Bugün 16 Eylül 2026 Çarşamba
  • Antalya25 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6801.55
    %1.32
  • Dolar
    48.6488
    %0.04
  • Euro
    56.0753
    %-0.22

MEHMET YENİKAYNAK / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
MEHMET YENİKAYNAK / KONUK YAZAR

SORUN BELLİ , ÇÖZÜM İÇİN BEKLEMEYELİM

16 Eylül 2026 Çarşamba 20:25

Antalya…

Türkiye’nin turizm başkenti, tarımın önemli merkezlerinden biri, dünyanın dört bir yanından insanların yaşamak için tercih ettiği güzel bir şehir.

Ama artık şu soruyu daha yüksek sesle sormamız gerekiyor:

Antalya büyüyor ama bu büyümeyi kaldırabilecek kadar planlı mı büyüyor?

Bugün Antalya’nın önündeki sorunların önemli bir bölümü artık herkes tarafından biliniyor. Mesele sorunları tespit etmekten çok, bunlara kalıcı çözüm üretmek.

İlk sırada hiç kuşkusuz trafik ve ulaşım geliyor.

Kent büyüyor, araç sayısı artıyor, turizm sezonunda şehirdeki hareketlilik katlanıyor. Antalya’da 2025 itibarıyla trafiğe kayıtlı araç sayısının 1,6 milyonun üzerine çıktığı belirtiliyor.

Çözüm ise sadece yeni kavşak yapmak olmamalı.

Raylı sistemin genişletilmesi, toplu taşımanın daha hızlı ve konforlu hale getirilmesi, şehir merkezinde otopark sorununun çözülmesi, “park et-devam et” sisteminin yaygınlaştırılması ve akıllı trafik uygulamalarının devreye alınması gerekiyor. Bu konuda Antalya için hazırlanan çalışmalarda da benzer öneriler yer alıyor.

İkinci büyük sorun plansız şehirleşme ve imar.

Antalya’nın geleceği parsel parsel değil, bütün şehir düşünülerek planlanmalı.

Yeni konut alanı açarken “buraya kaç bina yapılabilir?” sorusundan önce “bu bölgenin yolu, suyu, kanalizasyonu, okulu, hastanesi ve ulaşımı bunu kaldırabilir mi?” sorusu sorulmalı.

Antalya Sürdürülebilirlik Raporu’nda da parçalı imar kararlarının altyapı kapasitesini zorladığı ve ulaşım, konut, çevre, turizm ve afet yönetiminin bütüncül bir planlama içinde ele alınması gerektiği vurgulanıyor.

Üçüncü mesele konut.

Antalya’da ev sahibi olmak da kirada yaşamak da vatandaş için giderek daha önemli bir ekonomik mesele haline geliyor.

Turizm çalışanının, esnafın, emeklinin, öğretmenin, genç çiftlerin kendi şehrinde barınabilmesi gerekiyor.

Bunun için yalnızca daha fazla konut üretmek yetmez. Uygun fiyatlı sosyal konut projeleri, kira dengesi, çalışanlara yönelik lojman modelleri ve yeni yerleşim bölgelerinde ulaşım bağlantıları birlikte düşünülmeli.

Dördüncü başlık su ve altyapı.

Antalya’nın nüfusu arttıkça su kaynakları üzerindeki baskı da artıyor. Tarım, turizm ve şehir nüfusu aynı kaynağı kullanıyor.

Bugünden suyun geleceğini planlamazsak birkaç yıl sonra su meselesi bugünkü trafik sorunundan çok daha önemli hale gelebilir.

Yağmur suyunun toplanması, arıtılmış suyun tarım ve yeşil alanlarda daha fazla kullanılması, kayıp-kaçakların azaltılması ve yeni yerleşimlerde su tasarruflu sistemlerin zorunlu hale getirilmesi artık ertelenmemeli.

Beşinci sorun yangın ve afet riski.

Antalya’da geçtiğimiz günlerde Aksu ve Kumluca’da devam eden orman yangınlarına yönelik yoğun müdahale çalışmaları yürütüldü.

Yangın çıktıktan sonra müdahale etmek kadar, yangın çıkmadan önce hazırlıklı olmak da önemli.

Ormanla yerleşim arasındaki bölgelerde yangın güvenlik kuşakları oluşturulmalı, köylerde ve kırsal mahallelerde su depoları artırılmalı, gönüllü yangın ekipleri güçlendirilmeli.

Aynı şekilde deprem ve diğer afetler için de mevcut yapı stoku bilimsel olarak değerlendirilmeli. Kentsel dönüşüm yalnızca yeni bina yapmak olarak görülmemeli; güvenli, ulaşılabilir ve sosyal donatıları bulunan mahalleler oluşturulmalı.

Altıncı mesele çevre ve tarım alanlarının korunması.

Antalya’yı Antalya yapan sadece otelleri ve denizi değildir.

Serası, narenciyesi, sebzesi, ormanı, dereleri, kıyıları ve doğal güzellikleri de Antalya’nın ekonomisinin temelidir.

Tarım arazilerinin plansız yapılaşmaya açılması kısa vadede kazanç gibi görünebilir. Fakat uzun vadede şehrin kendi ekonomik damarlarından birini kesmek anlamına gelir.

Yedinci başlık ise turizm ile kent yaşamı arasındaki denge.

Antalya milyonlarca turisti ağırlıyor. Bu büyük bir ekonomik güç.

Ancak turizm gelirinin şehirde yaşayan insanın hayatına da yansıması gerekiyor.

Turizm çalışanının ulaşımı, konutu, sosyal yaşamı ve çalışma koşulları iyileştirilmeli. Turizm bölgeleri ile şehir merkezi arasındaki ulaşım daha güçlü hale getirilmeli.

Çünkü Antalya sadece turistlerin tatil yaptığı bir şehir değil; milyonlarca insanın yaşadığı bir ev.

Ve artık Antalya için yeni bir anlayışa ihtiyacımız var:

Günü kurtaran projeler değil, 20-30 yıllık şehir planlaması.

Nitekim Antalya Büyükşehir Belediyesi de 2040 Sürdürülebilir Kentsel Ulaşım Ana Planı kapsamında uzun vadeli ulaşım senaryoları üzerinde çalışıyor.

Bence yapılması gereken daha da açık:

Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, valilik, kamu kurumları, üniversiteler, meslek odaları, turizmciler, tarım sektörü, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşları aynı masada buluşmalı.

Antalya için ortak bir “2050 Kent Vizyonu” hazırlanmalı.

Hangi bölgede ne kadar yapılaşma olacak?

Ulaşım nasıl çözülecek?

Su nereden gelecek?

Tarım alanları nasıl korunacak?

Konut sorunu nasıl aşılacak?

Yangın ve deprem riskine karşı ne yapılacak?

Turizm nasıl daha fazla katma değer yaratacak?

Bunların hepsinin cevabı bugünden ortaya konulmalı.

Çünkü Antalya’nın sorunu büyümek değil.

Antalya’nın sorunu, büyürken geleceği yeterince planlayamamak.

Bu şehrin artık yeni bir kavşağa, yeni bir binaya veya günü kurtaracak başka bir projeye değil; ortak akılla hazırlanmış uzun vadeli bir şehir vizyonuna ihtiyacı var.

Antalya bunu yapabilecek güce sahip.

Yeter ki birbirimizle yarışmak yerine Antalya’nın geleceği için birlikte çalışmayı başaralım.

Bu yazı toplam 75 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim