Bugün 23 Ekim 2026 Cuma
  • Antalya15 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6593.04
    %0
  • Dolar
    49.6195
    %0
  • Euro
    55.7059
    %0

GÖZDE SARI / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
GÖZDE SARI / KONUK YAZAR

SOKAKLAR KONUŞUYOR

22 Ekim 2026 Perşembe 23:50

Dünya uzun zamandır bu kadar gürültülü değildi. 2020 ile 2022 arasında yılda ortalama iki bin sekiz yüz protesto ve kargaşa olayı kaydedilirken 2025’te bu sayı yedi bin beş yüz doksan dörde fırladı. 2026’da ise her gün ortalama beş yüz elliden fazla siyasi şiddet ve protesto olayı yaşanıyor. Son on iki ayda en az yetmiş üç ülkede yüz yirmiden fazla kritik hükümet karşıtı kitlesel eylem kayda geçti. Barınma krizleri, enflasyon, kamu kesintileri, yolsuzluk iddiaları ve demokratik gerileme insanları sokağa döküyor. Bu kez hareketler klasik sendika ya da parti yapılarıyla değil, Z kuşağının dijital ağlar üzerinden kurduğu esnek ve lidersiz koordinasyonla büyüyor.

Avrupa bu dalganın en görünür yüzü. Fransa, 2026 Avrupa Huzursuzluğu’nun merkezi haline geldi. Ekim ayında lise ve üniversite öğrencilerinin başlattığı eylemler kısa sürede Sarı Yelekliler ve yakıt zammı karşıtlarıyla birleşti. 17 Ekim’de ülke genelinde beş yüz binden fazla insan sokağa çıktı. Paris, Marsilya, Lille, Nantes ve Montpellier’de sert çatışmalar yaşandı. Bazı belediye binaları tahrip edildi, Limoges Belediye Binası kundaklandı. Yedi yüz otuz beşten fazla okul kapandı, iki binden fazla kişi gözaltına alındı. İçişleri Bakanlığı’nın asker sevkini gündeme getirmesi krizin boyutunu ortaya koyuyor. İspanya’da barınma krizi gençleri Madrid, Valensiya ve Alicante’de çadır kamplarına sürükledi. Hükümetin acil kararnameleri parlamentoda reddedilince Başbakan Pedro Sánchez 29 Kasım için erken seçim kararı almak zorunda kaldı. İrlanda’da sağlık ve eğitim çalışanları 2009’dan bu yana ilk kez genel greve gitti. Yunanistan, İtalya ve Almanya’da da benzer isyanlar yükseliyor.

Balkanlar’da yolsuzluk ve yönetişim sorunları öne çıkıyor. Arnavutluk’ta Flamingo Devrimi adıyla anılan hareket, lüks turizm projelerine ve Başbakan Yardımcısı Belinda Balluku hakkındaki iddialara karşı başladı. Kısa sürede Tirana’da bakanlıklar ve Başbakanlık hedeflendi, polisle çatışmalar yaşandı. Bulgaristan’da Euro’ya geçiş taahhüdü ve sosyal kesintiler protestoları tetikledi.

Orta Doğu’da savaş gölgesi eylemleri besliyor. İran’da 28 Aralık 2025’te başlayan ekonomik ve siyasi baskı karşıtı gösteriler 2026’nın ilk çeyreğine taşındı. Sürgündeki muhalefet ve uluslararası kamuoyu eş zamanlı eylemlerle sesini yükseltti.

Afrika ve Latin Amerika’da IMF programları, yakıt zamları ve reformlar patlayıcı etki yaratıyor. Kenya’da Z kuşağı 2024’teki Finans Tasarısı protestolarından bu yana Ruto yönetimine karşı direnişini sürdürüyor. Angola’da dizel zammı ulaşımı felç etti. Arjantin’de Milei’nin iş reformu ve mülkiyet yasası sendikalar ile Ni Una Menos hareketini birleştirdi. Bolivya’da sübvansiyon kesintileri, Brezilya’da yerli halkların Serbest Toprak Kampı eylemleri sokağı doldurdu.

Yerel öfkeler küresel temalarla birleşiyor. Fridays for Future, COP30 sırasında ve 2026 Mayıs’ında fosil yakıt karşıtı grevler düzenledi. Ekim 2026’da 7 Ekim’in yıl dönümünde otuz yedi ülkede Filistin dayanışma gösterileri yapıldı. Barınma, iklim, yolsuzluk ve savaş karşıtlığı artık aynı dilde konuşuyor.

Bu tablo, devlet ile yurttaş arasındaki sosyal sözleşmenin yıprandığını gösteriyor. Refah devletinin zayıflaması özellikle gençlerde kurumlara karşı derin bir meşruiyet sorgulaması yaratıyor. Yerel ekonomik sorunlar hızla ulusal hükümet krizlerine dönüşüyor. İspanya’da erken seçim, Fransa’da asker tartışması bunun somut örnekleri. Lidersiz ve dijital örgütlenme devletlerin klasik müzakere kanallarını tıkıyor, gerilim uzuyor ve kontrolden çıkma ihtimali artıyor. Farklı talepler ortak bir anti sistemik dilde birleşerek eylemlerin yayılma gücünü katlıyor.

Bu üç dinamik birlikte düşünüldüğünde, karşımızdaki tablo salt bir “protesto sezonu” değil; küresel yönetişim modelinin stres testi haline geliyor. Devletler bu stresi ya demokratik esneklikle yönetecek ya da güvenlikçi reflekslerle bastırmaya çalışacak. Her iki yolun da maliyeti yüksek. Asıl soru, sistemin bu maliyeti kimin sırtına yükleyeceği ve genç kuşakların bu yüke ne kadar daha razı olacağı. Sokaklar susmuyor; artık mesele sesi duymak değil, bu sesin işaret ettiği yapısal kırılmaları ne kadar ciddiye alınacağı.

Bu yazı toplam 240 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim