- IMKB
% - Altın
6653.6
%0.14 - Dolar
49.3473
%-0.1 - Euro
55.1892
%-0.45
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 01:08 - VALİ MASATLI, YENİ YENİ HİZMET BİNALARINI İNCELEDİ
- 00:05 - HAFİF TİCARİ ARAÇ UÇURUMA YUVARLANDI; 2 KİŞİ ÖLDÜ,3 KİŞİ YARALANDI
- 23:08 - ANTALYA’DA ARAÇ 50 METRELİK UÇURUMA YUVARLANDI: 2 ÖLÜ, 4 YARALI
- 22:13 - VALİ ÜNLÜER: "VEKİLİMİZİN İLERİ DÜZEYDE BİR TETKİKE İHTİYACI VAR, ANKARA’YA NAKLEDECEĞİZ"
- 21:30 - KIZ KARDEŞİNİ BALKONDAN ATIP TABANCAYLA YAŞAMINA SON VERDİ
- 21:15 - ARIKAN'DAN EKONOMİ, GENÇLİK VE ADALET VURGUSU
- 19:33 - ADANA VALİSİ YAVUZ: "SIFIR ATIK ANLAYIŞIYLA FESTİVALİMİZİ DÜZENLEDİK"
- 19:28 - MHP’Lİ MİLLETVEKİLİ VE İL BAŞKANININ KONVOYUNDA KAZA: 1 ÖLÜ, 7 YARALI
- 17:48 - MHP’Lİ MİLLETVEKİLİ VE İL BAŞKANININ KONVOYUNDA KAZA: 1 ÖLÜ, 4 YARALI
- 16:28 - ALANYA’DA TARTIŞTIĞI KIZ KARDEŞİNİ BALKONDAN ATTI, ARDINDAN İNTİHAR ETTİ
- 16:13 - MHP’Lİ MİLLETVEKİLİ VE İL BAŞKANININ KONVOYUNDA KAZA: 1 ÖLÜ, 4 YARALI
- 16:08 - MERSİN’DE UYUŞTURUCU OPERASYONU: 6 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
- 15:47 - SİLAHLI KAVGADA ÖLÜ SAYISI 2'YE YÜKSELDİ
- 15:33 - ORMAN YANGINIYLA İLGİLİ 6 ŞÜPHELİ GÖZALTINDA
- 15:13 - YORGUNLUK ŞİKÂYETİYLE HASTANEYE GİTTİ, KALBİNİN TERS YÖNLÜ ÇALIŞTIĞI TESPİT EDİLDİ
GAZANFER ERYÜKSEL / KONUK YAZAR


YÜZ YILDA İNSANIMIZ GÜNLÜK TUTMAYA NEDEN UZAK DURDU?
Yalçın Duman, Eylül ayından başlayarak Antçev’de (Antalya Çağdaş Eğitim ve Kültür Vakfı) edebiyat programlarını hazırlayıp sunmaya başladı. Ekim ayındaki etkinliği aşağıdaki sunumla duyurdu.
“Şiir dili, imge ve metafor kurgusuna dayalı anlatımını, nesir diline de dayatmaya mı başladı?
Edebiyatta, türler arası geçişten ne anlıyoruz ve hangi türler birbirine daha fazla geçiş yapıyor?
Yüz yıllık Edebiyat eğitimimizde insanımıza neden günlük tutmayı öğretemedik?
Edebiyatın deneme türü, niçin baş köşeye oturdu?”
Bir öğretim yılında işlenmesi gereken derinlikli konuları çift imbik bir anlatımla sundu. İzleyenler de keyif aldılar, hatta soru ve yorumlarıyla da katkı verdiler.
Bu yazımda “Yüz yıllık edebiyat eğitimimizde insanımıza neden günlük tutmayı öğretemedik?” konu başlığı üzerinde durmak istiyorum. Ancak soruyu “Yüz yılda insanımız günlük tutmaya neden uzak durdu?” diye değiştirmek istiyorum. Çünkü okullarda yapılacak günlük bir eğitimle insanlara 'günlük' tutmaları öğretilemez. Günlük tutma bir yaşam biçimi ve hayat felsefesinin türevidir; ritmik bir disiplin de ister.
Yüz yıldan devam edelim.
Nüfusumuzun %80’i kırsalda yaşamaktadır. Köy sayısı 40 bin. Okul yok, yol yok, evler kerpiç, tarım çağın gerisinde ve en ilkel şekilde yapılıyor. Cumhuriyet'in kurulduğu yıl, belediyeler, il özel idareleri ve genel bütçeye bağlı olarak toplam 78 hastane ve dispanser ile 4.595 hasta yatağı ve toplam 560 hekim, 554 sağlık memuru, 136 ebe, 69 hemşire, 4 eczacı mevcut.
Toplam 12 milyon olduğu tahmin edilen nüfus ise açlık, yoksulluk, sefaletin yanı sıra sıtma, trahom, verem, frengi, lepra, çiçek, kolera, tifo, tifüs, ankilostam, nekator ve benzeri bulaşıcı hastalıklarla boğuşmakta.
Cumhuriyet'in ilan edildiği 1923-1924 eğitim öğretim yılında Türkiye’de 4894 ilkokul, 10.238 öğretmen 341.941 de öğrenci bulunmakta. Eğitim ve öğretim Osmanlı Devleti’nden kalan Arap alfabesiyle Türkçe okuyup yazmaya çalışan öğrenciler ve öğretmenlerle yapılmaktadır.
Genç Cumhuriyet Osmanlı’dan şifahi bir toplum devralmıştır. Hani Yahya Kemal der ya, "Şarklı konuşur Garplı yazar”
Var olan öğretmenlerin sadece yüzde 32’si öğretmen yetiştiren kurumlardan, yüzde 68’i medreselerden, imamlardan ve askerliğini yapmış, okuma-yazma bilenlerden karşılanmakta.
Nüfusun yüzde 80’i köylerde yaşarken, öğretmenlerin yüzde 78’i şehirlerdedir. Okulların yüzde 24,7’si, öğretmen yokluğundan kapalıdır.
1927 sayımında nüfusun sadece yüzde 4,7'si okur-yazardır, ki bunun da tamamına yakını şehirlerde yaşamaktadır. Erkeklerin yüzde 77'si, kadınların yüzde 92'si okuma yazma bilmemektedir.
Öğretmen açığını kapatmak amacıyla, 7 Mart 1921 günlü bir kanunla; öğretmen, öğrenci ve medrese mensuplarının askerlikleri ertelenmiştir.
3 Mart 1924’te çıkarılan Tevhid-i Tedrisat (öğretimin birleştirilmesi) Yasası ve 1 Kasım 1928’deki Harf Devrimi ile eğitim alanına önemli kazanımlar sağlanmış, ancak eğitim ve öğretmen yetiştirme sorunu henüz çözülememiştir.
Yetişen şehir kökenli öğretmenlerin, tümüne yakını şehirlerde görev almakta, köylere atanan az sayıdaki öğretmen de kısa süre içinde şehre dönmenin bir yolunu bulmakta ya da öğretmenliği bırakıp şehirde başka işlerde çalışmaktadır. Çalıkuşları pek yoktur.
Öğretmen yokluğundan yararlanan Cumhuriyet karşıtı güçler, okulların yerini, eski yöntemle illegal olarak yürüten imamlarla doldurmaktadırlar. Köylerdeki çocukların tamamına yakını, cami hocalarından eğitim almaktadır.
Bu kısır döngü, Köy Enstitüleri’nin açılmasıyla kırılır ancak, topluma egemen olan ekonomik yapı büyük toprak sahiplerinin denetimindedir. 1945 sonrası ABD baskısı da başlayınca Köy Enstitüleri’nin kurucusu İsmail Hakkı Tonguç ve dönemin Milli Eğitim Bakanı görevden alınır ve Bakanlığa Şemsettin Sirer adlı gerici, tarikatçı bir bakan atanır. Yapılan ilk iş Köy Enstitüleri’ndeki uygulamalı derslerin kaldırılması ve öğretmen ve yönetici kadroların görevden alınması olmuştur. Tabelada Köy Enstitüsü yazsa da bu okullar artık öğretmen okulu hâline gelmiştir. Bu okulların tabelasını Adnan Menderes değiştirir. Artık adları Öğretmen Okulu’dur.
Köy Enstitüleri’nin ardından ağıt yakmak değil, hangi sebeplerle kapatıldığını analiz etmek konusunda bugün bile yeterli adım atılmamakta, kişisel çabalar yetersiz kalmaktadır. Bir toplumda egemen ekonomik yapıyı değiştirmeden eğitim-öğretim sistemini değiştirmek, şekilde görüldüğü gibi zordur, hatta imkânsızdır.
Biz neden günlük tutamıyoruz, sorusunun yanıtına hızla yaklaşıyoruz.
Bu satırların yazarı 1970 yılında liseyi bitirir. Lisede klasik yazılı sınavlar yapılmaktadır hatta bitirme sınavı da vardır. Aynı yıl girdiğimiz üniversite sınavında karşımıza dört kitapçık ile test sınavı çıkar. Lise son sınıfta, şu an adını hatırlamadığım bir öğretmenimiz, bize kendi hazırladığı 30 soruluk bir test deneme sınavı yapar. Test soru tekniğini bilin, üniversite sınavında sorular böyle olacak, bari görün istedim, der.
Ne güzel bir insan kaynakları anlayışı değil mi? Ah güzel ülkem ah… Büyük şehirlerde üniversite sınavları için özel dershaneler açılmaya başlanmıştır bile.
Gelelim okumadan yazmanın imkânsızlığına…
Japonya'da toplumun yüzde 14′ü, Amerika'da yüzde 12′si, İngiltere ve Fransa'da yüzde 21′i düzenli kitap okurken, Türkiye'de yalnızca ON BİNDE BİR kişi kitap okumaktadır.
Günümüzde gençlerimiz öğretimin her aşamasında test ile sınava tabi tutulmaktadır. Liseyi bitirip de dört işlemi ve çarpım tablosunu bilmeyen gençlerimiz vardır.
2,5 milyon öğrencinin girdiği TYT'de (Temel Yeterlik Sınavı) matematik sorularında 305 bin aday sıfır çekmiştir.
Klasik yazılı sınav yapılamadığı için salt kompozisyon dersi ile öğrencinin yazarak bir konuyu anlatmasının ne derece imkânsız olduğu gerçeğiyle Türkiye yüzleşmek zorundadır.
Bütün bunlardan sonra 100 yılda günlük tutan bir toplum olmamız kaçınılmazdır. Selçuklu ve Osmanlı Devletleri dönemlerinde halkına kendi dilini kendi alfabesiyle öğretmeyen bir yönetim anlayışının getirdiği seviye budur. Bırakınız dünyanın yaşını veya 12 bin yıllık Göbeklitepe’yi, Sümer’den bu yana 100 yıl, bir toplumun tarihinde kısa bir süredir. Biz her şeyi ortalama insan ömrü ile ölçtüğümüz için de sıkıntı çekiyoruz.
Günümüz dünyasında bilgisayar ve internet teknolojisinin içinde yaşıyoruz. Gelişen teknolojiyi yadsıyacak değiliz. Ancak mesele teknolojiyi kimin ve neyin yararına kullanacağız. Egemen her yapı kendi iktidarını sürdürmek için kadro yetiştirir.
İnsanlığa dayatılan, 21. yüzyılın yeni köleci çağ olmasıdır. İşbirlikçiler içerden küresel çeteler dışardan Türkiye’yi kendi çıkarları için şekillendirmenin peşindedirler ve şimdilik de başarılı gibi gözükmektedirler. Ancak Türk Milleti'nin karşı hamleyi ne zaman yapacağını bilemedikleri için de telâş içindedirler.
Tarih yaşananların ve yaşatılanların günlüğünü tutmaya devam ediyor.
ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-9NİZAMETTİN ŞEN
TÜKETİCİYE VALE KISKACIAV İBRAHİM GÜLLÜ
ŞAİRİN ÖLÜMÜ VE SONRASI-5GAZANFER ERYÜKSEL
STREEK VE ENSAR BUĞRA PERFORMANSIKAHRAMAN KÖKTÜRK
ÖMÜR DEDİĞİN İPTEKİ CAMBAZBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
GAZETECİLER SUSARSA, TOPLUM KARANLIKTA KALIR!..ERDOĞAN KAHYA
KENTLİLİK BİLİNCİ VE ORTAK GELECEĞİMİZIŞIK YARGIN
ANTALYA’DA KİTAP FUARLARI YAZAR VE YAYINCILAR ÜZERİNEYUNUS YAŞAR
ÜNİVERSİTELİ GENÇLERİN TEMEL HAKLARIDİLEK DEMİRKAN
YENİ PARTİ GENİŞLEYEBİLECEK Mİ?TARIK ÇELENK
BÜYÜYEN RAKAMLAR, KÜÇÜLEN EKMEKLERAHMET DİKİCİ
YAKILACAK KİTAP VE İSKİLİPAHMET İLBARS
SEVGİ YAŞAM DEMEKTİRMELTEM YUVARLAK
BAŞARIYA KOŞANLAR: NURAY YILMAZ KAYANALYA ŞAHİN
BETONDAN MEDENİYET OLMAZ: EKOLOJİK MEDENİYETİ KURMAKCEM ARÜV
ELMALI’DAN TUVA’YA, HARAPPA’DAN İDİL’EMUHARREM YELLİCE
ERKEN UYANDIMMERAL KILINÇ
ÇOCUKLARIMIZ İÇİN ARTIK YETERŞAFAK ÇELİK
DEĞER YARGISI VE DEĞER BİLİNCİHASAN EKİN KURUCUK
BETERİN BETERİNE ALIŞMAKMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
BİZLER KÜÇÜLDÜKÇE, EKRAN BÜYÜYOROYA ÖZGÜR
DİJİTAL PİYASA YASASI MI, DİJİTAL KAPİTÜLASYON MU?TUGAY TOYDEMİR
BİZİM MESLEĞİN ADI NE?VEDAT GÜRHAN
GASTRO AFYON'DA ANADOLU SOFRASITALİP BAYRAM
NEVADA COFFEE ANTALYA’DAKİ İLK MAĞAZASINI AÇTI
ÇIRALI'DA KUM ZAMBAĞI SAYISI ARTTI
HATİCE ÖZ: "10 GÜN SONRA HEP BİRLİKTE TARİH YAZACAĞIZ"
HATİCE ÖZ: "BİZ GELECEĞİ VAAT EDİYORUZ"
BERKAY BAHAR'DAN ATSO İÇİN '365 GÜN' MESAJI
ÇOCUKLARDAN ASTRONOTLARA SORU YAĞMURU
REKTÖR ÖZKAN KADIN LİDERLER FORUMU'NA KATILDI
BERKAY BAHAR GAZİPAŞA’DA ESNAF VE ÜYELERLE BULUŞTU
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim







