- IMKB
% - Altın
6817.14
%0.07 - Dolar
48.8155
%0.02 - Euro
55.964
%0.02
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 23:00 - MÜZE İÇİN KARAYOLLARI ARAZİSİNE 'PLAN' TALEBİ
- 22:38 - ANTALYA’DA SAĞANAK TAŞKINLARA NEDEN OLDU
- 22:04 - HALI DOKUMA GELENEĞİNİ GELECEK NESİLLERE AKTARIYOR
- 21:43 - 'TARIM MALİYETİ TEMMUZ'DA REKOR DÜŞÜŞ GÖSTERDİ'
- 21:33 - GÜRCİSTAN UYRUKLU ADAM EVİNDE ÖLÜ BULUNDU
- 21:31 - MARKET ÇALIŞANININ BIÇAKLANMASI OLAYINDA 2 KARDEŞ TUTUKLANDI
- 21:25 - ANTALYA'DA SAĞANAK, TAŞKINA NEDEN OLDU
- 21:03 - AYŞEGÜL YAŞAR CİNAYETİ SORUŞTURMASINDA KATİL ZANLISI VE AİLESİ ADLİYEYE SEVK EDİLDİ
- 20:00 - ÖZ, TOPTANCI HALİ'NDE PROJELERİNİ ANLATTI
- 19:13 - TIRLA ÇARPIŞAN MOTOSİKLET ARDINDAN KAMYONETE ÇARPTI: 1 ÖLÜ, 1 YARALI
- 19:02 - BARO SEÇİMİNDE İKİNCİ ADAY
- 18:51 - CİNAYET ŞÜPHELİSİ: "YİNE OLSA YİNE YAPARIM"
- 18:44 - KUNDAKLAMA İDDİASIYLA GÖZALTINA ALINAN ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
- 18:38 - KAHRAMANMARAŞ’TA UYUŞTURUCU OPERASYONU: 10 GÖZALTI
- 18:37 - KIYAFETLERİ, KİMLİĞİ VE KEMİK PARÇALARI BULUNDU
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR


KENDİMLE YÜZLEŞMEK
Lise çağlarımda okulumuzun dayak yeme rekoru muhtemelen bana aittir. İslamcı bir okul müdürümüz vardı, ne yapar eder bir bahane bulur, beni ve birkaç arkadaşımı her Cuma öğleden sonra odasına çağırır ve güzel bir sopa çekerdi! Suçumuz mu? Zahirde suçumuz haylazlık etmek, dersten kaçmak gibi basit suçlardı. Ama asıl suçumuz başkaydı, kendi çapımızda “solculuk”, “Atatürkçülük” yapmaya çalışıyorduk ve müdür bey bu nedenle bize öfke duyuyordu.
1987 yılında lise dayaklarından nihayet kurtulup bir fakülteye attım postumu. Ama dayak yemek kaderinizde varsa, nereye kaçarsanız kaçın bundan kurtulamıyorsunuz. Evet, üniversitede dayak yoktu, ama bu genel kural emniyet müdürlüğünün yönetmeliklerinde yazmıyordu. Tahmin edileceği üzere, fakülte yıllarımda da sisteme ve iktidara muhalif bir tutum sergilemekten geri kalmadım. Artık aktif devrimci bir fakülte talebesiydim ve devletin radarına ilk günlerde girmeyi başarmıştım.
İlk mahpushane deneyimimi 1988’de yaşadım. Bir grup arkadaşımla YÖK’ü protesto etmiştik. O gece evlerimizden topladı polis bizi. Eskişehir Emniyeti’nin en alt katındaydık. Emniyet müdürü, gözaltındaki herkesi topladı koridora. Sırayla her arkadaşımın önüne geliyor ve “adın ne, nerelisin?” diye soruyordu. Cevaplar istisnasız şöyleydi: Tunceli, Maraş, Antakya, Malatya, Sivas… Onlara öfkeyle bakıp geçti. Sıra bana gelmişti. Müdürün karşısında sarı, yeşil gözlü, çelimsiz, henüz sakalları bile çıkmamış bir çocuk dikiliyordu. “Sen nerelisin lan?!” dedi öfkeyle. Sesim titreyerek “Burdur” dedim. Der demez de midemin tam ortasına balyoz gibi bir yumruk yedim. Ardından bir tokat da enseme geldi ve yere yığıldım. “Ulan it, bunlar Tuncelili, Alevi, bunlardan komünistte olur, teröristte. Sana ne oluyor?’” diye bağırarak devam etti.
Ama bu kez iş ciddiye binmişti. Dayak yiyerek yırtamadım, 13 günlük emniyet sorgusunun ardından, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin huzuruna çıktık ve hepimiz doğruca Eskişehir Cezaevine postalandık! Yaklaşık iki ay da orada kaldık ve sonra tahliye edildik.
Ama bununla da kurtulamadım, okulda bir yıl disiplin cezası ile uzaklaştırılmıştım. İnsaf göstermişler ve temelli atmamışlardı, Allah razı olsun!
Yine de aktif bir muhalif talebe olma pozisyonumu hiç terk etmedim. Yolum yine karakollara ve mahkeme salonlarına düştü sonraki yıllarda.
Ve nihayet dört senelik bir okulu yedi senede bitirerek mezun oldum ve Antalya’ya geldim. CHP’ye sığınmak aklımın ucundan bile geçmiyordu, ama bir gün, genç bir avukatla tanıştım ve kaderim o gün değişti. Yirmi sekiz yaşındaki bu avukatın adı Mesut Kılcı idi ve CHP Antalya merkez ilçe başkanıydı. Tanıştığımız gün beni partiye üye yaptı, üye olmak ister misin diye sormaya bile gerek duymadan.
1999-2009 arasında iki dönem Muratpaşa Belediye Meclisinde görev yaptım. Henüz genç bir parti üyesine bu görevi layık gören CHP tabanına bu nedenle her zaman mahcup ve minnettar kalmışımdır.
2014 yılı biterken, ben de CHP Genel Merkezinin politika yapma tarzından fena halde rahatsız olmaya başlamıştım. Genel başkan K. Kılıçdaroğlu epeyce bir süredir bana göre tutarsız davranışlar gösteriyor ve yüz yıllık CHP gemisini yüzdürecek kabiliyette olmadığı izlenimi veriyordu. “Yeni CHP” diye bir slogan üretilmişti ve bu sloganı da en çok, hayatında hiç CHP’ye oy vermemiş kesimler dile getiriyordu. Artık daha fazla dayanamadım ve 2014 Eylülünde çok sert bir açıklama yaparak CHP’den istifa ettim. (Evet, gereksiz ve abartılı tepki!)
Ve tam da böylesi bir süreçte Ak Parti genel başkanı değişmişti ve Prof. Ahmet Davutoğlu partinin başına gelmişti. Hoca Tayyip Bey’e benzemiyordu, entelektüel, demokrat bir duruşu vardı. Ve Davutoğlu’nun bu tarafına güvenerek Ak Parti’ye üye oldum ve il yönetiminde görev aldım. (Evet, hata üstüne hata).
Sonra 2020 yılının yaz ayında CHP’ye geri dönmeye karar verdim. Bizzat CHP genel başkan K. Kılıçdaroğlu üyelik formumu imzaladı, ancak çeşitli nedenlerle geri dönüş talebim gerçekleşmedi.
İki yıl sonra CHP önderliğinde Altılı Masa kurulmuştu ve A. Davutoğlu da masada idi. Gittim, görüştüm ve bana evvela parti genel merkezinde idari bir görev ve devamında da Burdur İl Başkanlığını verdi. 2023 seçimlerine kadar bu görevi yapmaya çalıştım.
2023 seçimleri, bana göre, tam da cumhuriyetin 100. yaşında, cumhuriyetin kader seçimiydi. Cumhur İttifakı bu seçimi de kazanınca, tamamen içime ve köşeme çekildim. Artık yapacak bir şey yoktu, olan olmuş, tarih böyle tecelli etmişti.
Ta ki 2026 Temmuz ayına kadar. Özgür Özel liderliğinde kurulan Yeni Parti, içine düştüğüm karamsarlığı bir nebze de olsa giderebilecek bir olgu olarak görünmeye başladı gözüme. İlgilenmeye, destek olmaya değer görüyorum.
Ama tüm bunların ötesinde, siyasete yeniden yönümü çevirmek, benim açımdan “öznel” bir mesele. Çocukluk çağlarından beri kendimi hep solcu, Kemalist, sosyalist, sosyal demokrat olarak nitelendiren bir insan olarak bu sürece katkı koymak, müdahil olmak, el vermek, benim açımdan kişisel bir zorunluluk olarak duruyor.
Yani bir anlamda geçmiş yıllarda yaptığım siyasi hataların bir nevi telafisi, bir anlamda kendimle bir yüzleşme, bir tür helalleşme özelliği de taşıyor.
Uzun lafın kısası, sonucu ne olursa olsun, nereye varırsa varsın, bu yüzleşmeye hazırım ve mecburum.
Ve bu ülkede ve bu şehirde beni anlayacak, bana güvenecek, samimiyetime inanacak ferasetli ve sağduyulu insanlar olduğunu biliyorum.
Ve bütün kalbimle kendimi ve kaderimi onların ellerine bırakıyorum.
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-6NİZAMETTİN ŞEN
BANA GÖRE DEĞİL, HAYATA GÖREMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
ŞAİRİN ÖLÜMÜ VE SONRASI: TEVFİK FİKRETGAZANFER ERYÜKSEL
BİLE BİLE GÖRMEZDEN GELMEKALİ İHSAN DİLMEN
DİZÜSTÜ BİLGİSAYAR SİPARİŞ ETTİ, KUTUDAN MERMER ÇIKTI!AV İBRAHİM GÜLLÜ
ANTALYA'NIN TELEFERİĞİ NEREDE?VEDAT GÜRHAN
BEN BİR KIZ ÇOCUĞUYUM!MERAL KILINÇ
KURTLAR VADİSİ KOMÜNİTESİTARIK ÇELENK
12 EYLÜL’DEN BİR GÜN ÖNCEMUHARREM YELLİCE
GİRİŞİMCİ RUHLU KADINLARALYA ŞAHİN
ZAMAN VE TOPRAĞIN RİTMİIŞIK YARGIN
RESSAM MUSTAFA AYAZ VE ANSAN ÜZERİNEYUNUS YAŞAR
BEN Mİ HÜLYALI BİR ÇOCUKTUM YOKSA...OYA ÖZGÜR
BAŞARI KAÇ PUAN?PINAR TEYİN
EMEKLİ MAAŞLARINDAKİ ADALETSİZLİKAHMET DİKİCİ
SORUN BELLİ , ÇÖZÜM İÇİN BEKLEMEYELİMMEHMET YENİKAYNAK
ÇULYEDİEŞREF URAL
GÖKKUŞAĞININ SEKİZİNCİ RENGİ EVLATBİHTER GÖRDÜ
YAPAY ZEKÂ UYANIKKEN KANUN KOYUCU UYUYAMAZTUGAY TOYDEMİR
EKONOMİDE HEDEFLERE ULAŞILABİLİR Mİ?PROF DR MUSTAFA YILDIRAN
ULUS DEVLETNURİ SEZEN
YENİ BİR EĞİTİM ÖĞRETİM YILINA BAŞLARKENHASAN YAKUP CANGÜVEN
ESENLİĞE GİDEN YOL BAKTIĞIMIZ PENCEREDEBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
OSMAN ÖZKÖYLÜ ANTALYASPOR İÇİN DOĞRU HOCA MI?KAHRAMAN KÖKTÜRK
'TARIM MALİYETİ TEMMUZ'DA REKOR DÜŞÜŞ GÖSTERDİ'
ANTALYA'DA SAĞANAK, TAŞKINA NEDEN OLDU
HIDIRLIK KULESI’NDE GÜN BATIMI KONSERİ
BOZANER YENİDEN ADAY
BERKAY BAHAR, KADIN İŞİ DÜNYASININ BEKLENTİLERİNİ DİNLEDİ
OPERA VE BALE FESTİVALİ VERDİ’NİN GÖRKEMLİ OPERASI “ATTİLA” İLE BAŞLADI
GAZANFER ERYÜKSEL'İN GRAVÜRLER ŞİİR KİTABI ŞEY KİTAP'TA
MÜZİK TELİFİNDE 'TEK ÇATI, TEK FİYAT' TALEBİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





