- IMKB
% - Altın
7134.94
%0 - Dolar
44.1623
%0 - Euro
50.4857
%0
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 14:13 - MERSİN’DEKİ İHALE YOLSUZLUĞU OPERASYONUNDA 2. DALGA: 20 GÖZALTI
- 13:33 - SOBADAN SIÇRAYAN KIVILCIMLAR EVİ VE ÇADIRI ALEVLERE TESLİM ETTİ
- 13:23 - SARIÇAM’DA 1 MİLYON 200 BİN FİDAN TOPRAKLA BULUŞTURULDU
- 13:13 - AESOB BAŞKANI ADLIHAN DERE: "BAYRAM SEVİNCİMİZİ ESNAFIMIZLA BÜYÜTELİM"
- 12:58 - SENTETİK HAPLARLA YAKALANAN ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
- 12:53 - TARSUS’TA AHIRA YILDIRIM DÜŞTÜ: 5 KÜÇÜKBAŞ HAYVAN TELEF OLDU
- 12:33 - ANTALYA’DA BAHAR HAZIRLIĞI: 4 MİLYON ÇİÇEK TOPRAKLA BULUŞUYOR
- 12:18 - BAYRAM ÖNCESİ BERBER ESNAFININ YOĞUNLUĞU BAŞLADI
- 11:23 - MERSİN’DE ÇOCUKLARA EŞİT GELECEK İÇİN GÜÇLÜ DESTEK
- 11:03 - MURATPAŞA BELEDİYESİ’NDEN ÖZEL BİREYLERE AFET FARKINDALIK EĞİTİMİ
- 11:03 - KEPEZ BELEDİYE BAŞKANI KOCAGÖZ’DEN ŞEHİT ANNESİNE ZİYARET
- 10:43 - İŞ YERİNDEN FIRLAYAN 5 YAŞINDAKİ ÇOCUĞUN ÖLÜMDEN DÖNDÜĞÜ KAZA ANLARI GÜVENLİK KAMERASINA YANSIDI
- 10:18 - BALIKÇILARIN KABUSU OLDULAR : ATTIKLARI AĞLARA YÜZLERCE DEV DENİZANASI TAKILDI
- 10:03 - OTOMOBİLLE ÇARPIŞAN MOTOSİKLETTEKİ 2 KİŞİNİN YERE SAVRULDUĞU ANLAR KAMERADA
- 09:58 - ADANA’DA BAYRAMDA YAĞMUR VE SERİN HAVA ETKİLİ OLACAK

NİNA ŞAHİN / KONUK YAZAR


AKIŞKAN DÜNYADA YAŞAMAK
Modern dünyanın sağlam duran temelleri yerini belirsizliğe bırakıyor. Kimlik, hakikat ve kültür artık katı kalıplar yerine, sıvı bir formda akıyor. Acaba bu durum bize yeni bir özgürlük alanı mı açıyor, yoksa güvenle tutunacağımız dayanaklarımızı mı elimizden alıyor?
20. yüzyılın başında insanlık; bilimin ve aklın, dünyayı daha iyi bir yer yapacağına inanıyordu. Her şeyin yeri belliydi; doğru ile yanlış, iyi ile kötü net çizgilerle ayrılıyordu. Ancak 21. yüzyıla girerken bu katı yapılar, sıcakta eriyen buzlar gibi şekil değiştirmeye başladı. Polonyalı sosyolog Zygmunt Bauman'ın deyimiyle "Akışkan Modernite"ye, başka bir deyişle postmodernizmin sınırsız evrenine geçiş yaptık.
Eskiden "modern olmak", mükemmelliğe ulaşmak demekti; şimdi ise sonu gelmeyen bir değişim sürecinde var olmak anlamına geliyor. Modernite, efsanevi Proteus gibi sürekli şekil değiştiriyor. Artık önemli olan bir yere varmaktan çok, sürekli "yolda" olmaktır.
Postmodernizmi anlamak, içinde yaşadığımız çağın sürekli değişen yapısını kavramaktır. Bu çağda hiçbir şey kalıcı ve kesin değildir; tıpkı su gibi, bulunduğu ortama göre şekil alır ve sabit kalmaz. Eskiden toplumu bir arada tutan din, ideoloji veya bilimsel ilerleme gibi büyük hikayeler yerini küçük ve geçici anlatılara bıraktı. Bugün bir insan, sabah sosyal medyada bir aktivist, öğlen kurumsal bir çalışan, akşam ise bir oyun dünyasında bambaşka biri olabilir. Kimlik artık keşfedilen bir şey değil, sürekli inşa edilen bir projedir. Kimliğimizi sabitlemek yerine, sürekli bir "oluş" halindeyiz. Bir yapı eskidiğinde yenisiyle değiştiriliyor; ancak bu yeni yapı da sadece geçici bir çözüm. Tamamlanmışlık yok, sadece devam eden bir süreç var.
Bu geçicilik yalnızca kimliklerde değil, tüketim kültüründe de kendini gösterir. Akışkan dünyada nesneler gibi arzular da hızla eskir. Moda, fikirler ve hatta ilişkiler kısa ömürlüdür; yerlerini hemen yenilerine bırakır. İnsan artık sadece tüketen değil, aynı zamanda kendini de tüketim nesnesi gibi sunan bir varlığa dönüşmektedir. Beğeniler, takipçi sayıları ve trendler üzerinden değer ölçülürken, kalıcılık yerini geçici tatminlere bırakmaktadır. Bu durum, bireyi sürekli “yeni” olana yöneltirken, derinlikten ve süreklilikten uzaklaştırmaktadır. İnsan, "Ben kimim?" sorusuna tek bir cevap verememenin hafifliğini ve baş dönmesini aynı anda yaşıyor.
Bilgi artık sabit bir kaya parçası değil; içine konulduğu kabın şeklini alan sıvıdır. Bir haberin doğruluğundan çok, hangi duyguya hitap ettiği önemli hale geldi. Herkesin kendi "doğrusu" var ve bu durum toplumu birbirinden uzaklaştırıyor.
Teknoloji ve dijital platformlar, içimizdeki yalnızlık boşluğunu dolduracağı vaadiyle hayatımıza girdi. Ancak Bauman'ın “Akışkan Modern Dünyadan 44 Mektup” adlı kitabının ilk mektubunda belirttiği gibi, sosyal medyanın vaat ettiği "sıcak dostluk" büyük bir yanılsamadan ibarettir. Modern insan, yüz yüze iletişimin bıraktığı boşluğu dijital maskelerle doldurmaya çalışmaktadır. Fakat bu çaba, bizi daha yetkin ve güçlü kılmak yerine, sanal dünyada bile kendimizi yetersiz hissetmemize yol açmaktadır.
Gerçek emek ve samimiyet gerektiren iletişimin yerini alan "sanal bağlantılar", sosyal kaslarımızı köreltmektedir. Kalabalıklar içinde görünür olurken, içsel olarak daha derin bir yalnızlığa sürükleniyoruz. Teknoloji, yalnızlığa çare olmak bir yana, bu boşluğu büyüten ve hayatımızı kesintisiz bir uğultuya dönüştüren bir yapıya bürünmüş durumdadır.
Kültürün hiyerarşik kulesi yıkıldı. Müzenin sessiz koridorları ile sokağın gürültülü meydanı artık yan yana. Ciddiyet yerini oyunbazlığa, ironiye ve eklektik bir senteze bıraktı. Dijital çağın simyagerleri, geçmişin imgelerini alıp durmaksızın yeni formüllerde eritiyor. Netflix'ten TikTok'a kadar tüm kültür endüstrisi, geçmişin izlerini kolajlayarak sürekli yeni içerikler üretiyor. Bu durum bir kültürel zenginlik mi, yoksa özgünlüğün yitimi mi? Tartışmalar sürse de kesin olan bir şey var: Kültür artık tek bir kaynaktan akmıyor; sayısız dereden gelen suların karıştığı uçsuz bucaksız bir delta gibi yayılıyor.
Yaşadığımız akışkan dünya ne bütünüyle kutsanmalı ne de tümüyle lanetlenmelidir. Her şeyde olduğu gibi onun da hem güçlü hem de zayıf yanları vardır. Katı kurallardan kurtulmak önemli bir kazanımdır; ancak hiçbir değerin kalıcı olmadığı bir dünyada yön bulmak da bir o kadar zordur.
Bugünün insanı yeni bir yetkinliğe ihtiyaç duymaktadır: "Akışkanlığa direnmeden, onun içinde yüzebilmeyi öğrenmek." Sabit limanlar aramak yerine, değişimi yönetebilen, belirsizlikle baş edebilen ve eleştirel düşünceyi pusula gibi kullanabilen bir bilinç hâli geliştirmek zorundayız.
Asıl soru şu: Bu amansız akışta rüzgârın önündeki birer yaprak gibi savrulacak mıyız, yoksa bu kaosu yeni bir hakikatin ham maddesine mi dönüştüreceğiz?
YÜREĞİN HAFIZASIBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
FATMANUR ÇELİKLERE NE ZAMAN DUYARLI OLURUZ?TARIK ÇELENK
ŞİMDİ YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIMIŞIK YARGIN
SON SAHURLARŞENER METE
SANA BİR MEKTUP YAZDIMYUNUS YAŞAR
MEKANIN CENNET OLSUN / İLBER ORTAYLI'NIN ANISINA...MÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
BİR TATLI UYKU SONRASI HÜZÜNŞEBNEM YAPA ÖZTOPRAK
ÜNİVERSİTELER KAPATILMALIDIR!CEM ARÜV
ÇOCUK EĞİTİMİ Mİ, DİNİ PROPAGANDA MI?MUHARREM YELLİCE
BİR RESSAM POTRESİ: CEMALETTİN TİMURHALİL ERDEM
PAZARIN ÇATISINDA NE VAR?VEDAT GÜRHAN
DOĞRUYU BİLİP YANLIŞI SEÇMEKNİNA ŞAHİN
GÖNÜLLÜ SADELİKAHMET İLBARS
KADIN OLMANIN SESSİZ HİKAYESİGÜLŞEN ARAS GÜLMEZ
ANTALYASPOR YAYIN GELİR PAYI ARTAR MI?KAHRAMAN KÖKTÜRK
ÇANAKKALE SAVAŞI'NDA EDEBİYATÇILARHAKAN ERCAN
SAYIN MANSUR YAVAŞ’A AÇIK MEKTUPHASAN YAKUP CANGÜVEN
ARKA PLAN OKUMALARIGAZANFER ERYÜKSEL
MOBİLİTE ÇAĞINDA KİTLE TURİZMİNİZAMETTİN ŞEN
DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜOYA BOYSAN
KADINLARIN GÜNÜ MÜ, KADINLARIN MÜCADELESİ Mİ?ERDOĞAN KAHYA
TÜRKLERDE İSLAM KÜLTÜRÜNURİ SEZEN
BİR KÜTÜPHANE NEDEN KAPALI TUTULUR Kİ?GÜRSEL KAYA
FATMA NUR ÇELİK KIZIMIZ (TAZİYEMİZ VAR)PROF DR RAMAZAN DEMİR
KOLON KANSERİNDE YAŞ SINIRI GİDEREK DÜŞÜYOR
KEMER, DÜNYA SUP ŞAMPİYONASI TAKVİMİNE GİRDİ
CAN SUYU PROJESİ İLE 10 TON SU ÜCRETSİZ
KILIÇ: "EMEKLİYE BAYRAMDA EN AZ BİR MAAŞ İKRAMİYE VERİLMELİ"
'GRİ BOŞANMA' YÜZDE 56 ARTTI
ERCAN YAVAŞ: "KADINLAR OLMASAYDI, DÜNYA KARANLIK OLURDU"
BİRİ OTİZMLİ 2 ÇOCUĞUYLA HAYATA TUTUNMAYA ÇALIŞIYOR
ÖZDAĞ: "HERKESİN YASALAR ÖNÜNDE EŞİT OLDUĞU BİR TÜRKİYE İSTİYORUZ"
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





