- IMKB
% - Altın
6817.14
%0.07 - Dolar
48.8155
%0.02 - Euro
55.964
%0.02
- GÜNCEL
- RESMİ İLANLAR
- SPOR
- SAĞLIK
- POLİTİKA
- EKONOMİ
- YAZARLAR
- EĞİTİM
- KÜLTÜR SANAT
- DÜNYA
- GENEL
- YEREL
- ASAYİŞ
- ÇEVRE VE İKLİM
- 23:00 - MÜZE İÇİN KARAYOLLARI ARAZİSİNE 'PLAN' TALEBİ
- 22:38 - ANTALYA’DA SAĞANAK TAŞKINLARA NEDEN OLDU
- 22:04 - HALI DOKUMA GELENEĞİNİ GELECEK NESİLLERE AKTARIYOR
- 21:43 - 'TARIM MALİYETİ TEMMUZ'DA REKOR DÜŞÜŞ GÖSTERDİ'
- 21:33 - GÜRCİSTAN UYRUKLU ADAM EVİNDE ÖLÜ BULUNDU
- 21:31 - MARKET ÇALIŞANININ BIÇAKLANMASI OLAYINDA 2 KARDEŞ TUTUKLANDI
- 21:25 - ANTALYA'DA SAĞANAK, TAŞKINA NEDEN OLDU
- 21:03 - AYŞEGÜL YAŞAR CİNAYETİ SORUŞTURMASINDA KATİL ZANLISI VE AİLESİ ADLİYEYE SEVK EDİLDİ
- 20:00 - ÖZ, TOPTANCI HALİ'NDE PROJELERİNİ ANLATTI
- 19:13 - TIRLA ÇARPIŞAN MOTOSİKLET ARDINDAN KAMYONETE ÇARPTI: 1 ÖLÜ, 1 YARALI
- 19:02 - BARO SEÇİMİNDE İKİNCİ ADAY
- 18:51 - CİNAYET ŞÜPHELİSİ: "YİNE OLSA YİNE YAPARIM"
- 18:44 - KUNDAKLAMA İDDİASIYLA GÖZALTINA ALINAN ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
- 18:38 - KAHRAMANMARAŞ’TA UYUŞTURUCU OPERASYONU: 10 GÖZALTI
- 18:37 - KIYAFETLERİ, KİMLİĞİ VE KEMİK PARÇALARI BULUNDU
HÜSEYİN BARANER / KONUK YAZAR


110 MİLYAR DOLAR BİR HEDEF DEĞİL, BİR ZİHİN DEVRİMİDİR
TÜRSAB Turizm Kongresi’nin dördüncüsü Antalya’da “Eğitim, İletişim ve Dayanışma” mottosuyla gerçekleşti. Ben de bu kongreye katıldım.
Açık söylemek gerekir ki, uzun yıllardır sektörün içinde olan biri olarak bu kongrede sadece konuşmaları değil, konuşmaların arkasındaki zihniyeti, yapılan yorumları, koridorlardaki sohbetleri ve birebir görüşmelerde ortaya çıkan derinliği dikkatle izledim. Ve şunu net bir şekilde gördüm:
Türk turizmi artık olgunlaşma sürecine girmiştir.
Bu çok önemli bir kırılmadır.
Kongrenin açılış konuşmasını yapan TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya bu olgunlaşmanın çerçevesini çok net çizdi. “Turizm asla sadece turizm değildir” dedi. Bu cümle basit bir retorik değil, bir gerçeğin ifadesidir.
Turizm; dış ilişkidir, ekonomidir, iletişimdir, barıştır, umuttur ve huzurdur.
Ama aynı zamanda turizm; pazarlama, ulaşım, rehberlik, konaklama ve daha birçok unsurun bilgi, emek ve organizasyonla bir araya getirilerek ürüne dönüştürüldüğü bir sistemdir.
Ve bu sistemin mimarları da çok nettir:
Tur operatörleri ve seyahat acenteleri.
Bağlıkaya’nın altını çizdiği en önemli gerçeklerden biri de buydu. Seyahat acenteleri sadece satış yapan yapılar değildir. Onlar talebi planlayan, yönlendiren ve gerektiğinde yeniden inşa eden yapılardır.
Ve şu cümle aslında her şeyi özetliyordu:
“Biz hep birlikte güçlüyüz.”
Ama bu gücün ne anlama geldiğini gerçekten kavradık mı?
İşte asıl mesele burada başlıyor.
Antalya’daki bu kongrede aslında bir sektör konuşmadı. Bir sektör kendini yeniden tarif etti.
Ve bu tarifin en net, en yalın ve en cesur hali TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Eker’in kapanış konuşmasında Türsab’ın tüm karar vericilerinin ortaklaşa hazırladığı raporun sunumunda ortaya çıktı.
Şimdi sorulması gereken soru şudur:
Biz gerçekten bu söylenenleri anladık mı, yoksa yine sadece dinleyip geçtik mi?
Çünkü burada anlatılan şey bir hedef değil, bir zihniyet değişimidir.
Yıllardır aynı şeyi konuşuyoruz. Daha fazla turist, daha fazla sayı, daha fazla büyüme.
Peki sonra?
Bu büyüme bize ne kazandırdı?
İşte Hasan Eker’in kapanış bildirgesi sunumunda en kritik kırılma tam burada ortaya çıkıyor:
Turizm büyüme değildir. Turizm değer üretmektir.
Ve kongrenin belki de en önemli cümlesi şuydu:
“Kapasite artışı değil, verimlilik esas alınmalıdır.”
Bu cümleyi anlamayan bu sektörde artık rekabet edemez.
Çünkü dünya değişti.
Artık mesele kaç turist geldiği değil, o turistten ne kadar değer üretildiğidir.
Kongrede ortaya konulan “Turizmin Yeni Tanımı” da aslında bu dönüşümün açık bir ilanıdır.
Turizm sadece ekonomik bir faaliyet değildir. Aynı zamanda sosyal ve kültürel bir güçtür. Refah üretir, mutluluk üretir, barış inşa eder.
Şimdi kendimize dürüst olalım.
Biz bugüne kadar turizmi gerçekten bu şekilde mi yönettik?
Yoksa sadece doluluk oranı, fiyat ve kapasite mi konuştuk?
Belki de kongrenin en kritik sorusu şuydu:
Hangi turizm? Nasıl bir turizm?
Bu soru basit değildir. Bu soru Türkiye’nin turizmdeki kaderini belirler.
Verilen cevaplar ise oldukça nettir. Etik turizm, deneyim sunan turizm, değer üreten turizm, yerelle birlikte büyüyen turizm ve kültürü taşıyan turizm.
Ama bunların hepsinden daha önemlisi vardır:
İnsana dokunan turizm.
Çünkü teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, sistem ne kadar büyürse büyüsün, insanı kaybeden turizm her şeyi kaybeder.
Bugün Türkiye’nin en büyük yapısal sorunlarından biri de açıktır.
Turizm dört şehre sıkışmış durumdadır. İstanbul, Antalya, İzmir ve Muğla.
Ama hedef nedir?
Turizmi Anadolu’ya yaymak, bu oranı yüzde 25’ten yüzde 50’ye çıkarmak.
Bu sadece bir turizm hedefi değildir. Bu destinasyon sakinlerinin, halkında içinde olduğu bir kalkınma modelidir.
Eğer bu başarılamazsa, 110 milyar dolar hedefi sadece bir slogan olarak kalır.
Kongrede belki de en sessiz ama en devrimci cümlelerden biri ise şuydu:
“Tatil ve seyahat hakkı”
Bu ifade basit değildir. Bu bir zihniyet değişimidir.
Turizm sadece elitlerin hakkı değildir. Her vatandaşın hakkıdır.
Şirketlerin çalışanlarını tatile göndermesi, bu harcamaların teşvik edilmesi, sistemin buna göre kurulması…
Bunlar sosyal politika değil, turizmin geleceğidir.
Ama burada Türkiye’nin en büyük eksiklerinden biri ortaya çıkıyor.
Herkes “ ne sorsan bizde de var, her belediye , her ilimiz bizde herşey var ” diyor.
Peki sonra?
Hiçbir şey.
Potansiyel yetmez. Ürüne dönüşmelidir.
Turizm keşfetmek değil, ürünleştirmek ve satmaktır.
Bunu yapamayan destinasyon rekabet edemez.
Bir diğer kritik konu ise mevzuattır.
Bugün Türkiye’de turizm mevzuatı sektörün gerisinde kalmıştır.
Bu açıkça ifade edilmiştir.
Mevzuat yeniden yazılmalıdır. Hem tüketiciyi hem işletmeyi koruyan, uygulanabilir ve güven veren bir yapı kurulmalıdır.
Çünkü bugün sistemde güven eksiktir.
Ve şunu unutmamak gerekir:
Güven yoksa turizm yoktur.
Organizasyon tarafında ise en önemli başlık Destinasyon Yönetim Merkezleridir.
Türkiye’de turizm bugün yönetilmemektedir. Akmaktadır.
Ama akış kontrolsüz olursa kalite düşer, marka oluşmaz, sürdürülebilirlik kaybolur.
Yerelden yönetilen, bütçesi olan, karar alabilen yapılar kurulmadan bu sistem ilerleyemez.
Bir diğer kritik konu ise kriz yönetimidir.
Pandemi, savaş, doğal afetler…
Her kriz sonrası aynı soru soruluyor:
Kim ödeyecek?
Bu sorunun cevabı yoktur.
Bu yüzden Turizm Sigorta Fonu bir tercih değil, zorunluluktur.
Yönetim modeli açısından da çok net bir gerçek ortaya konmuştur.
Turizm tek başına yönetilemez.
Ne devlet tek başına, ne özel sektör tek başına.
Çözüm birlikte yönetimdir.
Gerçek anlamda, samimi bir şekilde, aynı masada.
Bakanlıklar, sektör temsilcileri, TÜRSAB ve diğer tüm paydaşlar birlikte hareket etmeden bu sistem sürdürülemez.
Bir başka kritik eksiklik ise veridir.
Bugün Türkiye veri üretmeden karar almaktadır.
Bu sürdürülebilir değildir.
Yeni dünyada veri yoksa strateji yoktur.
Data’ya sahip olmayan yarının ticari olarak inşa edemez !
Gençlerin beklentilerini bilmeden, yaşlanan nüfusu anlamadan, yeni pazarları analiz etmeden turizm yönetilemez.
Ve son olarak kriz yönetimi…
Turizm en kırılgan sektördür.
Ama hâlâ sistematik bir kriz planı yoktur.
Bu kabul edilemez.
Acil eylem planları, sigorta sistemleri ve hızlı müdahale mekanizmaları artık zorunludur.
Kongrenin belki de en güçlü cümlesi ise şuydu:
“Amaç sadece daha fazla turist değil. Herkes için daha iyi bir turizm.”
İşte bütün mesele budur.
Bugün Türkiye’nin önünde iki yol vardır.
Birincisi eski modeldir. Daha çok turist, daha düşük fiyat, daha fazla baskı.
İkincisi ise yeni modeldir. Daha az ama daha değerli turist, daha fazla gelir, daha sürdürülebilir bir sistem.
Türkiye artık karar vermek zorundadır.
Çünkü bu bir tercih değil, bir gelecek meselesidir.
Antalya’daki kongre bize çok net bir şey söyledi:
Turizm artık bir sektör değildir. Bir sistemdir.
Ve bu sistemin merkezinde insan, değer, denge ve akıl vardır.
Eğer bu sistemi kurarsak, 110 milyar dolar bir hedef olmaktan çıkar.
Bir sonuç olur.

ATATÜRK'ÜN İZİNDE OTELLER-6NİZAMETTİN ŞEN
BANA GÖRE DEĞİL, HAYATA GÖREMÜJGAN AKBÜLBÜL ÇELİK
ŞAİRİN ÖLÜMÜ VE SONRASI: TEVFİK FİKRETGAZANFER ERYÜKSEL
BİLE BİLE GÖRMEZDEN GELMEKALİ İHSAN DİLMEN
DİZÜSTÜ BİLGİSAYAR SİPARİŞ ETTİ, KUTUDAN MERMER ÇIKTI!AV İBRAHİM GÜLLÜ
ANTALYA'NIN TELEFERİĞİ NEREDE?VEDAT GÜRHAN
BEN BİR KIZ ÇOCUĞUYUM!MERAL KILINÇ
KURTLAR VADİSİ KOMÜNİTESİTARIK ÇELENK
12 EYLÜL’DEN BİR GÜN ÖNCEMUHARREM YELLİCE
GİRİŞİMCİ RUHLU KADINLARALYA ŞAHİN
ZAMAN VE TOPRAĞIN RİTMİIŞIK YARGIN
RESSAM MUSTAFA AYAZ VE ANSAN ÜZERİNEYUNUS YAŞAR
BEN Mİ HÜLYALI BİR ÇOCUKTUM YOKSA...OYA ÖZGÜR
BAŞARI KAÇ PUAN?PINAR TEYİN
EMEKLİ MAAŞLARINDAKİ ADALETSİZLİKAHMET DİKİCİ
SORUN BELLİ , ÇÖZÜM İÇİN BEKLEMEYELİMMEHMET YENİKAYNAK
ÇULYEDİEŞREF URAL
GÖKKUŞAĞININ SEKİZİNCİ RENGİ EVLATBİHTER GÖRDÜ
YAPAY ZEKÂ UYANIKKEN KANUN KOYUCU UYUYAMAZTUGAY TOYDEMİR
EKONOMİDE HEDEFLERE ULAŞILABİLİR Mİ?PROF DR MUSTAFA YILDIRAN
ULUS DEVLETNURİ SEZEN
YENİ BİR EĞİTİM ÖĞRETİM YILINA BAŞLARKENHASAN YAKUP CANGÜVEN
ESENLİĞE GİDEN YOL BAKTIĞIMIZ PENCEREDEBAHAR UYSAL HAMALOĞLU
OSMAN ÖZKÖYLÜ ANTALYASPOR İÇİN DOĞRU HOCA MI?KAHRAMAN KÖKTÜRK
'TARIM MALİYETİ TEMMUZ'DA REKOR DÜŞÜŞ GÖSTERDİ'
ANTALYA'DA SAĞANAK, TAŞKINA NEDEN OLDU
HIDIRLIK KULESI’NDE GÜN BATIMI KONSERİ
BOZANER YENİDEN ADAY
BERKAY BAHAR, KADIN İŞİ DÜNYASININ BEKLENTİLERİNİ DİNLEDİ
OPERA VE BALE FESTİVALİ VERDİ’NİN GÖRKEMLİ OPERASI “ATTİLA” İLE BAŞLADI
GAZANFER ERYÜKSEL'İN GRAVÜRLER ŞİİR KİTABI ŞEY KİTAP'TA
MÜZİK TELİFİNDE 'TEK ÇATI, TEK FİYAT' TALEBİ
Tel : 0532 474 99 63 | Haber Yazılımı: CM Bilişim





