ortasında buluverir kendini. Tıpkı bir dostun ekranıma düşürdüğü estetik bir video gibi, bazen geçmişe ait bir fotoğraf, bazen de bir mektubun satırları bizi tarihin köprülerinden geçirir. Çorum Kent Kimliği Yazılarım arasında gelecek kuşaklara kalmasını arzu ettiğim bu yazıda; Türk resminin ve şiirinin çınarı Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun 1942 yılında Çorum toprağına düşen ayak izlerini, bu kentin onun sanat ruhunda yarattığı etkileri ve yerel olanın evrenselle kurduğu ortaklığı anlatmak istiyorum. 

Her şey, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in, Batılı eğitim almış Türk aydını ile Anadolu insanını bir araya getirme girişimiyle başlar. Ressamların cebine bir miktar harcırah konulup kura usulü Anadolu şehirlerine gönderildiği o dönemde, Bedri Rahmi’nin payına ikinci turda Çorum düşer. İlk gittiği Edirne’de Selimiye’nin heybeti karşısında "Ben bu eseri tuvale sığdıramam" diyerek kısa sürede dönen ressam, 1942 yılının Ağustos’undan Ekim sonuna kadar yaklaşık üç ay süreyle kalacağı Çorum ve ilçelerinde (özellikle İskilip’te) adeta büyülenir. 

Kız kardeşi Mualla Eyüboğlu’na 21 Ağustos 1942’de Çorum’dan gönderdiği, sağ köşesine çini mürekkebiyle Çorum Saat Kulesi’ni çiziktirdiği o meşhur mektubunda kenti şöyle tarif eder: “Çorum şirin bir yer. Kendi yağı ile kavrulur. Kendi rüzgârı ile savrulur. Halisinden bir Anadolu peyzajı…” Bu yalın ve bilgece tespit, aslında demir ve hava yolundan yoksun, tek katlı ahşap bahçeli evlerin çevrelediği, Arnavut kaldırımlı sokaklarında yaşamın yavaş aktığı o eski Çorum’un kimlik vesikasıdır. 

Bedri Rahmi, Çorum insanında ve coğrafyasında aradığı o trajik ama vakur duruşu keşfetmiştir. Pazara giden köylüler, kağnı başında bekleyen kadınlar, bebeklerini emziren anneler, han kahvelerinde tütün saran ihtiyar portreleri, onun tuvalinin başat figürleri haline gelir. Buradaki hilesiz, hurdasız samimiyet, sanatçının Paris’te öğrendiği kübik şemalarla birleşir. Çorum’un kerpiç evlerinin üst üste yığılmış geometrik formları, Paris’in modernizmiyle harmanlanarak evrensel bir estetik dile dönüşür. Muzaffer Oruçoğlu’nun dediği gibi: “Bir insan ne kadar dünyalıysa, kendi yerel zenginliğine ve sanata da o kadar yakın demektir.” Bedri Rahmi, dünyayı tanıdığı için Çorum’un bir nakışında Picasso’yu görebilmiş; yereldeki cevheri evrensele taşımıştır. 

Bu büyük buluşmanın en somut meyvesi ise Türk edebiyatının en güzel aşk şiirlerinden biri olan "Karadut” tur. Yıllarca Selim İleri gibi edebiyatçıların bile sözlüklerde kökenini aradığı o meşhur "Karadutum, çatal karam, çingenem" dizesindeki "Çatal kara" ifadesi, aslında Çorum topraklarının sanata hediyesidir. Merhum Abdullah Ercan’ın aktardığı hatırada saklı olduğu üzere; Bedri Rahmi, Ilıca Bağlarında ağırlanırken kendisine ikram edilen kara üzüm salkımını eline alıp "Bunun bir adı var mı?" diye sorar. “Çatal kara” cevabını alınca hemen defterine not eder. Bir çatal kara salkımının anatomisi; ortasında bir dal ve o daldan çatal şeklinde sarkan iki yan dalın zarafeti, şairin imge dünyasında ebedi bir aşk figürüne dönüşür.

Şiirin ilham tohumları Çorum Ilıca Bağlarında ve İskilip’teki Nüfusçu Oteli’nin odalarında atılmıştır. 

Bu kültürel mirasın geleceğe taşınmasında çok değerli bir ismi, Bedri Rahmi’nin Kanadalı gelini Hughette Bouffard Eyüboğlu’nu da vefa ile anmak gerekir. 2012 yılının bir Aralık gününde, Fenerbahçe’deki müze evinde Hughette Hanım’ın misafiri olmuştuk. Bize kayınpederinin Osmanlıca orijinal mektuplarını gösterirken gözlerinde parlayan o ışık hala dün gibi tazedir. Kanada’dan gelip bu topraklara gelin giden Hughette Hanım, İskilip’e duyduğu muazzam sevgiyle unutulmaya yüz tutmuş geleneksel yazmacılık sanatını yeniden canlandırmış, kurduğu atölyelerle İskilip yazmalarını dünyaya tanıtmıştır. Tıpkı Anadolu kadın başlıklarının mirasını toplayan Sabiha Tansuğ gibi, Hughette Hanım da yerel motiflerin arkasındaki sessiz çığlığı dünyaya duyuran bir kültür elçisi olmuştur. 

whatsapp-image-2026-07-28-at-00-44-28.jpeg

Çorum, Sarı Saz, 1966, Tuval Üzerine Akrilik Boya, 122x183 cm

Kent kimliği sadece binalardan, yollardan ibaret değildir; o kentin sokaklarından geçen sanatçıların bıraktığı ruhsal tortulardır. Çorum, Bedri Rahmi’nin resimlerine hilesiz samimiyetini üflemiş; Bedri Rahmi ise Çorum’un bağlarındaki bir üzüm salkımını evrensel sanat tarihine nakşetmiştir.  

Bu yazı toplam 115 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim