- IMKB
% - Altın
6475.19
%-1.48 - Dolar
45.8998
%-0.06 - Euro
53.3153
%-0.18
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 10:18 - ADANA İKİ GÜN YAĞMURLU, HAFTA SONU SICAKLIK ARTACAK
- 10:18 - ADANA BAYRAMDA SESSİZLİĞE BÜRÜNDÜ: SOKAKLAR BOŞ KALDI
- 09:53 - AKIMA KAPILARAK HAYATINI KAYBEDEN 16 YAŞINDAKİ MAHİR BUĞRA’NIN ÖLÜMÜNDEN 2 GÜN ÖNCE SÖYLEDİĞİ KURBAN HAYALİNİ GÖZÜ YAŞLI ANNESİ GERÇEKLEŞTİRDİ
- 09:48 - 40 KİLO ET ÇALAN HIRSIZLARDAN "MANGAL YAPTIK" SAVUNMASI
- 09:33 - DEPREMDE YÜZLERCE KİŞİYE MEZAR OLAN VE YENİDEN İNŞA EDİLEN MAHALLEDE ŞÜKÜR NAMAZI KILINDI
- 09:33 - 15 YAŞINDAKİ MUSTAFA’NIN ÖLÜMÜNDE SANIĞA 18 YILA KADAR HAPİS TALEBİ
- 08:43 - OTOMOBİL BAHÇE DUVARINA ÇARPTI: O ANLAR KAMERADA
- 02:26 - VALİ ŞAHİN'DEN KURBAN BAYRAMI ZİYARETLERİ
- 21:48 - D-400 KARAYOLUNDAKİ HASAR ONARILDI, YOL TRAFİĞE AÇILDI
- 20:53 - OSMANİYE’DE KONTROLDEN ÇIKAN ARAÇ TAKLA ATTI: 2 YARALI
- 20:48 - KAZA YAPAN GENCE İLK MÜDAHALEYİ VALİ SERDENGEÇTİ YAPTI
- 19:53 - SERİNLEMEK İÇİN GİRDİĞİ SUDA CAN VERDİ
- 17:33 - ARAZİ ANLAŞMAZLIĞI KAVGASI: 1 ÖLÜ, 2 YARALI
- 16:42 - VALİ ŞAHİN BABASIYLA GELDİ
- 16:33 - ARKADAŞINI KURTARMAK İSTERKEN BOĞULMA TEHLİKESİ GEÇİREN ÇOCUK HASTANELİK OLDU

TARIK ÇELENK / KONUK YAZAR


TÜRKİYE VE İSLÂM DÜNYASI'NDA DÜŞÜNEMEME SORUNU

Ekopolitik Düşünce Merkezi’nin kurucusu Tarık Çelenk, eğitimin esas meselesinin bilgilendirmek değil, doğru düşünebilme yetisi kazandırabilmek olduğunu yazdı.
Ülkemizde “düşünce kuruluşu” etiketi taşımak hâlâ oldukça saygın bir konum ifade ediyor. Ancak bu saygınlığa rağmen, ne yazık ki ülkemizde bırakın kurumsal düzeyde düşünce üretimini, doğru ve metodik düşünme yetisini bireysel düzeyde bile henüz kazanabilmiş değiliz. Yıllar önce, 2005’te Ekopolitik kurulmadan önce, merhum Abdullah Tivnikli bana açıkça şunu söylemişti: “Bu ülkede asıl sorun doğru ya da metodik düşünememe meselesi. Öyle bir kurum kuralım ki bu alan üzerine çalışsın, insanlara düşünmeyi öğretsin.” Bu cümle, aradan geçen yıllara rağmen hâlâ zihnimde canlılığını korur.
Hatıralarımda yer eden benzer bir başka örnek ise ilkokuldan yakın bir arkadaşımın anlattıklarıdır. Kendisi, köklü ve tarihî bir yabancı Katolik kolejine gitmişti. O dönemde çoğumuzun bu tür okullara gitme imkânı yoktu; ayrıca bu okullarda papaz ve rahibelerin ders verdiğine dair dolaşan fısıltılar, bizim dünyamızda ciddi bir tedirginlik ve rahatsızlık kaynağıydı. Arkadaşım, ilk karşılaştığımızda bir ders anısını anlatmıştı: Derse giren rahibe öğretmen, masasının üzerine yüklü miktarda eski Latince kitaplar dizmiş; öğrencilerin yüzlerindeki korku ve tedirginliği fark edince gülümseyerek şunu söylemişti: “Merak etmeyin, bu kitapların amacı içindekileri size ezberletmek değil; yalnızca nasıl düşüneceğinizi öğretmek.”
Bu cümle, o yaşlarda bile bende derin bir merak ve sorgulama uyandırmıştı; çünkü ilk kez, eğitimin esas meselesinin bilgilendirmek değil, doğru düşünebilme yetisi kazandırabilmek olabileceği fikriyle bu kadar net biçimde karşılaşıyordum.
Bugün ülkemizde düşünce metodolojisinin olmamasının bedelini en basit haliyle komplo teorileri veya bilgi kirliliği ile ödemekteyiz. Bu durum ahlâkî esnekliği besler; çünkü metodolojik düşünce nedensellik, kanıt ve sorumluluk isterken, komplo zihniyeti süreci atlayıp fail üretir, kanıt yerine niyet arar ve suçu sürekli dışsallaştırır. Bu zihinsel rejimde yanlışlanabilirlik ve öz eleştiri yoktur; birey kendi payını sorgulamaz, “ben” yerine sürekli “onlar” konuşur. Böylece komplo, düşünmenin değil düşünememenin dili hâline gelir. Ahlâk ilkelere değil taraflara bağlanır, doğru kimliğe göre değişir, yanlış “bizden” olunca mazur görülür. Sonuçta metodoloji eksikliği, komployu mazerete; mazereti de ahlâkî çözülmeye dönüştüren bir döngü üretir. Oysa mesele, bireysel zekâ eksikliği ya da bilgiye erişim problemi değildir.
Asıl sorun, merakın -epistemik- bir erdem olarak meşrulaştırılamaması, dolayısıyla eleştirel düşüncenin hem ahlâkî hem kurumsal zeminden yoksun bırakılmasıdır. Düşünememe sorunu, en temelde merakın bastırılması sorunudur. Bastırılan merak, yalnızca pedagojik bir kayıp değil, aklın kamusal hayattan dışlanmasıdır.
Düşünememe problemini incelerken, ülkemizde özellikle eğitim sisteminde sistematik biçimde gözden kaçırılan akıl–zeka farkına dikkat çekmek gerekir. Türkiye’de eğitim sistemi ve özellikle sınav rejimi büyük ölçüde zekâyı ölçmeye yöneliktir. Oysa zekâ, hayvanlarda da bulunan; hızlı uyum sağlayan, sonuç üreten fakat sorumluluk ve vicdan taşımayan bir kapasitedir. Akıl ise öncelikle insana mahsustur; sorumluluk yüklenir, sonuçları muhasebe eder ve bu yönüyle eleştirel düşüncenin kendisidir.
Antik düşüncede bu ayrım nettir. Sokrates’in “bildiğini sanmama” hâli, zekâ gösterisine değil, ahlâkî bir sorumluluk olarak meraka dayanır. Aristo ise bu merakı metodolojik bir düzene kavuşturur. Çelişmezlik, nedensellik ve tanımın açıklığı, merakın keyfî bir sorgulama değil; gerekçeli ve denetlenebilir bir arayış olmasını sağlar. Burada merak, bilgiye ulaşmanın değil, bilgiyi sınamanın aracıdır; yani zekânın hızını değil, aklın muhasebesini öne çıkarır.
Modern düşüncede merak, Descartes’la birlikte daha radikal bir anlam kazanır. Metodik şüphe, zekânın pratik kurnazlığı değil; aklın vicdanlı cesaretidir. Hiçbir otorite, gelenek ya da metin eleştiriden muaf değildir. Ancak Türkiye ve İslam dünyasında bu tavır epistemik bir gereklilik olarak değil, ahlâkî bir tehdit olarak kodlanmıştır. Merak, ilerlemenin değil; şüphenin, güvensizliğin ve sadakatsizliğin işareti hâline getirilmiştir.
İslam dünyası Aristo’yu tanımış, onun mantığını, fiziğini ve metafiziğini yalnızca tercüme etmekle kalmamış, Batı’ya taşıyan ana entelektüel havzayı da oluşturmuştur. Ancak burada belirleyici bir kırılma yaşanmıştır: Aristo’nun sonuçları alınmış, fakat onun temsil ettiği sorgulayıcı düşünme rejimi kurumsallaşamamıştır. Mantık, hakikati test eden bir araç olmaktan çıkmış; mevcut doğruları savunmanın teknik dili hâline gelmiştir. Böylece düşünce, Popper’ın ifadesiyle, yanlışlanabilir iddialar üretmekten vazgeçip dokunulmaz doğrular üretmeye yönelmiştir.
Kant’ın eleştirel felsefesi, merakı keyfîlikten kurtaran en güçlü teorik çerçevelerden biridir. Kant’ta eleştiri, zekânın sınırsız manevra alanı değil; aklın kendi kendine koyduğu ahlâkî ve epistemik sınırdır. Akıl burada yalnızca bilginin değil, ödevin ve sorumluluğun da kaynağıdır. Ne var ki Türkiye’de eğitim sistemi Kantçı anlamda ne merakı ne de sınırı öğretmiştir. Sonuçta ya mutlak doğrulara teslimiyet ya da sınırsız ama temelsiz bir sorgulama ortaya çıkmış; zekâ parlamış, akıl ise inşa edilememiştir.
Hegel bu çerçeveye tarihsel bir boyut ekler. Merak, Hegel’de statik bir “bilme isteği” değil; çelişkiyle ilerleyen tarihsel bir akıl hareketidir. Çelişki, zekâ için rahatsız edicidir; akıl için ise öğreticidir. Ancak Türkiye’de ve İslam dünyasında çelişki çoğu zaman “fitne” olarak kodlanmış; merak, çelişkiyi görünür kıldığı ölçüde tehlikeli sayılmıştır. Çelişkinin bastırıldığı yerde merak da bastırılır; bastırılan merak ise düşünceyi dogmaya, zekâyı ise kurnazlığa mahkûm eder.
Merakın kamusal bir değer hâline gelmesi John Stuart Mill ile belirginleşir. Mill’e göre karşıt görüşlerin bastırılması yalnızca özgürlüğü değil, hakikatin kendisini de zedeler. Bu yaklaşım Karl Popper’da metodolojik bir ilkeye dönüşür: yanlışlanabilirlik. Yanlışlanabilirlik, zekânın değil; aklın ve vicdanın erdemidir. Zekâ yanılmaz görünmek ister; akıl yanılabilirliği kabul eder. Türkiye’de ise eğitim sistemi, merakı ve yanlış yapma ihtimalini ödüllendirmek yerine cezalandırmış; doğru cevabı tekrar eden zekâyı makbul, yanlış soruyu soran aklı sorunlu görmüştür.
Muhammed Âbid el-Câbirî’nin İslam düşüncesine yönelik teşhisi, bu tabloyu yapısal bir zemine oturtur. Câbirî’ye göre burhânî aklın geri planda kalması, merakı ya metin tekrarına ya da sezgisel iddialara hapseder. Oysa burhânî akıl, yalnızca mantıksal değil; sorumluluk ve gerekçelendirme taşıyan bir akıldır. Bu zemin zayıf kaldığında zekâ parlar, ama eleştirel ve vicdanlı düşünce gelişmez; merak ya susar ya da slogana dönüşür.
Sonuç olarak Türkiye ve İslam dünyasında “Düşünememe sorunu”, yalnızca eleştirel düşüncenin teorik temellerinin eksikliğinden değil; merakın, aklın sorumluluk ve vicdan taşıyıcılığıyla birlikte bastırılmasından, buna karşılık zekânın ölçüsüz biçimde yüceltilmesinden kaynaklanır. Bu çizgide düşünce ya dogmaya ya da ahlâksız bir kurnazlığa savrulur. Bu çizginin bir diğer sonucu da metafiziğin ya dogmaya ya mistisizme indirgenmesi ve burhânî aklın merkezî rolünü kaybetmesidir. Halbuki Aristo’dan Kant’a, Hegel’den Popper’a uzanan çizgi, düşünebilmenin ancak merak, eleştiri ve ahlâkî muhasebe ile yaşayabildiğini gösterir. Bu zemin kurulmadıkça ne Türkiye’de ne de İslam dünyasında sahici bir düşünebilme geleneği üretimi beklemek gerçekçi değildir.
Karar'dan alıntılanmıştır.

TÜRK ŞİİRİNDE ANADOLU[1]MUHARREM YELLİCE
'BİP BİP' SESLERİ ARASINDA KAYBOLAN BAYRAMLARMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
BİR GARİP GÖÇ EYLEDİKAHRAMAN KÖKTÜRK
'KENDİNE AİT BİR ODA' YA DAİRALİ İHSAN DİLMEN
BİR BAYRAM VARDI; KAPILAR DA GÖNÜLLER DE AÇIK OLURDU...DERYA DEMİR
SEN AT MI KOŞTURUYORSUN?VEDAT GÜRHAN
HOMO VİATORLUKLA FLANÖRLÜK ARASINDA KALMAK VE YÜRÜMEKBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
SİYASETİN KAYBETTİĞİ ŞEY: AHLAK VE GÜVENPROF DR RAMAZAN DEMİR
TURİZM, İNSANLIĞA MUTLULUK ÜRETİRNİZAMETTİN ŞEN
DENEMEYİ DENEMEKGAZANFER ERYÜKSEL
BİLGİ ÜNİVERSİTESİ DE KAPATILIRKEN…TARIK ÇELENK
HÜSEYİN ÇİMRİNYAVUZ ALİ SAKARYA
ÖLÜ TOPRAĞINI ÜZERİMİZDEN ATMA ZAMANICEM ARÜV
BİR BİSİKLET TURU VE COŞKUN GÖĞEN (TECAVÜZ COŞKUN)YUNUS YAŞAR
ZAMAN VE MEKAN YİNE AĞIR ÇEKİMDEIŞIK YARGIN
ÇEŞMELİ KİLİSE'NİN ERMENİCE KİTABELERİ VE ANA NEF İKONAGRAFİLERİYUSUF YILDIRIM
CAMUS VE SARTRE SENTEZİNDE ÇAĞDAŞ TAVIRGÖZDE SARI
DİPLOMASİAHMET İLBARS
İKİ İNSAN, BİR HAYAT, ORTAK BİR GELECEKHASAN YAKUP CANGÜVEN
19 MAYIS VE BİLİNMEYENLERİŞEBNEM YAPA ÖZTOPRAK
ONLİNE ALIŞVERİŞ SİTELERİNDE SAHTE YORUMLARAV İBRAHİM GÜLLÜ
19 MAYIS ATATÜRK'Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI'MIZ KUTLU OLSUNOYA BOYSAN
GÖKYÜZÜNDEN GELEN ZENGİNLİK: TÜRKİYE HAZIR MI?HÜSEYİN BARANER
BİR SORU SORALIMNURİ SEZEN
KURBAN KESİM ALANLARINDA YOĞUNLUK
SMA VE DMD HASTASI ÇOCUKLAR İÇİN FARKINDALIK YÜRÜYÜŞÜ
YAVAŞ: "BAYRAMLAR KALPTEN KALBE KURULAN EN GÜÇLÜ KÖPRÜLERDİR"
ANNE KARNINDAKİ BEBEĞİN TIKALI İDRAR YOLU LAZERLE AÇILDI
MURATPAŞA'DA KURBAN KESİM NOKTALARI KULLANIMA HAZIR
KEMER'DE DENİZ DİBİ TEMİZLİĞİ
AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ AİLESİ KURBAN BAYRAMI'NI KUTLADI
MEZUNİYET BELGESİNİ PROFESÖR OĞLU VERDİ

Erbaş, Hacı Bayram Veli Camii’nde teravih namazı kıldırdı
Otomobilin yan yattığı kaza anı kameraya yansıdı
Samsun'da trafik kazası: 3 yaralı
ABD'de düzenlenen yarışmada dünya 2.'si oldu
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
- 6
- 7
- 8

- VALİ ŞAHİN'DEN KURBAN BAYRAMI ZİYARETLERİ
- OTOMOBİL BAHÇE DUVARINA ÇARPTI: O ANLAR KAMERADA
- 15 YAŞINDAKİ MUSTAFA’NIN ÖLÜMÜNDE SANIĞA 18 YILA KADAR HAPİS TALEBİ
- DEPREMDE YÜZLERCE KİŞİYE MEZAR OLAN VE YENİDEN İNŞA EDİLEN MAHALLEDE ŞÜKÜR NAMAZI KILINDI
- 40 KİLO ET ÇALAN HIRSIZLARDAN "MANGAL YAPTIK" SAVUNMASI
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim

