- IMKB
% - Altın
6643.98
%0 - Dolar
49.1434
%0 - Euro
54.9456
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 23:28 - ISPARTA’DA KAÇAK SİGARA VE BANDROLSÜZ MAKARON ELE GEÇİRİLDİ
- 23:28 - ANTALYA’DA OTO YIKAMACIDA SİLAHLI KAVGA: 1 ÖLÜ, 2 YARALI
- 23:15 - 70'İ AŞKIN KURULUŞTAN ORTAK ÇAĞRI
- 22:57 - KALEİÇİ OLD TOWN FESTİVALİ'NDE KARNAVAL HAVASI
- 22:48 - 3 GÜN SONRA YAŞAMINI YİTİRDİ
- 21:48 - ADANA’DA DRON, LAZER VE HAVAİ FİŞEK GÖSTERİSİ GÖRSEL ŞÖLEN OLUŞTURDU
- 21:23 - İMAM MEZARLIKTA ÖLÜ BULUNDU
- 21:13 - GAZETECİ YUSUF DOĞAROĞLU HAYATINI KAYBETTİ
- 21:03 - 16. ANTALYA KİTAP FUARI’NDA 67 YAZAR KİTAPLARINI İMZALADI
- 20:48 - 63. ULUSLARARASI ANTALYA ALTIN PORTAKAL FİLM FESTİVALİ’NDE ÖDÜLLÜ YÖNETMEN JÜRİ BAŞKANI
- 20:23 - KAHRAMANMARAŞ MERKEZLİ DEAŞ OPERASYONUNDA 22 KİŞİ TUTUKLANDI
- 20:03 - KAHRAMANMARAŞ’TA SU KUYUSUNA DÜŞEN 2 KİŞİ KURTARILDI
- 19:53 - JOAO PEREİRA: ‘’SAHADAKİ ENERJİYİ HİSSEDEMEDİM"
- 19:33 - SERKAN ÖZBALTA: "MAÇIN HAKKI BERABERLİKTİ"
- 18:13 - TRENDYOL SÜPER LİG: CORENDON ALANYASPOR: 0 - ERZURUMSPOR FK: 0 (MAÇ SONUCU)
BAHAR UYSAL HAMALOĞLU / KONUK YAZAR


ESENLİĞE GİDEN YOL BAKTIĞIMIZ PENCEREDE
İlk defa Escher ile bir arkadaşımın poliklinik duvarına astığı tabloyu gördüğümde tanıştım. Kapıyı açtığımda önce gözlerim takıldı. Sonra zihnim anaforuna kapılıp içine çekildi. Öyle dalmışım ki arkadaşımın seslenişiyle kendime döndüm. ‘’Kim bu?’’ diye sordum merhabalaşmayı unutup. ‘’Escher, dedi. Maurits Cornelis Escher’ miş. O gün öğrendim. Resme çarpan ışık, elektro kimyasal bir enerjiye dönüşüp görme merkezime ilerlerken onlarca soru da frontal lobda küçük ölçekli bir deprem yarattı. Hayatın sıradanlığını bir fay hattı bölüverdi ortadan. Resimde insan figürleri yukarı doğru çıkarken bir kısmı da aşağı iniyor. Merdivenin sonu yok, sonsuza uzanıyor sanki. Bu birbirinin aynısı insanlar dörtgen şeklinde bir merdivende ilanihaye devam edecek bir eylem sürekliliği içindeler. Hepsi birer Sisifos. Escher hiç büyümediğini, çocukluk yıllarındaki o küçük çocuğun hâlâ içinde yaşadığını söylemiş. Grafik çalışmalarının çoğu oyunbaz ruhunu ortaya çıkarırken eseri izleyeni içinden çıkılması imkânsız labirentlere ve matematiksel yapılar içine dalmaya, döngüyü kırmaya, sarmaldan çıkmaya yönelik bir çabaya davet ediyor.
‘’Yükselen ve İnen’’ adlı litografisinde genetikçi Lionel Penrose ve oğlu matematikçi Roger Penrose’un ‘’İmkânsız Merdiven’’ diye adlandırdıkları bir kavramdan ilham almış. Doksan derecelik dönüşlerle yükselen ve alçalan bir merdiven iki boyutlu olarak tasvir edilmiş. Resimde bir kişinin bu merdivenleri çıktığı ama sonuçta hep başladığı yere döndüğü sonsuza dek devam eden bir döngünün girdabında buluyor insan kendini. Hiçbir insan figürünün dışarı çıkamayacağı imkânsız açılarla birbirine bağlanmış köşelere sahip bu merdiven iki boyuta indirgenip çizildiğinde insan gözü ve zihninde yanılsamalara neden oluyor. Üç boyutlu fiziksel dünyada inşa edilmesi olanaksız bu merdivende keşiş (bazen de mahkûm) olarak yorumlanmış figürler, başları eğik bir şekilde, hiçbir sorgulama yapmadan sadece itaat eden kişileri temsil ediyor. Tek tip giyinmiş kalabalık, sistemin kurallarına uyan, sürekli çabalayan ancak hayatlarında gerçek bir ilerleme kaydedemeyen modern insanı ve toplumsal yapılara dikkati çekiyor. Merdivenin altında ve merdiven boşluğunda bu döngüye katılmayıp izleyen iki figür ise sistemin dışına çıkabilen gözlemciler. Biri alt basamaklarda otururken, diğeri sol taraftaki bir balkondan ritüeli izlemekte. Escher bu figürleri, toplumsal konformizme (tek tipleşmeye) katılmayı reddeden, sistemin dışındaki "özgür insanlar" olarak tanımlıyor.
Yazar Albert Camus’a derin bir felsefi yakınlık duyan Escher 1960’da bu litografisi üzerinde çalışırken Camus’un bir trafik kazasında öldüğünü haber aldı ve şu cümleleri satırlara döktü. “O merdiven oldukça üzücü, karamsar bir konu, aynı zamanda çok derin ve absürt. Benzer sorularla, bizim Albert Camus’umuz da arkadaşının arabasında bir ağaca çarptıklarında öldü. Absürt bir ölüm, beni oldukça etkiledi, her adım yaklaşık yirmi beş santimetre yüksekliğinde, son derece yorucu ve tüm bunlar bizi nereye götürüyor? Hiçbir yere.” Escher perspektif kurallarını bükerek fiziksel olarak inşa edilmesi imkânsız dünyaları döngüler, fraktallar ve geometriyi kullanarak yaratırken benim mantığımı da zorluyor. Algının yanılabildiğini, gözün her zaman gerçeği görmediğini, boyutlar arası geçişin mümkün olduğunu, düzen ve kaosun değişmez birlikteliğini gravürlerinde kanıtlarken insanları zihinsel bir yolculuğa davet ediyor. İcabet etmemek olmaz…
Gerçeklikten bahsettiğimizde, genellikle bizden bağımsız olarak var olan ve bilmek için sadece gözlemlememiz gereken bir şeyi hayal ederiz. Ancak dünya ile deneyimlerimiz arasında çoğu zaman fark edilmeyen bir süreç vardır: algı. Gerçekliği birebir bir kopya olarak algılamayız. Çevreye uyum sağlamak ve hayatta kalmak için bu süreçte çevre hakkındaki bilgileri beynimizde işleyip her duruma uyarlanabilir tepkiler üretiriz. Görsel, işitsel, koku, tat, dokunma, sosyal, mekânsal algılama türlerini kullanarak bunu gerçekleştiririz. Hayat boyunca bu sürecin gerçekleşmesi için algılanacak bir uyaran, algılama sürecinin gelişimi ve algılama deneyiminin kendisinden oluşan bir üçgeni tamamlamayı sürdürürüz. Çevreden gelen uyaranlar, duyusal reseptörler tarafından elektriksel enerjiye dönüştürüldükten sonra sinyal karmaşık bir yol ağı boyunca sinir sisteminde ilerleyip beynin nöronlarına ulaşır. Beyne ulaşan bilgilerden oluşan bu deneyim sinirsel işlevler için belirlenmiş beyin bölgelerine vardığında bilgi, algısal deneyime dönüştürülür. Bu, hafıza sayesinde sistemdeki mevcut kategorilerle de karşılaştırılır. Tanıma, yeni algılanan bilgi ile daha önceden elde edilmiş kategoriler arasında bir ilişki kurularak geliştirilir. Bu şekilde, yeni algılanan uyaranlar anlam kazanır. Bellekte depolanan önceden edinilmiş bilgi, insanların çevrelerindeki çeşitli uyaranların anlaşılmasını sağladığı için algıyı önemli ölçüde etkileyebilir. Bu nedenle, tanıdık bir uyaranı algılandığında, hemen anımsanır.
Üstünde durmamız gereken esas konu ise bizim gerçekliği olduğu gibi mi, yoksa zihnimizin ürettiği bir yorum gibi mi gördüğümüz sorusudur. Duyular bilgi sağlar ancak kendi başlarına gerçekliğin eksiksiz bir açıklamasını sunmaz. Işık gözlere, ses dalgaları kulaklara ulaşır, bazı maddeler kimyasal reseptörleri uyarır, ardından beyin bu sinyalleri bütünleştirir ve bir deneyim üretir. Her şeyi tanınabilir bir nesne olarak düzenleyen algı sistemidir. Bu, algılamanın yalnızca almaktan oluşmadığını aynı zamanda yorumlamayı da içerdiği anlamına gelir. Platon, duyularla algılanan ile akıl yoluyla bilinebilen arasında ayrım yapmıştı. Ancak algımızın yanlış olabileceğini doğrulamak için mutlak felsefi şüpheye ulaşmamıza gerek yok. Optik illüzyonlar, uyaranın fiziksel özellikleriyle uyuşmayan bir şeyi deneyimleyebileceğimizi gösterir; iki çizgi aslında aynı uzunlukta olmasına rağmen farklı uzunluklarda, bir görüntü, durağan olsa bile hareket ediyormuş gibi görünebilir. Bir nesne, çevresindeki bağlama uyum sağlayarak görünümünü değiştirebilir; bu durumlarda beyinde bir problem yoktur, ancak beyin eksik bilgileri yorumlamak için kurallar uygulamaya başlar. Görsel algıdan sosyal algıya geçtiğimizde bu durum daha da ilginç hâle gelir; bir insanla karşılaştığımızda sadece davranışlarını gözlemlemiyoruz; bunu geçmiş deneyimlerimizi, beklentilerimizi ve öğrendiğimiz ulamları kullanarak yorumluyoruz. Kişiler tamamen aynı davranışa tanık olsa bile buna farklı anlamlar yükleyebilir; örneğin bir kişi birlikte olduğumuzda tek laf etmezse birimiz bunu çekingenlik, diğerimiz kibir, bir diğerimiz de yorgunluk olarak yorumlayabilir. Gözlemlenen davranış tek, yorumlar farklı ve çoktur.
Algılamak ve anlamak tam olarak aynı şey değildir. Algılama bilgiyi düzenler, ancak zihnimiz onu anlamlandırmak için önceden edinilmiş bilgileri de kullanır. Çağdaş psikoloji, bu ilişkiyi zihin, perspektif, duygusal haritalara işler ve inceler. Bir yandan, bir uyaranın sunumundan merkezi düzeyde işlenmesine kadar olan yolu izlemeyi içeren aşağıdan yukarıya bir işlem gerçekleştirilirken diğer yandan, algıyı etkileyen ve dolayısıyla deneyimi dönüştüren merkezi unsurlardan oluşan (örneğin, hafıza veya öğrenme) yukarıdan aşağıya bir işlem izlenir. İlkinde, uyarıcıdan gelen bilgi algısal yapılandırmaya katılır; ikincisinde ise beklentiler, bilgi ve bağlam neyi algıladığımızı etkiler. Okunması zor bir yazı tipiyle yazılmış bir cümleyi düşünelim. Bağlamı biliyorsak, bazı harfler okunaksız olsa bile kelimeyi tamamlayabiliriz; bilgimiz algının kendisine müdahale eder. Bu durum, iki kişinin aynı durumu farklı şekilde deneyimlemesinin nedenini de açıklıyor. Bir evde beklenmedik bir ses, depremi yaşamış biri için bir tehdit olarak yorumlanabilirken aynı sinyal başka bir kişi için önemsizdir. Uyaran benzer olsa da, sesin psikolojik anlamı farklı olabilir. Belleğin rolü de önemlidir; her ânı bir önceki andan tamamen bağımsız olarak algılamayız. Beynimiz, olanları depolanmış bilgilerle karşılaştırır ve bu bilgileri olası olayları tahmin etmek için kullanır. Bu nedenle algı, sadece dünyaya açılan bir pencere değil, aynı zamanda dünya, organizma ve organizmanın zaten sahip olduğu bilgi arasında kopmaz bir ilişkidir.
‘’Nesneler olduğu gibidir, biz onları olduğumuz gibi görürüz.’’ der İmmanuel Kant. Temel bir soruyu yanıtlamaya çalışır: Bahçemde gördüğüm ağaç, bize göründüğü gibi ağaç mı, yoksa kendi başına ağaç mı? Kant'a göre, kendi başına ‘’şeyi’’ gerçekten bilemeyiz çünkü ona her zaman zihnimizin prizmasından erişiyoruz. Genel olarak, duyularımız, ama aynı zamanda düşüncelerimiz de dünyayı görme biçimimizi şekillendirir. Her ikisi de renkli birer gözlük gibi davranır; sonuç olarak, ‘’şey’’ bize göründüğü gibidir. Dünyayı algılama biçimimiz gerçeklik algılarımızı süzdüğümüz değer ve inanç sistemlerimizden mi oluşur sadece? Bu sorunun yanıtı evetse gerçeklik zihnimizin inşa sürecinin ürünüdür demek yanlış olmaz. Gerçekliği algılama biçimimizin ruh sağlığımızı, kararlarımızı ve çevreyle olan ilişkilerimizi etkilediğini göz önüne alırsak başımıza gelenlerin değil, onları nasıl yorumladığımızın hayatımızı şekillendirdiğini göreceğiz. Doyum sağladığımız anlamlı ve değerli bir yaşam için algımızı içsel uyum ve duygusal bilgelikle uyumlu hâle getirmeye çalışmalıyız. Baktığımız pencereden algıladığımız, esenliğe giden yol olabilir. Elimizde…
Gerçeklik
Hayır, düşler istemiyorum. Bize seslenen
hayatın ta kendisi, gerçeklik. Dinle.
Bize o zorlu müziği sunan şeyler,
dokunduğumuz somut ve sarsılmaz gerçekler.
Zor... Evet, ani bir kederin sessizliğinden
doğrulup da o yaralanmış parmaklarla
bu yakıcı, katı gerçeklere dokunmak zor.
Ama tıpkı sonbaharın pençesine karşı
savaşan o zavallı ağaçlar gibi,
biz de yaprak yaprak savunmalıyız
umudun meyvesini veren;
her geçen gün portakalı
biraz daha olgunlaştıran o canlı dalı.
Zamanın kaçınılmaz soğuğuna karşı
sevgi dolu ellerimizi siper etmeliyiz ona.
Hayır. Bu bir düş değil. Yeniden başlaması
gereken şey, işte bu günlük hayat.
Arayış gerektiriyor,
çaba ve gülümseyiş içeriyor. Gör onları.
(Şüpheni yenmek için onları taklit ediyor olsam bile.)
Çünkü o sürpriz kutusunun içinde
tam da bu vardı işte...
Artık asla
geri dönemeyiz. İkindiler
sırtımızda gölgeler biriktiriyor.
Çeviri: Bahar Uysal Hamaloglu
Leopoldo de Luis

Maurits Cornelis Escher
ANTALYA’DA KİTAP FUARLARI YAZAR VE YAYINCILAR ÜZERİNEYUNUS YAŞAR
ÜNİVERSİTELİ GENÇLERİN TEMEL HAKLARIDİLEK DEMİRKAN
YENİ PARTİ GENİŞLEYEBİLECEK Mİ?TARIK ÇELENK
BÜYÜYEN RAKAMLAR, KÜÇÜLEN EKMEKLERAHMET DİKİCİ
YAKILACAK KİTAP VE İSKİLİPAHMET İLBARS
SEVGİ YAŞAM DEMEKTİRMELTEM YUVARLAK
BAŞARIYA KOŞANLAR: NURAY YILMAZ KAYANALYA ŞAHİN
TÜKETİCİ DOLANDIRICILIK RİSKİNE KARŞI KORUNMALIAV İBRAHİM GÜLLÜ
BETONDAN MEDENİYET OLMAZ: EKOLOJİK MEDENİYETİ KURMAKCEM ARÜV
ELMALI’DAN TUVA’YA, HARAPPA’DAN İDİL’EMUHARREM YELLİCE
ERKEN UYANDIMMERAL KILINÇ
ÇOCUKLARIMIZ İÇİN ARTIK YETERŞAFAK ÇELİK
DEĞER YARGISI VE DEĞER BİLİNCİHASAN EKİN KURUCUK
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-8NİZAMETTİN ŞEN
BETERİN BETERİNE ALIŞMAKMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
BİZLER KÜÇÜLDÜKÇE, EKRAN BÜYÜYOROYA ÖZGÜR
DİJİTAL PİYASA YASASI MI, DİJİTAL KAPİTÜLASYON MU?TUGAY TOYDEMİR
BİZİM MESLEĞİN ADI NE?VEDAT GÜRHAN
GASTRO AFYON'DA ANADOLU SOFRASITALİP BAYRAM
ATEŞ BÖCEĞİ DEĞİLİM BENBİHTER GÖRDÜ
KULLUK AMA NASIL?ALİ İHSAN DİLMEN
ŞAİRİN ÖLÜMÜ VE SONRASI-4GAZANFER ERYÜKSEL
KANGREN/VEYSEL ÇOLAKNİNA ŞAHİN
İDEOLOJİK EĞİTİMİN KURBANI OLDULAR!GÖZDE DOLAYMAN
NEVADA COFFEE ANTALYA’DAKİ İLK MAĞAZASINI AÇTI
ÇIRALI'DA KUM ZAMBAĞI SAYISI ARTTI
HATİCE ÖZ: "10 GÜN SONRA HEP BİRLİKTE TARİH YAZACAĞIZ"
HATİCE ÖZ: "BİZ GELECEĞİ VAAT EDİYORUZ"
BERKAY BAHAR'DAN ATSO İÇİN '365 GÜN' MESAJI
ÇOCUKLARDAN ASTRONOTLARA SORU YAĞMURU
REKTÖR ÖZKAN KADIN LİDERLER FORUMU'NA KATILDI
BERKAY BAHAR GAZİPAŞA’DA ESNAF VE ÜYELERLE BULUŞTU
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim







