Bugün 24 Eylül 2026 Perşembe
  • Antalya22 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6733.77
    %0.09
  • Dolar
    48.7838
    %0.18
  • Euro
    55.627
    %0.26

AHMET İLBARS / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
AHMET İLBARS / KONUK YAZAR

AKIŞTA OLMAK

24 Eylül 2026 Perşembe 00:37

Hayatta en güzel şey akışta olmak… Gürül gürül yaşamak… Taşıp, yıkmadan; kırıp dökmeden; berrak ve dingin mavi bir ırmak gibi. Oysa ne çok engellerimiz, takıntılarımız var bizi akıştan alıkoyan. Duygular bir ırmağa benzer. Eğer onları kirletirsek, duygusal akışımız durgunlaşır, pislik ve hastalık taşımaya başlar. Duygularımızın özgürce akışına izin verdiğimizde ise, sistemimiz temizlenir,  zihnimiz berraklaşır ve yaşamdan zevk almaya başlarız.

Çoğumuz ünlü piyanist Fazıl Say’ın parmakları piyanonun tuşlarında gezinirken nasıl kendinden geçip, başka bir aleme dalıp gittiğini görmüşüzdür. İşte onun bu hali işini yaparken akışa geçebilen bir insan halidir.

Düzen ve karşıtları kaos ve karmaşa bizi ayakta tutan şeyler. Önemli olan bunları birer doğal sistem olarak kabul edip, bunlara karşı düzenleyici sistemler kurarak optimum dengeyi kurabilmek. İşte akış deneyimi  o zaman başlar.

Akış deneyimi ile bedenin, zihnin, duyguların, sezginin ve anlamın kapılarından süzülerek yaşamın tadına varabiliriz. Katkıda bulunduğumuz yerde anlam buluruz. Katkı ve anlam ancak yaptığımız işi akış içinde yaptığımızda  yani iç süreçlerimizle dış süreçlerimizin kesiştiği bir yerde ortaya çıkar. Bunun için sevdiğimiz işi yapmak ya da işi sevilecek hale getirmek gerekir. Akışa girmede içsel motivasyonumuz çok önemli. Özellikle anne motivasyonumuz varsa akış iyileşir. Akış engelleyicilerimiz düşükse akışımız daha yüksek; akış engelleyicilerimiz yüksekse akışımız daha düşük olur.

Aslında olay zihnimizde biter. Yani zihnin bakış açısı çok değerli. Zihin ilerlemeye ve büyümeye yönelikse akışa girme yüksek; endişeye odaklı ise düşük olur.

whatsapp-image-2026-09-24-at-00-36-46.jpeg

Akışta olmak tam olarak ne demek ve ne faydası var ?

Pozitif psikoloji alanına kendini adamış Macar psikolog Prof. Dr. Mihaly Csikszhenmihaly’nin ortaya koyduğu akış teorisine göre; ‘‘AKIŞ: İnsanın o anda yapmakta olduğu aktiviteyle, aktivitenin kendisinden başka hiçbir problem, endişe, tatsızlık düşünmeyecek kadar alakadar olması durumudur.’’

Mihaly Csikszhenmihaly, AKIŞ kavramını ilerleyen yıllarda aşağıdaki biçimlerde de  tanımlamıştır:

‘‘Bir faaliyet sırasında deneyimlenen, maksimum iyimserlik ve memnuniyetin psikolojik hali; durumun kontrolü ve duruma en yüksek düzeyde katılımın, odaklanmış dikkatin, içsel motivasyonun varlığı; can sıkıntısı ve kaygının olmaması, zaman algısının değişmesi ve kendini yargısal gözlemlemenin yokluğu ile karakterize edilen göreve kendini verme/dalma durumu.’’ (Csikszentmihalyi, 1990)

‘’Faaliyet hiçbir sonuca sahip olmasa bile; yalnızca bu faaliyet uğruna, bu faaliyette bulunmaya değer son derece çekici ve keyifli bir deneyim.’’ (Csikzentmihalyi, 1999)                                                    

‘’Gerçekten tatmin edici bir deneyim oluşturan bilinç durumu.’’ (Csikszentmihalyi, 2008)

Mihaly Csikszhenmihaly’nin uzun yıllar bu konuda beraber çalıştığı Prof. Dr. Zoltan Buzady  da ‘‘Neden Akış’’ sorusunu şöyle yanıtlar: ‘’Çünkü akış, daha derin odaklanma, her durumda “an”da olma ve duygunun içinde olma deneyimi.’’

Akış deneyimi; hayatı eğlenceli kılar, öğrenme performansını artırır, yetenekleri geliştirir, yaratıcılığı artırır. Stresi, kaygıyı ve mutsuzluğu azaltır, yaşama anlam ve amaç katar.

Akışı engelleyen şeyler nelerdir?

Zihnimize kazınmış bazı doğru bildiğimiz yanlışlar, etiketler, imgeler, sözcükler, ön yargılar, tanımlar, öğrenilmiş çaresizlikler ve buna benzer daha birçok şey  bizi varoluştan ayrı, kopuk ve yalıtılmış tutar ve biz gerçek doğamızı deneyimleyemeyiz. Ardı arkası kesilmeyen bir zihinsel gürültü varlığımıza zarar verir ve bizi içsel sakinlik ve sessizlikten uzaklaştırır.

Güçlü ve zayıf yönlerimizi açığa çıkartamadığımızda, önümüze net bir hedef koyamadığımızda, yoğun stres altında olduğumuzda akıştan uzaklaşırız.

Zihinsel ve duygusal zeka ayarlarımız bozulduğunda akışı engelleyen algılar ve düşünceler de çoğalır. İşte o zaman, empati yeteneğimizi kaybedip karşımızdakini acımasızca eleştiririz. İyice muhakeme etmeden ya severiz ya da terk ederiz. ‘Çok sıkılıyorum’ ya da ‘içimde kötü bir şeyler olacak gibi bir his var’ deriz. Giderek akışı engelleyen iç seslerimiz çoğalır.

Kurtuluşun başkasından geleceğine inanıyorsak, paranoyak düşüncelerimiz yani kuruntumuz sürüyorsa, sadece kendi fikirlerimize tutunup başka fikirlerin doğru olmadığını düşünüyorsak akışımızı engelliyoruz demektir.

Kaygılarımız en büyük düşmanımız. Korku, endişe, kaygı hayata dairdir ancak bu olumsuz duygular nedeniyle gerçeklik zeminini kaybetmişsek ve bu duyguların sürekliliği söz konusuysa ve hayatımızın önemli bir yerinde duruyorlarsa ve de biz bunların üstünden gelebilecek gücü bulamıyorsak, gelişen zihinsel tıkanıklık akışa engel oluyor demektir.

‘’İnsanlar hızla akan yaşam nehrinin yanında kendilerine küçük bir havuz kazarlar, işte o havuzda kokuşur, o havuzda ölüp giderler.’’ Krishnamurti

Sık sık akıntıya karşı kürek çektiğimizi hissediyorsak; olana direniyorsak; hayatta hep mücadele içinde olduğumuzu ve bu nedenle yorgun olduğumuzu hissediyorsak; durumları kabul edemeyip yakınıyorsak; yapımızda mükemmeliyetçilik varsa; ikiliği kabul edemeyerek geriliyorsak; huzurlu değilsek; bazen gücümüzü ve enerjimizi boşa harcadığımızı hissediyorsak; olanı kabul etmek ve olandaki hayrı görmeyi reddediyorsak; negatif duygularımızı bastırıp yok sayıyorsak; sabırlı değilsek; çabuk karar veriyorsak; süreçten keyif almadan ego bilinciyle sadece sonuç odaklı davranıyorsak; hayatta bir aidiyet bulamıyorsak, içe dönüksek, mesafeliysek, kıskançlık huyumuz varsa akışta değiliz demektir.

‘’Huzursuzluk, gerginlik, can sıkıntısı, endişe, tatminsizlik sürekli istemenin sonuçlarıdır.’’ Eckhart Tole

Akışta olmayı nasıl başarabiliriz?

Akışta olmak için belki de su gibi olmak gerekir. Su gibi akmak, su gibi esnek olmak… Suyun akarken bir amacı yoktur sadece yer çekimi ile aşağıya doğru akar. Önüne engel de çıkabilir, çukur da. Su bunlara direnmez, çukuru doldurur, engeli aşar. Su esnektir, şikayet etmez.

‘’Su ve Taş: Dünyadaki en yumuşak şey dünyadaki en sert şeyin üstünden atlar ve akar gider.’’ Lao Tzu

İşte işin sırrı: Kendimizi ruhumuza açmak. Var olmaya açılmak. Ne yapıyorsak kendi özgünlüğümüzle yapmak. Su gibi hayatla paralel akmak. Hayata biraz daha kuş bakışı bakmak. Egonun sesini kısıp, kalbimizin ve hayatın sesini duymak.

Ruhumuzun bizi yönlendirmesine izin vermek. İçsel yolculuğa çıkmak. Kendi duygularımızı dinlemek. Korkulardan , endişelerden,özgüven eksikliğinden arınmak. Aşmamız gereken engellemeleri aşmak.

Hayatımızda var olan şeyleri çok direnmeden nötr bir duyguyla kabul etmek. Değiştiremeyeceğimiz şeylere emek harcayarak hem gücümüzü ve enerjimizi hem de zamanımızı gereksiz yere tüketmemek. Savaşa karşıysak barış için çalışmak.

Müzikte, resimde, sporda ve bilim alanında olduğu gibi iş hayatında da kendini gerçekleştirmeyi ve başarıyı  getiren önemli faktörlerden birinin de ‘’akışta olmak’’ olduğuna inanırım. Her ne iş yaparsak yapalım  onu sevgiyle, şefkatle ve tutkuyla yaptığımızda hem kendimizin hem de başkalarının iyi hissetmesini sağlayabiliriz.

Bu yazı toplam 75 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim