Bugün 10 Ocak 2026 Cumartesi
  • Antalya5 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    6121.517
    %0.00
  • Dolar
    43.0386
    %0.00
  • Euro
    50.336
    %0.00

BEKİR DİREKCİ / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
BEKİR DİREKCİ / KONUK YAZAR

DİL POLİTİKALARI-1 (GÖKTÜRK KAĞANLIĞI DÖNEMİ)

09 Ocak 2026 Cuma 12:20

Dil politikası, bir toplumda dil kullanımına yönelik bilinçli ve planlı müdahaleleri içeren çok katmanlı bir süreç olarak değerlendirildiğinde, Göktürk Kağanlığı (6–8. yüzyıllar), döneminde Türkçenin devlet dili olarak belirlenmesi, resmî işlevler kazanması ve kamusal alanda görünür kılınması bakımından dikkat çekici bir örnek oluşturmaktadır. 

Göktürk Kağanlığı Türkçenin devlet dili ve yazı dili olarak sistematik biçimde kullanıldığı ilk siyasal teşkilatlanma olarak Türk dil tarihi açısından kurucu bir dönemi temsil etmektedir. Bu dönem, dilin yalnızca bir iletişim aracı olmaktan çıkarak egemenlik ve kimlik inşası işlevleriyle kurumsallaştığı kritik bir eşik niteliği taşımaktadır. Bu bağlamda Göktürk alfabesinin Türkçenin fonetik yapısına uygun biçimde tasarlanması ve ölçünlü hâle getirilmesi, dil planlaması açısından önemli bir aşamayı ifade etmektedir. Yazının anıtlar aracılığıyla kamusal alanda kullanılması, dilin toplumsal dolaşım alanını genişletmiş; yazı, yalnızca yönetici elitin kullandığı bir kayıt aracı olmaktan çıkarak kolektif hafızanın inşasında ve sürekliliğinin sağlanmasında kurucu bir unsur hâline gelmiştir. Böylece bilgi, kalıcı ve aktarılabilir bir nitelik kazanmıştır.

Göktürk yönetiminin resmî yazışmalarda ve kamusal söylemde Türkçeyi esas alması, özellikle Çin gibi köklü bir yazı geleneğine sahip bir uygarlıkla yoğun temasın sürdüğü bir coğrafyada bilinçli bir tercih olarak değerlendirilmelidir. Çin dilinin kağanlar, tiginler ve vezirlerce bilinmesine rağmen benimsenmemesi, yerli dilin korunmasına yönelik politik bir tutumu yansıtmakta, Türkçenin ulusal kimliğin ve siyasal bağımsızlığın temel göstergelerinden biri olarak algılandığını ortaya koymaktadır. Bu durum, dil-kimlik-iktidar ilişkilerinin bilinçli biçimde kurulduğunu göstermektedir.

Göktürk Yazıtlarında Türk, budun (halk), il (devlet) ve töre (yasa) gibi temel siyasal ve kültürel kavramların sistematik ve tekrarlı biçimde kullanılması, dilin ulusal bilinç oluşturucu işlevini açık biçimde ortaya koymaktadır. Yazıtlarda Çin’in kültürel ve siyasal etkisine karşı yapılan uyarılar, yalnızca politik bir tutumu değil, aynı zamanda dil düzeyinde bilinçli bir mukavemet stratejisini yansıtmaktadır. Bu yönüyle yazıt dili, ulusal bilincin ve kolektif kimliğin inşasında merkezî bir rol üstlenmektedir. Bu dönem, sözlü kültür ürünlerinin yazılı metinlere aktarıldığı bir geçiş evresi olarak da değerlendirilebilir. Destan anlatıları, atasözleri ve töreye dayalı söylem biçimleri, yazıtlarda güçlü retorik yapılar ve belirli kalıplar hâlinde tekrar eden ifadeler aracılığıyla varlığını sürdürmektedir. Yazıt dili sözlü kültürün izlerini korurken, aynı zamanda yazılı kültürün kalıcı ve öğretici niteliğini de bünyesinde barındırmaktadır.

Tonyukuk Yazıtı (720-734?), Köl Tigin Yazıtı (732), Bilge Kağan Yazıtı (735), Türk tarihinin Türkçe aracılığıyla yazıya geçirildiği en önemli metinlerindendir. Yazıtlarda askerî başarılar ve kahramanlık anlatıları, Türkçenin destansı anlatım gücüyle sunulmaktadır. Tarihsel anlatının ulusal kimlik inşasında Türkçe üzerinden kurulduğu açık biçimde görülmektedir. Bu yönüyle yazıtlar, dilin tarih yazımı ve kolektif hafıza oluşturmadaki yetkinliğini ortaya koymakta, Göktürk dil politikasının ulusal bilinç boyutunu en açık biçimde ifade etmektedir. Türk budun hitabıyla başlayan ve doğrudan halka seslenen anlatı, devletin yükseliş ve çöküş nedenlerini açıklamakta; dili siyasal öğretici süreçlerin etkin bir aracı hâline getirmektedir. Köl Tigin Yazıtı daha çok tarih ve hafıza inşasına yönelerek destansı anlatım üzerinden ulusal bilinci güçlendirmekte; Bilge Kağan Yazıtı doğrudan öğüt verici ve yönlendirici bir söylemle halka seslenmektedir. Tonyukuk Yazıtı, yönetici sınıfa hitap eden; öğretici ve akılcı bir anlatımla siyasal kararların gerekçelendirilmesini sağlamaktadır. 

Göktürk dönemi Türk dil politikaları, çağdaşı olan (Tang Hanedanlığı) Çin’in ve Sasani İran’ının köklü yazın geleneğiyle karşılaştırıldığında, özgün ve bilinçli bir model ortaya koymaktadır. Bu dönemin ilk sistematik Türk dil politikası örneği olması, dil-kimlik-iktidar ilişkisinin bilinçli biçimde kurulması, yerli dilin yabancı etkilere karşı korunması ve yazılı kültürün sözlü gelenek üzerine başarıyla inşa edilmesi bakımından Göktürk dönemi belirleyici bir tarihsel aşamayı temsil etmektedir. Bu nedenle Göktürk Yazıtları, yalnızca dilbilimsel ya da tarihsel belgeler olarak değil, Türk dil politikalarının oluşumunu yansıtan temel metinler olarak da disiplinler arası araştırmaların merkezinde yer almaktadır.

 

Bu yazı toplam 994 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim