- IMKB
% - Altın
6537.53
%0.7 - Dolar
47.5693
%0.02 - Euro
55.0934
%0.16
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 23:58 - ANTALYA’DA FUHUŞA ARACILIK OPERASYONUNDA 7 TUTUKLAMA
- 23:58 - HAYATINI KAYBETTİĞİ GAZETELERİNİ ALMAYINCA ANLAŞILDI
- 23:28 - ESKİ BELEDİYE BAŞKANININ YEĞENİ MOTOSİKLET KAZASINDA HAYATINI KAYBETTİ
- 22:23 - KAHRAMANMARAŞ’TA 6 GÜNDÜR KAYIP YAŞLI ADAMIN BERKE BARAJI’NDA CANSIZ BEDENİ BULUNDU
- 21:38 - FİLİSTİN KONVOYU ADANA’DA DESTEK MİTİNGİYLE KARŞILANDI
- 21:38 - KAHRAMANMARAŞ’TA FABRİKA YANGINI
- 19:13 - PİKAP İLE MOTOSİKLET ÇARPIŞTI, MOTOSİKLET SÜRÜCÜSÜ YARALANDI
- 18:31 - YENİ PARTİ'NİN ANTALYA KADROSU AÇIKLANDI
- 18:15 - ANTALYA DENİZCİLEŞME PLATFORMU'NDAN DRON SALDIRISINA KINAMA
- 18:08 - KEMER BELEDİYESİ AĞUSTOS AYI MECLİS TOPLANTISINDA ARAÇ FİLOSUNUN GÜÇLENDİRİLMESİNE YÖNELİK KARARLAR ALINDI
- 18:03 - SEFERLERİ DURDURULAN NOSTALJİ TRAMVAYINA YANICI MADDE ATILDI: O ANLAR KAMERADA
- 17:33 - FIVB PLAJ VOLEYBOLU ANTRENÖRLÜK KURSU ALANYA’DA BAŞLADI
- 17:23 - ALTIN PORTAKAL’DA ULUSAL UZUN METRAJ JÜRİ BAŞKANLIĞI GÖREVİNİ DERVİŞ ZAİM YAPACAK
- 16:53 - JANDARMADAN YAYLACILARA DOLANDIRICILIK UYARISI
- 16:13 - HAVA SICAKLIĞININ 34 DERECE ÖLÇÜLDÜĞÜ ANTALYA’DA DENİZ SUYU SICAKLIĞI 30 DERECEYİ GÖRDÜ
NİNA ŞAHİN / KONUK YAZAR


AKIŞKAN DÜNYADA YAŞAMAK
Modern dünyanın sağlam duran temelleri yerini belirsizliğe bırakıyor. Kimlik, hakikat ve kültür artık katı kalıplar yerine, sıvı bir formda akıyor. Acaba bu durum bize yeni bir özgürlük alanı mı açıyor, yoksa güvenle tutunacağımız dayanaklarımızı mı elimizden alıyor?
20. yüzyılın başında insanlık; bilimin ve aklın, dünyayı daha iyi bir yer yapacağına inanıyordu. Her şeyin yeri belliydi; doğru ile yanlış, iyi ile kötü net çizgilerle ayrılıyordu. Ancak 21. yüzyıla girerken bu katı yapılar, sıcakta eriyen buzlar gibi şekil değiştirmeye başladı. Polonyalı sosyolog Zygmunt Bauman'ın deyimiyle "Akışkan Modernite"ye, başka bir deyişle postmodernizmin sınırsız evrenine geçiş yaptık.
Eskiden "modern olmak", mükemmelliğe ulaşmak demekti; şimdi ise sonu gelmeyen bir değişim sürecinde var olmak anlamına geliyor. Modernite, efsanevi Proteus gibi sürekli şekil değiştiriyor. Artık önemli olan bir yere varmaktan çok, sürekli "yolda" olmaktır.
Postmodernizmi anlamak, içinde yaşadığımız çağın sürekli değişen yapısını kavramaktır. Bu çağda hiçbir şey kalıcı ve kesin değildir; tıpkı su gibi, bulunduğu ortama göre şekil alır ve sabit kalmaz. Eskiden toplumu bir arada tutan din, ideoloji veya bilimsel ilerleme gibi büyük hikayeler yerini küçük ve geçici anlatılara bıraktı. Bugün bir insan, sabah sosyal medyada bir aktivist, öğlen kurumsal bir çalışan, akşam ise bir oyun dünyasında bambaşka biri olabilir. Kimlik artık keşfedilen bir şey değil, sürekli inşa edilen bir projedir. Kimliğimizi sabitlemek yerine, sürekli bir "oluş" halindeyiz. Bir yapı eskidiğinde yenisiyle değiştiriliyor; ancak bu yeni yapı da sadece geçici bir çözüm. Tamamlanmışlık yok, sadece devam eden bir süreç var.
Bu geçicilik yalnızca kimliklerde değil, tüketim kültüründe de kendini gösterir. Akışkan dünyada nesneler gibi arzular da hızla eskir. Moda, fikirler ve hatta ilişkiler kısa ömürlüdür; yerlerini hemen yenilerine bırakır. İnsan artık sadece tüketen değil, aynı zamanda kendini de tüketim nesnesi gibi sunan bir varlığa dönüşmektedir. Beğeniler, takipçi sayıları ve trendler üzerinden değer ölçülürken, kalıcılık yerini geçici tatminlere bırakmaktadır. Bu durum, bireyi sürekli “yeni” olana yöneltirken, derinlikten ve süreklilikten uzaklaştırmaktadır. İnsan, "Ben kimim?" sorusuna tek bir cevap verememenin hafifliğini ve baş dönmesini aynı anda yaşıyor.
Bilgi artık sabit bir kaya parçası değil; içine konulduğu kabın şeklini alan sıvıdır. Bir haberin doğruluğundan çok, hangi duyguya hitap ettiği önemli hale geldi. Herkesin kendi "doğrusu" var ve bu durum toplumu birbirinden uzaklaştırıyor.
Teknoloji ve dijital platformlar, içimizdeki yalnızlık boşluğunu dolduracağı vaadiyle hayatımıza girdi. Ancak Bauman'ın “Akışkan Modern Dünyadan 44 Mektup” adlı kitabının ilk mektubunda belirttiği gibi, sosyal medyanın vaat ettiği "sıcak dostluk" büyük bir yanılsamadan ibarettir. Modern insan, yüz yüze iletişimin bıraktığı boşluğu dijital maskelerle doldurmaya çalışmaktadır. Fakat bu çaba, bizi daha yetkin ve güçlü kılmak yerine, sanal dünyada bile kendimizi yetersiz hissetmemize yol açmaktadır.
Gerçek emek ve samimiyet gerektiren iletişimin yerini alan "sanal bağlantılar", sosyal kaslarımızı köreltmektedir. Kalabalıklar içinde görünür olurken, içsel olarak daha derin bir yalnızlığa sürükleniyoruz. Teknoloji, yalnızlığa çare olmak bir yana, bu boşluğu büyüten ve hayatımızı kesintisiz bir uğultuya dönüştüren bir yapıya bürünmüş durumdadır.
Kültürün hiyerarşik kulesi yıkıldı. Müzenin sessiz koridorları ile sokağın gürültülü meydanı artık yan yana. Ciddiyet yerini oyunbazlığa, ironiye ve eklektik bir senteze bıraktı. Dijital çağın simyagerleri, geçmişin imgelerini alıp durmaksızın yeni formüllerde eritiyor. Netflix'ten TikTok'a kadar tüm kültür endüstrisi, geçmişin izlerini kolajlayarak sürekli yeni içerikler üretiyor. Bu durum bir kültürel zenginlik mi, yoksa özgünlüğün yitimi mi? Tartışmalar sürse de kesin olan bir şey var: Kültür artık tek bir kaynaktan akmıyor; sayısız dereden gelen suların karıştığı uçsuz bucaksız bir delta gibi yayılıyor.
Yaşadığımız akışkan dünya ne bütünüyle kutsanmalı ne de tümüyle lanetlenmelidir. Her şeyde olduğu gibi onun da hem güçlü hem de zayıf yanları vardır. Katı kurallardan kurtulmak önemli bir kazanımdır; ancak hiçbir değerin kalıcı olmadığı bir dünyada yön bulmak da bir o kadar zordur.
Bugünün insanı yeni bir yetkinliğe ihtiyaç duymaktadır: "Akışkanlığa direnmeden, onun içinde yüzebilmeyi öğrenmek." Sabit limanlar aramak yerine, değişimi yönetebilen, belirsizlikle baş edebilen ve eleştirel düşünceyi pusula gibi kullanabilen bir bilinç hâli geliştirmek zorundayız.
Asıl soru şu: Bu amansız akışta rüzgârın önündeki birer yaprak gibi savrulacak mıyız, yoksa bu kaosu yeni bir hakikatin ham maddesine mi dönüştüreceğiz?
TARİH BİLGİSİ VE TÜRKİYE SOLUEŞREF URAL
YENİ ARAYIŞLAR ve SORUMLULUKLARALİ İHSAN DİLMEN
YENİLENMİŞ ÜRÜNLER HAKKINDA YENİ YÖNETMELİK ve ESKİ DÜZENLEME İLE KARŞILAV CÜNEYT KARASU
TÜKETİCİNİN PAZARDA ÜRÜNLERİ SEÇME HAKKI VAR MI?AV İBRAHİM GÜLLÜ
CAZİBE YA DA SOSYAL ZARAFETAHMET İLBARS
ANTALYA'NIN İHTİYACI, BİR DENİZCİLİK MASTER PLANIDIRCEM ARÜV
MÜCEVHERİN GÜCÜ VE ÖNEMİSERDAR YILMAZ
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN SESSİZ SEMBOLÜ: YERE ATILAN İZMARİTMUSTAFA YALÇIN YALÇINKAYA
NİŞAN SADECE YÜZÜK TAKILAN GÜN DEĞİLDİR…HASAN YAKUP CANGÜVEN
NEYZEN TEVFİK (1879-1953)GAZANFER ERYÜKSEL
TEVAZU:HARCI TER, GÖZYAŞI, EMEK, BİLGİ, ZAMAN, SABIR, DİRENÇ VE İNANÇTANBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
MÜTEDEYYİN MAHALLE VE DAVUTOĞLUTARIK ÇELENK
“HER DERGİ BİR GÜN BATMAK İÇİN ÇIKAR”YUNUS YAŞAR
ATATÜRK’ÜN İZİNDE OTELLERNİZAMETTİN ŞEN
HAYAT ŞİMDİ BAŞLIYOR: ERTELEME, YAŞA!DİLEK DEMİRKAN
ŞEYTANIN EN ŞIK ELBİSESİ: MAKYAVELİZMNADİRE SÖNMEZ
ORMANLARA DİKKAT!IŞIK YARGIN
DUMAN ÇÖKMEDEN ÖNCEGÖZDE SARI
TEŞEKKÜRLER LENOVO VE KOYUNCU ELEKTRONİKBİHTER GÖRDÜ
BAŞAKŞEHİR'İN AVRUPA KARNESİ: İMKÂN ÇOK, BAŞARI NEDEN YOK?KAHRAMAN KÖKTÜRK
ATSO SANKİ BALLI BÖREK!..VEDAT GÜRHAN
VİRAJDAKİ ÜLKE VE DİREKSİYONDAKİ GENÇLİKMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
GAZALİ, DECARTES VE MALEBRANCHE’TA NEDENSELLİK SORUNUMUHARREM YELLİCE
IŞIĞIN RESSAMI: CLAUDE MONET'İ YENİDEN DÜŞÜNMEKPROF DR RAMAZAN DEMİR
ANTALYA DENİZCİLEŞME PLATFORMU'NDAN DRON SALDIRISINA KINAMA
ÖZDEMİR, GÖKBEL GÜREŞLERİNE KATILDI
YAZIN BÖBREK TAŞINA KARŞI 4 ETKİLİ ÖNLEM!
ATB, TEMMUZ AYI HAL ENDEKSİNİ AÇIKLADI
PİNE BEACH BELEK, TURQUALITY DESTEK PROGRAMI KAPSAMINA ALINDI
5 DÖNÜM ORMAN ZARAR GÖRDÜ
ATATÜRK DEVLET HASTANESİ 300 YATAKLI OLACAK
OTLUK YANGININDA 100 DÖNÜM ZARAR GÖRDÜ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim






