Bugün 21 Temmuz 2026 Salı
  • Antalya37 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6176.1
    %1.57
  • Dolar
    47.1947
    %0.04
  • Euro
    53.9457
    %-0.04

EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
EŞREF URAL / JOURNAL-KONUK YAZAR

SİYASİ MÜHENDİSLİKLER VE SONUÇLARI

21 Temmuz 2026 Salı 00:10

Çok partili siyasi maceramız başladığı günlerden bu yana, 1950’den itibaren, ülkemizde pek çok seçim yapıldı ve millet bu sayede siyasi süreçlere müdahil oldu. Açıkçası Türk milleti, sadece “sandık” ile sınırlı olsa bile, bu demokrasi oyununu çok sevdi. Neden böyle; çünkü bu millet, oy vermek suretiyle, artık sevmediği, gıcık olmaya başladığı siyasi kadroları alaşağı edebildiğini gördü, yaşadı. Zaten bunu yapabileceği başkaca hiçbir silahı yok elinde. Bu nedenle, gerekirse her şeyden vazgeçer, ama sandıktan asla vazgeçmez.

Tabi milletin bu hassasiyetinin farkında olan bazı “siyasi mühendisler”, farklı yöntemlerle milletin iradesine yön vermeye ve seçim sonuçlarını belirlemeye çok gayret ettiler geçmiş yıllar içinde. Çok eskilere gitmeden birkaç örnek vermekle yetineceğim; ilk aklıma gelen 1983 seçimleridir. 12 Eylül Darbesi’nin üzerinden üç yıl geçmiştir ama henüz askeri bürokrasinin hakimiyeti devam etmektedir. Bu ortamda 1983 genel seçimlerine gidilir. Darbeci kadroların hesabı şudur: İstediğimiz partilere seçime girme izni veririz ve zaten bizim istediğimiz parti iktidarı alır geçer! Gerçekten de bunu yaparlar, seçime sadece üç parti katılabilir, MDP, HP ve ANAP. Darbeci kadronun beklentisi, aynı zamanda bir general olan Turgut Sunalp’in MDP’sinin seçimi rahat kazanması yönündedir. Hatta darbenin başı olarak Kenan Evren, açıkça Sunalp’in partisine oy ister. Ama bu tavır ters teper, sandıktan ANAP birinci, MDP ise üçüncü olarak çıkar.

Türkiye 2007 yılına çok gergin bir siyasi iklimde başladı. İktidarda beş senedir Ak Parti vardı ve Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’dı. Ve bu yılın yaz aylarına doğru TBMM yeni bir Cumhurbaşkanı seçmeye hazırlanıyordu, çünkü mevcut Cumhurbaşkanının görev süresi bitecekti. Görünen siyasi tabloda Ak Parti grubunun göstereceği Cumhurbaşkanı adayının seçileceği ise kesin görünüyordu.

Siyaset mühendisleri bu noktada devreye girdiler. Evvela Nisan ayında hükümete hitaben genelkurmay başkanlığının bir bildirisi yayımlandı. Bildirinin üslubu son derece netti ve Cumhurbaşkanı olacak kişinin nitelikleri tarif ediliyordu. Ve elbette bu bildiri hükümete yönelik bir “muhtıra” olarak algılandı. Ortalık gerilmeye başlamıştı ve bir yandan da mevcut hükümete karşı sokaklar hareketlendiriliyor, “cumhuriyet mitingleri” adı altında meydanlar ısınıyordu.

Hepsi bir yana, bu günlerde alınan bir Anayasa Mahkemesi kararı bardağı taşıran son damla oldu! AYM özetle diyordu ki, cumhurbaşkanı seçmek için 367 milletvekili bizzat genel kurul salonunda bulunmak zorundadır!!! Haydaaaa! İnanılmaz bir karar. Ve süreç hızla bir kaosa ve siyasi krize doğru gidiyordu.

 Ve böyle bir siyasi ortamda Ak Parti hükümeti yapabileceği tek şeyi yaptı ve 2007 Temmuzunda erken seçim kararı aldı!

2007 seçim kampanyasında Türkiye genelinde müthiş bir Ak Parti fırtınası esiyordu. Belli ki millet kendi seçtiği hükümetin anayasal haklarının siyasi mühendislik marifetiyle engellenmiş olmasını hazmedememişti ve tepkisini sandıklarda çok sert gösterdi, Ak Parti bu seçimlerde %47’ye yakın  oy almayı başardı ve istediği ismi de cumhurbaşkanı olarak seçti.

Elbette toplum mühendisliği konusunda milletin vermiş olduğu tepkilere başkaca örnekler de verebilirim, 2018 ve 2023 seçimleri gibi. Ama fazla uzatmaya gerek duymuyorum ve bu yazıyı bağlamak niyetindeyim. Şimdilerde ülkemizin siyaset sahnesinde çok net görüyoruz ki, iktidar bloku, bir takım yargı kararlarını öne sürerek Türkiye siyasetini kendi istediği biçimde şekillendirmeye çalışıyor. En güçlü rakibi olan siyasi partinin potansiyel liderlerini ve güçlü kadrolarını yargı marifetiyle etkisiz hale getiriyor, itibarsızlaştırmaya çalışıyor, “mutlak butlan” gibi zorlamalı yargı kararlarıyla rakiplerini kaosa sürüklemeye çalışıyor.

İktidar sözcüleri sanıyorlar ki millet bu olan bitenin esasını göremiyor, duyamıyor, hissedemiyor. Bu konuda o kadar çok yanılıyorlar ki! Nasıl ki bu millet 1983 seçimlerinde uygulamaya sokulan siyasi mühendislik hamlesini gördü ve bertaraf ettiyse, nasıl ki 2007 sürecinde oynanan oyunu çok net olarak gördü ve seçim sandığında yumruğunu masaya vurduysa, eminim ki bu zamanlarda sergilenen siyasi mühendislik gayretini de biliyor ve görüyor.

Ve sessiz sedasız önüne seçim sandığının konacağı günü bekliyor.

Bu yazı toplam 249 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim