Bugün 02 Mart 2026 Pazartesi
  • Antalya10 °C
  • IMKB

    %
  • Altın
    7610.33
    %2.36
  • Dolar
    43.9501
    %0.04
  • Euro
    51.5416
    %-0.83

GAZANFER ERYÜKSEL / KONUK YAZAR

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
GAZANFER ERYÜKSEL / KONUK YAZAR

İLYAS ALİ DAŞTAN İLE PEHLİVAN EMİNE ÜZERİNE SÖYLEŞİ

02 Mart 2026 Pazartesi 20:19

Pehlivan Emine romanı vesilesiyle İlyas Ali Daştan ile sanat yolculuğunu konuştuk…

“Tarih yazmak, yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.” Atatürk (TTK Belleten, Cilt 3, Sayı 10, 1939, sf. 272)

İlyas Ali Daştan’ın Türk kadınlarına ithaf ettiği romanı Pehlivan Emine’yi okurken zihnimden geçen Atatürk’ün yukarda alıntıladığım sözleriydi. (Fa Kitap roman serisi, Aralık 2023, Ankara)

Toplumların kendi tarihlerini onlardan saklamak ve/veya çarpıtılmış bir tarih anlatmak, emperyalizmin ve işbirlikçilerinin toplum mühendisliği stratejisinin hamlelerinden biridir. Günümüz Türkiye’sinde yaşadığımız alacakaranlığın sebeplerinden biri de budur.

Tarihi yapana sadık kalmak tarih yazarı kadar sanatçıların da sorumluluğudur.

Bülbülyuvası…

Ara başlığı görünce bir hayli okurun bu yazar-sanatçı takımı da paranoid şizofren illetinden muzdarip illallah dediğiniz duyar gibi oluyorum. Ancak müsaade ederseniz izah edeceğim.

Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Çorum Şubesi’nin yöneticiliğini yaparken senede en az iki kez fidan dikerdik. İşte bu konuda bilgi eksiğimizi AGM Başmühendisi Necati Özdemir ağabeyim giderirdi. Bülbülyuvası kavramını da ondan öğrenmiştim.

Necati abi, tüplü fidanları dikerken komando bıçağı gibi bir bıçakla 2-3 santim kesmeniz lazım. Tüplü fidanlarda bülbül yuvası olur, dikilen fidan iki yıl içinde kurur demişti. Ben de o ne der gibi yüzüne bakınca anlatmıştı. Naylon torbaya/tüpe konan fidan kök salmaya devam eder. Tüpteki toprak bitince de torbadaki naylona dokunan kök onu yabancılar ve gerisin geri tüpteki toprağına döner. İşte bu tersine büyüyen köklere biz “bülbülyuvası” deriz, demişti. Eğer tersine dönen kökler kesilmezse sonuç malum, fidan kuruyor.

Malum teşbihte hata olmaz. Kanla, irfanla, devrimle kurulan Türkiye Cumhuriyeti de toplumun yüzyıllardır tersine büyüyen köklerini keserek, ondaki bülbülyuvasını kesip atmıştır. Yeniden toprağıyla buluşan Türkiye kısa zamanda gelişip gövermiştir. Ta ki Atatürk’ün ölümünden sonra kanırta kanırta kendi kültür köklerinden kopartılana kadar. Yukarıda da söylediğim gibi yaşadığımız alacakaranlık o kopuş/koparılış sayesindedir. Küresel çeteler her mahalleden insan devşirerek bizi bugünlere getirdiler.

İşte bu kuşatmada toplumu kendi kökleriyle buluşturmada sanatın önem ve değeri bir kez daha ortaya çıkmaktadır. İlyas Ali Daştan’ın Pehlivan Emine adlı romanını önemsememiz bu sebeptendir. Kök kültürümüzde kadının ne denli önemli ve değerli olduğunu bize hatırlattığı için.

Sosyal Hizmet uzmanı olduğu denli edebiyatın öykü ve roman dallarında ürün verdiğini ve ayrıca köyde yaşayan kadınların hakları üzerine “Paylaştıkça” adlı bir kısa film çektiğini ve kendi dalında bir süre öğretim üyesi olarak da çalıştığını bildiğimiz, İlyas Ali Daştan ile bir söyleşi yapmaya çalıştım. Bu denli geniş çalışma yelpazesini yaşamına nasıl sığdırdığını öğrenmeye çalıştık. Umarım keyifle okursunuz.

Gazanfer Eryüksel: Hacettepe Üniversitesi’nde sosyal hizmetler eğitimi almışsın. Çocuk, genç, kadın, sosyal yardımlar, yaşlılık, engellilik alanlarında proje geliştirici, uygulayıcı ve idareci olarak çalışmışsın ve halen de Muratpaşa Belediyesi’nde sosyal hizmet uzmanı olarak çalışıyorsun. Artı Akev Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümünde yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak (2018-2020) 2 yıl ders vermişsin.

AB Sivil Düşün Programı ve İsviçre Büyükelçiliği işbirliğinde köyde yaşayanlarla kadın haklarını anlatan PAYLAŞTIKÇA adlı kısa film yapmışsın. Bunca uğraş arasında Türkiye Okçuluk Federasyonu’nda Milli
Hakem olduğunu da biliyoruz. Bunca işin peşinde koşarken iki öykü kitabın (Kuş Yuvası, Hayata Can Suyu), bir makaleler toplamı (Profeministim) ile Pehlivan Emine adlı bir de romanın var. O zaman soralım yaşam yolculuğun edebiyat ile ne zaman ve nasıl buluştu?

