- IMKB
% - Altın
6584.46
%0.69 - Dolar
49.3309
%0.07 - Euro
55.3732
%-0.21
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 00:33 - KAHRAMANMARAŞ’TA POLİS MEMURUNUN HAYATINI KAYBETTİĞİ SİLAHLI SALDIRI KAMERADA
- 23:13 - KAHRAMANMARAŞ’TA SİLAHLI KAVGADA BİR POLİS HAYATINI KAYBETTİ
- 22:28 - BURDUR’DA 52 ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİ ZEHİRLENME ŞÜPHESİYLE HASTANEYE BAŞVURDU
- 22:13 - SİLİFKE BELEDİYESİNE YÖNELİK İKİNCİ DALGA OPERASYONDA 3 ŞÜPHELİ DAHA TUTUKLANDI
- 20:18 - ADASO’DA SEÇİM SÜRECİ TAMAMLANDI: KIVANÇ VE UÇURUM GÜVEN TAZELEDİ
- 20:08 - ANADOLU’NUN BİNLERCE YILLIK MİRASI KÜRESEL UZAY SAHNESİNDE
- 19:43 - KKTC’DEKİ GEMİ FACİASINDA HAYATINI KAYBEDEN MEHMET NURİ AYRAN, ADANA’DA DEFNEDİLECEK
- 18:58 - NARENCİYE ÜRETİCİSİNİN SORUNLARI CUMHURBAŞKANLIĞI KÜLLİYESİ’NDE GÜNDEME TAŞINDI
- 18:33 - 14. KATTAN DÜŞEN ŞARKICI ATİLLA TAŞ’IN KIZI HAYATINI KAYBETTİ
- 18:32 - UZAY ENKAZI SORUNUNA ÇÖZÜM ARAYIŞI
- 18:08 - EĞİTİM-BİR-SEN ANTALYA ŞUBE BAŞKANI MİRAN: "OKUL KAPISI GÜVENİN SINIRI OLMALIDIR"
- 17:38 - BURDUR’DA 3 ARACIN KARIŞTIĞI KAZADA 1 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ, 7 KİŞİ YARALANDI
- 17:08 - MANAVGAT’TA DOĞAL GAZ SÜRECİ BİLGİLENDİRME TOPLANTISI DÜZENLENDİ
- 17:03 - VİNCENZO MONTELLA, ADANA DEMİRSPOR’DAKİ ALACAKLARINDAN FERAGAT ETTİ
- 16:48 - MESKİ’DEN YENİ HİZMET NOKTASI
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


ÇULYEDİ
Adı niçin “Çulyedi” kimseler bilmiyor. Ama şöyle rivayet edilir; bir akşam, muhtemelen bir düğün gecesi, davetliler düğün evinde güzelce yiyip içip eğlenirler. Ve sabah herkes uyandığında, ev sahibinin çullarının yerinde yeller esmektedir! Belli ki birileri “çulu yemiştir”.
Çulyedi’ye ne zaman göçüp geldiğimizi tam olarak hatırlamıyorum, muhtemelen ilkokul birinci sınıftan ikinci sınıfa geçtiğim yılın yaz tatilinde olmalı. Yani 1976 ya da 1977 yazı. Tek katlı bir evin bodrum katında iki oda bir evdi. Tuvaleti bile yoktu, binanın arka bahçesine tahtadan derme çatma bir baraka yapmışlardı ve biz orada hacet giderirdik.
Çulyedi kasabanın tartışmasız en yoksul ve eğitimsiz insanlarının yaşadığı mahalle idi. Civar köylerden göçüp gelen ailelerin oturduğu tam bir kenar mahalle diyebilirim. Toprak damlar, kırık dökük kapılar, derme çatma evler… Ama içinde tuvaleti bile olmayan bu iki göz ev, bizim için tam bir saray yavrusuydu! Çünkü bu ev sadece “bize” aitti. Kiralıktı, evet, doğru dürüst ne kanepemiz vardı ne de yatağımız, evet, ne tenceremiz vardı ne çanak çömlek, kaşık çatal, evet. Ama ne olursa olsun bu küçücük evin anahtarı bizim elimizdeydi. Bunun ne kadar heyecan verici bir ayrıcalık olduğunu anlatamam.
Anam, diğer bütün komşu kadınlar gibi tarlalarda amale olarak çalışmaya giderdi. Sabahın kör saatinde arkasında römork takılı otuz beşlik bir traktör gelirdi; anam ve diğer komşu kadınlar römorka doluşurlar ve giderlerdi. Tam on iki saat, o kahredici yaz sıcaklarında ve ovanın ortasında çalışırlardı. Ve akşam hava epeyce kararmak üzere iken, aynı kırmızı traktör sokağın başına gelir, anamı ve diğer kadınları indirir giderdi. Elbette ertesi gün sabahın köründe biz daha uyurken tekrar gelmek üzere...
Dediğim gibi, istisnasız mahallenin tamamı son derece yoksul insanlardan oluşuyordu. Yoksul oldukları için de, doğal olarak kavgacı. Kadınlar da böyleydi, biz çocuklar da. Mecburduk kavga etmeye. Eğer bir arkadaşımız içine toz şeker katılmış bir somun ekmeğini kemiriyorsa, ne yapar eder, bir parçasını da biz kopartırdık. Kavgaysa kavga! Dayaksa dayak! Ben mahalleye yeni geldiğim için herhalde elindeki ekmeği en hızlı “kaptıran” ve en fazla dayak yiyen çocuktum. Kavga etmek nedir, kaçmak, kovalamak nedir hiç bilmiyordum. Ama Çulyedi’nin çocukları hakiki birer canavardılar: Fatının Şeref, Arap Cafer, Keçecinin Yılmaz, Kesçinin Eşraf, Çöpçü Sadık’ın Şahin, Anbarcıklı İbrahim’in Nurettin, Süleyman Dayının Mesut… Kelimenin tam anlamıyla doğuştan savaşçı olarak yaratılmışlardı. Anamdan, babamdan ve öğretmenlerimden yemediğim dayağı Çulyedi’de yedim. Kendimi nasıl savunabileceğimi Çulyedi’nin yoksul sokaklarında tecrübe ettim. Mahalle bekçisinden nasıl kaçılır, Çulyedi’de öğrendim. Ve gerçekten de fakülte yıllarımda polisten kaçarken bunun çok faydasını gördüm.
Hem Çulyedi’de büyüyüp hem de nasıl solcu olduğuma hâlâ şaşarım! Çünkü bizim kasabanın sosyopolitik haritası tam olarak şöyleydi; yoksul aileler sağcı ve bu ailelerin çocukları ülkücü, varlıklı aileler ise CHP’li ve onların çocukları da devrimci idiler. Şu halde, eşyanın doğası gereği, benim de ülkücü olmam beklenirdi ve normal olan da bu olurdu. Çünkü hem çok fakirdik, hem Çulyedi’de yaşıyorduk hem de burada herkes ülkücü idi. Nasıl solcu olduğumu gerçekten bilmiyorum. Galiba 1978’in yaz günleri idi, henüz sekiz yaşındayım, anamla kasaba pazarına gittik, bana tişört alacağız. Dün gibi hatırlıyorum, satıcı bir tişört uzattı, önünde kocaman bozkurt resmi vardı. “Ecevitlisi yok mu bunun?” diye sordum satıcıya. Adam yüzüme dikkatlice baktı ve muhteşem bir kahkaha patlattı! Gülerken gördüğüm iki altın dişini hâlâ unutamam.
Kavatalıların Fethi Abi, Fatoş Abla, herkes ona “erkek Fatoş” derdi, Bayram Abi, Dudu Abla… Yan taraftaki evde elektrikçilerin Selahattin Abi. Ne kadar yakışıklı, ne kadar delikanlıydı öyle. Tam karşıda bizim ev sahibi Altın teyze, evlatlık çocukları Mesut, yan tarafta Fatının Eşraf dayının Selahattin Abi, güzel yüzlü Adalet Abla. Anamdan çok benim üzerimde hakkı olan ne güzel çocuklardı. Bazen çamaşırlarımızı yıkarlar, bazen de aç karnımızı doyururlardı, sanki kendi evlatları gibi.
Son yıllarda yaz günlerimi, oğlumla beraber, büyüdüğüm bu kasabada, anamın yanında geçiriyorum. Oğlum şimdi on iki yaşında. Ve her sene onunla Çulyedi’nin sokaklarında geziyoruz, ona bu sokaklarda yaşadığım anıları anlatıyorum. Sanki daha önce defalarca anlatmamışım gibi, “vurduğunuz kuşu buraya mı gömmüştünüz?”, “kur’an kursu burada mıydı?”, “Fatının Şeref’le nasıl dövüştünüz?”, “sizin ev burasıydı değil mi?” diye ahiret soruları soruyor. Aslında Çulyedi’nin sokaklarında oğlumu mu gezdiriyorum, yoksa önüne gelenden dayak yiyen o yoksul sarı çocuğu mu arıyorum, ben de bilmiyorum. Ama ne vakit beni büyüten bu Çulyedi sokaklarında yürürken bulsam kendimi, sesim titriyor ve kalbime tuhaf bir sızı oturuyor.
Ve kalbimdeki bu sızı her defasında biraz daha büyüyor. Belli ki o günlerde ruhumda açılan ve bunca zaman içinde kapanmayan bir yara var. Ne yapsam kapanmıyor.
Ve kapanmayacak.
BETONDAN MEDENİYET OLMAZ: EKOLOJİK MEDENİYETİ KURMAKCEM ARÜV
ELMALI’DAN TUVA’YA, HARAPPA’DAN İDİL’EMUHARREM YELLİCE
ERKEN UYANDIMMERAL KILINÇ
ÇOCUKLARIMIZ İÇİN ARTIK YETERŞAFAK ÇELİK
DEĞER YARGISI VE DEĞER BİLİNCİHASAN EKİN KURUCUK
GİDENE NOKTA, GELENE BÜYÜK HARFMELTEM YUVARLAK
'HİZMET' KILIFI, İKBAL HESABIAHMET DİKİCİ
KENTSEL DÖNÜŞÜMDE ORTAYA ÇIKAN SERVETAV İBRAHİM GÜLLÜ
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-8NİZAMETTİN ŞEN
BETERİN BETERİNE ALIŞMAKMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
BİZLER KÜÇÜLDÜKÇE, EKRAN BÜYÜYOROYA ÖZGÜR
DİJİTAL PİYASA YASASI MI, DİJİTAL KAPİTÜLASYON MU?TUGAY TOYDEMİR
BİZİM MESLEĞİN ADI NE?VEDAT GÜRHAN
GASTRO AFYON'DA ANADOLU SOFRASITALİP BAYRAM
ATEŞ BÖCEĞİ DEĞİLİM BENBİHTER GÖRDÜ
KULLUK AMA NASIL?ALİ İHSAN DİLMEN
ŞAİRİN ÖLÜMÜ VE SONRASI-4GAZANFER ERYÜKSEL
KANGREN/VEYSEL ÇOLAKNİNA ŞAHİN
İDEOLOJİK EĞİTİMİN KURBANI OLDULAR!GÖZDE DOLAYMAN
BAŞARIYA KOŞANLAR: BAHAR AKSUNGURALYA ŞAHİN
OKULA DEĞİL, YENİ BİR HAYATA ALIŞMAKPINAR TEYİN
ÇORUM’DA BİR SÜRGÜN VE İHTİYAR GENÇLİKAHMET İLBARS
KADIN OLMAK VE GÖRÜNMEZ BARİKATLARI YIKMAKBAHAR AKSUNGUR
ADALET VAR MI?HASAN YAKUP CANGÜVEN
HATİCE ÖZ: "BİZ GELECEĞİ VAAT EDİYORUZ"
BERKAY BAHAR'DAN ATSO İÇİN '365 GÜN' MESAJI
ÇOCUKLARDAN ASTRONOTLARA SORU YAĞMURU
REKTÖR ÖZKAN KADIN LİDERLER FORUMU'NA KATILDI
BERKAY BAHAR GAZİPAŞA’DA ESNAF VE ÜYELERLE BULUŞTU
BİR GECEDE FELÇ KALDI
'UZAY VE HAVACILIK BİRİKİMİMİZİ DÜNYAYLA PAYLAŞACAĞIZ'
BERKAY BAHAR: “ŞEHRİN SORUNLARI İŞLETMELERİN MALİYETİDİR“
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim







