- IMKB
% - Altın
6555.38
%0 - Dolar
50.1423
%0 - Euro
55.9074
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 22:03 - THOMAS REİS: "BUGÜN SAVAŞAN BİR TAKIM GÖRDÜM"
- 21:58 - JOAO PEREİRA: "MAĞLUBİYETE RAĞMEN TAKIMIMIN PERFORMANSINDAN MUTLUYUM"
- 21:42 - ALANYASPOR-TRABZONSPOR: 0-2
- 20:38 - TRENDYOL SÜPER LİG: CORENDON ALANYASPOR: 0 - TRABZONSPOR: 2 (MAÇ SONUCU)
- 19:38 - TRENDYOL SÜPER LİG: CORENDON ALANYASPOR: 0 - TRABZONSPOR: 2 (İLK YARI)
- 19:23 - TFF 2. LİG: ISPARTA 32 SPOR: 0 - ERBAASPOR: 1
- 18:18 - YÜREĞİR ZİRAAT ODASI BAŞKANI DOĞAN: "ÇİFTÇİ KAYIT DIŞI KAYITLARINA BAKILARAK YERİNDE TESPİTLER YAPILMALI"
- 18:08 - DALGALARIN ARASINDA KALAN KADINI SAHİL GÜVENLİK EKİPLERİ KURTARDI
- 17:33 - BÜYÜKŞEHİR’DEN FİKRİYE NİNENİN İNEKLERİNE TIRNAK BAKIMI
- 17:16 - KEPEZ'DE OTODRAG ŞAMPİYONASI SÜRÜYOR
- 17:08 - TARSUS’TA ÇATIDAN DÜŞEN 2 İŞÇİ HAYATINI KAYBETTİ
- 17:08 - NAİME İSMİNİ TAŞIYAN BABAANNE VE TORUNU AYNI GÜN VEFAT ETTİ
- 16:52 - SOLAK KÖYÜ, COP31 YOLUNDA ÖRNEK OLUYOR
- 16:33 - BAKAN KURUM’DAN COP31 ZİYARETÇİLERİNE ÇAĞRI: "SOLAK KÖYÜNÜ GÖRMEDEN GİTMEYİN"
- 16:18 - TARSUS’TA FESTİVAL COŞKUSU SON GÜNDE DE DEVAM ETTİ
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


ÇULYEDİ
Adı niçin “Çulyedi” kimseler bilmiyor. Ama şöyle rivayet edilir; bir akşam, muhtemelen bir düğün gecesi, davetliler düğün evinde güzelce yiyip içip eğlenirler. Ve sabah herkes uyandığında, ev sahibinin çullarının yerinde yeller esmektedir! Belli ki birileri “çulu yemiştir”.
Çulyedi’ye ne zaman göçüp geldiğimizi tam olarak hatırlamıyorum, muhtemelen ilkokul birinci sınıftan ikinci sınıfa geçtiğim yılın yaz tatilinde olmalı. Yani 1976 ya da 1977 yazı. Tek katlı bir evin bodrum katında iki oda bir evdi. Tuvaleti bile yoktu, binanın arka bahçesine tahtadan derme çatma bir baraka yapmışlardı ve biz orada hacet giderirdik.
Çulyedi kasabanın tartışmasız en yoksul ve eğitimsiz insanlarının yaşadığı mahalle idi. Civar köylerden göçüp gelen ailelerin oturduğu tam bir kenar mahalle diyebilirim. Toprak damlar, kırık dökük kapılar, derme çatma evler… Ama içinde tuvaleti bile olmayan bu iki göz ev, bizim için tam bir saray yavrusuydu! Çünkü bu ev sadece “bize” aitti. Kiralıktı, evet, doğru dürüst ne kanepemiz vardı ne de yatağımız, evet, ne tenceremiz vardı ne çanak çömlek, kaşık çatal, evet. Ama ne olursa olsun bu küçücük evin anahtarı bizim elimizdeydi. Bunun ne kadar heyecan verici bir ayrıcalık olduğunu anlatamam.
Anam, diğer bütün komşu kadınlar gibi tarlalarda amale olarak çalışmaya giderdi. Sabahın kör saatinde arkasında römork takılı otuz beşlik bir traktör gelirdi; anam ve diğer komşu kadınlar römorka doluşurlar ve giderlerdi. Tam on iki saat, o kahredici yaz sıcaklarında ve ovanın ortasında çalışırlardı. Ve akşam hava epeyce kararmak üzere iken, aynı kırmızı traktör sokağın başına gelir, anamı ve diğer kadınları indirir giderdi. Elbette ertesi gün sabahın köründe biz daha uyurken tekrar gelmek üzere...
Dediğim gibi, istisnasız mahallenin tamamı son derece yoksul insanlardan oluşuyordu. Yoksul oldukları için de, doğal olarak kavgacı. Kadınlar da böyleydi, biz çocuklar da. Mecburduk kavga etmeye. Eğer bir arkadaşımız içine toz şeker katılmış bir somun ekmeğini kemiriyorsa, ne yapar eder, bir parçasını da biz kopartırdık. Kavgaysa kavga! Dayaksa dayak! Ben mahalleye yeni geldiğim için herhalde elindeki ekmeği en hızlı “kaptıran” ve en fazla dayak yiyen çocuktum. Kavga etmek nedir, kaçmak, kovalamak nedir hiç bilmiyordum. Ama Çulyedi’nin çocukları hakiki birer canavardılar: Fatının Şeref, Arap Cafer, Keçecinin Yılmaz, Kesçinin Eşraf, Çöpçü Sadık’ın Şahin, Anbarcıklı İbrahim’in Nurettin, Süleyman Dayının Mesut… Kelimenin tam anlamıyla doğuştan savaşçı olarak yaratılmışlardı. Anamdan, babamdan ve öğretmenlerimden yemediğim dayağı Çulyedi’de yedim. Kendimi nasıl savunabileceğimi Çulyedi’nin yoksul sokaklarında tecrübe ettim. Mahalle bekçisinden nasıl kaçılır, Çulyedi’de öğrendim. Ve gerçekten de fakülte yıllarımda polisten kaçarken bunun çok faydasını gördüm.
Hem Çulyedi’de büyüyüp hem de nasıl solcu olduğuma hâlâ şaşarım! Çünkü bizim kasabanın sosyopolitik haritası tam olarak şöyleydi; yoksul aileler sağcı ve bu ailelerin çocukları ülkücü, varlıklı aileler ise CHP’li ve onların çocukları da devrimci idiler. Şu halde, eşyanın doğası gereği, benim de ülkücü olmam beklenirdi ve normal olan da bu olurdu. Çünkü hem çok fakirdik, hem Çulyedi’de yaşıyorduk hem de burada herkes ülkücü idi. Nasıl solcu olduğumu gerçekten bilmiyorum. Galiba 1978’in yaz günleri idi, henüz sekiz yaşındayım, anamla kasaba pazarına gittik, bana tişört alacağız. Dün gibi hatırlıyorum, satıcı bir tişört uzattı, önünde kocaman bozkurt resmi vardı. “Ecevitlisi yok mu bunun?” diye sordum satıcıya. Adam yüzüme dikkatlice baktı ve muhteşem bir kahkaha patlattı! Gülerken gördüğüm iki altın dişini hâlâ unutamam.
Kavatalıların Fethi Abi, Fatoş Abla, herkes ona “erkek Fatoş” derdi, Bayram Abi, Dudu Abla… Yan taraftaki evde elektrikçilerin Selahattin Abi. Ne kadar yakışıklı, ne kadar delikanlıydı öyle. Tam karşıda bizim ev sahibi Altın teyze, evlatlık çocukları Mesut, yan tarafta Fatının Eşraf dayının Selahattin Abi, güzel yüzlü Adalet Abla. Anamdan çok benim üzerimde hakkı olan ne güzel çocuklardı. Bazen çamaşırlarımızı yıkarlar, bazen de aç karnımızı doyururlardı, sanki kendi evlatları gibi.
Son yıllarda yaz günlerimi, oğlumla beraber, büyüdüğüm bu kasabada, anamın yanında geçiriyorum. Oğlum şimdi on iki yaşında. Ve her sene onunla Çulyedi’nin sokaklarında geziyoruz, ona bu sokaklarda yaşadığım anıları anlatıyorum. Sanki daha önce defalarca anlatmamışım gibi, “vurduğunuz kuşu buraya mı gömmüştünüz?”, “kur’an kursu burada mıydı?”, “Fatının Şeref’le nasıl dövüştünüz?”, “sizin ev burasıydı değil mi?” diye ahiret soruları soruyor. Aslında Çulyedi’nin sokaklarında oğlumu mu gezdiriyorum, yoksa önüne gelenden dayak yiyen o yoksul sarı çocuğu mu arıyorum, ben de bilmiyorum. Ama ne vakit beni büyüten bu Çulyedi sokaklarında yürürken bulsam kendimi, sesim titriyor ve kalbime tuhaf bir sızı oturuyor.
Ve kalbimdeki bu sızı her defasında biraz daha büyüyor. Belli ki o günlerde ruhumda açılan ve bunca zaman içinde kapanmayan bir yara var. Ne yapsam kapanmıyor.
Ve kapanmayacak.
57 YILLIK BİR ÖMRE SIĞAN BİR CUMHURİYET…MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
BİR KADININ HAYATINDA İŞ, AİLE VE KENDİSİSİBEL ARSLAN
CUMHURİYETİ İNGİLİZLER Mİ KURDU?EŞREF URAL
UTANÇOYA ÖZGÜR
YAN YATMIŞ SEKİZİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
COP 31/2 TARIM VE TURİZM: AYNI GELECEĞİN İKİ TEMELİIŞIK YARGIN
BAŞARIYA KOŞANLAR: FEYZA DAĞALYA ŞAHİN
İNUİT MOĞOL TÜRK YURDU GRÖNLAND'DA BİR GÜNHÜSEYİN KARABULUT
SEZON BİTTİ, KİRAYI DA ASKIYA ALABİLİR MİYİZ?TUGAY TOYDEMİR
VEYSEL EFENDİ KAHVECİSİGAZANFER ERYÜKSEL
“KIRKMERDİVEN” EDEBİYAT DERGİSİ VE “ANSAN” 4YUNUS YAŞAR
YENİDEN ÇORUM’A GELDİMMERAL KILINÇ
STOKTA YOKSA SATMA! TÜKETİCİNİN PARASINI KASANDA TUTAMAZSIN!AV İBRAHİM GÜLLÜ
FİBONACCİ’DEN DOĞAL DENGEYEAHMET İLBARS
SUSMAK TARAFSIZLIK MI?DERYA DALMAZ
ANTALYASPOR KAYBETMEDİKAHRAMAN KÖKTÜRK
DİKKAT ÇAĞINDA DEĞERİNİ KAYBEDEN BİLGİMELTEM YUVARLAK
EKOLOJİK ADALET: ÇEVRE KRİZİNİN BEDELİNİ NEDEN EN AZ KİRLETENLER ÖDÜYORCEM ARÜV
EMLAK VE GAYRİMENKUL OFİSLERİ CAN ÇEKİŞİYORAHMET DİKİCİ
ÖLMEYE YATMAK ROMAN KAHRAMANI AYSEL, USTA ROMANCININ KENDİSİ MİYDİ?YALÇIN DUMAN
AZERBAYCAN-BAŞÖRTÜSÜ-OTORİTERLİK / BİR TUTUM OLARAK ÖZGÜRLÜKÇÜLÜKALİ İHSAN DİLMEN
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-12NİZAMETTİN ŞEN
ÖMÜR HANIM'IN SONBAHAR RİTÜELLERİBİHTER GÖRDÜ
BATI'DA MERAK, BİZDE MASLAHATTARIK ÇELENK
ANTALYA, AVUSTURYALILARIN SONBAHAR TERCİHİNDE İLK SIRADA
COP31'DE SIFIR ATIK SEFERBERLİĞİ
3. ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI FESTİVALİ BAŞLIYOR
SERALARI SEL VURMASINA RAĞMEN SEBZE FİYATLARI DÜŞTÜ
KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ'NDE SANAT DOLU BEŞİNCİ GÜN
ÖZDEMİR, KADIN MUHTARLARA ANITKABİR GEZİSİ SÖZÜNÜ TUTTU
19 İLÇENİN PEYNİRLERİ ENVANTER ALTINA ALINIYOR
KIRMIZI HALIDA ŞIKLIK YARIŞI
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





