- IMKB
% - Altın
6432.52
%0.76 - Dolar
49.757
%-0.01 - Euro
55.7116
%-0.26
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 16:13 - TEKNE KAZASINDA HAYATINI KAYBEDEN DOKTOR, GÖZYAŞLARIYLA TOPRAĞA VERİLDİ
- 15:58 - KEPEZ BELEDİYESPOR’UN JUDOCUSU ENES ÖZDEMİR, BALKAN ŞAMPİYONASINDA MADALYA PEŞİNDE
- 15:53 - ANTALYA’DA 103 SANATÇIDAN CUMHURİYET’E ÖZEL SERGİ
- 15:48 - ANTALYA’DA ARANAN 426 KİŞİ YAKALANDI
- 15:43 - GAZİPAŞA FEN LİSESİ ÖĞRENCİLERİ HIRVATİSTAN’DA EĞİTİM ALDI
- 15:40 - 8. CUMHURİYET KUPASI TENİS TURNUVASI TAMAMLANDI
- 15:38 - 3. ULUSLARARASI TARSUS SARIULAK ZEYTİN FESTİVALİ ÜRETİM VE DAYANIŞMAYI BULUŞTURDU
- 15:28 - ULUSLARARASI ANTALYA TURİZM FUARI BAŞLADI
- 15:23 - KAMU BANKASINA SOYGUN GİRİŞİMİ: HIRSIZ GECE SAATLERİNDE CAMI KIRIP BANKAYA GİRDİ
- 15:18 - MERSİN’DE UYUŞTURUCU OPERASYONU: 4 KİŞİ TUTUKLANDI
- 15:13 - BURDUR’DA İKİ OTOMOBİL ÇARPIŞTI: 2 YARALI
- 14:53 - MERSİN’DE MEME KANSERİNE KARŞI FARKINDALIK ÇALIŞMASI
- 14:43 - SERİK HALK EĞİTİMİ MERKEZİ COP31 İÇİN EL EMEĞİ ÜRÜNLER HAZIRLIYOR
- 13:48 - KAHRAMANMARAŞ’TA 450 HEKTARLIK ALANDA DEFNE SEFERBERLİĞİ
- 13:48 - KAHRAMANMARAŞ’TA SONBAHAR RENKLERİ: GÖKSUN MANZARASIYLA BÜYÜLÜYOR
TARIK ÇELENK / KONUK YAZAR


PARA HARCAMA KÜLTÜRÜMÜZ VE STATÜ
Uzun süredir ülkemizdeki para harcama kültürü üzerine yoğunlaşmaktayım. Bunu en basit ifadeyle, paranın yastık altında tutulması ile harcamanın gösteriş ve statü arayışına dönüşmesi arasındaki gidip gelmelerimiz üzerinden açıklayabiliriz. Oysa para harcama kültürü, bir ülkede ekonomiden toplumsal dayanışmaya, sanat ve estetikten kültürel üretime kadar pek çok çıktı ve değerin niteliğini belirleyen önemli unsurlardan biridir.
Bizim kültürümüzde “Haydan gelen huya gider” diye bir deyim vardır. Yani kolay veya haram yoldan kazanılan paranın akıbeti de aşağı yukarı bellidir. Bunu yakın tarihimizde, tehcir edilen gayrimüslimlerin servetlerine çöken veya kamu malından haksız kazanç sağlayan bazı ailelerin dününe ve bugününe baktığımızda az çok fark edebiliyoruz. Bu tür gasp, el koyma ve haksız kazançlarla servet edinenler elbette bu yazının konusu değil.
Yazımız daha çok sınıfsal, ideolojik ve yaşam tarzı farklılıkları içinde servet sahibi olmuş orta ve üst sınıf seküler veya dindar iş insanları ve ailelerin para harcama kültürü üzerine.
Ülkemizin yaklaşık 150 yıllık modernleşme tarihine paralel olarak baktığınızda, Batı’daki örneklerine benzer biçimde kuşaklar boyunca iş geleneğini ve başarıyı sürdürebilmiş, bugüne ulaşmış çok sayıda köklü aileye rastlayamazsınız. Hatta ayrıca özellikle dindarlarda bulunan aile şirketlerinin dahi kaç kuşak gideceği ayrı bir kaygının konusudur. Ancak Cumhuriyet’in ilk çeyreğinden itibaren ise böyle bir aile geleneğinin belirginleşmeye başladığından söz edilebilir.
Her şeye rağmen bu gelenek-yapıları kabaca iki grupta tasnif edebiliriz: Balkan-Selanik kökenli, Batı’ya açık, Batı ile ilişki kurma özgüvenine sahip seküler aileler ile Anadolu çeperinde kalmış, zamanla yerel üretim seviyesini de aşmış, Kalvinist denilebilecek bir çalışma ahlakına sahip dindar aileler. Bu kategorizasyon genellikle “Beyaz Türkler” ve “Anadolu sermayesi” şeklinde de yapılmaktadır.
Beyaz Türklerin seküler, Cumhuriyet devrimlerine açık ve ilgili kadrolarla iş birliği kurmaya yatkın olmaları, kendilerine hem içeride hem de dışarıda önemli avantajlar sağladı. Anadolu sermayesi ise sırasıyla DP, AP, ANAP ve AK Parti iktidarları dönemlerinde köyden kasabaya, kasabadan şehre, oradan da yurt dışına açıldı. Ama nasıl açıldı yerli verimi sağlayabildi mi ayrı tartışmaların konusu.
Ancak her iki yapı da modernleşme anlayışımızdaki, benim “açık-gizli köylülük” ve “kapalı zihin” olarak tanımladığım zihniyetin etkisinden bütünüyle bağımsız olamadı. Bu durum özellikle mahallede hem para harcama kültürlerine hem de kültürel iktidar üretme konusundaki yetersizliklerine yansıdı.
Kurumsallaşma ve çalışan hukuku açısından Beyaz Türk sermayesinin önemli bir üstünlüğünü sürdürdüğü söylenebilir. Bu yazının doğrudan konusu değil ama başka bir paradoksu da burada not etmek gerekiyor: Bugünün otoriterlik ve mala çökme tartışmalarından çok daha öncesinden, belki elli yılı aşkın bir süredir, ülkedeki siyasi istikrarsızlık kaygısından mıdır bilinmez, önce seküler, ardından dindar servet sahipleri servetlerinin önemli bir bölümünü Batı’ya transfer ederek kendilerince güvence altına alma yarışına girmekteler.
Bu durum da insana ister istemez şu soruyu sorduruyor: Bizde servet neden sermayeye yeterince dönüşemiyor; yastık altında kaldığı için mi, yoksa fırsatını bulduğunda yurt dışına çıktığı için mi?
Eskiden bizim mahalleli taşra zenginleri ailelerini alıp deniz tatiline veya balık lokantalarına gitmez, hatta bunları köylü din anlayışının etkisiyle neredeyse mekruh sayarlardı. Yıllar önce sorunlu serveti olduğu söylenen ve Boğaz’da oturan bürokrat veya siyasetçilerin bile Bebek’e inip aileleriyle çay içmedikleri söylenirdi.
Yıllar sonra nihayet Güre ve Kızılbük gibi yerler, Anadolu sermayesi açısından yeni bir yerel sosyalleşmenin, deniz ve balık üzerinden gelişen yeni bir para harcama kültürünün zeminini oluşturmaya başladı. Ben bu dönüşümü, taşralaşmanın ardından gelen “Körfezleşme” olarak da nitelendirdim. Körfezleşen yeni zengin genç kuşak aslında hızla sekülerleşmekte ve bana göre aynı zamanda yabancılaşmaktadır da. Yurt dışı kültür turları ve özel tekne tatilleri bu dönüşümün belirgin sinyallerini vermektedir.
Köklü Beyaz Türk zenginlerine geçmeden önce, seküler beyaz yakalı meslek erbabına, yani orta ve üst gelir seviyesindeki çalışan kesime de biraz temas etmek gerekir. Dikkatimi çeken; özel koylar, tekne tatilleri, cüretli deniz kıyafetleri ve gün batımında rakı kadehleriyle verilen sosyal medya mesajlarının yalnızca gizli bir köylülük meydan okumasını değil, aynı zamanda bu kesimde güçlü bir statü çığlığının da topluma yansıtmasıdır.
Buradaki mesele elbette insanların denize girmesi, tekneye binmesi, rakı içmesi veya nasıl giyindiği değildir. Mesele, bunların hangi gurup kimliğinin bilinçüstü ihtiyacıyla sürekli olarak başkalarına gösterilmek istendiğidir. Çünkü tüketimin kendisi ile tüketimin teşhiri birbirinden farklı şeylerdir. Birincisi hayat tarzıdır; ikincisi ise çoğu zaman bir kimlik ve statü ilanıdır. Tam da burada seküler ve dindar mahallelerin birbirlerinden sandıkları kadar uzak olup olmadıkları sorusu ortaya çıkmaktadır. Birinin statü sembolü rakı kadehi ve tekne, diğerinin lüks otomobil, ihtişamlı konut veya pahalı bir umre organizasyonu olabilir.
Bugün Koç, Sabancı veya Eczacı gibi batıya açık kurumsallaşmış iş dünyasının bir şekilde sanat ve eğitime yatırımlarından söz edilebilir. Yeni güçlenen köklü Muhafazakar sermaye de ise eğitim ve sanata yatırım yapanların adedi Beyaz Türklere göre oldukça asimetriktir.
Dindarların sanat, sinema veya felsefe gibi alanlara yatırım yapma isteksizliklerinin arkasında mevcut sistemi gücendirme kaygısının çok ötesinde itikadi doktrin yüzeyselliği veya esnaflığı yatmaktadır.
Beyaz Türkler ise bu alana yatırım yaparken 200 yıllık reformlarımızın yüzeyselliği ve gösterişinden kurtulamamanın sinyalini vermekteler. Her iki kesimde kültür ve sanatı kendi dünya görüşleri muvacehesinde bir anlam arayışı ve eleştirel bir tutarlıkla ortaya koymak durumundalar.
İslam medeniyeti krizde, Türkiye’de düşünce dünyası çoraklaşmakta ve hızla vasatın altına ivmelenmekteyiz. Kültür, sanat, değerler ve evrenselin birbirleriyle senteze girebileceği kuluçka alanlarına acil ihtiyaç var. Tek eksik olan nitelikli sermayenin samimiyetini gösterebilmesi.
Medyascope'tan alıntılanmıştır.
KÖY BOŞALDI, ŞEHİR SIKIŞTIAHMET DİKİCİ
MEVLÜT BEY BÖYLE İSTEDİ!..VEDAT GÜRHAN
SESTEN SESSİZLİĞE, SESSİZLİKTEN SESE SALINAN SARKAÇTABAHAR UYSAL HAMALOĞLU
BAYRAM GELİRKENNURİ SEZEN
ADALET, YAŞAM VE VİCDAN ÇIĞLIĞIGAMZE AFERİN DEMİRBAĞ
KANADA BAŞBAKANI HAZIR GELMİŞKEN…HÜSEYİN KARABULUT
ŞÜPHE İNANCIN DÜŞMANI MI?TARIK ÇELENK
“KIRKMERDİVEN” EDEBİYAT DERGİSİ VE “ANSAN” 2YUNUS YAŞAR
HERKES, DEĞER VERDİĞİNE MÜSAİTTİRMELTEM YUVARLAK
BULUTLARA DOKUNAN KADINIŞIK YARGIN
DOĞAL SERMAYE BÜTÇESİCEM ARÜV
SOKAKLAR KONUŞUYORGÖZDE SARI
MAVİ SESRAZİYE GÖK AKTAŞ
BAŞARIYA KOŞANLARALYA ŞAHİN
23 EKİM… VAN’IN YARASI, HEPİMİZİN YÜREĞİNDE!OYA BOYSAN
ANTALYA'NIN GURURU, TÜRKİYE'NİN SANAYİ GÜCÜ: YÖRÜKOĞLUSÜLEYMAN EKİN
İSTANBUL’DA BALIK KÜLTÜRÜTALİP BAYRAM
ŞAİRİN ÖLÜMÜ VE SONRASI-7GAZANFER ERYÜKSEL
LAİK EĞİTİM, ÇOCUĞUN ÖZERKLİĞİ VE DİNÎ SİMGELERMUHARREM YELLİCE
AKDENİZ’DE JEOPOLİTİK ŞOK: MAVİ VATAN’DA TARİHİ TESCİL!İZZET ÜNLÜ
DOĞANIN DİLİNİ NEDEN ANLAMAK İSTEMİYORUZ?AHMET İLBARS
KALEMŞÖRLERİN MANİPÜLASYONUNA DİKKAT!!!ALİ İHSAN DİLMEN
TAZİYE OYUNLARI İSLAM TOPLUMLARINDA ESKİ BİR GELENEKBİHTER GÖRDÜ
İNDİRİM ALGISINA DEĞİL, GERÇEK FİYATA BAKIN!AV İBRAHİM GÜLLÜ
8. CUMHURİYET KUPASI TENİS TURNUVASI TAMAMLANDI
ALTIN PORTAKAL’DA ULUSAL JÜRİDE GÖREV DEĞİŞİKLİĞİ
ALTIN PORTAKAL KORTEJİNDE YILDIZLAR GEÇİDİ YAŞANACAK
ALTIN PORTAKAL'IN UNUTULMAZLARI
'1915' DAMGALI ASKERİ SEDYEYİ TARİHE EMANET ETTİ
DÖŞEMEALTI HALILARININ HİKAYESİ CUMHURİYET MEYDANI'NDA
ÖZDEMİR'DEN ALTINTAŞ AÇIKLAMASI
XIX. VERONA AVRASYA EKONOMİK FORUMU İSTANBUL’DA DÜZENLENİYOR
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