İlyas Ali Daştan: Edebiyat benim için bir kaçış değil, bir bakış biçimi olarak başladı. Hacettepe’de Sosyal Hizmet eğitimi alırken insan hikâyelerinin sadece dosyalarda birer vaka olarak kalmasına gönlüm el vermedi. Dezavantajlı gruplarla, yaşlılarla, kadınlarla ve çocuklarla çalışırken gördüm ki; istatistiklerin anlatamadığı o insani sızıyı ancak edebiyatın diliyle toplumun kalbine taşıyabiliriz.

Yazmak, mesleki pratiğimde karşılaştığım toplumsal yaralara vurduğum bir pansuman gibiydi. İlk öykülerimle  başlayan bu yolculuk, zamanla Paylaştıkça gibi kısa filmime ve nihayetinde romanın o geniş gövdesine evrildi.

Gazanfer Eryüksel: Roman gibi her gün koşmak isteyen bir edebiyat türüne nasıl zaman ayırabildin? Özgeçmişinden Yozgatlı olduğunu biliyoruz. Pehlivan Emine romanı ise Mersin-Anamur gibi uzak bir coğrafyanın hikâyesi. Pehlivan Emine ise nasıl tanıştın? Roman süreci nasıl gelişti?

İlyas Ali Daştan: Zaman, aslında niyetin gölgesidir. Sosyal hizmetin yoğun temposu, belediyedekiçalışmalarım ve  akademik hayat arasında yazmak, benim nefes alanım oldu. Pehlivan Emine ile tanışmam ise tamamen köklerin izini sürmekle ilgili. Bir Yozgatlı olarak Anadolu’nun her köşesindeki kadın direnişi ilgimi çekiyordu. Mersin-Anamur hattındaki o güçlü kadın figürünü duyduğumda, onun sadece yerel bir kahraman değil, Türk kadınının genetiğindeki o sarsılmaz iradenin bir simgesi olduğunu anladım. Coğrafya uzak görünse de ruh birdi. O ruhu selamlamak için yola koyuldum. Yolculuğun başlangıcı tarihçi emekli Albay Suat Akgül sayesinde oldu. Emine'nin adını kulağıma  hikayesini yüreğime fısıldadı.

Gazanfer Eryüksel: Tarihi romanlar konusuna ülkemizde nasıl bakılıyor? Senin tarihi romanlara bakışın nasıl? Romanı yazarken yazar kendince tarihin dışına çıkarak kurgular yapabilir mi?

İlyas Ali Daştan: Atatürk’ün dediği gibi, yazan yapana sadık kalmalıdır. Tarihi romanda benim pusulam budur. Evet, roman bir kurgu sanatıdır; yazar boşlukları hayal gücüyle doldurur, karakterlerin iç dünyasını inşa eder. Ancak bu kurgu, tarihin kemiğini kırmamalıdır. Pehlivan Emine’yi yazarken o dönemin ruhuna, kadının toplumdaki o asil ve güçlü duruşuna sadık kalmaya azami gayret ettim. Tarihi çarpıtmak değil, tarihin tozlu raflarında unutulmuş o parıltılı hakikati bugünün ışığına çıkarmayı hedefledim.

​Gazanfer Eryüksel: Özellikle edebiyatla uğraşanlara sorarlar, tezgâhta neler var, diye. Yeni çalışmaların nasıl gidiyor? 

​İlyas Ali Daştan: Tezgâh hiçbir zaman boş kalmıyor. Şu an yine odağında insan hakları, sosyal adalet üzerinde çalışıyorum. Edebiyatın sosyolojiyle dansı devam edecek. Sosyal hizmet uzmanı kimliğimle biriktirdiğim sessiz çığlıkları romanın estetiğiyle gür bir sese dönüştürme çabasındayım.

Gazanfer Eryüksel: Sen kendine bir soru sorsan ne sorardım?

İlyas Ali Daştan: Kendime şunu sorardım: İlyas, bunca koşturmaca ve tanıklık ettiğin onca acıya
rağmen, insanın iyileşeceğine dair umudunu nasıl diri tutuyorsun?

​Cevabım da şu olurdu: Pehlivan Emine gibi binlerce isimsiz kahramanın toprağa bıraktığı o kadim direniş mirasına bakarak. Köklerimiz sağlamsa, o bülbülyuvası düğümlerini çözebilirsek, yeniden gövermek her zaman mümkündür.
​Gazanfer Bey, bu derinlikli söyleşi teklifiniz için tekrar teşekkür ederim. Sanatla ve köklerimizle kalalım. Ayrıca bu kıymetli girizgahınız ve köklerimize dair yaptığınız o derin bülbülyuvası benzetmesi için de teşekkür ederim.

whatsapp-image-2026-03-02-at-20-51-40.jpeg

whatsapp-image-2026-03-02-at-20-52-16.jpeg

whatsapp-image-2026-03-02-at-20-52-58.jpeg

Bu yazı toplam 198 defa okunmuştur.
SPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 1983 Antalya Son Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim