Bugün 15 Eylül 2026 Salı
  • Antalya29 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6694.8
    %-0.27
  • Dolar
    48.6377
    %0.01
  • Euro
    56.2041
    %-0.07

BİHTER GÖRDÜ / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
BİHTER GÖRDÜ / KONUK YAZAR

GÖKKUŞAĞININ SEKİZİNCİ RENGİ EVLAT

15 Eylül 2026 Salı 15:26

En gürültülü günlerimde bile dünyayı tek bir sesle susturabiliyor: Hav hav hav.  
Bazen hiçbir şey yapmadan, sadece yanımda oturarak, bazen de hiçbir şey söylemeden sadece var olarak.

Kalbim biraz hızlı atıyorsa, ritmi onun huzuruna hemencecik hizalanıyor, işte o anlarda tarifsiz hissediyorum. Ancak yaşayan bilir. Kelimelerle anlatmam imkansız sevgili okur.  

Hayatın yorucu gürültüsünü, o efsunlu gözleriyle, her söylediğime bir cevabı olan kulaklarıyla, adeta kalbime dokunarak kısıyor.

Ona sımsıkı sarıldığım anlarda hayattaki tüm keskin köşeler biraz daha katlanılabilir hale geliyor bir anda.   

Bazı bağlar var ki, adına ne denirse densin, hissettirdiklerini ancak yaşayanlar bilir sevgili okur, yaşayanlar bilir. Üstelik bu bağı bilimde inanılmaz bir güzellikte açıklıyor.

Şöyleki, Harvard Tıp Fakültesi ve Massachusetts Genel Hastanesi araştırmacıları tarafından annelerin beyin aktivitelerini inceleyen bir çalışma yapılır.

Bu deneyin en çarpıcı noktası şu: Hem kendi çocuklarının hem de kendi evcil köpeklerinin fotoğrafları gösterildiğinde beyinlerinde oluşan tepkiler karşılaştırılır. Anneler hem kendi çocuklarının hem de kendi köpeklerinin fotoğraflarına baktıklarında, beyinlerinin ödül, duygu, bağlılık ve sosyal bilişle ilgili bölgelerinde benzer ve çok güçlü aktiviteler tespit edilir.

Bu araştırma insan ile hayvan arasındaki bağın sadece psikolojik bir alışkanlık olmadığını, nörobiyolojik olarak anne-çocuk bağına benzer mekanizmalarla çalıştığını gösterir.

Yani bir anne çocuğuna veya köpeğine baktığında, beyindeki ödül merkezi uyarılır ve yoğun bir şefkat, koruma güdüsü ve mutluluk hissi ortaya çıkar.

Yapılan diğer araştırmalar da köpekler ve sahipleri karşılıklı göz teması kurduğunda her ikisinin de vücudunda oksitosin namıdiğer bağlanma hormonu seviyesinin hızla yükseldiğini gösterir. Bu, iki farklı tür arasında kurulabilen nadir bir biyolojik geri besleme döngüsüdür. Dedim ya cidden anlatılmaz yaşanır.

Hem çocuk hem de köpek, annenin beyninde “güvenli liman” ve “koşulsuz sevgi” alanlarını aktifleştirir. Her iki bağ da stres seviyesini düşürür ve aidiyet hissi yaratır.

Elbette beyin, türün devamlılığını sağlayan genetik anne-çocuk bağını her zaman en tepeye koyar, ancak evcil hayvanı da bu hiyerarşide hemen bir alt basamağa, “aile bireyi” olarak konumlandırır.

Beynimiz köpeğimizi bebek şeması içinde kodladığı için, insanlar evcil hayvanlarına karşı tıpkı bir bebeğe davranır gibi davranır. Konuşmamızın bebekleşmesi ve onları sürekli korumak ve gözetmek ihtiyacı hissetmemiz kurduğumuz bu bağın bir sonucu.

Üstelik bu bağ da tek taraflı değil. Köpekler de insanların jest ve mimiklerini, hatta ses tonundaki mikroskobik değişimleri okuyacak şekilde evrimleşmişler. 

Şimdi de gelelim sokağın sesine sevgili okur. Güneş doğuyor mahallemize ama eksik. Kaldırımlarda bir boşluk. Dün başını okşadığımız köpeklerimiz bugün fazlalık. Kulaklarında soğuk bir küpe… Kalplerinde derin bir sızı…

Nasıl sildiniz bir anda o kadim mirası nasıl nasıl? Kimin öfkesi bu…
Nasıl hapsettiniz?  Nasıl sığdıramadınız koca dünyaya nasıl?

Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar…
Sokaklar daraldı, ya sabır ya sabır da nereye kadar?

Uyutmak mı, infaz bu infaz. Görmezden gelenlere ne demeli?

Tek dileğimiz şu: Daha fazla merhamet, daha fazla şeffaflık ve her canlının yaşam hakkını koruyan çözümler istiyoruz.

Çünkü birlikte yaşamın mümkün olduğuna, vicdanın ve adaletin yol göstereceğine inanıyoruz. Çünkü biliyoruz ki bu dünya sadece bize ait değil.

Bazıları bizim hayvanlarla kafamızı bozduğumuzu düşünüyorlar. Oysa dağılan aklımızı toparlayan tek şey onlar. Ve çıkarsız sundukları saf sevgileri.

Her gün yeni bir vicdansızlığa yeni bir insanlık ayıbına şahit oluyoruz.

Bir insan bunu nasıl yapar diye sorup, insanlığımızdan utanıyoruz. Anlatıyoruz, çabalıyoruz, örnek olmaya çalışıyoruz ama ne sesimiz bu gürültüyü aşıyor, ne de kötülük hız kesiyor.

Biz de bu dünyada aklımızı yitirmemek için tutunacak bir dal arıyoruz. Birini sokaktan çekip alıyoruz, birinin yarasını sarıyoruz. Bir kap mamayla bir canın yaşama tutunmasını izliyoruz. Çünkü bu dünyada hala iyi bir şeylerin kaldığına inanmak için buna mecburuz.

Ne ilaçlar, ne terapiler, hiçbiri tek kelime etmeden gözünün içine saf sevgiyle bakan bir canın yerini tutmuyor. Ama bazıları hala bizim keçileri kaçırdığımızı sanıyor.

Kimler mi? İnsan kılığında gezip, insanlıktan nasibini almayanlar.

Şunu unutmayalım ki, ne kadar silahınız, ne kadar gelişmiş teknolojiniz olursa olsun… Dünya sevgi olmadan ya-şa-ya-maz.

Belki de haklılar aklımızın zorlandığı bir gerçek ama sebebi hayvanlar değil. İnsan olmayı çoktan unutmuş ya da hiç insan olamamış olanlar.

Biz ne zaman vahşileştik? Bir hayvan dövülüyor. İşkence görüyor. Öldürülüyor. Tecavüze uğruyor ve çoğu zaman yapanın yanına kar kalıyor.

Biz ne zaman tüm bu yaşananları görüp, bu kadar uyuşuk olduk. Oysa biz böyle mi öğrenmiştik. Çocukluğumuzda anneler çocuklarına hayvan sevdirirken “cici cici” diye sevdirirdi. Ya da baksana şu tatlı köpeğe demezler miydi?

Her kapının önüne bir kap yemek bir kap su bırakılırdı.
Çocuklar sakın hayvana taş atma diye uyarılırdı.

Şimdi bize ne oldu da hayvan gördük mü elleme bitlidir, köpekten uzak dur ısırır seni der olduk. Ne değişti?

Neden çocuklar ile hayvanlar karşı karşıya getirildi? Ve o eşsiz dostluk, merhamet, empati duyguları onlardan sakınılmaya başlandı.

Yüz binlerce hayvan gözlerimizin önünde katlediliyor. Çoğu da yapanların yanına kar kalıyor. Bir canlının öldürülmesinin cezasız kalması hangi vicdana sığar? Nasıl tepki vermeden alttan alınabilir? Nasıl?

Bu nasıl normalleşir? Yoksa mesele normalleşmesi değil de bizim anormalleşmemiz mi? Biz ne zaman böyle vahşileştik? Ne zaman?

Bu yazı toplam 117 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim