- IMKB
% - Altın
6734.47
%0.32 - Dolar
48.631
%0.02 - Euro
56.1767
%-0.12
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 21:48 - MERSİN’DE "AİLEM GÜVENDE" OPERASYONUNDA 28 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
- 21:05 - ANTALYASPOR'UN YENİ TEKNİK DİREKTÖRÜ OSMAN ÖZKÖYLÜ
- 20:58 - MÜSTEHCENLİK SORUŞTURMASIYLA İLGİLİ PROVOKATİF PAYLAŞIM YAPAN 60 SOSYAL MEDYA HESABINA ENGEL KARARI
- 20:08 - 65 YAŞINDAKİ KADININ ÖLÜMÜYLE İLGİLİ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET ALAN SANIK TUTUKLANDI
- 18:23 - ANTALYASPOR, OSMAN ÖZKÖYLÜ İLE SEZON SONUNA KADAR SÖZLEŞME İMZALADI
- 18:23 - ANNE VE BABASININ GÖREV YAPTIĞI HASTANEDE DOKTOR OLDU
- 17:53 - KAHRAMANMARAŞ’TA SİLAHLI KAVGA: 3 YARALI
- 17:26 - ANTALYA TURİZMİNE AVRUPA UYARISI
- 17:14 - ÇANDIR: "ANTALYA'NIN GELECEĞİNİ KONUŞACAKSAK, ÖNCE SUYU KONUŞMALIYIZ"
- 16:38 - SAHTE MİT GÖREVLİSİ TUTUKLANDI
- 16:14 - REŞAT GÜNEY: "KARTOPU GİBİ BÜYÜYORUZ"
- 16:13 - ULUSLARARASI HERİTAGE GAME KONFERANSI ATÜ’NÜN EV SAHİPLİĞİNDE BAŞLADI
- 16:13 - İSTANBUL’DAKİ ISPARTALILAR BİRLİK VE BERABERLİK SOFRASINDA BULUŞTU
- 16:03 - BERKAY BAHAR, KADIN İŞİ DÜNYASININ BEKLENTİLERİNİ DİNLEDİ
- 15:48 - TARSUS’TA 3 BİN 200 METREKARELİK YOL YENİLENDİ
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


ÇULYEDİ
Adı niçin “Çulyedi” kimseler bilmiyor. Ama şöyle rivayet edilir; bir akşam, muhtemelen bir düğün gecesi, davetliler düğün evinde güzelce yiyip içip eğlenirler. Ve sabah herkes uyandığında, ev sahibinin çullarının yerinde yeller esmektedir! Belli ki birileri “çulu yemiştir”.
Çulyedi’ye ne zaman göçüp geldiğimizi tam olarak hatırlamıyorum, muhtemelen ilkokul birinci sınıftan ikinci sınıfa geçtiğim yılın yaz tatilinde olmalı. Yani 1976 ya da 1977 yazı. Tek katlı bir evin bodrum katında iki oda bir evdi. Tuvaleti bile yoktu, binanın arka bahçesine tahtadan derme çatma bir baraka yapmışlardı ve biz orada hacet giderirdik.
Çulyedi kasabanın tartışmasız en yoksul ve eğitimsiz insanlarının yaşadığı mahalle idi. Civar köylerden göçüp gelen ailelerin oturduğu tam bir kenar mahalle diyebilirim. Toprak damlar, kırık dökük kapılar, derme çatma evler… Ama içinde tuvaleti bile olmayan bu iki göz ev, bizim için tam bir saray yavrusuydu! Çünkü bu ev sadece “bize” aitti. Kiralıktı, evet, doğru dürüst ne kanepemiz vardı ne de yatağımız, evet, ne tenceremiz vardı ne çanak çömlek, kaşık çatal, evet. Ama ne olursa olsun bu küçücük evin anahtarı bizim elimizdeydi. Bunun ne kadar heyecan verici bir ayrıcalık olduğunu anlatamam.
Anam, diğer bütün komşu kadınlar gibi tarlalarda amale olarak çalışmaya giderdi. Sabahın kör saatinde arkasında römork takılı otuz beşlik bir traktör gelirdi; anam ve diğer komşu kadınlar römorka doluşurlar ve giderlerdi. Tam on iki saat, o kahredici yaz sıcaklarında ve ovanın ortasında çalışırlardı. Ve akşam hava epeyce kararmak üzere iken, aynı kırmızı traktör sokağın başına gelir, anamı ve diğer kadınları indirir giderdi. Elbette ertesi gün sabahın köründe biz daha uyurken tekrar gelmek üzere...
Dediğim gibi, istisnasız mahallenin tamamı son derece yoksul insanlardan oluşuyordu. Yoksul oldukları için de, doğal olarak kavgacı. Kadınlar da böyleydi, biz çocuklar da. Mecburduk kavga etmeye. Eğer bir arkadaşımız içine toz şeker katılmış bir somun ekmeğini kemiriyorsa, ne yapar eder, bir parçasını da biz kopartırdık. Kavgaysa kavga! Dayaksa dayak! Ben mahalleye yeni geldiğim için herhalde elindeki ekmeği en hızlı “kaptıran” ve en fazla dayak yiyen çocuktum. Kavga etmek nedir, kaçmak, kovalamak nedir hiç bilmiyordum. Ama Çulyedi’nin çocukları hakiki birer canavardılar: Fatının Şeref, Arap Cafer, Keçecinin Yılmaz, Kesçinin Eşraf, Çöpçü Sadık’ın Şahin, Anbarcıklı İbrahim’in Nurettin, Süleyman Dayının Mesut… Kelimenin tam anlamıyla doğuştan savaşçı olarak yaratılmışlardı. Anamdan, babamdan ve öğretmenlerimden yemediğim dayağı Çulyedi’de yedim. Kendimi nasıl savunabileceğimi Çulyedi’nin yoksul sokaklarında tecrübe ettim. Mahalle bekçisinden nasıl kaçılır, Çulyedi’de öğrendim. Ve gerçekten de fakülte yıllarımda polisten kaçarken bunun çok faydasını gördüm.
Hem Çulyedi’de büyüyüp hem de nasıl solcu olduğuma hâlâ şaşarım! Çünkü bizim kasabanın sosyopolitik haritası tam olarak şöyleydi; yoksul aileler sağcı ve bu ailelerin çocukları ülkücü, varlıklı aileler ise CHP’li ve onların çocukları da devrimci idiler. Şu halde, eşyanın doğası gereği, benim de ülkücü olmam beklenirdi ve normal olan da bu olurdu. Çünkü hem çok fakirdik, hem Çulyedi’de yaşıyorduk hem de burada herkes ülkücü idi. Nasıl solcu olduğumu gerçekten bilmiyorum. Galiba 1978’in yaz günleri idi, henüz sekiz yaşındayım, anamla kasaba pazarına gittik, bana tişört alacağız. Dün gibi hatırlıyorum, satıcı bir tişört uzattı, önünde kocaman bozkurt resmi vardı. “Ecevitlisi yok mu bunun?” diye sordum satıcıya. Adam yüzüme dikkatlice baktı ve muhteşem bir kahkaha patlattı! Gülerken gördüğüm iki altın dişini hâlâ unutamam.
Kavatalıların Fethi Abi, Fatoş Abla, herkes ona “erkek Fatoş” derdi, Bayram Abi, Dudu Abla… Yan taraftaki evde elektrikçilerin Selahattin Abi. Ne kadar yakışıklı, ne kadar delikanlıydı öyle. Tam karşıda bizim ev sahibi Altın teyze, evlatlık çocukları Mesut, yan tarafta Fatının Eşraf dayının Selahattin Abi, güzel yüzlü Adalet Abla. Anamdan çok benim üzerimde hakkı olan ne güzel çocuklardı. Bazen çamaşırlarımızı yıkarlar, bazen de aç karnımızı doyururlardı, sanki kendi evlatları gibi.
Son yıllarda yaz günlerimi, oğlumla beraber, büyüdüğüm bu kasabada, anamın yanında geçiriyorum. Oğlum şimdi on iki yaşında. Ve her sene onunla Çulyedi’nin sokaklarında geziyoruz, ona bu sokaklarda yaşadığım anıları anlatıyorum. Sanki daha önce defalarca anlatmamışım gibi, “vurduğunuz kuşu buraya mı gömmüştünüz?”, “kur’an kursu burada mıydı?”, “Fatının Şeref’le nasıl dövüştünüz?”, “sizin ev burasıydı değil mi?” diye ahiret soruları soruyor. Aslında Çulyedi’nin sokaklarında oğlumu mu gezdiriyorum, yoksa önüne gelenden dayak yiyen o yoksul sarı çocuğu mu arıyorum, ben de bilmiyorum. Ama ne vakit beni büyüten bu Çulyedi sokaklarında yürürken bulsam kendimi, sesim titriyor ve kalbime tuhaf bir sızı oturuyor.
Ve kalbimdeki bu sızı her defasında biraz daha büyüyor. Belli ki o günlerde ruhumda açılan ve bunca zaman içinde kapanmayan bir yara var. Ne yapsam kapanmıyor.
Ve kapanmayacak.
ÇULYEDİEŞREF URAL
KÜRT ÇÖZÜMÜ NASIL TOPLUMSALLAŞABİLİR?TARIK ÇELENK
GÖKKUŞAĞININ SEKİZİNCİ RENGİ EVLATBİHTER GÖRDÜ
YAPAY ZEKÂ UYANIKKEN KANUN KOYUCU UYUYAMAZTUGAY TOYDEMİR
EKONOMİDE HEDEFLERE ULAŞILABİLİR Mİ?PROF DR MUSTAFA YILDIRAN
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLER-5NİZAMETTİN ŞEN
ULUS DEVLETNURİ SEZEN
KAÇINILMAZ SON, “BEN GELİYORUM” DİYOR!..VEDAT GÜRHAN
YENİ BİR EĞİTİM ÖĞRETİM YILINA BAŞLARKENHASAN YAKUP CANGÜVEN
GEÇİM DERDİ GÖLGESİNDE ÖĞRENCİLER İÇİN İLK DERS ZİLİAHMET DİKİCİ
ESENLİĞE GİDEN YOL BAKTIĞIMIZ PENCEREDEBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
ANADİLİ DIŞINDA ESER VEREN TÜRK YAZARLARGAZANFER ERYÜKSEL
TAŞA KAZINAN DEVLET AHLÂKI – IIMUHARREM YELLİCE
OSMAN ÖZKÖYLÜ ANTALYASPOR İÇİN DOĞRU HOCA MI?KAHRAMAN KÖKTÜRK
BİR MİLLETİN YENİDEN DOĞUŞUDUR 9 EYLÜLPROF DR RAMAZAN DEMİR
“POS KOMİSYONU” DİYEREK TÜKETİCİNİN CEBİNE EL ATILAMAZ!AV İBRAHİM GÜLLÜ
ABDULLAH ŞANAL, ÇETİN BOĞA VE BİR RESİMLİ ŞİİR SERGİSİYUNUS YAŞAR
İNTERNET ALIŞVERİŞİNDE KARGO SORUNLARI: SORUMLU KİM?AV CÜNEYT KARASU
ÇOCUKLARIMIZIN YAŞADIĞI DÜNYA GÜVENLİ Mi? ADİL Mi?IŞIK YARGIN
ÇİFTÇİYİ KAYBEDERSEK, MUTFAĞIMIZI KAYBEDERİZTALİP BAYRAM
OKULLAR AÇILIRKEN: HER ÇOCUK İÇİN EŞİT BİR GELECEKGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
KENDİMİZE VERDİĞİMİZ DEĞERİ NEYE GÖRE ÖLÇÜYORUZ?SEDA ARPACI
KLÂSİK DAVRANIŞLAR!ALİ İHSAN DİLMEN
PARA NEREDE DÖNÜYOR, KİMİN CEBİNE GİRİYOR?CEM ARÜV
BERKAY BAHAR, KADIN İŞİ DÜNYASININ BEKLENTİLERİNİ DİNLEDİ
OPERA VE BALE FESTİVALİ VERDİ’NİN GÖRKEMLİ OPERASI “ATTİLA” İLE BAŞLADI
GAZANFER ERYÜKSEL'İN GRAVÜRLER ŞİİR KİTABI ŞEY KİTAP'TA
MÜZİK TELİFİNDE 'TEK ÇATI, TEK FİYAT' TALEBİ
İMPARATOR ATTİLA KILICIYLA SAHNEYE ÇIKACAK
ANTALYA HAVALİMANI'NDA AĞUSTOSTA 5,8 MİLYON YOLCU TRAFİĞİ
MİLLİ SPORCU ÇAĞLA BÜYÜKAKÇAY, MİNİK TENİSÇİLERLE MAÇ YAPTI
SAĞLIK KONUSUNDA 3 TEMEL ÇAĞRI
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





