Bugün 13 Temmuz 2026 Pazartesi
  • Antalya33 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6154.63
    %-1.13
  • Dolar
    47.0003
    %-0.09
  • Euro
    53.8028
    %0.17

EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR

CUMHURİYETİN KADERİ, CHP’NİN KADERİ

13 Temmuz 2026 Pazartesi 11:44

Gazi M. Kemal Atatürk’ün “benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacak, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” sözü siyasi bir temenni olmaktan ziyade adeta “kutsal bir metin” gibi algılandığı için, bizim Kemalist, laik, seküler toplum kesimlerimizin aklına cumhuriyetin bir gün gelip sona ereceği herhalde hiç gelmemiştir. Halen ve bunca olan bitene rağmen, bu kesimlerin yine de bu hususta fikrinin değiştiğini sanmıyorum. Öyle ya, koskoca Gazi Paşa laf olsun diye konuşacak değildir, elbet bir bildiği vardır.

Evvela Cumhuriyetin resmen 1923’te ve fiilen 1926’da kurulduğun altını kalın harflerle çizelim. Kemal Paşa’nın tek söz sahibi olduğu, reformlar ve devrimler dönemini başlattığı ve “laiklik temelli bir ulus devlet” inşa etme pratiğini sergilemeye başladığı yıllar, kesinlikle 1926 sonrasıdır. Peki 1926’da, yani bundan 100 yıl evvel ne mi oldu? Bir: Şeyh Said İsyanı nedeniyle tüm ülkede “Takrir-i Sükun” dönemi başlatıldı ve önde gelen pek çok Kürt siyasetçi, şeyhleri ve şefleri bertaraf edildi, etkisiz hale getirildi, sürgüne gönderildi. Çünkü Paşa’nın aklı hala Musul-Kerkük tarafındaydı ve bir şekilde buraları ülkemize dahil etmenin yollarını arıyordu. Ama Şeyh Sait isyanı bu hayalin suya düşmesine sebep oldu. Ve iki: İzmir Suikasti bahanesiyle hâlâ güçlü bir siyasi alternatif olarak ortada duran İttihat Terakki kadroları, sivil ve asker, oyunun dışına atıldı. İşte Mustafa Kemal Paşa ancak bu iki olaydan sonra yola çıkabildi ve kafasındaki yeni Cumhuriyet modelini adım adım hayata geçirmeyi başardı. Diyebilirim ki 1923 Cumhuriyeti, yalnızca bir şey için, “laik bir ulus-devlet” inşa etmek için kurulmuştur.

1965-66 yıllarına geldiğimizde, her nedense, Atatürk’ün kurduğu ve çerçevesini belirlediği Cumhuriyet “makas değiştirmeye” karar verdi. Çok açıktı ki, “laiklik” ilkesinden geri adım atılıyordu ve bu karar askerler eliyle realize edilecekti. Bu “hayati” kararın nerede ve kimler tarafından alındığını bilmiyoruz, sadece tahminde bulunabiliyoruz, ama uygulamanın sivil politikacılardan evvel askeri bürokrasi eliyle başlatıldığından eminiz. Dönemin yüksek komuta kademesi bu stratejik yönelim neticesinde aslında laiklik ilkesiyle beraber “ulus devlet” projesinden de vazgeçildiğini biliyorlar mıydı, bilmiyorum. Ama bu kararı alarak bizim devlet ricalinin masasına koyan ekibin bunu bildiğinden hiç kuşku duymuyorum.

Ve geride kalan altmış uzun seneye baktığımızda, Türkiye’ye 21. asırda nasıl bir rol biçildiğini ve nasıl bir toprak parçasına dönüştürüldüğünü anlamakta zorlanmıyoruz. Görünen o ki, 1960’lı yılların ortalarında alınan bu “devlet kararı”, hiç sekteye uğramadan, aksamadan ve yolundan şaşmadan, başarılı bir hatta ilerledi, ilerlemeye devam ediyor.

Tam da bu noktada şöyle bir soru formüle etmek isterim: peki 1923 Cumhuriyetinin bütün temel dinamikleri, ilkeleri, stratejisi ve kuruluş felsefesi bu zaman diliminde büyük ölçüde değişirken, aşınırken ve yıkılırken; cumhuriyetin bütün kurumları, demokrasisi ve rejim yapısı değişirken, cumhuriyeti kurmuş olan CHP bu büyük değişimin dışında kalabilir miydi?

2010 yılından itibaren K. Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP, başka ve gerçekten “yeni” bir CHP’dir. Ve mantık biliminden biliyoruz, bir şey’in “yenisi” varsa, o şey “eskimiştir” ve eski olan şey artık hükümsüzdür. Gerçekten de CHP, 2010 sonrası, laiklik ve ulus devlet gibi 1923 cumhuriyetinin temel ilkeleri noktasında pek duyarlılık göstermedi, daha ziyade popülist bir dil kullanarak toplumla bağ kurma politikasına yöneldi.

Ama artık lafı uzatmaya, eğip bükmeye lüzum yok, nasıl ki 1923 Cumhuriyeti fiilen sona ermiş ise, onun kurucusu olma iddiasındaki CHP de sona ermiştir! (Zaten başka türlüsü de düşünülemezdi).  Evet, 21 Mayıs 2026 tarihi itibariyle Mustafa Kemal Paşa liderliğinde kurulan CHP, bizzat devlet kararıyla KAPATILMIŞTIR, nokta! Artık testi kırılmış, çanak çömlek patlamıştır. CHP’ye yeniden döneriz ve eski güzel günlere yeniden kavuşuruz diye hayal kuran dostlarıma bu acı haberi vermek zorundayım; maalesef bu noktada hayalleriniz gerçekleşmeyecek. Lütfen artık sloganların gölgesinden çıkın ve gerçeklikle yüzleşin. Ya 1920’lerin başındaki gibi yeni bir yol açmak için yollara düşün, ya da tarihin “şanlı mağluplar” listesine adınızı yazdırmaya hazır olun.

Bu yazı toplam 93 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim